|
Yazar:
S. Kuzey Yıldız
Acıtan Dünya
Sekanslarından Ana Rahmine Kaçış
En temel duygunun acı
olduğuna inanırım. Ve insanın en temel duruşunun cenin pozisyonu olduğuna.
Bu duruş, doğumdan sonra tüm hayat süresince tekrar edilir. En azından, ben
kendi adıma bunu devam ettirdiğimi söyleyebilirim.
Şu sıralar çokça
bunaldığımı hissediyorum. Çok fazla düşünüyorum. Birileri, bir takım
suçlarla meşgul. Ben de suçluyum aslında. Temel duygu acıdır, dedim ya; ona
karşı büyük bir zaaf beslediğimi itiraf etmeliyim. Doğurganlığı /
üretkenliği tetiklemesi bir yana, acının hayatımdaki yeri apayrıdır. Bunu
arabesk bir söylem heline getirmek değil niyetim. Derdim, rahatsızlığımı
dillendirmek, bunu birilerinin öğrenmesi. Ama asla birileri sevsin diye
değil, illa ki sevsin diye değil beni.
Cenin pozisyonunda
bekliyorum yatakta. Geceyarısını üç saat geçmiş olmasına rağmen
uyuyamıyorum. Ters giden bir şeyler var. Dünya popülasyonuna eşdeğer soru
işareti kafamda vızıldıyor.
Hayvansal
gıdalardan uzak duran insanlar var. Benliği saflaştırıp, üçüncü gözü açmaya
çalışan veganlar. Hayvanilikten uzaklaşmayı isteyen bir vegan gibi, bir tür
arınma orucuna mı girmeli? O zaman iyileşecek mi her şey?
Ana renklerimi ona-buna
sürüp tükettim. Ara renklerce sıradanlaştım zaman zaman. Kaybettim tekil
düşünmeyi. Çoğulcu yaşayıp bereketlendirmeye çalıştım hayatımı. Çoğulculukla
zenginleşmeyi, yenilenmeyi...Bu kez de, dünyanın acıtan taraflarıyla
yüzleştim. Büyükçe bir yalanın içine doğmuşuz meğer! Bir monolog kendimle:
“Dışımızdakilerin yalanlarıyla büyüdük. Birbirimizin yalan derilerini
yüzelim!”
Şimdiyse renklerimin
solduğunu görüyorum. Fona yapışan bir obje gibiyim. Ne bir kontrast var
hayatımda ne de bir alan derinliği...Seneler önceki cenin pozisyonumu
özledim ben. Plesentamla yaşadığım o güvenli yeri özledim. Dünyayı
zenginleştirebilir miydim acaba deneseydim (?) Göbek bağım birilerinin
ellerinde. Mecburum, bu acıtan dünya sekanslarını izlemeye. Bir kaçış hakkım
olsaydı, bunu ana rahminden yana kullanırdım.
...O
kadar rahattım ki cenin pozisyonunda dizlerimi tutarken. O kadar güvenliydi
ki bulunduğum yer. Kendi alanımı çizmiştim. Küçük bir evren. Sınırları
deneyimlerle değil, sezgilerle çizilen bir evren...
Çernobil sonrası
coğrafyada sakat doğum yapmış bir kadının müzede sergilenen kavanoz
cenini...O bile güvende şu an. Hepimizden çok güvende. Hilkat garibesi
yaftasıyla bakan gözlere inat, kimyasal bir sıvı içinde bulunduğu kavanozda
öyle kusursuz ki. Ve ‘kusurlu olma’ potansiyelimizi bize
teşhir edebilecek kadar da cesaretli.
Her şeyin başladığı yerde
sonumu bulmak istiyorum ben. Acının dozunu kaçıran bu dünyada o kadar çirkin
şey var ki, her geçen gün daha da özlüyorum geldiğim yeri.
.jpg)
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
S.Kuzey
Yıldız,
1985
İstanbul doğumlu. İstanbul Bilgi Üniversitesi Televizyon
Haberciliği ve Programcılığı Bölümü’nde eğitimine devam
ediyor. 2000 yılında birey odaklı yazılarına başladı. Üç yüzün
üzerinde deneme yazısı bulunuyor. Yazılarında bireysellikten
sıyrılıp, soyutlamaya ve topluma dayalı empatisini
geliştirmeye odaklanıyor. Kısa film yapımı, edebiyat,
roller-blade, senaryo yazımı ile ilgileniyor.
Detaylı Bilgi
|