|
Kristallerle
Gelen Şifa
İnsanların
mağaralarda yaşadıkları dönemlerden beri, taşlar dünyasıyla sezgisel
bir bilişle kurdukları ilişki, günümüz
insanında
kristallerin enerji alanlarımızdaki etkisini, bilinçli bir şekilde
kabul edişe dönüşüyor.
Kristallerle
şifa yöntemini, yirmi üç yıldır başarıyla uygulayan Laureen
Warrington, uyguladığı seanslarla kişilerin kendi bedenleriyle ve
içinde bulundukları dönemlerle ilgili olarak farkındalık
kazanmalarına destek oluyor.
Laureen
Warrington ve onun, enerjilerine, güzelliklerine hayran olduğum
kristalleri yaklaşık iki yıl önce hayatıma girdiler. Onun
rehberliğiyle tanışmam, kristallere duyduğum aşırı çekim sayesinde
gelen bir elektronik postayı merak edip açmamla başladı. Laureen son
yirmi üç yıldır kristallerle çalışan bir şifacı. Ailesinin,
babasının İngiliz Konsolosluğu’nda olan görevi nedeniyle geldiği
İstanbul’ da doğmuş. İstanbul’un hayatındaki yeri, bu yüzden çok
özel. Fransa’da yaşıyor ama sık sık kendi deyimiyle, ‘çekildiği’
İstanbul’a geliyor. Türkçe’yi de çok güzel kullanıyor. Onu, ancak
zaman zaman İstanbul’da yakalamak mümkün olduğu için, yakaladığım
anda da benim için özel bir deneyim olan bu şifa yöntemini, onunla
bir söyleşi yaparak sizlerle paylaşmak istedim.
Laureen, çok
yönlü bir rehber şifacı. Seansı sırasında kullandığı yardımcı
araçlar var. Tarot kartları, renk terapisi derken bunların sonucunda
uyguladığı kristallerle tedavi yönteminden sonra da ‘Yaşam Koçluğu”
yaparak danışmanlık veriyor.
Özel bir
not: Laureen’la seanslar sonucunda belirlediğimiz, ‘Hedeflerim’
başlıklı listem, cüzdanımın arka bölmesinde hala duruyor. O listeye
her baktığımda, listeye eklediğimiz her satırı (eklerken hayal gibi
görünmüştü oysa) birer birer gerçekleştirdiğimi görerek neşeyle
doluyorum.
Sanem:
Kristallerle tedaviye nasıl başladınız?
Laureen:
Yıllar önce, bir ölüm deneyimi yaşadım. O zamana kadar, hiç birşeyi
umursamayan katı bir insandım. Sadece yaşıyordum. O deneyimimle
birlikte, bir ruhum olduğunun farkına vardım. Hastane odasında,
bedenimden ayrılmış olarak aşağıda yatan bedenime bakar halde buldum
kendimi. Bu deneyimimden sonra, hayatımda her şey değişti. Hayata
bakışım farklılaştı. Kendimi bir arayış döneminde buldum. Oradan
oraya sürükleniyor, ‘öğrenmeliyim, daha çok şey bilmeliyim,
anlamalıyım’ diyerek türlü yöntemler deniyordum. Birden,
kristallerin beni çağırdıklarını hissettim. Onlarla aramda bir bağ
vardı. Beni çekiyorlardı. Araştırmaya, bu konu üzerinde yoğunlaşmaya
başladım ve şimdi buradayım.
Sanem: İnsanlar
size neden geliyorlar? Size gelen insanların yaşamlarında ne gibi
değişimler oluyor?
Laureen:
İlişkileriyle ilgili olarak gelen
insanlar çok oluyor. Bu sadece özel ilişkiler değil. İlişkiler
deyimi; iş yaşamında, arkadaşlıklarda, ailelerde oluşan karşılıklı
tüm ilişkileri kapsıyor. Mesela, ilişkilerinde problem yaşayarak
gelen çoğu insanda gördüğüm ilk şey ve bu her birimiz için geçerli;
suçu karşı tarafa atmak. Kendindeki problemi görmek ve çözmek için
durumu yaratan o aslında. Sevilmeyi kabul edemeyen kendisi. Bu
durumda genellikle kalp çakrası üzerinde çalışıyorum. Çünkü orada
dengeye gelmesi gereken bir enerji blokajı var. Depresyonda olan bir
insanı ele alırsak, o, dünyayı korkunç, dayanılmaz bir yer gibi
görüyor. Çünkü kendi içinde çözülmeyi bekleyen korkuları var. Bu
durumda da, öncelikle birinci çakrada çalışma yapıyoruz. Burada
önemli bir şey daha var: Bazı taşlar, çakranın olumlu yönünü
kuvvetlendirmek, enerji merkezine dengeyi getirmek ve bu merkezin
gücünü yeniden kazanmasını sağlamak amacıyla kullanılırken bazı
taşlar da enerji merkezini temizlemek için kullanılıyor. Sorunları,
tıkanıklıkları görüp, temizleyip dengeyi sağladığımızda, kişinin
titreşimi ve enerjisi de değişiyor doğal olarak. Kişinin enerji
alanındaki bu değişim, etrafındaki insanları ve olayları da direk
olarak etkiliyor. Kişinin kendisi değiştiği için çevresi de
değişiyor yani. Aslında bu çok basit bir sistem. Değişim ve denge
ilk önce kendinde başlıyor. Sonrası da geliyor zaten.
Sanem:
Peki, bizim bildiğimiz manada, ‘Yaşam Koçluğu’ çalışmasını, biraz
daha açar mısınız?
Laureen:
Hayattan ne istediğini
bilemeyen, tıkanıp kalan insanlar, enerjilerini sağa sola dağıtıp
duruyorlar. Biz, kristallerle tedavi aşamasına gelmeden önce, gelen
kişiyi tanımak için kullandığımız aletlerden birisi olan tarot
kartlarıyla bu durumu belirleyip enerjiyi bir yöne odaklıyoruz. Sen,
kendin için ne istediğini bilemezken evren sana nasıl versin?
Beraberce çıkardığımız profil doğrultusunda, kişinin hayatına dair
bir odaklanma yaratıyoruz. Amaçlarını belirleyip o yönde hareket
etmesini sağlıyoruz.
Sanem: Size daha
çok kimler geliyor? Belli bir yaş grubunuz var mı? Mesela çocuklarla
da çalışıyor musunuz?
Laureen:
O kadar çeşitli mesleklerden, yerlerden gelen insanlar var ki. Kendi
dengesini bulamayan, ne istediğini bilmeyen, rehberliğe ihtiyaç
duyan herkes geliyor diyebilirim. Buraya, kaybolmuş bir şekilde
gelip bir ‘kral’ gibi dimdik bir şekilde ayrılan, o kadar çok kişi
gördüm ki... (Laureen, konuşmaları
sırasında, beden dilini de oldukça sık kullanan biri. Tüm anlattığı
olayları, durumları da usta bir tiyatro sanatçısı gibi canlandırıyor
aynı zamanda ve bu durumda onu izlemek, dinlemek kadar keyif
veriyor) Çocuklara gelince...
(Bu sırada, bakışarak muzip muzip gülüşüyoruz.) Onlarla
genelde okulda yaşadıkları konsantrasyon sorunları, sınavlardan önce
yaşadıkları stres ve korkuları için çalışıyorum.
Sanem: Aşağı
yukarı kaç seansta, bir değişim gözlemliyorsunuz?
Laureen:
İlk seansta bir uyanış oluyor. Tabi herkesin problemi, derinliği
farklı oluyor. Seanslar, üç ya da yedi seans arasında değişiyor.
Bunlar da güçlü şifreler tabi. (Seans
sayılarından bahsediyor.)
Sanem:
Nasıl güçlü şifreler? Numeroloji’nin de seanslarınızın bir parçası
olduğunu biliyorum.
Laureen:
Dağlarda yürüyen (rehberlerden bahsettiğini
anlıyorum sonra) insanlar söylerler. O sırada, orada
deneyimlediğin şey her ne olursa olsun, üçüncü günün sonunda bir
anlayış değişimi, bir farkındalık oluşuyor. Numeroloji'yle, doğum
tarihinizi yorumlarken, ‘Arch Type Energy’nizi buluyoruz.
(Laureen, bunu özellikle İngilizce belirtmek
istedi. Benim yorumumla, ‘geçmişten getirdiğimiz kalıp enerji’
diyebiliriz.) Her numaranın, belirli bir özelliği, anlamı
var. Numeroloji'ye göre numarası bulunan insanın, olumlu ve olumsuz
özelliklerini görebiliyorsunuz. Yani, her insanın numarasına göre
bir olumlu ve bir olumsuz profili var. Bu sayede sorularını,
sorunlarını, hayata bakış açısını anlayabiliyor ve
yorumlayabiliyorsunuz. Numeroloji, profil çıkarmada kullandığım
yardımcı yöntemlerden birisi bu yüzden.
Sanem:
Kristallerle tedavinin, sizce, ruhsal gelişim bakımından faydası
nedir?
Laureen:
İlk olarak, kozmik enerjiye bağlanıyorsun, yeniden. Ruhsal gelişim
için bence en önemli şeylerden birisi; "dengede olmayı"
öğreniyorsun. Nefesini nasıl kullanman gerektiğini öğreniyorsun.
(Laureen’ın tarif ettiği nefes, yoga
uygulamalarından olan, pranayama-nefes- çalışmalarındaki, ‘doğru
nefes alış/veriş tekniği’ ile aynı olan nefestir.) Senin
gücün, nefesini kullanışından ve ışıktan geliyor. Biz de ilk önce
bunu vurguluyor, daha sonra da kristallerle destek veriyoruz.
Sanem: Sizce doğru
nefes alış/veriş nasıl olur?
Laureen:
Doğru nefes alış/verişi, çocuklara öğretirken en çok kullandığımız
araçlardan birisi balondur. Balonu elinize alın ve şişirin. Nasıl
şişirirsiniz? Balona nefes üflediğinizde karnınız iner, içe çöker.
Tekrar üflemek için nefes aldığınızda ise karnınız şişer. İşte bu
kadar. Doğru nefes budur. Nefes aldığınızda karnınızı şişirin, nefes
verdiğinizde karnınızı içe çekerseniz, uyguladığınız yöntem
doğrudur. Korktuğumuzda, genellikle nefesimizi tutarız ya da az
nefes alırız. Dengeye gelmek için doğru nefes alıp vermemiz yeterli
olacaktır. Evet, bu yeterli olacaktır. Örneğin ben uçağa binmekten
fena halde korkardım. Şimdi, hayatım uçaklarda geçiyor. Hem pozitif,
hem negatif özelliğe sahip olan kristaller var.
(Bu sırada bana, iki ucu sivri, bir kristal
çiziyor) Uçağa binerken iki tane böyle kristali ellerime
alıyorum. Uçak istediği kadar hava boşluğuna girsin, umurumda
olmuyor. Çünkü kristallerle dengemi sağlıyorum.
Sanem: Gerçek
kristalin nasıl anlaşılabileceği konusu var bir de. Ve tabi
kristalimizi nasıl temizlemeliyiz?
Laureen:
Bu, hissedilebilecek bir şey. Genellikle gerçek kristallerin içleri
doğal şekillidir. Kristaller bize çok benzerler. Farklı bakış
açılarıyla, farklı görünürler. Bu bakımdan iç dünyalarımız
gibidirler. Kimileri ellerinde tuttuklarında sıcaklık hissederler,
kimileri soğukluk hissederler, kimileriyse karıncalanma gibi bir
duygu hissederler. Aslında tüm bu kurallar insanlarda blokajlar
yaratıyor. Doğru taşı, kristali hissedersin. Temizlemeye gelince...
Ben genellikle, adaçayı yakıp kristalleri dumanına tutuyorum. Deniz
tuzuyla hazırladığın bir solüsyonda da bekletebilirsin. Toprağa da
gömebilirsin.
Sanem:
Kristallerin kullanım alanlarından bahsetmiştik bir defasında.
Laureen:
Evet. Mesela şeffaf
kristaller, endüstride de çok sık olarak kullanılıyorlar. Çünkü bu
tür kristaller, her ne yapıyorsan, onu bin kat daha güçlendirirler.
Mesela lazerlerde kullanılırlar. Aynı zamanda, enerji
dönüştürücüdürler. Kendini dengesiz hissediyorsan da
kullanabilirsin. Çok etkilidirler. Öncelikle programlaman gerekiyor
tabi. Sonuçta bunlar mucize değiller. Kristaller kullanabileceğimiz
araçlardır.
Sanem:
Kristallerimizi nasıl programlayacağız?
Laureen:
Öncelikle, bahsettiğim
yöntemlerden bir tanesini kullanarak kristalin temizlenmesi
gerekiyor. Kendini de dengeye getirmen gerekiyor. Bunun için kendine
özel bir yöntemin yoksa sadece nefes alırken ışığın tepe çakrandan
girdiğini ve tüm vücudunu dolaşıp ayaklarından çıktığını düşün.
Nefes ver. Bunu bir süre tekrarla. Sonra kristalini eline al, sana
uygun olan bir törenle ve en önemlisi, saygıyla niyetini söyle:
“Seni denge için programlıyorum.” Bunun yerine: “Seni, ...... için
programlıyorum.” da diyebilirsiniz. Niyeti ve programlama işlemini
kristaliniz için bir kez yapmanız yeterlidir. Yalnızca kimsenin
sizin özel kristalinize dokunmamasına dikkat etmeniz gerekir.
Çocuğunuz varsa, bu dikkat onun için geçerli değildir.
Sanem:
Kristallerin, özel kullanımına örnek verebilir misiniz?
Laureen:
Stresten kurtulmak, rahat bir
uyku uyumak, dinlemiş bir şekilde enerji dolu olarak uyanmak için
Ametist kristalini kullanabilirsiniz. Yatağınızın baş ucuna bir
tane, ayak uçlarına da birer tane olmak üzere üç tane ametist taşını
alın ve onları bir üçgen oluşturacak şekilde yerleştirin. Bu,
çocuklarda çok sık rastladığım korkutucu rüyalara da çok etkili olan
bir çözümdür. Sabah kalktığınızda, tüm yorgunluğunuzun,
geriliminizin uçup gittiğini göreceksiniz.
Sanem: Sizce,
sağlıklı bir insan nasıldır?
Laureen:
Dengeli, kendine ve dünyaya karşı saygılı insan, sağlıklı bir
insandır.
Sanem: Son
olarak, bizlere, tavsiye edeceğiniz bir şey var mı ?
Laureen:
Evlerinizde kendinize ait
küçük bir yer, bir alan yaratın. “Burası, benim güçlenme, canlanma,
dengelenme, huzur yerim.” deyin. Burada dört elementi kullanın.
(Ateş, Su, Toprak, Hava) Özel yerinizi canlandırın, oraya hayat
verin. Gün içinde, bir süreyi orada meditasyon yaparak geçirin.
Çocuklarınıza olup olmadık cezalar vereceğinize, onları özel
yerinizde oturmaları için davet edin. O zaman göreceksiniz ki
dengeleniyorlar ve sakinleşiyorlar.
Kahkahalarla,
bazen fısıldaşmalarla devam eden sohbet sonrasında, ‘yarın için
alınacaklar’ listeme, sayıca eksik olan, Ametist kristallerini de
ekledim. Laureen’ın bahsettiği, uyuduğumuz yer için üçgen dinlenme
kalkanını deneyeceğim. İlgilenenler ve Laureen’la tanışmak
isteyenler için:
E-posta:
laureenwm@wanadoo.fr
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Asu
Sanem Kaya,
1976 doğumlu.
İstanbul’da yaşıyor. Çeşitli okullar ve merkezlerde, yoga
eğitmenliği yapıyor. EMF (Elektromanyetik Alan Dengeleme Tekniği)
Master in Practice ve Usui Reiki Master olarak çalışmalarını
sürdürüyor.
anasuyasanem@hotmail.com
|