|
insan
ve toplum
|
Altı yaşındaki bir erkek çocuğuna büyüyünce ne olmak
istiyorsun diye sorsak, “pilot” olmak istediğini söyleme olasılığı
yüksek olacaktır, küçük kızlar ise “hostes” olmayı bu yaşlarda oldukça
sevmektedirler. Anlaşılan küçük yaşlarda uçmak ilgi çekicidir, uçuş
korkusu ise söz konusu bile değildir. Ancak araştırma sonuçlarına göre
insanların %35’i er ya da geç uçuş korkusu yaşayacaklardır.
Yazar:
Yrd. Doç. Leyla Fetihi
|
|
Hıdrellez
Ruhu
Hıdrellez günü, Hızır ve
İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu savıyla kutlanmaktadır.
İslam coğrafyasına bakıldığında Hıdrellez gününün yoğunlukla Türkiye'de
kutlanıldığı görülmektedir. Geceden gül dallarına kırmızı bezler bağlanır, gül dibine genç kızlar yüzük atar,
davullar eşliğinde oyunlar
oynanır, su kenarlarında, yeşilliklerde eğlenilir, ateşten atlanılırsa
ev sahibi olacağına inanılır.
Derleme: Mehmet Karaarslan
|
|
Duyguları
bir beden edip zırh gibi giymek mi yoksa o duyguları olgunlaştırıp ulvi
duygularla, aşkla yaşama geçirip yaşamak mı en güzeli?
Aşk, hayatın aslı, nihayetimizse; buna varmak
gayretiyle yanıp tutuşan Mevlana, Şems, Yunus gibi kişilikler en güzel
örnekler yaşamımızda. Ne mutlu ki onlar hala yaşamaya, bizlere rehberlik
etmeye devam etmeye devam ediyorlar.
Yazar: Hale
Karaarslan |
|
Tarih
Tekerrürden Kurtulsun!
Elif Şafak son romanı Siyah
Süt’te şöyle diyor: “Ne çekiyorsak normallerden çekiyoruz. Faşizm kötülerin
değil, normallerin eseridir. Sürüye ayak uyduran, verilen her emri sorgusuz
sualsiz yerine getiren sıradan insanlar her türlü totaliterliğe açıktır.”
Yazar: Zuhal Keresteci
|
|
Genç Olmak
Bilirsiniz; ortanca
çocuklar, genellikle ailelerin en çok çaba sarf etmek zorunda kalan kesimi
yansıtırlar. Ne çok küçüktürler, her yaptıkları hoş görülsün ne de yeterince
büyüktürler, isteklerini yerine getirebilsinler. Onlardan hep büyük şeyler
beklenir ama başardıkları, ailelerinin umduğunu karşılamazsa küçük olmakla
yargılanırlar.
Yazar:
Burcu Akar |
|
Orada Kimse
var mı?
Bu
söz
'99
Gölcük Depremi
ile zihinlerimize kazındı,
kolay kolay da çıkacağa benzemiyor. Aslında her enkaz vicdanlarımızın
teker teker çöküşüydü o inşaatlara onay veren. Usulsüzlüğün,
yolsuzluğun, İlmik ilmik dökülüşümüzün, toplumumuzu bir arada tutmaya
çalışan olabildiğince erozyona uğramış değerlerimizin yerle bir olmuş
simgeleriydi o çökmüş o evler.
Yazar:
Dr. Levent Altaş |
|
Gençlik,
Girişimcilik ve Sosyal Sorumluluk
Günümüzün
teknolojik olanaklarında en çok öne çıkan kavramlardan birisi de
“Girişimcilik”. Var olan somut olanakları kullanarak bunlar üzerinden bir
kişisel ürün oluşturmanın önkoşulu: girişimci bir ruh ve özgüven yetisi
kazanabilmek. Özellikle gençlerde bu çok daha önemli olabiliyor. Gençlerin
kendi yoğun enerjilerini üretken ve faydalı alanlara kanalize etmelerinin
temel koşulu girişimci bir eylemlilikten geçiyor.
Yazar:
Adnan Çelik
|
|
Aramızdaki
Gizli Kahramanlar
Hayatımızın sıradan
akışında hepimizin öyle ya da böyle başına birçok musibet gelir. Sağlıkla
ilgili, ailesel, duygusal veya bazen maddi sorunlar yaşayabiliriz. Bunları
yaşamamak mümkün değildir. Sorunsuz, problemsiz bir hayatın zaten anlamı
olmaz. Bu sorunlarımız sırasında bize destek olan birileri vardır. Onlar
fark edilmezler, anlaşılmazlar ama ne zaman sorunlarımız olsa koruyucu
meleklerimiz gibi ortaya çıkarlar.
Yazar:
Efe Elmas |
|
Umut Dolu
Yarınlara Koşan Gençlik
Genç olmadan önce; hayatı
anlamak için zorlu mücadeleler vermeye başlamış, yeni başlayan okullarda
yeni bilgiler öğrenmek için can atan ve hiç bitmeyen merakla sorular soran,
hayal gücümüzün sınırlarını sonuna kadar zorlayarak bizlere özgü şeyler
yaratan, oyun oynamaya bayılan ve oynarken de hayata dair birikimler yapmaya
başlayan çocuklardık
hepimiz.
Yazar:
Firdevs Burçak
|
|
Palyaçolar... Yalanlara
gülümsemeyi öğrettiler bana. Çocukluğumda, ne vakit bir palyaço görsem,
gülmek zorunda hissederdim kendimi. Kırmızı kocaman burnu, boyalı gözleri,
büyük ayakkabıları, rengârenk giysisi... Hepsi, güleyim diye sanki. O tuhaf
hareketleri, yürüyüşü, bakışı...
Yazar: Merve Şen |
|
Yaşamak Sanatı
Korkular ve çaresizlikler, ön yargılar gibidir; yaşamanıza izin vermezler.
Öğrendiğiniz dolayısıyla da hayatınıza geçirdiğiniz her bir korku, hayata
dair girmek istediğiniz yeni bir yolda küçük bir adımın atılma çabasına
yönelik büyük bir engeldir.
Yazar:
Firdevs Burçak |
|
Kör Talih ve
Kahpe Felek, Günah Keçilerini Kaçırmak Gerek
Hayat yanı başımızdan akıp giderken...
Kimsenin olmadığı bir anda yalnız bıraktığın çaresizliğine ve
yapayalnızlığına arkanı dönüp gittiğinde bir elin omzuna dokunması irkiltmez
miydi seni? Tut ki sen yaşlanmış, perişan olmuş ve pişman olmuş bir halinle
geri dönüverip geçmişine yeni baştan dokunmak istedin bir hekimin eliyle…
Yazar: Can Duman |
|
İçimdeki Bilge
Geçenlerde içim çok bunaldı.
Ufacık evimin ufacık penceresinden dışarıya baktım. Hava çok güzeldi. Güneş,
gülen yüzüyle sadece havayı değil insanların da içini yoğun bir sevgiyle
ısıtıyordu. Kuşların sesleri, insanların mutlu ifadeleri ve rüzgarın tatlı
tatlı esmesi bu ortamı daha da güzel kılıyordu. Sıkıntım geçer diye dışarıya
çıkmayı düşündüm.
Yazar:
Efe Elmas |
|
Elveda
Özdeşlik, Hoş Geldin Özgürlük!
Nihayet gözyaşları
dinmişti. Çok sevdiği eşini, hayat arkadaşını, sevgilisini, neredeyse her
şeyini kaybettiğinden bu yana günler, aylar geçmişti ancak içindeki hüzün
ağlamakla son bulacak gibi de değildi. Büyük bir boşluk vardı ve bu kocaman
bir çukur her geçen gün giderek büyüyordu ve artık sanki onu da içine
alıverecek gibiydi.
Yazar:
Rüya Yüksel |
|
Recep İvedik
Yaşıyor Mu?
Recep İvedik, içinde
bulduğumuz yüzyılın içinde etrafta pek görmediğimiz türden radikal bir tip.
Gerçek mi? Bu sorunun cevabını verebilmek için filmi izlemek gerekiyor
kuşkusuz. Filme karşı biraz
olsun içim ısınmadı. Bu
kadar soğuk duruşumun geri planında yatan his Recep İvedik karakterinin
karikatürize bir tip olmaktan bile uzak duruşuydu. Suratının gözleri hariç
her tarafını sarmış kıllı yapısı bütün vücudu ile bütünleştiğinde ortaya adı
konmamış bir hayvan ismi çıkıyor: Ayı.
Yazar:
Uzay Gökerman
|
|
İslâmî
Feminizm
Bu yazıda Fransız ve
Amerikan Devrimleriyle birlikte ortaya çıkan feminist hareketin batı
merkezli dışarıya yayılımı sonrasında ortaya çıkan farklı feminizm
versiyonlarından “İslami Feminizm” konusunu işlemeye
çalışacağız.
Feminizm genel anlamda,
toplumsal cinsiyetin erkek lehine gelişen iktidarını sona erdirmeye çalışan
bir eşitlik talebi olarak tanımlanabilir.
Dolayısıyla bu talep, eşitsizliğin, her alanda kadına uygulanan baskı ve
sömürünün engellenmesi, kadının ikincil konumdan kurtarılması çabalarını da
beraberinde getirmiştir.
Yazar:
Adnan Çelik
[kapak]
Kadın
ve Sanat
Sanatın pek hatrı sayılır bir dalı olan edebiyatta, kadına, Türkçe ve
Edebiyat dersleri veren, aynı zamanda yazar olan bir öğretim görevlisi
gözünden, biraz tarihsel bilgi ile bakacağız.
Koç Üniversitesi’nde edebiyat dersleri veren Fatih Altuğ,
üniversitede,
‘Türk Edebiyatında Toplumsal Cinsiyet ve Modernleşme’
dersini açtı. Kendisi ile Türk
edebiyatında kadının yerine kısaca göz attık.
Haber:
Özge Esirgen
Yaratıcı
Kadının İlah-i Aşkı
Handan
Kaynakgöz’ün
2007 yılında ürettiği, ‘ilah-i-aşk-la-aile’ konulu resim çalışmalarından çok
etkilendiğimi söylemek isterim. Gerek resimler, gerekse konusuyla güzel bir
insanın, içindeki sanatçının, yaratıcının, güzelliğin dışarıya yansımaları
diye düşünüyorum.
Haber:
Hale Karaarslan
Kadınların
Kurtuluşu:
Erkek gibi olmak
mı?
Kadın varlığını seven, onunla
birlikte olmaktan hoşlanan bir erkek olarak kadını yazmak, onun üzerine
düşünmek istiyorum. Aslında düzen kadın erkek ayrımı yapmadan her şeyi
alınabilir satılabilir hale getirmek istiyor. Kadının buradaki rolü biraz
daha sıkıntılı, çünkü onun bedeni cinsel olarak da sömürülüyor. Erkek hegemon bir sistemde yaşıyoruz ve genellikle her şey erkeğin zevkine göre
dizayn edilmiş, kurgulanmış.
Başyazar:
Uzay Gökerman
Kadın
Düşmanı Küçük Erkekler
Bazı erkeklerdeki,
erkeğin kadından üstünlüğüne olan inancın da
ötesinde; kadını eksik, kusurlu, sorunlu, zayıf, zararlı gören zihniyet
üzerinde düşünmeye başladım. “Kadınları zayıf
varlıklar olarak nitelemek en büyük iftiradır”, diyor Gandhi,
“Erkeğin kadına
ettiği en büyük haksızlıktır. Şiddeti ortadan kaldırmak İnsanlık’ın
yasasıysa, gelecek kadınlara ait olacaktır.”
Yazar:
Melda Güngül
Bir Kadının
Yere Değmeli
Etekleri
Kadınlar hayata
geldiğiniz günden itibaren yaşama kaynağınız, annenizle başlayan...
Ne vakit bir şeyler yazmaya kalksanız ya da anlatmaya, daima yanı
başınızdalar. Bir kadınla gözlerinizi açarsınız dünyaya,
sonra birkaç kadınla devam edersiniz. Sevgilileriniz olurlar adlarını bile
bilemediğiniz...
Yazar:
Mehmet Yapıcı |
|
İnsanlığa
Çağrı:
Sistemler
Lütfen, İnsanoğlunun ve Dünya
Gezegeninin Varlığının devamı için çağrıların takipçisi olunuz. Bu Gezegen,
Bizimdir. Şimdi Burada bu Yaşam, Bizimdir. İnsanlık,
Biziz. Gelecek Bizim.
Küresel ısınmayı
önleyecek tedbirlerin bireyler tarafından “Gündem” haline getirilmesi ve
takipçisinin olunması ve nihayetinde ilgili kişiler ve yapılar tarafından
uygulamaya alınması ve başarılacağına inanılması önemlidir. Çağrımızı açıklıyoruz...
Yazar: Nilgün Nart
|
|
İnsanın
Bilinç Kaderi
İnsan bir “Bilinç”tir. Bilinç
ise “Fark Etmektir”. Fark etmek ise “Bilmek”. Bilmek bir “Hal”dir. Her soru;
gerçeği kuşatma uğruna, bizim kendimize kurduğumuz bir pusu! Sonra dönüp
kendimizden başladığımız yolda yine kendimize bakıp sorarız bir soru daha.
“Ben Neyim?” Her farkındalık yaşadığımızda ve daima kendimizi bilme adına
tanımlarız benliğimizi durmadan. Sonra sanki bulmuş gibi sıkıca sarılır ve
aslında bizi bırakıp...
Yazar: Türker Ercan
|
|
U-Mutluluk
''Hayat güzeldir.'' İşte
dillerin söylemeye meylettiği cümle, insanların düşününce huzura erdiği iki
kelime. Öyle zamanlar geldi ki, bu cümle duyup duyacağım cümlelerden en
saçması oluverdi. Ve yine öyle anlar yaşadım ki, damarlarımda hissettim bu
iki kelimeyi. Bağırmak istedim '' Hayat güzeldir! '' diye.
Yazar:
Merve Şen
|
|
Kadın Bedeni
Metadır!
Çağımız görsel sunumun
her şeyin önüne geçtiği, pazarlamanın göze hitap edilerek yapıldığı bir
zaman dilimini kaplamaktadır. Bir yazının okunabilirliği bile onun
içeriğinden çok görselliğiyle doğru orantılı hale gelmiştir. Gazete
sayfalarında artık daha fazla fotoğraf daha az yazı vardır. Öyle ki,
internet dergilerinin kotalarını bile dolduracak derecede fotoğraflar sorun
haline gelmiştir.
Yazar: Uzay Gökerman |
|
Cinsel Enerji ve “Yol” Erki-1
“Sevişmeyi bilmek” de ne
demek şimdi? Zor bir şey değil diye düşünüyoruz, değil mi? Eşimizle “doğal”
süreçte yaşadığımız “birkaç dakikalık bir alışveriş” mi acaba? Yoksa bunun
ötelerinde ölümsüzlüğe açılan kapı olabilir mi?
“Yol”da yürümeye başlayan
varlık, bedeninin gizlerinde keşiflerle birlikte hakiki var oluş hazinesinin
odalarına girmiş demektir.
Yazar: Didem Çivici |
|
Hoş
Çakal
Bütün kuaförler berberdir. Tüm
market sahipleri bakkaldır. Romalılar barbardır. İngilizler kalın kafalıdır.
Fransızlar korkak ve pasaklıdır.
Almanlar sabuncudur. Yunanlılar kendilerini İtalyan sanan
Türklerdir. Topkapı Sarayı oturmayı düşündüğüm evdir. Dişimdeki çürükten
dünyayı yönetmeye karar verdiğimden beri önüme çıkan en büyük engel böyle
bir çürüğün -henüz- olmayışıdır.
Yazar: Volkan Burnaz |
|
Türk Dil Yurdu Projesi
İnsanlığın bütünleşip yücelmesi için; öncelikle aynı anadili konuşan
insanların birbirleriyle kaynaşmaları gerekir. Anadili Türkçe olan Türk’tür.
Anadili Türkçe olanın, anayurdudur Türkçe. Anadil; tarih boyunca ulusların,
yaşamları süresince bireylerin yaşadıkları seyyar vatandır.
Yazar:
Erol Erdoğmuş
|
|
Manyetik Kent
Manisa
Kayıp
kıta Atlantis Manisa’da mı?
Manisa (Magnesia), Spil
Dağı’nın manyetik çekimi altında bulunan bir mıknatıs kent. Bu dağ bilindiği
kadarıyla dünyanın en büyük mıknatısıdır. M.Ö. 6. yüzyılda Thales bu dağa
ait bir taşın demir cevherlerini çektiğini keşfedince bu taşa Magnesia’dan
geldiği için “Magnesia taşı” adını vermiş. “Manyetik” ismi de buradan geliyor.
Haber:
Türker Ercan
|
|
Bir Kente
Ait Olmak -2
Hiçbir yere ait olmamak ile
ilgili bir hikâyem vardı. Bir gökyüzü altında nereye gidersem gideyim, zaten
hep ait olduğum evrenin bir parçası hissettiğimden bahsedip durdum. Yerleşen
ölür, felsefesini benimsemeye çalıştım.
Yazar:
Çağlar Demirdoğan
|
|
Şeb-i
Arûz ve Hz. Mevlana
Mevlana Celaleddin Rumi
değişimin önemini şu sözlerle ifade etti:
"Her gün bir yerden göçmek ne iyi bulanmadan donmadan akmak
ne hoş. Her gün bir yere konmak ne güzel. Dünle beraber gitti cancağızım, ne
kadar laf varsa düne ait simdi yeni şeyler söylemek lazım."
17/12/2007 |
|
Bir Cevabım Var
Günümüzde teknoloji, sözde, ihtiyaçlara cevap verme yeteneği
olarak kabul edilmiş, herkes tarafından haykırılan ve faşistçe kabul
edilmesi beklenen bir yalandır.
İşin içine para ve kulüp
giren tüm sporlar insanlık dışıdır. Otel ve kimi yerlerde
sıkça gördüğümüz 'açık büfe' oluşumu görgüsüzlük ve aç gözlülüktür.
İçinde 'eğitim' verdiği
için maaşlı personel barındıran
tüm kurumlar yıkılmalıdır. |
|
Aşkın ve İhanetin
Kimyası
Kadın ve erkek diye
isimlendirilen iki insan, dünya üzerindeki beşeri hayatı yan yana birlikte
yaratmış ve yürütmüş binlerce yıldır. Binlerce yıldır sözün, sazın, resmin,
romanın, sinemanın temaları hep bu ikilinin paylaştıklarını ya da
paylaşamadıklarını anlatmaya, yansıtmaya, tarif etmeye çalışmış. Gerçek
sevgi ve bağlılıkla, tam uyum ve doyumla, omuz omuza birlikte yürümenin
yolları aranmış türlü yöntemlerle.
|
Eski sayılarda insan
ve toplum
|
|
|
|
Daha hızlı internet
ve sayfaların
en iyi görüntüsü için
alttaki kutuya tıklayarak
Firefox’u
yüklemenizi tavsiye ederiz. |
|
Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo
Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza
tıklayabilirsiniz. |
|