|
Yazar:
S.Kuzey Yıldız
Nemos Kek Renginde Acı Bir
Deneyim
Birbirimizi ne kadar tanıyoruz? Herkes
çok emin kendinden bu çağda. Herkes bilirkişi, herkes ilişki doktoru…
Kendimizden emin olduğumuzun ispatı şu soru cümlesi oluyor:
“Gözümün
içine bak da konuş!”…
Bununla beraber göze bakan çok
katmanlı kişilik sahipleri de azımsanamayacak kadar çok.
Aklıma konuyla kusursuz bir biçimde
eklemlenebilecek bir sahne geldi. Ama söz konusu sahneden önce, bir arka
plan özeti geçmek gerekiyor.
Starved
adlı televizyon dizisi…
New Yorklu dört arkadaşın maceralarını
aktaran dizinin en önemli özelliği; bilinçaltını ve takıntılarımızı deşifre
eden pek çok detay barındırıyor olması. Ve bu dört arkadaşın çeşitli yeme
bozuklukları var; anoreksik
–Billie’ye aşık- Tüccar Sam, anoreksik-bulumik müzisyen –aynı zamanda
biseksüel- Billie, obez yazar Dan ve bulumik polis memuru
Adam. Bu dört yakın arkadaş klinik tedavi derecesinde takıntılılar. Grup
terapisi görüyorlar. Ve jenerikte de patlayan bir spot var: “It’s not
OK!”(Kabul Edilemez!) . Dizide cinsellikle ilintili her türlü
fetiş yer alıyor. Yiyecek takıntısı, fit kalmak, güzel görünmek gibi şeyler
de ince bir şekilde detaylandırılmış.
İşte o sahne… Sam, Billie’yi güzel bir
reklam kızıyla öpüşürken yakalar. Sam ardından büyük bir hayal kırıklığı
yaşar. Billie konuşmaya pek istekli değilse de; Sam onu zorlar. Sam,
Billie’ye kendinden emin bir şekilde birbirlerine aşık olduklarından
bahseder. Billie için bardaktaki su çoktan taşmıştır.
Billie,
Sam’e onun bağımlısı olduğu kek
markasıyla ilgili bir şey sorar:
“-Nemos kekin ambalajı ne renk?”
Sam:
“-Sarı
zemine siyah yazılarla ‘Nemos’ yazıyor.”
Billie kafasını yana çevirir ve sorar:
“-Gözlerim ne renk?”
Sam çuvallamıştır. Ve Billie birbirlerine
ait olmadıklarını ve Sam’e onun sırf bir ilişki yaşamak için çaba
gösterdiğini ve aslında başka bir Billie daha olabileceğini kanıtlamıştır.
Buna benzer sahneler yaşamışızdır. Ve
sonunda o ısırgan gerçeğin tadına bakarız. Genelde banyoya kapanıp –ofis
ortamı da buna dahil- aynayla yüzleşmek iyi gelir. Belki çok zorlanırsa
şans, ağlamak… Ne istediğimizi bilemiyoruz. Ortada iştah maymunu –
‘maymun iştahlı’ nitelemesi böylece başka bir boyut kazanır- gibi dönüp
duruyoruz. “Tarihler, renkler, küçük ayrıntılar… Bu kadar hayati
olabilir mi?” diyebilirsiniz. Bakın, üstteki kurgusal örnekte ne
kadar da hayati duruyor! “Sonuçta kurgu işte, sen de söyledin!”
diyebilirsiniz. Ama inanın hayatın kurgusu, bizim minik beyinciklerimizin
ürettiği bu tür kurgulara açık ara fark atar. Önemli olan birini istemek,
arzulamak değildir. Önemli olan kimi, ne kadar istediğimizdir.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
S.Kuzey
Yıldız,
1985
İstanbul doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Televizyon
Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’nde üçüncü sınıfta
eğitimine devam ediyor. 2000 yılında birey odaklı yazılarına
başladı. Üç yüzün üzerinde deneme yazısı bulunuyor.
Yazılarında bireysellikten sıyrılıp, soyutlamaya ve topluma
dayalı empatisini geliştirmeye odaklanıyor. Kısa film yapımı,
edebiyat, roller-blade, senaryo yazımı ile ilgileniyor.
Greenpeace oluşumunda bir süre çalışan Kuzey, “Üretimde,
Bebeğimde, Yemeğimde Zehir İstemiyorum!” konseptli çevre
kampanyasında gönüllü danışmanlık yaptı. Şu an mini-dizi
formatında üç yapımın senaryo yazımı üzerinde çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|