Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: İdil Soyseçkin

Köşe Yazısı: Politika | Ankara

Karamela Sepeti

Bu seçim dönemi yalnızca ülke için değil, bireyler için de “olağanüstü ve olağan dışı” bir hava taşıyor. Ya da genellemeyip, “benim için” diyeyim. Olağanın üstü ve dışı her zaman acı getiren/acıyla eş bildiğimiz memleketimizde, bu kavramlar, belki de ilk kez, umut kokuyor. Hem düşünsel hem de pratik anlamda, çoğu zaman yan yana durduğum(uz) insanlar bağımsız adaylıklarını koydular. Gönlümüzden geçen partilerin, her türlü olumsuz adlandırmayı hak eden seçim barajına takılıp meclise giremeyeceğini bile bile ama yine de ne mahkûm durumunda bırakıldığımız; diğer partilere oy vermeye elimizin gittiği, ne de boş oy kullanmaya içimizin elverdiği seçimlerde büyük bir umutsuzlukla sandığa attığımız zarflar; bu sefer görmezden gelinenlerin, susturulanların, hakları çiğnenenlerin, insanca yaşamak isteyenlerin sesine dönüşme potansiyeli taşıyor. Belki de tarihinde ilk kez meclis, cumhuru bir nebze de olsa temsil etme kabiliyetine erişecek.

Elbette her şey böylesine kolay, geçilecek yollar güllük gülistanlık değil. Şu kısacık ortak aday belirlenme sürecinde dahi “niye ama?” diye sorduk. Baskın Oran’ın 10 Haziran 2007 tarihli Radikal 2’deki yazısı hem siyaseten hem de hayatta durduğumuz yer bağlamında tutarlı olmanın ne anlama geldiğini ve önemini verdiği örneklerle gayet ‘tutarlı’ bir şekilde ortaya koyuyordu. Dolayısıyla, DTP’nin mecliste yer bulmasını istediğim kadar, önce İstanbul 2. Bölge’de Baskın Oran’ı destekleyeceğini söyleyip, sonra kendi adayını çıkarmasının eleştirdiğim, ‘tutarlı’ bir açıklama beklediğim ve hayal kırıklığına uğradığım bir hareket olduğunu belirtmeliyim. Bazı noktalarda Baskın Oran’ın DTP ile aynı yerde durmadığını biliyoruz. Ancak böylesi bir bire birlik mümkün müdür? Mümküniyatını beklemek doğru mudur? Yıllardır dillerde tüy bitiren, artık klişenin ötesine geçen solda birlik çağrıları, özlemi CHP-DSP ortaklığıyla insanlar için ne kadar tatmin edici bir noktaya gelmiştir bilmiyorum ama “Bin Umut Adayları” çatıyı bir partinin değil, ortak dileklerin ve ihtiyaçların belirlediği bir proje olarak ortaya çıkışlarıyla yıllar ve yıllar sonra yüzümüzü güldürmüştü. Her ne kadar bu son destekleme/desteklememe denklemi o yüzleri biraz düşürdüyse gülümseyişimiz hala yerli yerinde. Ve o gülümseyişin ferah bir kahkahaya dönüşmesi hiç de uzak değil.  

DTP’nin grup kuracak kadar milletvekilini meclise sokabilme ihtimali, son günlerde AKP-DTP ortaklığının telaffuzuna kadar vardı. Aslında, takip edebildiğim kadarıyla, DTP cephesinden olumlu ya da olumsuz herhangi bir ses yok bu konuya dair. Ama Tayyip Erdoğan’dan ne evet ne hayır, yani olabilir mealinde bir açıklama geldi. Biliyorum, siyaset hem nicel hem de nitel anlamda bir denklemler arenası. Gerçi belki de bu, daha çok Türkiye için geçerlidir. Bu durum, CHP-MHP koalisyonu kadar içimi bulandırıyor. Oysa CHP-MHP arasındaki farkın CHP tarafından en minimuma indirildiği zamanları yaşıyoruz. Bulantı, sağa yönelmenin, sağ oylara oynamanın meşruiyetinin AKP’nin yeniden iktidar yüzü görememesi üzerinden sağlanması ve bunun kabul görmesi. Aman bir gitsinler de nasıl olursa olsun mantığıdır/aymazlığıdır bulantı yaratan.

Peki ya son yılların en oynak partisi ünvanını büyük bir hak edişle taşıyan AKP’ye ne demeli? Ülkede demirbaş dengeler sanki hiç var olmamış gibi her şeyi yaparım efelenmesiyle dolaşıp, en büyüğünden gaflar yapıp; kulağı çekilince de özrünü yanlış anlaşılma üzerinden kuran bir partiyle DTP hangi ortaklıklardan doğru hareket edebilir? Baskın Oran’ı düşüncelerinin farklılığı dolayısıyla desteklemekten vazgeçerken; civa gibi elden kaçan, ordunun yüzüne karşı hazırola geçip arkasını döner dönmez nanik yapan, Kürt sorununa dair rüzgâr nereden eserse oraya savrulan, yüzü gözü türban meselesine bulaşan, mazlum edebiyatı Nobel ödülü sahibi bir partiyle nasıl el ele verebilir benim pek aklım almıyor. Ama dediğim gibi, siyaset kâh çıkarların çatıştığı kâh kol kola girdiği bir mecra.  Şimdi macera arama mı yoksa tutarlı adım atma zamanı mı takdiri hepimize kalmış.  

Ankara 1. bölgede oyum, şair ruhunun mecliste kirlenmemesi temennisiyle bağımsız aday Şükrü Erbaş’a. Şimdiye kadar boşa gitmesin diye desteklemediği partilere oyunu veren ya da hiç oy kullanmayanların da kendilerine ve “Bin Umut” adaylarına bir şans vermeleri dileğiyle... 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

İdil Soyseçkin, 1980 Ankara doğumlu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nde lisansını, aynı üniversitenin Medya ve Kültürel Çalışmalar Bölümü'nde yüksek lisansını tamamladı. Çeşitli sosyal çalışmalara katıldı. Kısa filmle uğraşıyor. Gündelik hayatın problemlerini, özellikle kadınları sarmalayan sorunları sokakta tiyatro yaparak ifade etmeye çalışan Kadın Tiyatrosu içerisinde. Detaylı bilgi


HABERLER

 

 

Mars'taki İnsan Yüzü


Hangi Partiye Oy Vereceğim?


22 Temmuz Seçim Tahminleri


Karamela Sepeti


Politika Pazarı


Ölüdoğan Bir Demokrasi Denemesi


Zamanya


Aşırı Sıcaklarda Kalp Krizi Riski


Sıcak Havalara Dikkat!


Ölümün Ardından


Ağrı Dağı Neden Bu Kadar Çekici?


Akupunkturun Bilinmeyenleri


İstiklal’in Sanat Dolu Sokakları


Dilimiz, En Büyük Zenginliğimiz!


Costa Brava


Sağlığınız Tehlikede Olabilir!


Ölümsüz Ölümler


Küresel Isınmanın Kanıtları


Yurtdışındaki Okullarda Artan Şiddet 

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

 

Burcu Akar

Gerçek Kimliğimiz "Tanrısallık"


Zuhal Keresteci

Geleceğime Dikilen Umutlar


Hale Karaarslan

Coşkuda olmak 


Rüya Yüksel Ersavcı 

Cehenneme Giden Yol İyilik Taşlarıyla Döşelidir


Buse Doğan

Karanfil Kokusu Kalır 


Didem Çivici

Cennetimin Kapıları


Dr. Levent Atlaş

Yıldızlar Yalnız Gezer


Volkan Burnaz

Just Help Me Save Padmé’s Life


Didem Çivici

Let it Be 


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu-2

 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00