|
Yazar:
Dr. Levent Altaş
- Nisan 2008
Orada Kimse
var mı?
Bu
söz 1999
Gölcük Depremi
ile zihinlerimize kazındı,
kolay kolay da çıkacağa benzemiyor. Aslında her enkaz vicdanlarımızın
teker teker çöküşüydü o inşaatlara onay veren. Usulsüzlüğün,
yolsuzluğun, İlmik ilmik dökülüşümüzün, toplumumuzu bir arada tutmaya
çalışan olabildiğince erozyona uğramış değerlerimizin yerle bir olmuş
simgeleriydi o çökmüş o evler...
Ama yine
de o demir ve çimento yığını haline gelmiş evlerin üstlerinde turuncu
elbiseli başlarında baret ayağında postallı birileri vardı yıkılan
hayallere yaşam aşılayan... Birer kurtarıcıydılar onlar hepimiz için
özellikle de enkaz altında hala yaşam savaşı verenler için birer umut ışığı.
Yıkıntıların altında şans eseri sağ kalabilmişler için nasıl bir umuttur
nasıl bir hasret onların sesini duyabilmek...
Orada
Kimse var mı?
Evet
kurtarıcılardı onlar, enkaz altındakiler seslerini duyurabildiler mi ne
yapıp edip onları yukarı çeker alırlar hayata döndürürlerdi, öyle de
yaptılar...Toplumlar da hep böyle kurtarıcılar beklemediler mi en zor
zamanlarında? Gelsin birisi bütün haksızlıkları önlesin, fakirliği yok etsin
bolluk ucuzluk zenginlik getirsin, kurtarsın onları diye ne düşler kuruldu
kim bilir?
Şimdi de
aynı toplumsal özlemimizi bu nedenlerden olsa gerek AB'ye yöneltmedik mi?
AB'ye gireceğiz dertlerimiz sorunlarımız bitecek her şey güllük gülistanlık
olacak oh ne ala dünya vur patlasın çal oynasın diyeceğiz :)
Öte yanda
tam tersi durumlarda bu bekleyişin toplumsal hezeyana dönüştüğü olağan
dışı zamanlarda halk yığınları, kendisine çok daha zarar verecek
birilerinin kurtarıcı kimliğindeki maskesine aldanarak peşlerine düşmedi mi
Hitlerler’in, Mussoliniler’in, Stalinler’in?
Toplumların
her devirde beklediği gibi, aslında topyekun Dünya Gezegeni'ndeki
bireylerden oluşan "Dünya İnsanlığı" da zaman zaman yüksek sesle dile
getirse de hep beklemiştir birisi ya da birileri tarafından
kurtarılmayı...
Filmlerdeki süper kahramanlar bu özlemin, bekleyişin ürünü değil midir?
İyinin dostu kötünün düşmanı, kurulu düzene başkaldıran kendi yasalarını
koyan adaleti bildiğince dağıtan, haksızlığa yoksulluğa zulme karşı
savaşan...
Orada
Kimse var mı?
Dünya
insanlığı bu düşünden hiç bir zaman vazgeçmedi, vazgeçeceğini de hiç
sanmıyorum... Öyle ya Dünya'da 1 milyarı aşkın kişi günde 1 doların altında
gelirle yaşarken, 6 milyarlık Dünya'nın 4.3 milyarı yoksul ülkelerdeyse,
başka bir deyişle her yüz kişiden sadece 29 kişi iyi şartlarda
yaşayabiliyorsa kurtarıcı beklemesin de ne yapsın?
Sanırım
zaman zaman alevlenen kurtarıcı anlamındaki, kıyametten önce gelip insanlığı
düzelteceğine inanılan "Mehdi" beklentisinin de, hatta inançların kaynağında
da bu kurtarıcı beklentisi etkisinin büyük olduğunu, kimi liderlerin
kendilerini kurtarıcı görmekte olduklarının altında da bu mistik
düşüncenin var olduğunu düşünürüm...
Ya işte,
hep bir kurtarıcı bekleyişimiz var, dünyadan çıkamayacağını iyice anladık,
kurtarıcı düşlerimiz hiç gerçek olmadı, şimdi başka dünyalara gözümüzü
diktik...
Yahoo,
6 Eylül 2005’e kadar weltraummail@yahoo.de adresine gelen e-postaları
biriktirip bu mesajları 12 Eylül 2005’te Almanya'nın Weilheim şehrinde
bulunan DLR merkezindeki bir antenden 150 milyon watt gücünde bir sinyalle
uzaya yolladı.
Sinyal,
11.4 ışık yılı uzaklığındaki 61 Cygni B yıldızına doğru yol alacak... Orada
birilerinin bu mesajlarını alıp, anlayıp okuduğunu ve cevapladığını
varsayarsak, uzaklıktan dolayı ancak 23 sene sonra haberimiz olabilecek.
Bu uzaya
giden ilk mesaj değil. 1974 Kasım’da Puerto Rico'da bulunan ve dünyanın en
büyük radyo teleskop çanağı olan Arecibo'dan da mesaj yollanmıştı. Ancak
bugüne dek bir yanıt gelmedi.
Geçtiğimiz
aylarda NASA bu kez uzaya bir Beatles parçası gönderdi. Dünyaca ünlü müzik
grubu, Beatles'ın Across the Universe (Evrenin Dört Bir Yanı) adlı parçası
doğrudan uzaya yayımlanan ilk şarkı oldu. Paul McCartney, NASA'dan
uzaylılara selamlarını iletmelerini istedi.
John
Lennon ve Paul McCartney'in 1968 yılında yazdıkları şarkının kırkıncı
yıldönümü kutlamaları dolayısıyla şarkı NASA tarafından uzaya yayımlandı.
Ancak, şarkıyı kutup yıldızından dinlemek isteyenlerin ses dalgalarının
oraya ulaşabilmesi için 400 yılı aşkın bir süre beklemesi gerekecek.
NASA'nın
uzaya Beatles şarkısı göndermesi, uzayda canlı arayan SETI Enstitüsü'nün
tepkisini çekti. SETI Enstitüsü’nden Prof. Douglas Vakoch, NASA’nın
hareketinin insanlığın sonunu getirebileceğini söyledi. Vakoch, “Bu tür
mesajlar göndermeden önce uluslararası bir konsey karar vermeli, uzay
konseri insanlığın sonunu getirebilir” dedi.
Vakoch,
“Bu mesajlarla dünya dışı varlıklara yerimizi belli ediyoruz. Eğer bizden
kat kat üstün uygarlıklar bu şekilde uzaydaki yerimizi tespit eder ve
dünyayı işgal etme kararını verirse onlara direnmemiz imkânsız olur” diye
konuştu. Vakoch, “Biz SETI’de yabancı yaşam formları arıyoruz. Ancak
yaptığımız şey sadece uzayı dinlemek. Yerimizi belli edecek bir şey
yapmıyoruz” dedi.
.jpg)
Umarım bu
mesajlar bir an önce iyi niyetli uzaylılara ulaşır da Dünya'nın en vahşi
hayvanı olan bizlerin "Kurtuluş Günü" fazla uzakta olmaz, çünkü ne
insanlığın ne de Dünya'nın "Yuva Gezegen" olarak bekleyecek zamanı
kalmıyor...
Orada
Kimse var mı?
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Dr. Levent Altaş,
1954 İstanbul doğumlu. 1979'da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi-Fizik
Bölümü'nü bitirdi. Aynı bölümde 1981'de master, 1986'da
doktora çalışmalarını tamamladı. Türk Astronomi Derneği
üyesidir. Gitar ve kontrbas çalmak, şiir yazmak, Evren'de
yaşam ve UFO konuları çalışma ve ilgi alanı içindedir.
1979'dan 2005'e kadar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli
Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün Güneş Fiziği Laboratuvarı'nda fizikçi olarak görev yaptı. 2005'te
aynı kurumdan emekliye ayrıldı. O tarihten bu yana
yazarlık yapmaktadır.
Detaylı Bilgi
|