|
Haber
ve Röportaj: Mahmut Şaylıkay
Çocuk Gelişimi
Haberleri
Çocuklar
Kitap Okumaya Ne Zaman Başlasın?
Çocuklarımıza Daha Bebekken
Kitap Okumaya Başlamamız Gerektiğini Konuşuyoruz. Anneler Olarak
Birbirimize Kitaplar Öneriyoruz. Bazılarını Beğeniyor,
Bazılarını Beğenmiyoruz. Peki Kitap Seçimini Nasıl Yapmalıyız,
Çocuklarımıza Kitap Okumaya ve Okutturmaya Ne Zaman
Başlamalıyız. Çocuk Kitabı Yazarlarından Nuran Turan'a Sorduk.
Röportaj:
Mahmut Şaylıkay
Bir çocuğa ne
zaman ve nasıl hikaye okumaya başlamalıyız?
NURAN
TURAN: Anne
karnındaki bebekle konuşmanın ne denli faydalı olduğu, uzun
zamandır uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Bence de anne ve
baba, anne karnındaki bebekleriyle konuşarak ona sevgilerini
iletebilirler. Ona anlatacakları, kendi hayatlarına dokunan
gerçek öyküler, bebeği hayata hazırlamaya yardımcı olur
kanısındayım. Çocukların en çok öğrenebildikleri yaş 0-5 yaş
arası olarak saptanmış. Gelişmiş ülkelerde, çocuklara bu
yaşlarda çok yükleniliyor. Örneğin İngiltere’de okuma yazma yaşı
dörde indirilmiş. Amerika’da da öyle. Avustralya’da da aynı
uygulamaya tanık oldum. Çocuklar akşam yatağa kitapla giriyor.
Okuma
alışkanlığı kazandırmak için aileler neler yapmalı?
Çocukları kitapla
tanıştırmakta asla geç kalınmamalı. Hazırlanan öylesine güzel
kitaplar var ki! Bebeklerin ellerine aldığı kitapları yırtma
eğiliminde olması bilinen bir gerçek. Bu yüzden bebeklere
yırtılmayan bez kitaplar üretiliyor. Banyoda da
kullanılabilecek, yırtılmayan ve sudan etkilenmeyen kitapların
üretilmesi, çocuklar ne kadar erken okuma alışkanlığı kazanırsa,
o kadar iyidir savını da destekler nitelikte. Ayrıca Uzakdoğu’da
üretilen sesli kitaplar, çocukların ellerinden düşüremedikleri
arasında bulunuyor. Dokunma duygusunu geliştiren, çeşitli
hayvanların kürklerinin, derilerinin aynısı gibi yapılmış
resimli kitaplar da çok hoş. Bir tavşanı, bir kediyi, bir geyiği
okşayarak duyumsayabilmek, çocukların çok hoşuna gidiyor. Ayrıca
kokulu kitaplar var. Resimli kitaplarda çilek, elma,
şeftali
görüp de onun bir de kokusunu koklamak ne hoş değil mi? Böylece
çocuk, küçük yaşta bütün duyu organlarıyla kitabı algılıyor,
seviyor ve onu hayatının bir parçası olarak görmeyi öğreniyor.
Bazen biz
anneler, bir kitabı okurken spontan olarak belli değişiklikler
yapıyoruz. Bazen kelimeleri beğenmiyoruz ya da özetliyoruz.
Bunun bir sakıncası var mıdır?
Bu durumun bir sakıncası yok.
Her anne ve baba çocuğunu daha iyi tanır. Çocukların konuyu
anlamasına yardımcı olabilmek için bu tür değişiklikler
yapabilir. Bu durumun sadece gelecekte çocuk
tarafında
"beni kandırdın" psikolojisi yaratma ihtimali bulunuyor.
Klasikler
dışında kalan, konusunu bilemediğimiz yeni bir masalı seçerken
nelere dikkat etmeliyiz?
Bu konuda öğretmen ve
velileri çok ciddi bir görev bekliyor. Okul ile ailenin
işbirliği yapması gerekiyor. Bütün kitapları bir kişi okuyamaz.
Bunu okul kitaplığına yapılacak seçkilerde ciddi bir çalışma
yaparak çözümlemek mümkün sanırım.
Nuran
Turan: "Herkes çocuk kitabı yazabilir"
Herkes çocuk kitabı yazabilir.
Yazdıkları da yayımlanabilir. Ülkemizde daha eleştirmenlik
müessesesi tam gelişmedi. Aslında en iyi eleştirmen okurdur
bence. Doğal olarak da zaman.
Çocukların
zamanları çok değerli. Canları da çabuk sıkılıveriyor. Öte
yandan sevdiği şeylerden de asla vazgeçmiyor. Ayrıca
bilmediklerini öğrenmeyi seviyorlar. İlgi alanları geniş bir
yelpazeye yayılıyor. Ben çocuklara okulda öğrenecekleri
bilgileri verme konumunda görmüyorum kendimi. Zaten öğretmen
kökenli olmadığımdan, öyle bir kimliğe bürünmem de olanaksız.
Çocukları eğlendiren, hayata hazırlayan, satır aralarında genel
kültür, özellikle de kendi kültürümüzü tanıtan öyküler
yazıyorum. Öylesine büyük ve köklü bir kültür hazinemiz var
ki...
Öykülerimde
Mevlana, Yunus Emre, Nasreddin Hoca gibi şahsiyetlerin yanı sıra
Kapadokya, Dolmabahçe Sarayı, Pera Palas, Rumeli Hisarı, Kız
Kulesi, Kapalıçarşı gibi mekanları da kullanıyorum. Atatürk’ün
olağanüstü kişiliğini çocuklara tanıtmak üzere yazdığım
kitaplarımın, çocukların ellerinden düşmemesi beni çok
sevindiriyor. Atatürk kitapları yazmaya başladığımda bir
öğretmen arkadaşım; "Atatürk’e kargaları mı kovalatıyorsun?"
demişti. Atatürk’ün Türk çocuklarına söylemek istediklerini,
kendi yaşadığı mekanlarda, günümüzün çocuğu Serdar’la dolaşarak
anlatmak hoş bir serüven oldu benim için. Ben Burhan Felek’in
öğrencisiyim. "Bugünün insanının fazla vakti yok, mümkün olduğu
kadar kısa yazın" demişti, Burhan Felek hocam. Kısa ve özlü
yazmaya çalışıyorum. Kelime seçimine gelince; ben kuşaklar
arasında kopmalar yapabilecek sözcükler yerine güncel hayattaki
konuşma dilini tercih ediyorum. Türkçemizin zenginliğinden de
faydalanmıyor değilim.
http://www.nuranturan.com/
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mahmut Şaylıkay
1984, Diyarbakır
doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf
öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne
gösterilerinde bulunuyor. Detaylı Bilgi
|