|
Yazar: Mahmut
Şaylıkay
Küreselleşme ve Yeni Dünya
Düzeni
Dört kıtada yapılan yüzlerce araştırmaya
dayanarak dünya ekonomisinin zirvesindeki beş şirketin profilini çizersek,
bu şirketlerin dünya ekonomisini oluşturan, birbirleriyle bağlantılı dört
sistemini (Küresel kültür piyasası, Küresel çarşı, Küresel işyeri ve Küresel
finans ağını) nasıl yönettiklerini açıklayabiliriz ve şirketlerin
uyguladıkları sistemler hakkında bilgi verebiliriz.
Küresel kültür piyasasında Sony ile
Bertelsman şirketleri, Küresel çarşıda Philip Morris şirketleri, küresel
işyerinde Ford şirketi, Küresel finans ağında ise Citibank şirketinin kendi
sektörlerinde ve dünya ekonomisinin diğer dev şirketleri ile rekabetlerini
teferruatlı olarak inceleyebiliriz.
Buradaki amacımız; ekonomik mücadelenin
galipleri kanalıyla küresel sistemi ve bu sistemin dünya ekonomisi
üzerindeki etkisini sosyal, politik ve ekonomik açıdan incelemek ve gelecek
yıllarda dünya ekonomisinin maruz kalacağı tehlikeleri önceden kestirmektir.
Söz konusu şirketler, giderek
ulusal iktidarların yerlerini almakta, dünya çapında para, mal ve bilgi
akışını denetlemekte, dünya ekonomisinin kaderini ellerinde tutmaktadırlar.
Bu şirketler, aldığı kararlar ve uygulamaları ile dünya ekonomisine yön
vermekte, şirketler çıkarlarını, ulusal çıkarların hatta dünya ekonomik
çıkarlarının üzerinde tutmakta ve gittikçe büyümeye devam etmektedirler.
Ulusal iktidarların iç ve dış politika ile ilgili uygulamaları, bu
şirketlerin onayından geçmektedir. Bu şirketlerin, ulusal iktidarlar hatta
bölgesel kuruluşlar ve organizasyonlar üzerinde büyük etkileri mevcuttur.
Ekonomik yönden alınan her karar ve uygulamada, bu şirketlerin büyük etkisi
vardır.
Amaç;
küresel dünya ekonomisini
hedefleyen bir açmazın penceresinde “bölünmüş bir dünya yaratma” tehlikesini
vurgulamaktır. Bütünleşmiş bir üretim sisteminin yarattığı işsizlik,
kimlik bunalımları, politik çalkantılar ve kökten dinci tepkiler, kamu
yönetiminin etkinliğini yitirmesi sonucu bozulan ekonomik dengeler, bu
bağlamda ele alınmış ve araştırmalar ile desteklenmiştir.
Küresel düşler;
küresel ekonomi kapsamında
iyi bir slogan olmakla birlikte, bu sistemi uygulamak ve tüm insanların
istifade edebileceği bir yapıya kavuşturmak çok zordur. Çoğumuz kendi
çekirdek ailemizi bile, bir birim olarak düşünmekte zorlanırız. Ticaret ve
politika dünyalarındaki küresel oluşumlar ve görüşler bir bütün değildir.
Her oluşumun ayrı bir karakteristik özelliği ve çıkarları vardır. Şirket
başkanları, dünya nüfusunun büyük bölümünün alamayacağı küresel ürünleri
üretmekten söz ederler.
Politikacılar, küreselleşme sorununu,
ekonomik strateji ve dış politika ile aşacaklarına değinirler. Ancak, asıl
düşündükleri yerli ekonomiyi tehdit eden yabancı rekabeti bir takım
destekler, teşvikler ve yaptırımlar aracılığı ile etkisiz hale getirmektir.
Dünyada küresel çıkarları desteklemek bir yana, tamamlayabilecek hiçbir
makam yoktur. Bir bütün olarak ele alındığında sistem dengesiz
görünmektedir. İşleri ve ücretleri azaltmak için sistemin içinde bulunan
baskılar, kronik üretim payları ve küresel rekabet nedeniyle artmakta;
otomasyon ve eğitim konularında sağlanan ilerlemeler, fabrikaları bir yerden
bir yere taşımayı ve kadrolarda kısıntıya gitmeyi kolaylaştırmaktadır.
Üretim, ekonomik açıdan daha verimli bir hale gelmekte; ancak bir sonraki
kuşağın karşısında dengeli, iyi ücretli iş seçenekleri azalırken, dünya
nüfusunun gittikçe büyük bir bölümü müşteri değil, vitrin seyircisi olmaya
sürüklenmektedir.
Dünya bugün çok farklı bir görünümdedir.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 1970’li yıllarda dünyada 7000 Çok
uluslu şirket vardı. Bugün bu sayı 35000’i geçmiştir. Yapılan
hesaplamalarda, dünyanın en büyük 300 endüstri şirketi 20 trilyon dolarlık
üretken aktif portföyünün % 25’ini kontrol etmektedir. Zayıflayan hükümetler
dünyasındaki başına buyruk şirketler, bir dizi çok önemli kararı veto edecek
güçtedirler. Küreselleşme gerçek anlamıyla küresel değildir. Uluslararası
işler endüstrileşmiş dünyada ve kalkınmakta olan ülkelerin belirli
bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Çoğu insan, bu sistemin dışındadır.
Ne politikacılar, ne de şirket
yöneticileri, kaynakların korunmasını ya da ekolojik dengeyi, politik
değerlerin merkezi olarak kabul etmektedirler. Sonuçta, yaşam güzellikleri
ve doğal dengeyi sürdürmek için gerekli olan öğeler, akıl almaz bir biçimde
yok edilmektedir.
Gerçek anlamda küresel bir toplum
yaratmaya yönelik küresel düşünce, henüz ne hükümetlere, ne de şirketlere
yerleşmemiştir. Çoğu lider, kendini zenginlik ve iktidara yükselten sistemi
değiştirecek kişiler olmak bir yana, tam anlamıyla baskın kültürünün
ürünleridir. İnsanoğlunun var oluşunun bağlı bulunduğu küresel bilinç,
eğitimin hem iş dünyasında hem de hükümette, liderliği ödüllendirme,
destekleme ve yetiştirme yöntemlerimizin ve başarıyı tanımlama
biçimlerimizin değişmesini gerektirmektedir.
Gelecek yıllarda dünya ekonomisine hakim
olan şirketlerin dünya ekonomisini yöneteceği ve ulusal iktidarların bu
şirketlerin kararlarına bağımlı kalacağı, dünya ekonomik dengelerinin
bozulacağı ve şirket çıkarlarının ulusal çıkarların önüne geçeceği
vurgulanmaktadır. Bu durumun birey bazında kişiler arasındaki uçurumun
artmasına sebep olacağı, insanların gittikçe fakirleşeceği ve sefaletle yüz
yüze gelinmesine sebep olacağı değerlendirmeleri yapılmaktadır.
Bugün dünya politikalarına yön veren,
siyasi ve ekonomik kararların alınmasında büyük şirketlerin etkin bir rolü
vardır. Bu rol giderek artmakta ve dünya devletlerinin politikalarına yön
vermektedir. Dünya barışını ve insan haklarının korunması yönünde kurulan
bütün uluslar arası kuruluşlar da bu şirketlerin etkisi altına girmeye
başlamıştır. Ekonomide küreselleşme yönünde atılan her adım esasında bu
şirketlerin büyümesine ve gelişmesine neden olmaktadır. Alınan her türlü
karar ve uygulamada bu şirketlerin menfaatleri ön planda tutulmaktadır. Bu
şirketlerin dünya ekonomik pazarında yayılması ve büyümesi rekabet gücü
düşük milli şirketlerin dağılmasına ve batmasına sebep olmaktadır. Ekonomik
yönden kuvvetli şirketler, zayıf şirketlerin ekonomik pazarını elinden
almakta ve onların gittikçe küçülmesine ve sonunda yok olmalarına sebep
olmaktadır.
Dünya ekonomik pazarına hakim olan
uluslararası beş büyük şirketi incelerken küreselleşme yönünde atılan
adımların ve alınan kararların gelecekte insanoğlunun ne gibi tehlikelere
maruz kalacağı yönünde bazı gerçekleri vurgulaması açısından dikkate
alınmalıdır bu düşünceler. Özellikle ekonomik kararların daha etkili olmaya
başladığı günümüz dünyasında bazı ulusal ve uluslararası uygulamalarda büyük
şirketlerin etkisi görülmeye başlamıştır. Küreselleşme ve küresel bir
ekonomiyi yaratma söyleminin altında yatan gerçekler çok ürkütücüdür.
Gelecekte insanlığın karşılaşacağı en büyük tehlikelerden biri de insanların
sefaletle yüz yüze kalma tehlikesidir.
Kaynak:
Richard J.Barnet ve John Cavanagh
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Mahmut Şaylıkay
1984, Diyarbakır
doğumlu. Kars Kafkas Üniversitesi İşletme ikinci sınıf
öğrencisi. Kurduğu çocuk şiir grubu ile birlikte Kars’ta sahne
gösterilerinde bulunuyor.
Detaylı Bilgi
|