|
Yazar:
Mahmut Şaylıkay
Küreselleşme ve Krizler
Son yıllarda yaşanan krizlere
göz atarsak önümüze küresel kaynaklı yüzlerce çöküşe neden olmuş
kriz felaketleri çıkar. Piyasada varolan güçlere olan büyük
inancın, yaşanacak krizleri göz ardı ettiği ve toplumun
ilahlaştırma politikası ile her yapılanın iyi olduğu kanısı,
çöküş zeminleri hazırlamıştır. Soros’un savunduğu açık toplum
kavramının benimsenmemesi ve hazırda bulunan toplum modelinde
ısrar edilmesi olayın sosyo-ekenomik tarafını çökertmiştir.
Asya’daki bazı ülkeler
Amerika’da yaşanan 1929 çöküşünden daha kötü krizler yaşamıştır.
Rusya halen bu bunalımı yaşayan ülkelerden biridir.
Küresel ekonomik
büyüme tahminleri sürekli küçülmüş ve sonunda negatif rakamlara
gelmiştir. Gerilemenin Amerikan ekonomisine de yayılması,
küresel finans sistemindeki çöküşün yanı sıra bir
de uluslararası serbest ticarette çöküşe neden olmuştur. Bu
gelişmeler ancak, uluslararası finans otoritelerinin girişimleri
ile önlenebilmiştir.
Küresel
kapitalist sistemde reform yapmak ülkeler için acil bir eylem
planı olarak ortaya çıkmıştır. IMF (Uluslararası Para Fonu)
programlarının da güncel küresel finans krizinde başarılı
olmadığı görülmektedir. Bu kurumun görevlerinin ve çalışma
yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir. Ayrıca,
başka kurumların bu sistem içinde varlığının söz konusu
olabileceği düşünülebilir.
Küresel kapitalist sistemin
açık toplumun çarpıtılmış bir biçimi olduğunu ve açık toplum
ilkelerinin daha iyi anlaşılıp yaygın biçimde desteklenmesi ile,
bu sistemin aşırılıklarının düzeltilebileceği öne sürülebilir.
“Açık Toplum” terimi, Karl Popper tarafından “Açık Toplum ve
Düşmanları” adlı kitabında ortaya atılmıştır.
Küresel
kapitalist sistem, küresel krizden etkilenmiş olsa da hala çok
güçlüdür ve ideolojik etkinliği sınır tanımamaktadır. Kapitalizm
tüm yetersizliklerine rağmen diğer seçeneklerden daha iyidir.
Sistemin kendi kendini yok etmesini önlemek için açık toplum
kavramına ihtiyaç vardır. Açık toplum, anlayışımızın kusursuz
olmadığına ve hareketlerimizin niyet edilmeyen sonuçlarının
olabileceğinin kabulüne dayanır. Gerçek anlamda küresel bir
ekonomiye istikrar ve düzen getirmek için politik karar verme
konusunda küresel bir sisteme ihtiyaç vardır.
Süreç belirsizliklerle
doludur ve güçlüklerle karşılaşılmaktadır. Ne kadar ileri
gidebileceğini söylemek olanaksızdır. Süreç politik bir
seçkinler sınıfı tarafından yürütülüp kitlelerin desteğini
kaybetmektedir. Devletler egemenliklerinin bir kısmını birliğe
devretmişlerdir. Ekonomik alanda nispeten daha iyi
çalışmaktadır. Politika, alanında
özellikle
başarısız olmuştur. Dış politika ülkelerin çıkarlarına bağlı
kalmış, hiçbir ortak politika ortaya çıkmamıştır. Başarısızlık
Avrupa Birliği’nin dağılmasına yol açabilir.
Sonuç olarak Amerika’nın tek
süper güç olarak dünyanın liderliğini üstlenmesi gerektiğinin
söylenmesi bir noktada çaresizlik içindeki ülkelerin tek
kurtuluş yolu olmuştur. Küresel bir açık, toplumun insanlarla ya
da sivil toplum örgütleriyle kurulamayacağı, egemen devletlerin
işbirliği yapmaları gerektiği aşikar olmuştur. Bunun için de
politik girişimlere gereksinim vardır. Bu çerçevede kamuoyu ve
sivil toplum girişimleri, önemli roller üstlenmelidir.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mahmut Şaylıkay
1984, Diyarbakır
doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf
öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne
gösterilerinde bulunuyor.
Detaylı Bilgi
|