|
Haber: Mahmut Şaylıkay
Çevre ve Doğa
Haberleri, Kars
Yaşı Tarihle Eşit
Hasankeyf
Hasankeyf’in ne zaman
ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Ancak şehir ve
etrafındaki binlerce mağara insanların buraya çağlar öncesinden
yerleştiğini gösteriyor.
Hasankeyf,
insanlığın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Mezapotamya
bölgesinde yer almaktadır. İçinden Dicle
nehrinin akıp gitmesi, korunmaya müsait coğrafi yapısı, mesken
olarak kullanılan binlerce mağarası hep dikkatleri çekmiş ve
çağlar boyunca stratejik önemini korumuştur. Yekpare taştan
meydana gelen kalesi nedeniyle “Hısn Keyfa” adını almıştır.
Ancak başka isimler de kullanıldığı bilinmektedir.
Yüzlerce
cami,
kilise, saray ve şehir kalıntısıyla günümüze kadar ulaşan
Hasankeyf; sorumsuz yönetim, eğitimsiz insanlar eliyle
yüzyıllardır yağmalanıyor. Halkın mağaralarda yaşıyor olması,
fakirlik ve ilkellik belirtisi zannedilerek alelacele küçük
beton evlerden oluşan konutlar tarihsel kent üzerine yapılarak
pek çok anıt yok edilmiş. Arkeolojik çalışmaların yetersiz
kaldığı, her şeyi ile üzerimizde bir sorumluluk olarak duran bu
şehir restore edilip dünya insanlığına bir kültür mirası olarak
sunulmalı. Hala doğal yapısını koruyan belki dünyanın nadir
kentlerinden "Hasankeyf", Ilısu Barajı gölünde kaybolacağı günü
bekliyor.
Herkesin,
tarihine sahip çıktığı
ve elde kalanları korumaya çalıştığı bir dönemde, kendi
tarihimizi “maddi varlıklar” adına yok etmek ve devasa bir
tarihi sular altında bırakmak, gelecek kuşaklara, yarının
büyükleri çocuklara yapılan en büyük hakarettir. Unutmayalım ki
nereden geldiğini bilmeyen bir toplum, yok olmaya mahkumdur. Bu
bağlamda herkesin taşın altına elini koyması ve kültürel mirasa
sahip çıkması gerek. Bu ülke bizim ve ülkemizi dik tutmak ta
bizim elimizde...

Hasankeyf’i kurtaracak
alternatif projeler:
1. Ilısu Barajı su kotu 515
metreden 475 metreye düşürülerek Hasankeyf su havzası dışında
bırakılabilir.
2. Güneşin dünyada en çok
görüldüğü coğrafyada olduğumuza göre güneş enerjisi üretim
projeleri gerçekleştirilebilir.
3. Ilısu Barajı yerine aynı
mıntıkada 3 ayrı baraj inşa edilebilir.
4. Batman’daki rafineri
stokları şu anda fuel–oil ile dolmuş bulunmaktadır. Fuel–oil ile
çalışacak enerji santralı kurulabilir.
5. Ülkemizde üretilen
enerjinin büyük bölümü şebekelerde ve kaçak elektrik
kullanımında kaybolmaktadır. Bunun önlenmesiyle Ilısu
Barajı’ndan elde edilebilecek enerjinin iki misli kadar tasarruf
sağlanabilir.
Antik
Dönemde Hasankeyf
Milattan önceki dönemlerde
Hasankeyf’in ne gibi tarihi gelişmelere sahne olduğu, kimlerin
burada hüküm sürdüğü tarihin karanlık sayfalarından biridir. Bu
konuda yazılı herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. İleride
yapılacak arkeolojik çalışmalar bu konuya ışık tutacaktır.
Yalnız Mezapotamya bölgesine hakim olan kavimlerin en gözde
yerlerinden birinin Hasankeyf olduğunu söylemek mümkündür.
Bizans Döneminde Hasankeyf
Miladi ilk asırlarda
Hasankeyf, Bizanslılarla Sasaniler arasında el değiştirmiş.
Zaman zaman Bizanslıların zaman zaman da Sasaniler’in elinde
kalmıştır. Miladi dördüncü asrın ortalarında Hasankeyf’e sağlam
bir kale yapan Bizanslılar, hemen hemen burayı bir daha
Sasaniler’e hiç kaptırmamışlardır. Bizansın hakimiyeti
Müslümanların burayı elegeçirdiği 7. Asrın başlarına kadar
sürmüştür.
İslam
Döneminde Hasankeyf
Müslümanlar burayı ikinci
halife Hz.Ömer döneminde M.638. yılında fethettiler. Halifeler
döneminin ardından sırası ile Emeviler, Abbasiler, Hamdaniler,
Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ve Osmanlılar buraya hakim
oldu.
Hasankeyf, tarihi önemini Artuklular’ın M.S.1101 yılında buraya
hakim olması ile kazandı. Bu tarihten itibaren o günkü ismi ile
HISN KEYFA, ortaçağın önemli şehirlerinden biri oldu.
Kuzeyden güneye kıvrılıp giden Dicle nehri üzerinde yer alması
ve o günlerde ticaretin önemli bir kısmının nehir yoluyla
yapılması nedeniyle Hasankeyf, ticare ve ekonomik olarak da
gelişti.
Hasankeyf’i Artuklular’dan alan (M.1232) Eyyubi Kürtleri, henüz
bölgeye tam hakim olamadan Moğol istilası ve harabiyeti ile
karşılaştı. Bircok yerleşim yeri gibi burası da altüst oldu.

Kürt Eyyubiler, Moğol şokunu
atlattıktan sonra 14. Asrın başlarından itibaren Hasankeyf’i
yeniden imar etmeye başladı. Özellikle bugün Hasankeyf’te
bulunan birçok eserde imzası bulunan Eyyubiler’in, Sultan
Süleyman zamanında bu imar faaliyeti zirveye ulaştı.
Hasankeyf, Eyyubiler zamanında tarihinin en parlak
dönemlerinden birini yaşadı.
Nihayet Osmanlılar’ın gücüne
karşı direnemeyen, Safeviler’in baskıları ve iç hesaplaşmalarla
iyice yıpranan Eyyubiler, 1515 yılında
burayı Osmanlılar’a bıraktı. Bu tarihten itibaren şehir tarihi
önemini kaybederek günümüze geldi. Ancak bütün ihmallere ve
tabii tahribata rağmen birçok eseri günümüze ulaştırdı. Şimdi
burada kısaca bu eserlerden bazılarına değinelim;
Kale
Kalenin eski çağlardan
beri bir iskan yeri olarak kullanıldığı mağara yapılardan
anlaşılmaktadır. Ancak kale olarak kullanılmaya başlanması
Bizanslılar dönemine rastlamaktadır.
Yekpare taştan olması nedeniyle çok korunaklı olması, üzerinde
birkaç tarihi eserin olması, gizli yollarla nehre inilmesi ve
kaleye çıkan yol üzerindeki zarif, muhteşem taş kapısıyla
dikkatleri çekmektedir.
Kaleye doğudan merdivenli bir yolla ulaşılmaktadır. Bu yolun
hemen başında bulunan oyma taşlardan yapılmış Eyyübilere ait
olduğu üzerindeki kitabeden anlaşılmaktadır. Bu yolun üst
tarafında da kısmen harap olmuş diğer bir kapı yer almaktadır.
Kalenin kuzeydoğu ucunda dev bir kule gibi yükselen Küçük Saray
yer almaktadır. Ayrıca kalede Ulu Cami, Büyük Saray yer
almaktadır. Bu eserlerle ilgili bilgi verilecektir.
Kalenin dikkate değer özelliklerinden biri de, gerek Artuklular
gerekse Eyyübiler döneminde buraya su çıkarılmış olmasıdır.
Asırlarca kale bu su ile hayat bulmuş. Bu suyun kesildiği
olağanüstü zamanlarda kalenin kuzeyinde yer alan merdivenli
yollarla nehirden su alınmış.
Kalenin tarihlerde silah zoru ile ele geçirildiği yazılmıyor.
Köprü
Tarihi kaynaklarda
köprünün 1116 tarihinde Artuklu Fahrettin Karaaslan tarafından
yapıldığı yazılı. Ancak Hasankeyf 638 yılında Müslümanlarca
fethedildiği sırada bir köprüden bahsedilmektedir. Bu nedenle
köprünün antik bir temel üzerinde yapılmış olması ihtimal
dahilindedir.

Kemer açıklılkları itibariyle ortaçağda yapılan taş köprülerin
en büyüğüdür. Ortadaki büyük kemeri taşıyan iki orta ayağın
arasındaki açıklık 40 metredir. Doğu ve batıdaki küçük kemerler
dışındaki ortadaki büyük kemerler tamamen yıkılmış durumda.
Araştırmalara göre köprünün en büyük kemerin ortası ahşaptandı.
Düşman şehre saldırdığı zaman bu ahşap kısım yerinden
kaldırılır, düşmanın şehre girişi engellenirdi. Bu özellik
köprünün ömrünü kısaltmış.
Köprünün önemli özelliklerinden biri de orta ayakları üzerinde
yer alan ve on iki burcu simgelediği tahmin edilen figürlerdir.
Bir ikisi dışında tahrip olmuş ve şekil olarak he ifade
ettikleri anlaşılmaz hale gelmiştir. Köprünün ne zaman yıkıldığı
da bilinmemektedir.
El-Rızk Camii
Dicle nehrinin doğusunda
köprü ayağına yakın bir mevkide yer alır. Portal girişindeki
kitabeden eserin, 1409 yılında Eyyubi Sultan Süleyman
tarafından yaptırılmıştır.
Bugün camiden sadece minare sağlam kalmış. Kısmen yıkılmış
portal giriş kapısında yer alan kitabenin altında bitkisel
süsler arasında Allah’ın doksan dokuz ismi yazılmış. Camiin
önemli özelliklerinden biri de cami minaresinin çift yollu
olmasıdır.
Sultan Süleyman Camii
Minare şerefeden itibaren
bilinmeyen bir tarihte yıkılmış. Minare, kuşaklara ayrılmış,
kuşaklar farklı bitkisel süslerle bezenmiş.
Koç
Camii
Sultan Süleyman Camii
doğusunda yer alır. Genel özelliklerinden, alçı süslemelerinden
Eyyübiler’e ait olduğu tahmin edilmektedir. Yer yer sökülmesine
rağmen Hasankeyf’te en canlı alçı süslemelere sahip bir eserdir.
Kitabesi olmadığından kesin olarak kimin tarafından yapıldığı
bilinmemektedir.
Zeynel Bey Türbesi
Kısa bir süre Hasankeyf’te
hakim olan Akkoyunlular’a ait tek eserdir. Akkoyunlu hükümdarı
Uzun Hasan’ın oğlu Zeynel Bey’e ait olduğu üzerindeki kitabeden
anlaşılmaktadır.
Kaledeki Ulu Camii
Eyyubiler’in Hasankeyf’teki
ilk eseridir. 1325 yılında bir kilise kalıntısı üzerine inşa
edilmiş. Yapı gibi minaresi de gene llikle
moloz taşlardan yapılmıştır. Minarenin kuzeyinde bulunan alçı
süsleme ve kitabe dikkate değer. Cami minberinden günümüze
ulaşan ahşap kitabe, yazısı ve oyma süsleri ile günümüze ulaşan
nadir parçalardardan biridir.
Küçük Saray
Kalenin kuzey-doğu ucunda
bulunmaktadır. Saray, aşağıdan itibaren yontulmuş kaya kütlesi
üzerinde inşa edilmiş. Eyyubilerin Hasankeyf’teki ilk
eserlerinden biridir.
Kuzeye bakan cephedeki pencerenin üstünde iki aslan kabartması,
bu kabartmaların ortasında kufi levhalar yer almaktadır. Sarayın
kuzey ve batı cephelerinde alçı süslemelerin izlerine
rastlamaktadır.
Büyük Saray
Kalenin kuzeyinde Ulu
Camiinin altında yer almaktadır. Büyük ölçüde yıkılmış ve
göçükler altında kalmıştır. Yapının en önemli özelliği, binadan
bağımsız, giriş kapısının karşısında diktörtgen bir kulenin
yükseliyor olmasıdır. Burası kesme taşlardan örülmüş, köprüden
olduğu gibi taşlar madeni kromplarla birbirine kenetlenmiştir.
Burasının gözetleme kulesi veya yıldırımlık görevi gördüğü
tahmin ediliyor.

Ilısu Barajı
Ilısu Barajı; Mardin ve Şırnak İl sınırları arasında
Dargeçit ilçesinin 15 Km. doğusunda, Dicle Nehri üzerinde yer
almaktadır. Ilısu Barajı kil çekirdekli kaya dolgu tipinde olup
temelden yüksekliği 138 m’ dir. Barajın maksimum su kotu 526,82
metre, toplam gövde hacmi 44 milyon metreküp, rezervuar hacmi
ise 11 milyar metreküp’tür. Barajın kurulu gücü 1200 MW olup
üreteceği toplam enerji 3,833 milyar KWh’tır. Ilısu Barajı ile
üretilecek olan enerji , şu an ülkemizde hidroelektrik
santralleri vasıtasıyla üretilecek olan enerjinin %10’unu
teşkil edecektir. Ayrıca Ilısu Barajı HES tek başına bir proje
değildir. Aynı zamanda Ilısu Barajı mansabında yapılması
planlanan Cizre Barajı ve HES Tesisleri ile entegre bir
projedir. Cizre Barajı ve HES
tesisleriyle de yılda 1,208
milyar KWh enerji üretilecek ve 66225 ha tarım arazisi
sulanacaktır. Ilısu Barajının yapılmaması
halinde Cizre
barajının rezervuar hacmi 400 milyon metreküptür. Ilısu Barajı
elektrik enerjisi ürettikten sonra mansaba Cizre Barajı
menbaına vereceği su debisi 435 metre ’küptür. Ayrıca inşa
halinde 15.000 kişiye, inşaadan sonra ise 22.000 kişiye iş
olanağı sağlayacağı ileri sürülüyor.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mahmut Şaylıkay
1984, Diyarbakır
doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf
öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne
gösterilerinde bulunuyor.
Detaylı Bilgi
|