Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: S.Kuzey Yıldız

Nemos Kek Renginde Acı Bir Deneyim

Birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Herkes çok emin kendinden bu çağda. Herkes bilirkişi, herkes ilişki doktoru… Kendimizden emin olduğumuzun ispatı şu soru cümlesi oluyor: “Gözümün içine bak da konuş!” Bununla beraber göze bakan çok katmanlı kişilik sahipleri de azımsanamayacak kadar çok.

Aklıma konuyla kusursuz bir biçimde eklemlenebilecek bir sahne geldi. Ama söz konusu sahneden önce, bir arka plan özeti geçmek gerekiyor. 

Starved adlı televizyon dizisi…

New Yorklu dört arkadaşın maceralarını aktaran dizinin en önemli özelliği; bilinçaltını ve takıntılarımızı deşifre eden pek çok detay barındırıyor olması. Ve bu dört arkadaşın çeşitli yeme bozuklukları var; anoreksik –Billie’ye aşık- Tüccar Sam, anoreksik-bulumik müzisyen –aynı zamanda biseksüel- Billie, obez yazar Dan ve bulumik polis memuru Adam. Bu dört yakın arkadaş klinik tedavi derecesinde takıntılılar. Grup terapisi görüyorlar. Ve jenerikte de patlayan bir spot var: “It’s not OK!”(Kabul Edilemez!) . Dizide cinsellikle ilintili her türlü fetiş yer alıyor. Yiyecek takıntısı, fit kalmak, güzel görünmek gibi şeyler de ince bir şekilde detaylandırılmış

İşte o sahne… Sam, Billie’yi güzel bir reklam kızıyla öpüşürken yakalar. Sam ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Billie konuşmaya pek istekli değilse de; Sam onu zorlar. Sam, Billie’ye kendinden emin bir şekilde birbirlerine aşık olduklarından bahseder. Billie için bardaktaki su çoktan taşmıştır.

Billie, Sam’e onun bağımlısı olduğu kek markasıyla ilgili bir şey sorar:

“-Nemos kekin ambalajı ne renk?”

Sam:

“-Sarı zemine siyah yazılarla ‘Nemos’ yazıyor.”

Billie kafasını yana çevirir ve sorar:

“-Gözlerim ne renk?”

Sam çuvallamıştır. Ve Billie birbirlerine ait olmadıklarını ve Sam’e onun sırf bir ilişki yaşamak için çaba gösterdiğini ve aslında başka bir Billie daha olabileceğini kanıtlamıştır.

Buna benzer sahneler yaşamışızdır. Ve sonunda o ısırgan gerçeğin tadına bakarız. Genelde banyoya kapanıp –ofis ortamı da buna dahil- aynayla yüzleşmek iyi gelir. Belki çok zorlanırsa şans, ağlamak… Ne istediğimizi bilemiyoruz. Ortada iştah maymunu – ‘maymun iştahlı’ nitelemesi böylece başka bir boyut kazanır- gibi dönüp duruyoruz. “Tarihler, renkler, küçük ayrıntılar… Bu kadar hayati olabilir mi?” diyebilirsiniz. Bakın, üstteki kurgusal örnekte ne kadar da hayati duruyor! “Sonuçta kurgu işte, sen de söyledin!” diyebilirsiniz. Ama inanın hayatın kurgusu, bizim minik beyinciklerimizin ürettiği bu tür kurgulara açık ara fark atar. Önemli olan birini istemek, arzulamak değildir. Önemli olan kimi, ne kadar istediğimizdir.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

S.Kuzey Yıldız, 1985 İstanbul doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Televizyon Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’nde üçüncü sınıfta eğitimine devam ediyor. 2000 yılında birey odaklı yazılarına başladı. Üç yüzün üzerinde deneme yazısı bulunuyor. Yazılarında bireysellikten sıyrılıp, soyutlamaya ve topluma dayalı empatisini geliştirmeye odaklanıyor. Kısa film yapımı, edebiyat, roller-blade, senaryo yazımı ile ilgileniyor. Greenpeace oluşumunda bir süre çalışan Kuzey, “Üretimde, Bebeğimde, Yemeğimde Zehir İstemiyorum!” konseptli çevre kampanyasında gönüllü danışmanlık yaptı. Şu an mini-dizi formatında üç yapımın senaryo yazımı üzerinde çalışıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Marmara’nın Altı Çatırdıyor!


Olasılıklar Fiziği Kuantum


Zaman Omurgası


Şiddeti Önce Çocuklar Sonra Gençler Önleyecek


Denizler Sizi Çağırıyor!


Küresel Isınma Alaska'nın Göllerini Kurutuyor


Ve Ortadoğu’da Güneş Bir Kez Daha Battı...


Okullarda Satranç Dersi


Füzyon Deneyi Başarıldı


Manyetik Alanın Sağlığa Etkileri


Dünya'nın Salınımları, Yokoluşu Tetikliyor


Kanseri Yok Eden Virüs


Her Derde Deva İsveç İksiri


Rembrandt Desen Sergisi Pera Müzesi'nde


An'da Öz'e Dair Sohbetler: Şiva


Astroloji: Hazırlık


Nezle ve Grip İçin Doğal Reçete: Yoga

 

KÖŞE YAZARLARI

Özgür Teker

Bekliyorum Gelmiyorsun  


Uzay Gökerman

Anlayış


Mahmut Şaylıkay

Küreselleşme ve Yeni Dünya Düzeni


Melda Güngül

Tarihi Yeniden Yazma Dairesi


Uzay Gökerman

Kabul Edilebir “Risk”


Funda Umut Pakkal

Olanıksızlıklar Alanında Uzmanlaşmak


S.Kuzey Yıldız

Nemos Kek Renginde Acı Bir Deneyim


Fırat Erdoğan

Renklerin Gölgesinde 


Rüya Yüksel

Sınırlar, İçinde Sonsuz Özgürlüğü Barındırır


Didem Çivici

İlişkideki Ben


Özge Esirgen

Biraz daha Doğu(m)


Can Duman

Sonbahar Melankolisi, Öz Derdinle Düçar mısın?  


Didem Çivici

Sonbahar


Burçin İvren 

Holistik Evren Tasarımı


Burçin İvren 

Konuşurcasına


Burçin İvren 

Sosyal Zeka Mı, Ya Da Bir Oyun Mu?

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00