|
İndigo kavramı hakkındaki inançlar, insan
evriminin bir sonraki aşaması olmalarından, telepati ve
telekinezi gibi paranormal yeteneklere sahip olmalarına; ölümcül
hastalıklara karşı bağışıklık geliştirebilmelerinden,
indigo rengi auraya sahip olmalarına; son
derece empatik ve yaratıcı olmalarından, hiperaktivite ve dikkat
eksikliği sendorumuyla etiketlenmelerine kadar çok geniş bir
alanı kapsamaktadır. Zira İndigo evrimini kanıtlayan bir
bilimsel kesinlik henüz mevcut değildir.
Ben İndigo muyum?
“Ben İndigo muyum?” sorusu, bu sayfayı
okuyanların da, İndigo kavramını ilk defa işitenlerin de
sorageldiği ve çok merak ettiği bir soru. Bu kavramın doğru
anlaşılması için hep aynı şeyi vurguladık: "İndigo,
bir üstünlük anlayışı değildir! İndigolar özel değil, sadece
farklıdırlar. Bu farklılık onların yeni dünya düzenini yaratmak
için ihtiyaç duyacağı yeteneklerden kaynaklanmaktadır."
Üstünlük ve ayrılık yanılsamasına girmek
başta İndigoların reddettiği bir durumdur. Yine de “Ben İndigo
muyum?” sorusuna kesin bir cevap arayanlara
İndigo Test sayfasına bakmalarını
öneriyoruz. Ayrıca,
Kirlian Fotoğraf Makinesi denilen bir
cihaz ile insanların sahip olduğu
aura renkleri fotoğraflanabilmektedir.
İndigolarda tespit edilen aura rengi genelde çivit mavisi,
mavinin uçuk tonları, eflatun ve mor olarak gözlemlenmektedir.
İndigo rengi nedir?
İndigo rengi elektromanyetik spektrumda 420
ila 450 nanometre dalgaboyunda, maviden mora
kadar olan tonları içermektedir. Elektromanyetik tayfın insan
gözü tarafından saptanabilen aralığı olarak bilinen Optical
Spektrumda, geleneksel renk bilimcileri indigo rengini 7
bolümden biri olarak kabul ederken, modern renk bilimciler bu
rengi ayrı ve kesin bir bolüm olarak kabul etmeyip mordaki 450
nanometreden düşük dalgaboyları aralığı olarak kabul
etmektedirler.
Peki, indigo renginin insanlarla ne ilgisi var?
İlk kez 1970’lerde ortaya atılan “İndigo” fikri,
1982’de Amerikalı bir pedagog olan Nancy Ann Tappe tarafından
yazılan “Yaşamımızı Renk Yoluyla Anlama” isimli kitapta
kullanıldı.
Nancy Ann Tappe, bilimde sinestezi olarak kabul
edilen Turkce’ye birlesik duyum olarak tercüme edilen bir
sendroma sahip. Bu sendrom, insanın duyularının birbirine
karışması ile oluşan nörolojik bir fenomen. Nancy, bu
hastalığıyla, insanların normalde göremediği aura olarak
isimlendirilen, insanların bedenlerini çevreleyen
elektromanyetik alanların renklerini görebiliyor. O bir Kirlian
fotoğraf makinesi gibi, elektromanyetik alanları, renkleri ve
frekansları görüyor.
Nancy Ann Tappe ilk kez 1970’lerde yeni doğan
çocuklarda yeni bir tür aura rengi
görmeye başladı; bu, onun yaşamı boyunca daha önce hiç görmediği
bir renkti. Bu, indigo rengiydi ve o sadece dünyaya yeni
gelenleri, yani çocukları kuşatıyordu. Bu yüzden Nancy onları
“indigo çocuklar” olarak isimlendirdi. Daha sonraki incelemeler
bu çocukların ayrıca olağandışı kişilik tiplerine ve paranormal
niteliklere de sahip olduklarını göstermeye başladı.
1990’larda bir dizi kitap, film ve seminer
aktiviteleriyle popülerlik kazanan İndigo kavramı, aynı zamanda
bazı çıkar çevreleri tarafından ebeveynlerden para kazanmak
amacıyla da yoğun olarak manipüle edildi.
İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler
İndigo fenomeni, 1998’de Lee Carroll ve Jan
Tober tarafından “İndigo Çocuklar: Yeni Çocuklar Geldiler”
isimli kitap ile islendi ve bugünkü popülerliğinin asıl kaynağı
oldu. Kitapta birçok doktora unvanına sahip çocuk gelişimi
uzmanı, uzun süredir gözlemledikleri çocukların psikolojik ve
paranormal farklılıklarına detaylı olarak değiniyor. İndigo
Çocuklar kitabının yazarlarından Lee Carroll, daha sonra yazdığı
kitaplarla İndigo fenomeninin parapsikolojik yanına değinerek
önümüzdeki yıllarda oluşacak yeni dünya ve insanlık
potansiyelini anlattı: Yeni düzeni kuracak “görevli” insanlardan
bahsetti ve bunları “İndigo” olarak adlandırdı.
Skeptikler
Şüphecilerin İndigo kavramı konusundaki iması
ise, çocuklarının ilaçlar verilerek uyuşturulmasına karşı çıkan
ebeveynlerin, onları özel gördükleri için bu kavrama sığınmaları
olarak düşünülmektedir. Zira hem dünya çapında hem de Türkiye’de
çocuk gelişimi uzmanları, akademisyenler ve psikologlar da bu
konuda ikiye ayrılmış durumda. Bu yüzden indigo fenomeni henüz
teorik ve felsefi bir yaklaşım olarak göz önüne
çıkagelmektedir.
İndigo Çocuklar Dünya'ya bir dizi hücresel
talimatla gelmektedir.
Bu talimatlar; kıskançlık, nefret, hatta hayatta
kalmaya çalışma ya da korunma talimatı değildir.
Bu çocuklar büyüdüklerinde, birer yetişkin
haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için
önemli olacak ve şu soruları soracaklar: "Dünyanın sorunlarına
nasıl çözüm bulabiliriz, ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir
aile olabiliriz? Sürekli savaşmış olan kabileleri nasıl bir
araya getirebiliriz?"
Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun
başaramadığı bu değişiklikleri kolaylaştıran liderler olacaklar.
İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü
onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski
yaklaşımları ortadan kaldırmaktır. Onlar burada dürüstlükten
yoksun yönetim ve eğitim sistemlerini ve yasal sistemleri
ortadan kaldırmak üzere bulunmaktalar. Bunu başarabilmek için,
onların kızgın bir mizaca ve ateşli bir kararlılığa ihtiyaçları
var.
Kendilerini farklı ve çoğunlukla dışlanmış
hissederler.
Okudukları sınıflarda çevrelerine bakıp yalnız
olduklarını düşünürler ve birçok bakımdan da öyledirler. Adeta,
sanki beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla
birlikte aynı sınıfta olmak sonsuz bir sabır gerektirir.
Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki
söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimlerini yavaşlatmak
zorunda kalırlar. Bu onlar için zordur ve bu yüzden birçoğu
öğretmen konuşurken gözlerini boşluğa dikip bakar.
İndigolar değişime eğilimlidirler.
İnsanların değişime direnmeleri doğal bir
şeydir. Ancak, indigolar buraya değişime eğilimli olarak
gelmişlerdir. Dolayısıyla, onlar ilk başta sorun çocuklar ya da
baş belaları olarak görülebilirler. Onlar sizin sahip olduğunuz
şeyleri değiştirmeye başlamaktalar. Bu bağlamda anne-babalara
büyük sorumluluklar düşüyor: Önyargılarınızı, eğilimlerinizi bu
çocuklara geçirmeye çalışmayın, çünkü onlar bunlara inanmayacak
ve onları kabul etmeyecektir. Çocuğunuzu kendinizden
uzaklaştırmanın bundan daha hızlı bir yolu olamaz, çünkü onlar
sizin kendilerine geçirmeye çalıştığınız önyargıları görecek ve
sizin bilgeliğinize saygı duymayacaklardır.
Eğer bu çocuklar sizden daha zeki iseler bundan
korkmayın!
Öğretmenler olarak sizin için zor olabilir ama,
onların sizin sınırlarınızı aşmalarını bekleyin ve onları buna
teşvik edin, ve bunu başarı ölçünüz olarak bilin. Bu çocukları
onlara ayrılmış o küçük kutuya uydurmaya çalışmayın. Bunun
yerine, onların ne kadar ileri gidebileceklerini görün. Kapıyı
açın. Onlara meydan okuyun. Onları öncelerinden daha iyi olmaya
teşvik edin. Bunu bir oyun haline getirin, çünkü onlar oyunlara
bayılırlar. Sınırlar koyarken yaratıcı olun. Bu çocuklara,
yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş ya da
yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve
küçümsemeden dinleyin, saygı gösterin.
Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca
davranırsanız, onlar size güvenmeyeceklerdir.
Bir indigo çocuğu, yüzünden ve gözlerinden hemen
tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye
sahiptirler.
İndigo Üstatlar buraya bir misyonla gelip şöyle
diyor: “Biz bu gezegenin şu ya da bu yolla değişimine yardım
edeceğiz. Biz bunu dünyaya gelip bir sevgi örneği oluşturarak
yapacağız. Siz bize nasıl davranacağınızı öğreneceksiniz ve bunu
öğrenirken birbirinize de sevgiyle davranmayı öğreneceksiniz.”
İndigolar, hoşgörüsüzlüğü, adaletsizliği, savaş
ve çatışmaları, yalanı, tüm üstünlük mücadelelerini ve
ayırımları reddetmektedir. Hatta kendilerinin özel (çocuklar)
olarak etiketlenmelerine de inanmamakta, ayrılmalarına karşı
çıkmaktadırlar. Çünkü onlar, tüm gezegen üstünde, tüm insanlık
için en yüksek standartları istemekte ve bunu yaratmak için
niyetlerini ortaya koymaktadırlar.
Bu sayfaya tesadüfen eriştiğinizi düşünüyorsanız
yanılıyorsunuz.
Gezegenimiz artık onarılması çok güç bir yıkımın
eşiğinde. Sorumsuzca tüketilen kaynaklar, doğal yaşama verilen
devasa zarar, hoşgörüsüzlük, cehalet, sefalet… Toplumun
faydasını düşünmekten ve adaletten yoksun yönetimler… Tüm
insanlığı uyutmaya, manipüle etmeye ve sömürmeye dayalı
sistemler… Kısacası, tamamen dünyanın ve insanlığın zararına
olan bir dünya ile karşı karşıyayız.
Tam da bu zamanda indigolar, insan eliyle
yaratılan bu yıkımı durdurmak için bu gezegende doğuyorlar. İlk
kez 1970’lerde dünyaya gelmeye başlayan tam nitelikli indigo
çocuklar, bugün birer yetiksin olarak tüm sistemlerin içine
girip sorumluluklarını üstlenmeye başlıyorlar.
Kendinizi farklı hissediyorsanız, üstünde
yaşadığımız Mavi Gezegen’i korumak için kendinizi görevli olarak
hissediyorsanız, hiç şüphesiz ki doğru adrestesiniz.
Şu anda bu dünyada bulunan çocukları zor
zamanlar beklemektedir, çünkü Kristal Titreşimli Çocuklara yer
açmak için epey değişim gerekli olacaktır, bu değişimleri de
İndigo’lar sağlayacaklardır. İndigolar, Kristal Çocukların
gelebilmeleri için yolu açanlardır.
Kristal Çocuklar
Kristal
Çocuklar,
İndigo Çocuklar'dan sonra dünyaya gelmeye başlayan yeni kuşaktır, çoğunlukla
1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır.
Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri
gözleri vardır. Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler ve son
derece sevecendirler. Çoğunlukla geç konuşmaya başlarlar. Çok müzik
yönelimlidirler ve daha konuşmaya başlamadan önce şarkı söyleyebilirler.
İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini
kullanırlar. Onlara otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir. Sakin,
tatlı ve şefkatlidirler, bağışlayıcıdırlar. Son derece duyarlı ve empatiktirler. Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar, şifacılık
yetenekleri sergilerler, kristaller ve kayalar ile ilgilenirler.
Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz
ederler. Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar. Vejetaryen yemeklerini ve
meyve sularını "normal yiyeceklere" tercih ederler. Şaşırtıcı bir denge
duygusuna sahip korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. Bu
çocuklar, İndigolar gibi son derece psişik ve duyarlıdırlar, ama onlar gibi
savaşçı ruhlu ve öfkeli değil, mutlu, bağışlayıcı ve sakin
yaradılışlıdırlar. Onların auraları parlak ve harelidir; adeta içlerinden ışık
saçarlar! Geçmiş yaşamlarından, uzak galaksilerden, barış ve sevgiyle ilgili
derin içgörülerinden söz ederler.
Psikokinetik
Yetenekleri
Kristal
Titreşimli Çocukların çok - boyutlu iletişim yeteneği vardır. Onlar, sadece
sizin düşüncelerinizi okumazlar, ayrıca daha önemlisi sizin kalbinizi de
okurlar. Dünya üzerinde onların sayıları arttığı zaman, onlar arasında anlık
iletişimler göreceksiniz. Onların kendi enerji anlayışları ve ışığı kendi
varlıkları içinde kırma yolları, onlara psikokinetik yetenekler sağlar.
Onlar, zihinleriyle eşyaları hareket ettirebilirler. Daha önemlisi maddeyi
düşünceleri ile aradan zaman geçmeden yeniden düzenleyebilirler. Bizim için,
bu oldukça eğlendiricidir, kendi eğlenceniz için büyük zihin güçleri olan
uzaylıların dünyanızı ele geçirmesi ile ilgili hikayeler yaratmanız çok uzun
zaman önce değildi. Siz şimdi bunun gerçek olduğunu keşfedeceksiniz, ancak
onlar gerçekte sizin kendi çocuklarınızdır.
Kristal Titreşimliler çevrelerindekilerin kalplerindeki korkuyu kolayca
hissederler.
Onlar korkuyu hissettiklerinde ve bilinçsiz olarak
güçlendirilmiş duygular olarak onu geri yansıttıklarında meydan okuma gelir.
Bu, daha düşük titreşimli insanların garip reaksiyonlarına neden olur. Bu
nedenle, bu Kristal Titreşimliler korkuyu dilemeden hafifçe yürürler. Bu
korku geri yansıtıldığında, o tüm insanlığa zararlı olan reaksiyonlara neden
olabilir. Bu nedenle, ilk gelen Kristal Çocuklar sığınaklarda gizlenirler.
Onlar düşük profilleri kabul ederler ve genellikle yeteneklerini toplum
içinde göstermezler. İlk bakışta bu onların uysal ve kibar/ılıman
görünmelerine neden olur. Bunu onların güçsüz oldukları şeklinde yanlış
yorumlamamak gerekir. İlk gelen Kristal Çocukların ebeveynleri onları
gizlemeye ve güvende tutmaya çalışacaklar. Bu, insanlar korku için
gereksinimlerini salıverdikleri zaman değişecektir. Kristal Titreşimli
Çocukların fiziksel varlıklarında daha fazla ışık taşımalarına izin veren
kristalin bir yapıları vardır. İlgileri olmayan şeyleri geri yansıtmalarına
neden olan bu kristalin yapıdır. Güçlü oldukları için, onlar sadece ilgileri
olmayan enerjileri geri yansıtmazlar, ayrıca o enerjiyi güçlendirirler.
Kristal Titreşimli Çocuklar daha önce hiç görülmemiş sihirli niteliklere
sahiptirler.
Her şeye
sevgiyle bakan, ve tüm düşüncelerimizi okuyabilen, hissettiğimiz her duyguyu
hissedebilen; perdenin ötesini görebilen ve yalanlara, aldatmacaya
kapılmadan konuşabilen varlıklardır. Kristal Çocukların doğal, ruhsal
yetenekleri de yanlış anlaşılır -özellikle, telepati yetenekleri, çünkü bu
yetenek çoğunlukla onların diğer çocuklardan daha geç konuşmalarına neden
olur. Kristal Çocukların birçoğu geç konuşmaya başlar ve onların ancak üç ya
da dört yaşında konuşmaya başlamaları seyrek görülen bir şey değildir. Ama,
ana babaları bu sessiz çocuklarla iletişim kurmakta hiç zorlanmazlar. Ana
babaları onlarla zihinsel olarak iletişime girerler; ve Kristaller söylemek
istedikleri şeyi karşı tarafa iletmek için telepatiyi, kendilerinin
oluşturdukları bir işaret dilini ve (şarkı da dahil) sesleri kullanırlar.
Sorun, tıp ve eğitim uzmanlarının, Kristallerin "anormal" konuşma
kalıplarına sahip olduklarına hükmettiklerinde ortaya çıkar. Kristal
Çocukların sayılarının giderek artması ve koyulan otizm tanılarının da artıp
rekor sayıya ulaşması bir rastlantı değildir! Otizmin tanısal kriterleri çok
açıktır: Otistik kişi diğer insanlardan kopuk bir halde kendi dünyasında
yaşar. Otistik kişi diğeriyle iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz.
Kristal Çocuklar ise bunun tam tersidir. Onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında
insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlardır. Onlar ayrıca
felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler ve görülmemiş bir sevecenlik
ve duyarlılık düzeyi sergilerler.
Hayvanlar gibi, onlar da sizin onları yönetme arzunuzun altında yatan
korkuyu hissedebilirler. Onlar sizin "kazanma" girişimlerinize baş
kaldırırlar, çünkü korkunuz onları korkutur. Onlar sizin dingin ve güvenli
olmanızı isterler. Siz çocuklarınızı zorladığınızda, onlar güvensiz hale
gelir ve korkarlar.
•
Kristallerin ortak
özellikleri
|