|
Mahmut
Şaylıkay
Çocukları Vurmayın!
Herkes tarafından bilinir ki
savaş; ölüm, yıkım ve acı demektir. Her türlü savaş fotoğrafı
kötüdür. Çocuk ölümlerini yansıtanlar ise en acısı ve akıllardan
silinmeyeni hatta zihinlerimize kazınan korkunç kabuslardır. Bu
savaşların neden olduğu ve
niçin olduğu önemli değil.
Çünkü söz konusu olan çocuklardır. Ancak çocuklar vurulmaya,
ölmeye, işkence görmeye ve hor görülmeye devam ediyor. Bunun bir
evrensel kanun olarak bilinmesi gerek; “Hiçbir gerekçe çocuk
ölümlerini haklı
kılamaz”
Geride
bıraktığımız
haftalarda Güneydoğu’da henüz
yaşamın farkında olmayan çocuklar canice katledildi. Biri daha
altısındaydı, bir diğeri dokuz ve bir diğeri ise üç yaşlarında.
Hangi gerekçe bu ölümleri haklı kılabilir? Hangi yasa bunu
savunabilir? Daha ne olduğunu anlamadan ve tek oyun yerleri olan
o zalim sokakları kana bulamaları hangi kelimeyle anlatılabilir?
Onlar oyun oynamaları gerekirken sonları vahşi bir tabut oldu.
Peki neden? Birilerinin hesaplarını mı bozdular? Düşman bile
olsa çocuğa silah doğrultulmaz ve doğrultan da haklı sayılmaz.

Geriye
dönüp bölgeye
baktığımızda feci derecede göç almış, yerlerinden yurtlarından
ve o temiz köylerinden mahrum bırakılmış çocuklar adeta
potansiyel suçlu olarak sokaklara terk edilmiştir. Diğer
bölgelerdeki arkadaşları daha iyi koşullarda okula giderlerken,
onlar okul bile bulamaz hale gelmişlerdir. 60’ar kişilik
sınıflardaki öğrencilerden başarı beklenilmiş. Ve yeri
geldiğinde de ‘Geri kalmışlar’, ’Kro’ diye ayıplanmışlar. O
topraklarda insanı tanımlamak bu kadar ucuz olmamalı ve insan
hayatıyla oynamak artık suç sayılmalı.
Yapılan araştırmaya göre bir
tuvalete 200, bir laboratuara ise 8700 öğrenci düştüğü
bildirildi. Okuma-yazma bilmeyenlerin oranı % 40’larda. Madde
bağımlılığı ve küçük yaşta işçilik yapan nice çocuk ve kapkaç
terörünün artması, bölgelerarası eğitim eşitsizliği yapılan bu
raporla gözler önüne seriliyor. Bu doğrultuda karşımıza provake
edilebilecek yığınla militan çıkıyor. Böylesi olayların hat
safhaya geldiği bu günlerde eğitim ve öğretim yeniden gözden
geçirilmeli ve yeterince ödenek ayrılmalı, yoksa elde olmadan
insanları kendinden nefret ettiren bir devlet çıkar ortaya ve
bunun önü kesilmez.
 Şundan eminim ki; tüm
insanoğlu, çocukların ölmesini ve katledilmesini tasvip etmiyor.
Bütün anne ve babalar ise hergün çocuklarına iyi bir gelecek
hazırlamak için tüm yolları denemekte ve her şeyi seferber
etmektedir. Artık bu ülkede Mehmetler, Ayşeler ölmemeli ve
herkes bunun bilincinde olmalı. Geleceğimiz onlar, Onlarsız
gelecek cehennemin ta kendisi...
9 KURŞUNLUK MANZARA
Silah sesleriyle çınlıyor kulaklarım
Dışarıda vahşet en iyi
gününde
Oysa iki gün önce yitirmiştim
Daha altısında olan bir
arkadaşımı
Dedim ya!
Vahşet bayram yapıyor
memleketimde
Memleketim çaresiz
Memleketim 6 kurşuna
paramparça
Memleketim çocuksuz
Annem hergün ki monoton
tembihlerindeydi.
Oğul sokakta çaresizlik var
Oğul sokakta karanlık gündüze
mülteci
Seyre dalma bu kabusu
Düşmanını güldürme kendine
Dedim ya!
Monoton tembihlerdi.
Dinlemedim anne yüreğini
Seyre daldım o karanlık
silüeti
Ve daldım gittim cehennem
mesailerine
Şeytan kahkaha makinesiydi
Bir namlunun ucunda
Bana doğrulmuş, bana dost
olmuştu kurşunu
Göğsüm cayır cayırdı artık
Ellerimde mecburi kelepçe
Dedim ya!
Seyre dalmaktı suçum
memleketimi
Bir balkonluk hayatım varmış
benim aslında
Hayatım feda olmuş
memleketime
Geriye 9 kurşunluk taziyem
kalmış
Yaşıma eşit tek kurşunla
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mahmut Şaylıkay
1984, Diyarbakır
doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf
öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne
gösterilerinde bulunuyor.
Detaylı Bilgi
|