Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Mahmut Şaylıkay

Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni

Dört kıtada yapılan yüzlerce araştırmaya dayanarak dünya ekonomisinin zirvesindeki beş şirketin profilini çizersek, bu şirketlerin dünya ekonomisini oluşturan, birbirleriyle bağlantılı dört sistemini (Küresel kültür piyasası, Küresel çarşı, Küresel işyeri ve Küresel finans ağını) nasıl yönettiklerini açıklayabiliriz ve şirketlerin uyguladıkları sistemler hakkında bilgi verebiliriz.

Küresel kültür piyasasında Sony ile Bertelsman şirketleri, Küresel çarşıda Philip Morris şirketleri, küresel işyerinde Ford şirketi, Küresel finans ağında ise Citibank şirketinin kendi sektörlerinde ve dünya ekonomisinin diğer dev şirketleri ile rekabetlerini teferruatlı olarak inceleyebiliriz.

Buradaki amacımız; ekonomik mücadelenin galipleri kanalıyla küresel sistemi ve bu sistemin dünya ekonomisi üzerindeki etkisini sosyal, politik ve ekonomik açıdan incelemek ve gelecek yıllarda dünya ekonomisinin maruz kalacağı tehlikeleri önceden kestirmektir. Söz konusu şirketler, giderek ulusal iktidarların yerlerini almakta, dünya çapında para, mal ve bilgi akışını denetlemekte, dünya ekonomisinin kaderini ellerinde tutmaktadırlar. Bu şirketler, aldığı kararlar ve uygulamaları ile dünya ekonomisine yön vermekte, şirketler çıkarlarını, ulusal çıkarların hatta dünya ekonomik çıkarlarının üzerinde tutmakta ve gittikçe büyümeye devam etmektedirler. Ulusal iktidarların iç ve dış politika ile ilgili uygulamaları, bu şirketlerin onayından geçmektedir. Bu şirketlerin, ulusal iktidarlar hatta bölgesel kuruluşlar ve organizasyonlar üzerinde büyük etkileri mevcuttur. Ekonomik yönden alınan her karar ve uygulamada, bu şirketlerin büyük etkisi vardır.

Amaç; küresel dünya ekonomisini hedefleyen bir açmazın penceresinde “bölünmüş bir dünya yaratma” tehlikesini vurgulamaktır. Bütünleşmiş bir üretim sisteminin yarattığı işsizlik, kimlik bunalımları, politik çalkantılar ve kökten dinci tepkiler, kamu yönetiminin etkinliğini yitirmesi sonucu bozulan ekonomik dengeler, bu bağlamda ele alınmış ve araştırmalar ile desteklenmiştir.

Küresel düşler; küresel ekonomi kapsamında iyi bir slogan olmakla birlikte, bu sistemi uygulamak ve tüm insanların istifade edebileceği bir yapıya kavuşturmak çok zordur. Çoğumuz kendi çekirdek ailemizi bile, bir birim olarak düşünmekte zorlanırız. Ticaret ve politika dünyalarındaki küresel oluşumlar ve görüşler bir bütün değildir. Her oluşumun ayrı bir karakteristik özelliği ve çıkarları vardır. Şirket başkanları, dünya nüfusunun büyük bölümünün alamayacağı küresel ürünleri üretmekten söz ederler.

Politikacılar, küreselleşme sorununu, ekonomik strateji ve dış politika ile aşacaklarına değinirler. Ancak, asıl düşündükleri yerli ekonomiyi tehdit eden yabancı rekabeti bir takım destekler, teşvikler ve yaptırımlar aracılığı ile etkisiz hale getirmektir. Dünyada küresel çıkarları desteklemek bir yana, tamamlayabilecek hiçbir makam yoktur. Bir bütün olarak ele alındığında sistem dengesiz görünmektedir. İşleri ve ücretleri azaltmak için sistemin içinde bulunan baskılar, kronik üretim payları ve küresel rekabet nedeniyle artmakta; otomasyon ve eğitim konularında sağlanan ilerlemeler, fabrikaları bir yerden bir yere taşımayı ve kadrolarda kısıntıya gitmeyi kolaylaştırmaktadır. Üretim, ekonomik açıdan daha verimli bir hale gelmekte; ancak bir sonraki kuşağın karşısında dengeli, iyi ücretli iş seçenekleri azalırken, dünya nüfusunun gittikçe büyük bir bölümü müşteri değil, vitrin seyircisi olmaya sürüklenmektedir.

Dünya bugün çok farklı bir görünümdedir. Birleşmiş Milletler verilerine göre, 1970’li yıllarda dünyada 7000 Çok uluslu şirket vardı. Bugün bu sayı 35000’i geçmiştir. Yapılan hesaplamalarda, dünyanın en büyük 300 endüstri şirketi 20 trilyon dolarlık üretken aktif portföyünün % 25’ini kontrol etmektedir. Zayıflayan hükümetler dünyasındaki başına buyruk şirketler, bir dizi çok önemli kararı veto edecek güçtedirler. Küreselleşme gerçek anlamıyla küresel değildir. Uluslararası işler endüstrileşmiş dünyada ve kalkınmakta olan ülkelerin belirli bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Çoğu insan, bu sistemin dışındadır.

Ne politikacılar, ne de şirket yöneticileri, kaynakların korunmasını ya da ekolojik dengeyi, politik değerlerin merkezi olarak kabul etmektedirler. Sonuçta, yaşam güzellikleri ve doğal dengeyi sürdürmek için gerekli olan öğeler, akıl almaz bir biçimde yok edilmektedir.

Gerçek anlamda küresel bir toplum yaratmaya yönelik küresel düşünce, henüz ne hükümetlere, ne de şirketlere yerleşmemiştir. Çoğu lider, kendini zenginlik ve iktidara yükselten sistemi değiştirecek kişiler olmak bir yana, tam anlamıyla baskın kültürünün ürünleridir. İnsanoğlunun var oluşunun bağlı bulunduğu küresel bilinç, eğitimin hem iş dünyasında hem de hükümette, liderliği ödüllendirme, destekleme ve yetiştirme yöntemlerimizin ve başarıyı tanımlama biçimlerimizin değişmesini gerektirmektedir.

Gelecek yıllarda dünya ekonomisine hakim olan şirketlerin dünya ekonomisini yöneteceği ve ulusal iktidarların bu şirketlerin kararlarına bağımlı kalacağı, dünya ekonomik dengelerinin bozulacağı ve şirket çıkarlarının ulusal çıkarların önüne geçeceği vurgulanmaktadır. Bu durumun birey bazında kişiler arasındaki uçurumun artmasına sebep olacağı, insanların gittikçe fakirleşeceği ve sefaletle yüz yüze gelinmesine sebep olacağı değerlendirmeleri yapılmaktadır.

Bugün dünya politikalarına yön veren, siyasi ve ekonomik kararların alınmasında büyük şirketlerin etkin bir rolü vardır. Bu rol giderek artmakta ve dünya devletlerinin politikalarına yön vermektedir. Dünya barışını ve insan haklarının korunması yönünde kurulan bütün uluslar arası kuruluşlar da bu şirketlerin etkisi altına girmeye başlamıştır. Ekonomide küreselleşme yönünde atılan her adım esasında bu şirketlerin büyümesine ve gelişmesine neden olmaktadır. Alınan her türlü karar ve uygulamada bu şirketlerin menfaatleri ön planda tutulmaktadır. Bu şirketlerin dünya ekonomik pazarında yayılması ve büyümesi rekabet gücü düşük milli şirketlerin dağılmasına ve batmasına sebep olmaktadır. Ekonomik yönden kuvvetli şirketler, zayıf şirketlerin ekonomik pazarını elinden almakta ve onların gittikçe küçülmesine ve sonunda yok olmalarına sebep olmaktadır.

Dünya ekonomik pazarına hakim olan uluslararası beş büyük şirketi incelerken küreselleşme yönünde atılan adımların ve alınan kararların gelecekte insanoğlunun ne gibi tehlikelere maruz kalacağı yönünde bazı gerçekleri vurgulaması açısından dikkate alınmalıdır bu düşünceler. Özellikle ekonomik kararların daha etkili olmaya başladığı günümüz dünyasında bazı ulusal ve uluslararası uygulamalarda büyük şirketlerin etkisi görülmeye başlamıştır. Küreselleşme ve küresel bir ekonomiyi yaratma söyleminin altında yatan gerçekler çok ürkütücüdür. Gelecekte insanlığın karşılaşacağı en büyük tehlikelerden biri de insanların sefaletle yüz yüze kalma tehlikesidir.

Kaynak: Richard J.Barnet ve John Cavanagh


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Mahmut Şaylıkay 1984, Diyarbakır doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne gösterilerinde bulunuyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Marmara’nın Altı Çatırdıyor!


Olasılıklar Fiziği Kuantum


Zaman Omurgası


Şiddeti Önce Çocuklar Sonra Gençler Önleyecek


Denizler Sizi Çağırıyor!


Küresel Isınma Alaska'nın Göllerini Kurutuyor


Ve Ortadoğu’da Güneş Bir Kez Daha Battı...


Okullarda Satranç Dersi


Füzyon Deneyi Başarıldı


Manyetik Alanın Sağlığa Etkileri


Dünya'nın Salınımları, Yokoluşu Tetikliyor


Kanseri Yok Eden Virüs


Her Derde Deva İsveç İksiri


Rembrandt Desen Sergisi Pera Müzesi'nde


An'da Öz'e Dair Sohbetler: Şiva


Astroloji: Hazırlık


Nezle ve Grip İçin Doğal Reçete: Yoga

 

KÖŞE YAZARLARI

Özgür Teker

Bekliyorum Gelmiyorsun  


Uzay Gökerman

Anlayış


Mahmut Şaylıkay

Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni


Melda Güngül

Tarihi Yeniden Yazma Dairesi


Uzay Gökerman

Kabul Edilebir “Risk”


Funda Umut Pakkal

Olanıksızlıklar Alanında Uzmanlaşmak


S.Kuzey Yıldız

Nemos Kek Renginde Acı Bir Deneyim


Fırat Erdoğan

Renklerin Gölgesinde 


Rüya Yüksel

Sınırlar, İçinde Sonsuz Özgürlüğü Barındırır


Didem Çivici

İlişkideki Ben


Özge Esirgen

Biraz daha Doğu(m)


Can Duman

Sonbahar Melankolisi, Öz Derdinle Düçar mısın?  


Didem Çivici

Sonbahar


Burçin İvren 

Holistik Evren Tasarımı


Burçin İvren 

Konuşurcasına


Burçin İvren 

Sosyal Zeka Mı, Ya Da Bir Oyun Mu?

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00