Sayı 40|OCAK 2009              Anasayfa  |  Kurumsal  |  Reklam  |  Blog  |  Arşiv  |  İndigo  |  Gündem  |  Röportajlar  |  Dünya  |  İnsan  |  Sağlık  |  Kültür Sanat  |  Çocuk  Eğitim  |  Çevre  |  Bilim

Facebook'ta Paylaş


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

Indigo Magazine International Edition

Coming Very Soon

click for more information

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 

 

Kâhin

Fehmi Özçelik


Bebek 

Özge Esirgen


Neden?

Nuran Nayır Giner


Bir İhtimal Şiiri

Ozan Deniz Sarıtop

 

 

 

 

 

Jale Dural

Anne Karnından Gelen Mektup 

Sevgili anneciğim, 

Anlatmak istediğim, bilmeni istediğim o kadar çok şey var ki içindeki dünyamda, nereden başlasam acaba diye düşünüyorum...

Karnının içindeki bu özel yuvamda, sevgini hissederek, sesini duyarak, kalbinin atış ritmiyle huzur duyarak geçireceğim süreç, geleceğim için çok ama çok önemli bir dönem... Tahmin edebileceğinden çok daha fazla önemli... Sana bunları anlatmaya çalışacağım. Belki bazılarına inanamayacaksın ama araştırırsan doğru olduğunu ve hatta benim oldukça basite indirgemeye çalıştığımı fark edeceksin... 

Karnında olduğum dönem boyunca, hayatımın en önemli olgusunun  “sesler” olduğunu tahmin edersin. Hatta buradayken dinleme duyum, diğer duyularımdan en fazla gelişeni...

Hatta organik oluşum sırasında organ olarak kulaklarım daha oluşmadan önce bile dinleme duyum en fazla gelişmiş olan duyum... Çünkü tüm vücudumla dinlemekteyim sesleri, derimle dinlemekteyim. Daha 3 aylıktan itibaren seslere duyarlıyım ben. Dinlediğin müzik veya bulunduğun ortamdaki sesler beni etkiliyor. Senin sesin ise belleğime kazınan en önemli şey. Konuşman, şarkı söylemen, ağlaman, gülmen... Hepsi benim beynime kaydoluyor... Sesindeki huzuru, sevgiyi hissedersem, rahat ve mutlu oluyorum. Stresi, üzüntüyü hissedersem, kızgınsan, acı çekiyorsan... Biliyor musun anne, ben de ağlıyorum... Yumruklar atıyorum... Kasılıyorum... Huzuru senin sesindeki huzurda, kalbinin atışındaki ritimde buluyorum... Sakinleşiyorum, gülümsüyorum, geriniyorum, esniyorum hatta. 

Müzik dinlet bana anneciğim... Ama huzurlu, gürültüsüz müzikler... Çok karmaşık enstrümanların olmadığı müzikler... Sade ama akıcı ritimler... Düzenli olarak dinlet bana her gün... Hatta sana mutluluk veren ve bana da huzur vereceğini hissettiğin bir şarkıyı benim şarkım olarak seç ve bana her gün aynı saatlerde dinlet... Doğum anı benim için de senin için olduğu kadar zor... Hatta daha da zor... Bulunduğum ortamdan dışarı çıkmak, güvenli, huzurlu olduğum yerden sıkışarak, zaman zaman nefesim kesilerek, zorlanarak çıkmak... Kalbinin ritmini heyecanlı tempoda hissederek, bir yığın yabancı sesin duyulduğu, hava ile temas ettiğim bir ortama çıkmak... Hele bir de kalbinin ritminden uzaklaşmak... Hepsi çok ürkütücü olacak. Ama hiç değilse o anda, karnındayken dinlediğim o şarkım çalsa, eminim kendimi o kadar da kötü hissetmeyeceğim.  Daha huzurlu ve güvenli olacağım. Aynı şey senin için de geçerli öyle değil mi? 

Karnındayken o kadar çok şey öğreniyorum ki... Farkında olmadan öğreniyorum bunları... Şartlanıyorum belki de... Yediklerin, zevk aldığın veya sevemediğin tatlar... Kokular... Hafızam daha burada başlıyor kayıt almaya anneciğim... 

Dokunmaya karşı tepki verme oyununu da oyna benimle anneciğim... Benimle konuşmayı da ihmal etme... Babamla beraber okşayarak beni konuşun benimle uzun, uzun... Doğarken ben ve hemen doğduktan sonra aynı şekilde konuşun benimle... Doğduktan sonra, hastalandığımda, huzursuz olduğumda, uyumadan önce ve pek çok durumda bu sesleri ve konuşmaları duymam beni sakinleştirmede yardım edecek size... 

Bana vereceğiniz tüm eğitici uyarımları düzenli bir sistem içinde verirseniz, beynimde bunları ilişkilendirip, kullanabilecek hale getirmem daha kolay olur. Bu tip düzenli uyarımlar, zekâmı ve öğrenme kapasitemi geliştiren bağlantıları beynimde oluşturacaktır. Ne kadar çok sağlam bağlantı kurulabilirse beynimde, o kadar ileriye dönük zekâ ve öğrenme kapasitem artar. Doğduktan sonra da düzenli olarak yeni uyarımlarla, temaslarla, konuşmalarla, duyularımla beynim arasındaki köprüleri kurmaya devam edin. Sessiz ve uslu yatmama bakıp da beni uyarımsız bırakmayın sakın. Özellikle 3 yaşımın sonuna dek, beyin hücrelerim hep gelişmeye devam edecek ve 3 yaşımdayken beynim bir muhasebe yapacak... Uyarılmayan beyin hücreleri ölecek. Ve bunların yerine yenileri de gelmeyecek ne yazık ki... 

Anneciğim, beni beklerken ne olur mümkün olduğunca aktif ol... Sağlığını ve sağlığımı tehlikeye atmadan yapacağın hareketlilik, düzenli egzersizler sayesinde sende salgılanan steroid hormonu, plasenta zarından geçip benim beyin korteksimde olumlu etkiler yapacaktır. Beynimde nöronların doğru yerleri bulmasında bu etkiler ne kadar önemli ise içeceğin zararlı şeyler, içki, sigara, uyuşturucu, zararlı ilaçlar, radyasyon vb. etkiler de o derece yıkımlara sebep olacaktır. Büyük heyecanlar, üzüntüler, stresler de benzer şekilde zararlı maddelerin senin bedeninde oluşması ve bana da geçerek benim gelişimimde de etkili olması demektir. 

Anneciğim, benim duygularım da çok gelişmiş durumdadır. İstenmediğimi hissedebilirim, sevilmediğimi de... Beni sev anneciğim… Planlarının arasında olmasam da, beklenmedik bir anda rahmini yuva edinsem de ben senin parçanım... Daha 18. günde kalp atışım duyulabildiğine, 30.günde beynim, omuriliğim, duyu organlarım, böbreklerim karaciğerim, kan dolaşımım kendini göstermeye başladığına göre, 43.günde beyin dalgalarım alınabildiğine, 6.haftada iskeletim kıkırdak olarak da olsa şekillendiğine, sinir hücrelerim ve kaslarım beraber çalışmaya başladığına göre, 7. haftada iç organlarım yerlerini aldığına göre, 8. haftada ellerimdeki çizgiler bile belirdiğine göre, bayağı oluşmuşum demektir.1 2. haftada tekmelerimi hissedebilirsin. Ve parmağımı emmeye başlarım anneciğim biliyor musun? 16. ve 20. haftalarda artık kirpiklerim, kaşlarım vardır ve anneciğim, uykum seslerle bölünebilir... Yani anneciğim karnında var olmaya başladığım andan itibaren beni kabullenmen ve sevmen benim için çok önemli... Değil beni istememen... Ve hatta yok etmeyi düşünmen. Ben oluşmaya başladığım andan itibaren artık bir insanım... Sana bağlı ama senden farklı bir insanım. Sana ihtiyacım var. Senin sevgine ihtiyacım var... Anneciğim... Seni seviyorum ve hep seveceğim.

HABERLER

 

 

Sivil Toplum Bilinci


Aile Hekimliği 10 İlde daha Hayata Geçiyor


AIDS Üzerine Strecker Muhtırası


Avrupa Birliği Sürecinde Türkiye: Ekonomi


BİRGİ Korunması Gereken Bir Kültürel Miras


Yaratıcılık Çocuklukta Öğrenilen Bir Alışkanlık


Türkiye'nin Belgesel Kanalı İZ TV


Diş Rahatsızlıkları Böbrek ve Kalp Yetmezliğine Sebep Olabiliyor


Gençler Gelecekten Korkuyor Mu?


İşte Karşınızda Windows Vista


2005’in İlginç Buluşları

 

KÖŞE YAZARLARI

Doruk Oğuz

İnternet ve Bilincin Dönüşümü 


Deniz Onur

Dikkat Canavar Var!


Funda Umut Pakkal

Değerleri Kaybetmek, Kaybedildiğini Görmek


Rüya Yüksel

An Ve Zaman


Meltem Bingöl

Sonsuzluğa Açılan Kapı


Beyaz Özbalçık

Aşkla Niyaz Ederim


Tuğba Kavas

Sevgi 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  1 OCAK 2009 TSİ 00:00