|
Yazar:
Mehmet Karaarslan
Köşe Yazısı – 4 Şubat 2008
Laiklik ve Demokrasi Bir Bütündür
Türkiye Cumhuriyetini
koruyan niteliklerden biri laikliğe dayalı bir rejim olmasıdır. Laikliği
ortadan kaldırırsanız devlet, cumhuriyet ve millet tehlikeye düşer. Bu
tehdidi yaratan birçok gizli oluşum var. Bu oluşumlara hangi hükümet destek
verirse versin milletin önünde suçludur. Laiklik, cumhuriyetimizin bekasını
sağlayan en önemli niteliktir. Türk Gençliği, cumhuriyetin kutsal
niteliklerini ne pahasına olursa olsun korumalıdır. Bu, Atatürk’ün
vasiyetidir. Sonucu gençlere bırakmıştır. Laikliğin bu ülkede tartışılmaya
açık bir yani yoktur, olmamalıdır diye düşünüyorum.
Profesör
Ahmet Taner Kışlalı, Türkiye’nin en önemli aydınlarından biriydi. Beyinleri
yıkanan laiklik ve cumhuriyet düşmanları tarafından bombalı suikast sonucu
haince öldürüldü. Türkiye’de yıllarca Siyaset Bilimi ve İletişim
bölümlerinde öğretim görevlisi olarak ülkesine hizmet etti, Kültür Bakanlığı
yaptı. O bir Atatürkçüydü. Merhum Kışlalı, yazdığı kitaplar ve makalelerle,
üniversitede verdiği derslerle Atatürk’ün işaret ettiği çağdaş uyarlık
seviyesine giden yolu gösterdi. Başta Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği,
Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere birçok cumhuriyetçi demokratik kitle
örgütünün Anadolu'nun yüzlerce köşesinde düzenledikleri toplantılarında
konuşmalarla 'Ulusalcı, Laik, Atatürkçü' güçlere özgüven aşıladı... Halka,
Kemalizm’in, Atatürkçülüğün bir dogma değil, bir sürekli devrimcilik
olduğunu usanmadan anlattı. Bugün, onun ölümünden üstünden 9 yıl geçti ve
belki de Türkiye Cumhuriyeti’nin Laiklik ilkesi o zaman olduğundan daha
büyük tehdit ile karşı karşıya.
Bakın Profesör Ahmet
Taner Kışlalı laiklikle ilgili neler söylemişti:
Laiklik,
toplum ve devlet düzeninin akla ve bilime dayalı olmasıdır. Din-devlet
ayrımı ya da din ve vicdan özgürlüğü, bu bütünün birer parçasıdır.
Osmanlı hiçbir zaman hırsızın kolunu kesmedi, içki içene ağır ceza
vermedi, kocasını aldatan kadını taşlatarak öldürtmedi. Hatta faizi
yasaklamadı. Bazı padişahlar ferman çıkararak, o yılın faiz oranlarını
bile ilan ettiler. Ünlü Fatih K anunnamesi'nin
hiçbir yerinde şeriat yoktur. Osmanlı'da ''şeriat hukuku'' değil ''örfi
hukuk'' egemendi. Osmanlı'nın duraklaması ve giderek gerilesi ile durum
tersine döndü. Dinci güçler devlete egemen olmaya başladılar. Her ileri
atılım,''din elden gidiyor'' çığlıkları ile boğuldu. Ve Atatürk laikliği
getirdi. Anadolu yeniden aydınlığa döndü.
Şeriatı uygulama savında olan devletlere bakın!
Hangisinin yönetimi birbirine benziyor? Hangisinin uygulamaları aynı?
Var mıdır Kuran'da Suudi Arabistan'daki gibi, insanlara sokakta namaz
kıldıran bir ''din polisi''? Ve var mıdır laikliği kabul etmemiş bir
İslam ülkesinde demokrasi ve aydınlık? 
Anıtkabir’de
çirkin protesto
İnsanları bu derece
haddini aşan bir protesto yapmaya iten şey nedir? Bu insanların beyinleri
hangi güçler tarafından yıkanmaktadır? Neye hizmet etmektedirler? Laikliği
yıkmaya karşı sinsi ve kurnaz oluşumlar varlığını sürdürmektedirler ve her
gecen gün güçlenmektedirler. Bu oluşumların içi boştur. Tek amaçları dini
duyguları sömürerek yanlış bilgilendirmek suretiyle milleti cumhuriyetin
niteliklerine düşman etmektir. Anayasayı çiğneyerek
Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na türban takmak suretiyle giren
milletvekilinin “devlete meydan okuma” cesaretini göstermesi daha çok taze
bir olaydır.
Demokrasi,
kendini yok etmek amacıyla kullanılıyorsa artık demokrasi değildir
Laikliğin tanımı
bellidir. Atatürk tarafından oluşturulan Cumhuriyetimizin niteliklerinden
biri olup değişemeyecek bir ilkedir. Laiklik din ve devlet arasındaki ince
çizgiyi korur. Milletin inanç özgürlüğünün koruyucusudur. Laikliğe
kastedilmeye başlandığı anda Türkiye Cumhuriyeti'nin temelleri tehlikeye
düşer. Çünkü demokrasi sarsılmış olur. Demokrasi ve Laiklik tamamen
birbiriyle bütün kavramlardır. Bu tehlike Atatürk zamanında bile çok parti
girişimlerinde açıkça ortaya çıkmıştı. Günümüzde her fırsatta kullanılan
"Demokrasi" söylemi ise ne yazık ki sömürülür hale getirilmiştir. Eğer
demokrasi kendini yok etmek için kullanılıyorsa artık demokrasi değildir.
Aynı şey laiklik için de geçerlidir. Laiklik olgusu laikliğin temel tanımını
çiğneyerek kullanılıyorsa burada artık laiklikten söz edilemez.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mehmet Karaarslan, 1983 Marmaris doğumlu. İstanbul
Bilgi Üniversitesi, Televizyon Gazeteciliği; Habercilik ve
Programcılık bölümü mezunu. Texas A&M University’de İletişim
üzerine öğrenimine devam ediyor. Kurucusu olduğu İndigo
Dergisi'nin yayıncılığını ve genel yayın yönetmenliğini
yapıyor. Dünyanın olumlu yönde değişimi için, dördüncü
kuvvet olarak nitelendirilen medyayı araç olarak kullanıyor.
Sosyal sorumluluk odaklı çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|