Sayı 53 | Şubat 2010       Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Blog |  Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

 

 

İndigo kavramı hakkındaki inançlar, insan evriminin bir sonraki aşaması olmalarından, telepati ve telekinezi gibi paranormal yeteneklere sahip olmalarına; ölümcül hastalıklara karşı bağışıklık geliştirebilmelerinden, indigo rengi auraya sahip olmalarına; son derece empatik ve yaratıcı olmalarından, hiperaktivite ve dikkat eksikliği sendorumuyla etiketlenmelerine kadar çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Zira İndigo evrimini kanıtlayan bir bilimsel kesinlik henüz mevcut değildir.


Ben İndigo muyum?

“Ben İndigo muyum?” sorusu, bu sayfayı okuyanların da, İndigo kavramını ilk defa işitenlerin de sorageldiği ve çok merak ettiği bir soru. Bu kavramın doğru anlaşılması için hep aynı şeyi vurguladık: "İndigo, bir üstünlük anlayışı değildir! İndigolar özel değil, sadece farklıdırlar. Bu farklılık onların yeni dünya düzenini yaratmak için ihtiyaç duyacağı yeteneklerden kaynaklanmaktadır."

Üstünlük ve ayrılık yanılsamasına girmek başta İndigoların reddettiği bir durumdur. Yine de “Ben İndigo muyum?” sorusuna kesin bir cevap arayanlara İndigo Test sayfasına bakmalarını öneriyoruz. Ayrıca, Kirlian Fotoğraf Makinesi denilen bir cihaz ile insanların sahip olduğu aura renkleri fotoğraflanabilmektedir. İndigolarda tespit edilen aura rengi genelde çivit mavisi, mavinin uçuk tonları, eflatun ve mor olarak gözlemlenmektedir.

İndigo rengi nedir?

İndigo rengi elektromanyetik spektrumda 420 ila 450 nanometre dalgaboyunda, maviden mora kadar olan tonları içermektedir. Elektromanyetik tayfın insan gözü tarafından saptanabilen aralığı olarak bilinen Optical Spektrumda, geleneksel renk bilimcileri indigo rengini 7 bolümden biri olarak kabul ederken, modern renk bilimciler bu rengi ayrı ve kesin bir bolüm olarak kabul etmeyip mordaki 450 nanometreden düşük dalgaboyları aralığı olarak kabul etmektedirler. 

Peki, indigo renginin insanlarla ne ilgisi var? 

İlk kez 1970’lerde ortaya atılan “İndigo” fikri, 1982’de Amerikalı bir pedagog olan Nancy Ann Tappe tarafından yazılan “Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama” isimli kitapta kullanıldı.  

Nancy Ann Tappe, bilimde sinestezi olarak kabul edilen Turkce’ye birlesik duyum olarak tercüme edilen bir sendroma sahip. Bu sendrom, insanın duyularının birbirine karışması ile oluşan nörolojik bir fenomen. Nancy, bu hastalığıyla, insanların normalde göremediği aura olarak isimlendirilen, insanların bedenlerini çevreleyen elektromanyetik alanların renklerini görebiliyor. O bir Kirlian fotoğraf makinesi gibi, elektromanyetik alanları, renkleri ve frekansları görüyor.

Nancy Ann Tappe ilk kez 1970’lerde yeni doğan çocuklarda yeni bir tür aura rengi görmeye başladı; bu, onun yaşamı boyunca daha önce hiç görmediği bir renkti. Bu, indigo rengiydi ve o sadece dünyaya yeni gelenleri, yani çocukları kuşatıyordu. Bu yüzden Nancy onları “indigo çocuklar” olarak isimlendirdi. Daha sonraki incelemeler bu çocukların ayrıca olağandışı kişilik tiplerine ve paranormal niteliklere de sahip olduklarını göstermeye başladı. 

1990’larda bir dizi kitap, film ve seminer aktiviteleriyle popülerlik kazanan İndigo kavramı, aynı zamanda bazı çıkar çevreleri tarafından ebeveynlerden para kazanmak amacıyla da yoğun olarak manipüle edildi.

İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler

İndigo fenomeni, 1998’de Lee Carroll ve Jan Tober tarafından “İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler” isimli kitap ile islendi ve bugünkü popülerliğinin asıl kaynağı oldu. Kitapta birçok doktora unvanına sahip çocuk gelişimi uzmanı, uzun süredir gözlemledikleri çocukların psikolojik ve paranormal farklılıklarına detaylı olarak değiniyor. İndigo Çocuklar kitabının yazarlarından Lee Carroll, daha sonra yazdığı kitaplarla İndigo fenomeninin parapsikolojik yanına değinerek önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık potansiyelini anlattı: Yeni düzeni kuracak “görevli” insanlardan bahsetti ve bunları “İndigo” olarak adlandırdı. 

Skeptikler

Şüphecilerin İndigo kavramı konusundaki iması ise, çocuklarının ilaçlar verilerek uyuşturulmasına karşı çıkan ebeveynlerin, onları özel gördükleri için bu kavrama sığınmaları olarak düşünülmektedir. Zira hem dünya çapında hem de Türkiye’de çocuk gelişimi uzmanları, akademisyenler ve psikologlar da bu konuda ikiye ayrılmış durumda. Bu yüzden indigo fenomeni henüz teorik ve felsefi bir yaklaşım olarak göz önüne çıkagelmektedir. 

İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel talimatla gelmektedir.

Bu talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir.

Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacak ve şu soruları soracaklar: "Dünyanın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir araya getirebiliriz?"  

Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun başaramadığı bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olacaklar.  

İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için, onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları var.  

Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış hissederler.

Okudukları sınıflarda çevrelerine bakıp yalnız olduklarını düşünürler ve birçok bakımdan da öyledirler. Adeta, sanki beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak sonsuz bir sabır gerektirir. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimlerini yavaşlatmak zorunda kalırlar. Bu onlar için zordur ve bu yüzden birçoğu öğretmen konuşurken gözlerini boşluğa dikip bakar. 

İndigolar değişime eğilimlidirler. 

İnsanların değişime direnmeleri doğal bir şeydir. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Bu bağlamda anne-babalara büyük sorumluluklar düşüyor: Önyargılarınızı, eğilimlerinizi bu çocuklara geçirmeye çalışmayın, çünkü onlar bunlara inanmayacak ve onları kabul etmeyecektir. Çocuğunuzu kendinizden uzaklaştırmanın bundan daha hızlı bir yolu olamaz, çünkü onlar sizin kendilerine geçirmeye çalıştığınız önyargıları görecek ve sizin bilgeliğinize saygı duymayacaklardır.  

Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın!

Öğretmenler olarak sizin için zor olabilir ama, onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı açın. Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara bayılırlar. Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş ya da yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin, saygı gösterin. 

Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız, onlar size güvenmeyeceklerdir.

Bir indigo çocuğu, yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler. 

İndigo Üstatlar buraya bir misyonla gelip şöyle diyor: “Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla değişimine yardım edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz ve bunu öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz.”

İndigolar, hoşgörüsüzlüğü, adaletsizliği, savaş ve çatışmaları, yalanı, tüm üstünlük mücadelelerini ve ayırımları reddetmektedir. Hatta kendilerinin özel (çocuklar) olarak etiketlenmelerine de inanmamakta, ayrılmalarına karşı çıkmaktadırlar. Çünkü onlar, tüm gezegen üstünde, tüm insanlık için en yüksek standartları istemekte ve bunu yaratmak için niyetlerini ortaya koymaktadırlar. 

Bu sayfaya tesadüfen eriştiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.

Gezegenimiz artık onarılması çok güç bir yıkımın eşiğinde. Sorumsuzca tüketilen kaynaklar, doğal yaşama verilen devasa zarar, hoşgörüsüzlük, cehalet, sefalet… Toplumun faydasını düşünmekten ve adaletten yoksun yönetimler… Tüm insanlığı uyutmaya, manipüle etmeye ve sömürmeye dayalı sistemler… Kısacası, tamamen dünyanın ve insanlığın zararına olan bir dünya ile karşı karşıyayız.

Tam da bu zamanda indigolar, insan eliyle yaratılan bu yıkımı durdurmak için bu gezegende doğuyorlar. İlk kez 1970’lerde dünyaya gelmeye başlayan tam nitelikli indigo çocuklar, bugün birer yetiksin olarak tüm sistemlerin içine girip sorumluluklarını üstlenmeye başlıyorlar.  

Kendinizi farklı hissediyorsanız, üstünde yaşadığımız Mavi Gezegen’i korumak için kendinizi görevli olarak hissediyorsanız, hiç şüphesiz ki doğru adrestesiniz.

Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de İndigo’lar sağlayacaklardır. İndigolar, Kristal Çocukların gelebilmeleri için yolu açanlardır.

Kristal Çocuklar

Kristal Çocuklar, İndigo Çocuklar'dan sonra dünyaya gelmeye başlayan yeni kuşaktır, çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır.

Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır. Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler ve son derece sevecendirler. Çoğunlukla geç konuşmaya başlarlar. Çok müzik yönelimlidirler ve daha konuşmaya başlamadan önce şarkı söyleyebilirler. İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar. Onlara otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir. Sakin, tatlı ve şefkatlidirler, bağışlayıcıdırlar. Son derece duyarlı ve empatiktirler. Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar, şifacılık yetenekleri sergilerler, kristaller ve kayalar ile ilgilenirler.

Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler. Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar. Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını "normal yiyeceklere" tercih ederler. Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. Bu çocuklar, İndigolar gibi son derece psişik ve duyarlıdırlar, ama onlar gibi savaşçı ruhlu ve öfkeli değil, mutlu, bağışlayıcı ve sakin yaradılışlıdırlar. Onların auraları parlak ve harelidir; adeta içlerinden ışık saçarlar! Geçmiş yaşamlarından, uzak galaksilerden, barış ve sevgiyle ilgili derin içgörülerinden söz ederler.

Psikokinetik Yetenekleri

Kristal Titreşimli Çocukların çok - boyutlu iletişim yeteneği vardır. Onlar, sadece sizin düşüncelerinizi okumazlar, ayrıca daha önemlisi sizin kalbinizi de okurlar. Dünya üzerinde onların sayıları arttığı zaman, onlar arasında anlık iletişimler göreceksiniz. Onların kendi enerji anlayışları ve ışığı kendi varlıkları içinde kırma yolları, onlara psikokinetik yetenekler sağlar. Onlar, zihinleriyle eşyaları hareket ettirebilirler. Daha önemlisi maddeyi düşünceleri ile aradan zaman geçmeden yeniden düzenleyebilirler. Bizim için, bu oldukça eğlendiricidir, kendi eğlenceniz için büyük zihin güçleri olan uzaylıların dünyanızı ele geçirmesi ile ilgili hikayeler yaratmanız çok uzun zaman önce değildi. Siz şimdi bunun gerçek olduğunu keşfedeceksiniz, ancak onlar gerçekte sizin kendi çocuklarınızdır.

Kristal Titreşimliler çevrelerindekilerin kalplerindeki korkuyu kolayca hissederler.

Onlar korkuyu hissettiklerinde ve bilinçsiz olarak güçlendirilmiş duygular olarak onu geri yansıttıklarında meydan okuma gelir. Bu, daha düşük titreşimli insanların garip reaksiyonlarına neden olur. Bu nedenle, bu Kristal Titreşimliler korkuyu dilemeden hafifçe yürürler. Bu korku geri yansıtıldığında, o tüm insanlığa zararlı olan reaksiyonlara neden olabilir. Bu nedenle, ilk gelen Kristal Çocuklar sığınaklarda gizlenirler. Onlar düşük profilleri kabul ederler ve genellikle yeteneklerini toplum içinde göstermezler. İlk bakışta bu onların uysal ve kibar/ılıman görünmelerine neden olur. Bunu onların güçsüz oldukları şeklinde yanlış yorumlamamak gerekir. İlk gelen Kristal Çocukların ebeveynleri onları gizlemeye ve güvende tutmaya çalışacaklar. Bu, insanlar korku için gereksinimlerini salıverdikleri zaman değişecektir. Kristal Titreşimli Çocukların fiziksel varlıklarında daha fazla ışık taşımalarına izin veren kristalin bir yapıları vardır. İlgileri olmayan şeyleri geri yansıtmalarına neden olan bu kristalin yapıdır. Güçlü oldukları için, onlar sadece ilgileri olmayan enerjileri geri yansıtmazlar, ayrıca o enerjiyi güçlendirirler.

Kristal Titreşimli Çocuklar daha önce hiç görülmemiş sihirli niteliklere sahiptirler.

Her şeye sevgiyle bakan, ve tüm düşüncelerimizi okuyabilen, hissettiğimiz her duyguyu hissedebilen; perdenin ötesini görebilen ve yalanlara, aldatmacaya kapılmadan konuşabilen varlıklardır. Kristal Çocukların doğal, ruhsal yetenekleri de yanlış anlaşılır -özellikle, telepati yetenekleri, çünkü bu yetenek çoğunlukla onların diğer çocuklardan daha geç konuşmalarına neden olur. Kristal Çocukların birçoğu geç konuşmaya başlar ve onların ancak üç ya da dört yaşında konuşmaya başlamaları seyrek görülen bir şey değildir. Ama, ana babaları bu sessiz çocuklarla iletişim kurmakta hiç zorlanmazlar. Ana babaları onlarla zihinsel olarak iletişime girerler; ve Kristaller söylemek istedikleri şeyi karşı tarafa iletmek için telepatiyi, kendilerinin oluşturdukları bir işaret dilini ve (şarkı da dahil) sesleri kullanırlar.

Sorun, tıp ve eğitim uzmanlarının, Kristallerin "anormal" konuşma kalıplarına sahip olduklarına hükmettiklerinde ortaya çıkar. Kristal Çocukların sayılarının giderek artması ve koyulan otizm tanılarının da artıp rekor sayıya ulaşması bir rastlantı değildir! Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır: Otistik kişi diğer insanlardan kopuk bir halde kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi diğeriyle iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal Çocuklar ise bunun tam tersidir. Onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlardır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler ve görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler. Hayvanlar gibi, onlar da sizin onları yönetme arzunuzun altında yatan korkuyu hissedebilirler. Onlar sizin "kazanma" girişimlerinize baş kaldırırlar, çünkü korkunuz onları korkutur. Onlar sizin dingin ve güvenli olmanızı isterler. Siz çocuklarınızı zorladığınızda, onlar güvensiz hale gelir ve korkarlar.

Kristallerin ortak özellikleri

 



Ben İndigo muyum?

İndigo rengi nedir?

İndigo renginin insanlarla ne ilgisi var?

İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler

Skeptikler ne diyor?

İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel talimatla gelmektedir.

Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun başaramadığı bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler  

Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış hissederler

İndigolar değişime eğilimlidirler

Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan korkmayın!

Bu sayfaya tesadüfen eriştiğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz

Kristal Çocuklar

Psikokinetik Yetenekleri


İndigo Nörolojisi


İnsanı Değiştirecek Genetik Keşif


Dünya Dışı Yaşam


Doğa Sistemindeki Karmaşa

İnsanın Fizyobiyolojik Değişimi


Yeni Çocuklar ve Mutasyon


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


İndigo Yaz Buluşması


Yeni Çocuklar ve Mutasyon

Ağırlıklı olarak mor ya da indigo renginde auralara sahip çocuklar; DNA sarmalı ek kodonlara sahip; mutasyona uğrayan; AIDS'e ve ölümcül hastalıklara karşı bağışıklı; savaş bölgesi olan ülkelerdeki psişik yetenekleri sanılandan daha gelişmiş; senelerin ötesinde bilgeliğe sahip; normalin dışında sakin, ve karşılıksız seven; "Uzaylı" gibi farklı görünüşe sahip; geniş ön loblara sahip çocuklar... Yeni Çocuklar değişim için buradalar.

Üçüncü İndigo Kitabi

Hay House yayinevi, Jan Tober ve Lee Carroll tarafindan hazirlanan ucuncu indigo kitabini yayimlamaya karar verdi. Kitabin basligi "Dokuz Yil Sonra Indigolar" olacak ve Ocak 2009'da Ingilizce olarak kitabevlerinde yer almasi bekleniyor. Eger hatirlarsaniz ilk indigo kitabi Jan Tober ve Lee Carroll tarafindan 1999'da yayimlanmisti.

Düzenin Yenilikçileri İndigolar

Bilincin yeni insanı diye bilinen İndigolar “DNA’larıyla da yeni”dirler. İndigo bilinci yeni doğan neslin insanıdır. Bu konuda kafa karışıklığı yaşansa da bir ayrım yoktur; bilinç farklılığı vardır. İndigo bilinci insanın içindeki büyük güce uyanmış insan bilincidir. Kim olduğunun farkında olan, uyanan (hatırlayan) insan...

İndigo Beslenme ve Şifa Desteği

1960'lı yılların sonlarından bu yana, dünya meleklerinin gezegene yeni bir paradigma getirmeye yardımcı olmak için dualarının yanıtı olarak dünyaya gelen yeni yüksek titreşimli çocukların bir dalgası var. Yetişkinlerin, öğretmenlerin ve şifacıların bu çocukların kim oldukları, neden geldikleri ve onlara nasıl yardım edileceği anlayışına ulaşmaları bir süre almasına rağmen sadece onları kabul ederek ilerleme sağlandı.

Yeni Çocuklara Ebeveynlik Etmek

Şimdi doğmakta olan çocuklar onların anne babaları olarak doğanlarımızdan radikal şekilde farklıdır, ama yirmi yıl önce çocuk – yetiştirmeye uygulanan aynı kurallar bugün hala uygulanıyor. Gerçekte, bu kurallar daha öncekinden çok daha önemli, çünkü bu yeni çocuk “türü”, indigo/kristal çocuklar, ebeveynlerin tarafında ilave bakım gerektiriyor.

İndigoların Gizli Dünyası

Kaderleri “sevgi” ve “sezgi” üzerine kurulu, dünyaya armağan ve dünya içerisinde bir türlü anlaşılamadan “yapayalnız” yaşamak zorunda olan, paylaşmaktan hoşlanan ve içindeki potansiyeli “mutlaka” yaşatmak için uğraşan, ruhsal deneyimlerle “giydirilmiş” Yeni bilinçleriyle “özel”, dualitenin faklı yorumu, kendini bilen asil ruhlu “sevda çocuklarıdır” indigolar!

İndigo Nörolojisi

İndigolar farklı alanlarda oldukça gelişmiş duyulara sahiptir. Bir sayfayı veya kitabı, sayfanın ortasından veya kitabın sonundan okumaya eğilimlidirler, çoğu insanın yaptığı gibi tamamını okumalarına gerek yoktur; kitap kapağından materyali "absorb"layarak kitabın içeriğine hakim olabilirler. Birçok İndigo telepatiktir. Çoğu Yetişkin İndigo hassaslıklarını giderme yolu olarak haplar veya alkole başvurdular.

İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!

Yıllar önce Nancy Ann Tappe, sinesteziyle yeni bir tür insan rengi görmeye başladı; bu onun yaşamı boyunca daha önce hiç görmediği bir renkti. Bu indigo rengiydi ve o sadece dünyaya yeni gelenleri, yani çocukları kuşatıyordu. Bu yüzden Nancy onları “indigo çocuklar” olarak isimlendirdi.

Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme

Himalayalar'ın derin bölgelerinde, insanlar çocuklardaki garip davranışları bildiriyor. Çocuklar ailelerinin ve etraflarındaki hiç kimsenin bilmediği işaret dilleri kullanıyorlar. Birçok çocuk gökyüzünde uçan üçgen nesnelerin resimlerini çiziyorlar. Onların çoğu ne gördüklerini ve bu işaret dillerini nasıl öğrendiklerini bilmiyorlar.


İndigo Ebeveynlerine Dersler Serisi


Çocuklar Bizim Geleceğimiz

1970’lerde başlayan İndigo Çocuklar fenomeni tüm gezegenimizi kapsayan büyük bir değişimin içinde. Bu yeni sürecin başrolündeki çocuklar ve ebeveynlerinin çoğu, üstlendikleri evrensel rolün pek te farkında değiller. Çocukların sınır tanımaz dünyalarını keşfedenlerden Yazar Firuzan Gürbüz çocuk yazarlığı ve öyküler konusunda duygu ve projelerini İndigo Dergisi için dile getirdi.


Gençlik ve Ergenlik Şeytanları

Açık yakaların altına sıkıştırılmış dağınık kravatlar, dirseklere kadar katlanmış ve paltolunun üstüne sarkıtılan gömlekler, ders arasında parmak aralarına gizlenmiş kimliksizliğin tatmin nesnesi sigaralar, her şeyin gösteriye dönüştürüldüğü maskeli içi boş anlamsız hayatlar. Şiddet kültürüne bulanmış bir gençliğin her geçen gün daha da depreşen hastalık semptomları…


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik

Günlük yaşantımızda çocuklarımızla birlikteyken şu tür ifadeler kullanabiliyoruz: “Aferin!”, “Bravo doğrusu!”, “Harika bir iş becerdin!”, “Süper!” gibi ifadeleri çocuklarla iletişim halindeyken kullanıyoruz. Pek çok yetişkin, yukarıda sözü edilen ifadelerin yararlı olduğuna inanarak, bunları sıklıkla kullanmayı tercih etmektedir.


  DUYURULAR

 

Ergen, Yetişkin ve Aile Terapisi:

Bu platformda rehberliğine ve bilgisine güvendiğimiz uzmanlara yer vermeye karar verdik. Psikolojik Danışman Zafer Selma Köktuna, ergen, yetişkin, çift ve aile terapisti olarak çalışmaktadır. Okulda, arkadaş çevresinde, aile içinde uyum sorunu çeken çocuklara psikolojik olarak yardımcı olmaktadır. Detaylı Bilgi

İndigo ve Kristal Çocuklar Fenomeni'yle ilgili Türkçe'ye tercüme edilmiş her tür kaynağı bu portalda arşivliyoruz. Elinizde olan bütün makaleleri ve bilgileri bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. admin@indigodergisi.com


indigo test?


  ARŞİV

 

Yeni Çocuklar ve Mutasyon Haziran, 2007

İndigolar ve Masumiyetin Dönüşü Şubat, 2007

İndigo Anna Nisan, 2007

Milenyum Çocukları Edinmek Nisan, 2007

Kristal Çocuk Annesi Olmak (2) Nisan, 2007

Kristal Çocuk Annesi Olmak (1) Ocak, 2007

İlk Dalga İndigolar Ocak, 2007

2006 İçin Yeni Bilgi Ocak, 2006

İndigo Çocuklar: Bilim Uçup Gitti Mi? Mayıs, 2005

Türkiye Gözlemlerim Mayıs, 2005

Kendi Hikayem: Bir Kristal Çocuğun... Nisan, 2005

Bir Türk İndigo Annesinin Hikayesi Mart, 2005

Bir Yıl İçinde İndigo Türkiye Şubat, 2005

Yeni Dünyanın Çocukları Aralık, 2004

Kristal Çocuklardan Mesaj Aralık, 2004

Yeni Çocuklara Ebeveynlik Etmek Aralık, 2004

Anne-Baba-Çocuk İlişkinizi İyileştirmek Ocak, 2004

Kalp Savaşçıları: Kristal Barışçının Yolu Aralık, 2004

Kristal Titreşimli Çocukların Girişi Ocak, 2003

Üstün Zekalı mı Sorunlu mu Ocak, 2003

2006 Tam Nitelikli Kristal Çocuklar Ocak, 2003

Kristal Çocuklar: Kristalin Nitelikler Ocak, 2003

Kristal Titreşimli Çocukları Tanıyın Ocak, 2003

İndigolara Yardım Etmenin Yolu Mart, 2001

Yanlış Teşhis Hiperaktivite Ocak, 2001

Yeni Çocuklar Geldi! Ocak, 2001

İndigoların ortak özellikleri Ocak, 2001

Dört farklı indigo tipi Ocak, 2001

Kristallerin ortak özellikleri Ocak, 2001


 

 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Blog | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik