Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Prof.Dr.İbrahim Ortaş

Çukurova Üniversitesi, Adana

Sorun İneternette Değil

Ne Aradığını Bilmeyen Eğitim Sitemimizde

İnsanlık tarihinin birbirinden önemli dönüşümlerinden biri de sanayi toplumundan bilgi çağına geçiştir ki bu geçişte en belirleyici unsur ineternettir. Günümüz insanının iletişim erişim hızını, SANİYELERE İNDİREN bu teknoloji sayesinde bugün dünya küçülmüş, küreselleşme denilen kavram ortaya çıkmıştır. Çağı yakalamak isteyen toplumlar kısa sürede bu teknolojiden yararlanmak için gerekli altyapıyı oluşturmuşlardır. Sanırım bugün batı toplumlarında mektubun ve telefonun işlevini artık internet iletişimi sağlamaktadır. Eğitim ve öğretim artık uzaktan eğitim ile internet üzerinden yapılmaktadır. Reklam faaliyetleri neredeyse tamamen Internet üzerinden yürütülmektedir.

Bilgi çağında internet zararlı mı? Gerekli mi?

Internet iletişiminin bizlere sunduğu bu olağanüstü kolaylığın amaca uygun kullanılıp kullanılmadığı bugün tartışma konusudur. Dokuz yaşındaki oğlumu zaman zaman ineternet kafelere arkadaşları ile buluşturmaya götürdüğümde gördüğüm manzara hep beni düşündürmüştür. Pırıl pırıl yüzlerce çocuğun ve gencin yönettiği makineler, yazışmalar ve dinlenilen müzikler kendimi ister istemez çocukluk çağımda yaşadıklarıma götürmektedir. Ben çamurdan oyuncak yapmaya çalışıyordum. Ağaçtan oyuncak yapmak için tahta, ip, tel, bıçak, kibrit çöpü ararken, bugünküler ineternetten oyun indiriyorlar. Günümüz çocuklarının ineternetten indirdiği oyunlar ile yarattığı harikalara bakıyorum, gezindiği sitelere ve çetleştiği ortama bakıyorum, bazen kendim yapamadığım için hayıflanıyorum, bazen de bu denli zeki ve yaratıcı bir gençlik görmekten mutlu oluyorum. Ancak bir o kadar da kullandıkları oyunlardaki savaş oyunları, yarış rallileri, ve diğer adrenalin yükseltici ilginç oyun denemeleri de beni hep düşündürmekte ve kaygılandırmaktadır. Acaba iletişim çağının bu denli nimetlerini yanlış mı kullanıyoruz?

İnternet zorunlu iletişim araçlarındandır

Günümüzde her binada elektrik, su ve telefon şebekesi ne kadar zorunlu ise Internet bağlantısı da artık bir zorunluluk haline gelmiştir. Bir çok şirket artık telefon ve normal posta servislerini devre dışı bırakarak Internet üzerinden her türlü iletişimi sağlamaktadır. Günün her saatinde her türlü bilgi alışverişi ve iletişimi sağlayan olağanüstü bir buluş. Bu olanağı doğru değerlendirip sağlıklı adımlar ile ilerlemek gerekir.

Unutmayalım ki çağımız iletişim çağı ve bunun mimarı da ineternettir. Her yönü ile yaşamımız değişmiş bulunmaktadır. İnsanlık bugüne kadar hiç karşılaşmadığı bir yaşam biçimi ile karşı karşıya. Gelecekte belki de internet bağımlılığının yaratacağı yeni alanlar ve hastalıklarla çok uğraşmak zorunda kalacağız. Önemli olan süreci doğru yönetmektir.

Doğru kullanırsanız yararlı, yanlış kullanırsanız zararlı olur

Internet’in amacı bilgi edinmek ve paylaşmaktır. Internet kullanarak yapmak istediğiniz işinizi kolaylaştırırsınız. Ancak internetin bizatihi kendisi amaç olursa, o zaman sorun olmaya başlar. Çok güzel bir örnek vardır "küçük bir çakı bıçağı ile çok güzel iş de yapabilirsiniz, bir insanı da öldürebilirsiniz". Bugün internet ortamlarını gezdiğinizde bir şey yapmak isteyen, yaşı küçük ancak dinamik bir insan topluluğu görürsünüz. Bu çocukların ve gençlerin ilgi alanı ve uğraşıları kendilerine sunulan ortam ile doğrudan ilgilidir. Son günlerde Trabzon geneline mal edilen ve Hrant Dink'in öldürülmesi ile başlayan internet tartışması da bence yanlış bir tartışma. Zanlı internet kefeye takılıyormuş, oradan bazı arkadaşlar ile iletişime geçmiş ve de internet ortamının yarattığı etki ile cinayet işlemeye merak salmış deniliyor. Sanırım bu çok yanlış bir yaklaşım ve akıl yürütme yöntemidir. Evet internet ortamında oynatılan oyunlar kişileri daha maceracı yapıyor, ancak internetin suçlamak ile olmaz. Internet kafe olmaz ise marketten aynı oyunu CD ile alır evinde oynar. Nihayet bir çok aile öyle yapıyor. Pekala, her gece aynı TV ekranında peş peşe ağalığı, silahı, kadın üzerindeki söz sahipliği ve nihayet işlenen cinayetlere ne demeli? Yetersiz altyapı, kırsaldan kentlere göçmek zorunda kalan ve varoşlara sığınan insanların ruh hali? Gelir dağılımındaki artan adaletsizlik, işsizlik ve yetersiz eğitimin yarattığı  ortamın bu tür suçları teşvik edeceğini ortaya koymuyor mu?

Günümüz gençliğinin güce dayalı kendini gerçekleştirme anlayışı  maalesef çok kolay manipule edilmektedir. Bugün din, dil, ırk, mezhep üzerinde kolaycı söylem ve tutumlar ile gençleri belirli yerlere kanallize eden unsurların olduğu bir gerçek. Yetersiz ekonomik koşullar ve fakirlik nedeniyle gençliğe sunulan para, silah ve cinsellik gibi güç unsurları gençleri pençesine alabiliyor. Kendisini ifade edecek parası olamayan, kişinin eline verilecek bir başka güç unsuru silah çok kolayca 17 yaşındaki bir genci ciddi suç işlemeye itecektir. Sosyal psikologların bu ve benzeri konularda daha fazla aydınlatıcı açıklama yapmaları yararlı olacaktır.

Sorun ineternetten değil, eğitimsizlikten kaynaklanıyor

Ülkemizin hedeflediği muasır medeniyetler çağını yakalayabilmesi için mutlaka bilgi çağının gereği olan süreçleri yakalaması gerekir. İnternetin suçlu görmek ile değil, buraların kullanımını doğru değerlendirmek gerekir. Ülkemiz insanının nitelikli eğitime kavuşmasını ve çağın bütün nimetlerinden yararlanmasının önemini ortaya koymak gerekir. Türkiye bu süreci kaçırırsa bir daha belki çok uzaktaki bir baharda dünyanın sayılı ülkesi olur. Madem bu kadar genç bir nüfusumuz var, gençlerimiz yaratıcı ve zeki, bu çocukları eğitmek, olanak sunmak, iş imkanı yaratmak gerekir. Bunu yapmaz isek gençlerin gideceği yer belli. Herhangi bir "izm"in kuyruğuna takılmak zorunda kalır. Çocuğun çevresi ne ise, çocuk da oraya benzeyecektir. Trabzon'da ise başka, İzmir'de ise başka, Van'da ise başka bir gruba katılacaktır. Bu çocukları suçlamak yerine, bizim insanımızı ne kadar eğittiğimiz, ne tür ortamlar yarattığımız düşünmeli ve geleceğe ilişkin gençlerimiz için alternatif yeteneklerini geliştirme ortamları sunmamız gerekir.

Önemli olan ne aradığını bilmektir. Aileler ne tür bir çocuk yetiştirmek istediklerini bilmeleri ile başlamalıdır. Ne aradığını bilen veya ne aramadığını bilen bir bilince sahip isek çok da korkmamak gerekir diye düşünüyorum.

İnternet iletişim özgürlüğüdür

İnterneti suçlu göstermek yerine, bireyi ve toplumu eğitmek için kapsamlı ve sonuç alıcı proje üretmek gerekir. Internet şirketleri de değişik filtre sitemleri ile anne ve babalara yardımcı olarak çocukların zararlı yayınlara ulaşması engellenmektedir. Tabii zararlı yayın nedir sorusu akla gelebilir. Çin 100 bin kişilik dev bir ordu ile kendince zararlı ve yabancı yayınları filtrelemeye çalışıyor. İran benzer şekilde zararlı yayını engellemeye çalışıyor. Ancak nafile.

Bilgi hep kontrol edilmek istenir olmuştur

Ülkemizde de bazı üniversitelerde internet kullanımına sınırlama getirmeye çalışılmış anacak insanların özgürlüğüne müdahale edildiği gündeme gelince geri adım atılmıştır.

Bugün başta üniversiteler olmak üzere bir çok kurumun en kritik merkezleri bilgi işlem merkezleridir. Genelde bilgi kontrol edilmek istendiği için yöneticiler bilgi işlem merkezlerini ellerinde tutmak istemektedirler. Bilgi işlem merkezleri güçlü kurumlar, gerçekten güçlü kuruluşlardır. Her şeye rağmen günümüzün biricik özgürlüğü ineternettir. İnşallah onu da yasaklamazlar.

Üniversiteler ne kadar bilgisayar kullanıyor

Bugün çağı yakalaması gereken genç beyinler yerine halen bilgisayar kullanamayan yüzlerce üniversite hocası bulunuyor. Bu hocalar nasıl çağını yakalayacak? Genç gözüküp yaşlıdan daha yaşlı beyinlere ne demeli? Tabii burada sorgulanan üniversite öğretim üyesine biçilen toplumsal ve tarihsel misyon. Neden sıradan insan bilgi işlemi üniversite hocasından daha erken kavrıyor ve kullanıyor da bilgiyi oluşturma görevi ve sorumluluğu yüklenmiş bilim adamı neden yerine getirmiyor.  Internet kullanımını bilmeyen akademisyenin durumu ise, bu yazının içine zaten sığmaz.

Adana'nın tabla kebapçılığından yerleşik alana geçen kebapçı İbo WEB sayfası kullanıyor, e-mektup ile sipariş alıyor. Türkücülerin e-mektup adresi ve web sayfası var. İbrahim Tatlıses bile web kullanırken, çağı yakalaması gereken bazı Türk bilim adamları nedense halen bırakın e-mektup göndermeyi daha bilgisayar bile kullanamıyorlar. Peki nasıl yakalayacağız ışık hızı ile ilerleyen dünyayı?  Bilgi çağında at sırtında giderek yol alınırsa yarın daha büyük  sorunlar oluşur.

Toplumu eğitmek zorundayız.

Sorunun yeniden tartışılması gerektiği kanısındayım. Sorun internet veya kafeler değil, sosyal ortamdan kaynaklanıyor. Bozulan gelir dağılımı, ifade edilemeyen duyguların güç ilişkisi ile iletilmesinden kaynaklanıyor. Yapılması gereken, silahlı güç değil, ciddi ve nitelikli bir eğitimle, düşünen, sorgulayan, ve kendisine sahip, her yönü ile donanımlı bir nesil yetiştirmektedir. Yoksa yumurta tavuk örneği ile birbirimiz ile uğraşırız. Eğitim bugünkü unsurları bilgi teknolojisidir. Bunu da doğu ve amacına uygun kullanarak gelişeceğiz.

Gençliği eğitmek zorundayız

Bugünkü hali ile ülkemizi ileriye taşımamız zor görülüyor. Bir çok ülkenin toplam nüfusundan çok daha fazla gençliğe sahip Türkiye'nin bir an önce 20 milyon gencini geleceğe nasıl hazırlaması gerektiğinin planlarını yapması gerekir. Gençliği geleceğe hazırlamak için doğru bilgilendirme ortamları yaratmamız gerekir. Bu ortamlardan biri de ineternettir. İnterneti yasaklamak değil, teşvik ederek gençliğimizin dünyadan haberdar olmasını sağlamamız gerekir. Kendisini ve dünyayı bilmeyen bir kişiden ne kendisine ne de topluma fayda gelir.

Ne aradığını bilmek önemli

Bugün ülkemizde yaşanan ve birçoğumuzun olmamsı gerektiğini arzuladığımız sorunların kültürel yapımızdan kaynaklandığı rahatlıkla görülmektedir. Gencecik, eğitilmemiş ve çevrenin etkisinden kalan kimseyi suçlayamam.

Bir bütün olarak baktığımızda sorun ineternette değil.

Ancak sorunun temelde ne aradığımız veya ne aramadığımızı bilmediğimizden kaynaklanıyor.

Sorun olaylara ve yaşama bütünsel bakamamaktan kaynaklanıyor, sorun plan program yapamamamızdan kaynaklanıyor.

Sorun yoksulluk ve işsizlikte,

Sorun eğitimsizlikte,

Sorun aktardığımız ya da aktaramadığımız değerlerde, bakış açımızda, dünya görüşümüzde  yatıyor.

Sorun yaşama ve geleceğe nasıl baktığımızda yatıyor.

Hepimize toplumu sağlıklı ve yaşanılabilir bir ortama kavuşturma konusunda büyük görev düşmektedir. Sorumluluk sahibi kişi sorumluluk sahibi nesil yetiştirecektir. Hepimizin okuyarak aydınlanarak farkına varılabilirliği sağlamamız gerekir. Biz ne yapacağımızı bilmiyorsak çocuğumuz nereden bilecektir?

HABERLER

 

 

Küresel Isınma Oyunu


Enerji Sorunu Perspektifinden


Özgürlük Yalnızca Bir Sözcük Olunca


Sevgili Kardeşim Hrant


Yeni Nesil Gençlerin İçsel Sorunları


Dünyanın Kalbine Vize


Pedofili Vakaları Hakkında Detaylı Bir Çalışma


Kök Hücre Araştırmalarında Yeni Gelişmeler


Sağlık Bakanlığı Kuş Gribi Önlemlerini Arttırdı


Çekim Yasası


İnternet 1 Numara!


AB Proje Uygulama Merkezleri


Mikro Krediden Makro Krediye


Haydi Kızlar "Hangi" Okula?


Silvan'da Kadına Sosyal Gelişim Kursu


Bilgiye Açılan Yol


Vejetaryenlik (2.Bölüm)


Benzetmeler

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Özge Gündem

Türkiye'de Opera Kültürü


M.Cem Batu

Sevgiliye Mektuplar-1


Didem Çivici

Gümüş Gözyaşları


Rüya Yüksel

Bir Yıl Daha Bitti


Didem Çivici

Onca Yoksulluk Varken


Asu Sanem Kaya

Meleklerin Sözü Var


Fırat Erdoğan

Yazmaya Dair 


Levent Altaş

Kozmik Ritim


Asu Sanem Kaya

Denemeler


Burcu Özgeçen

Korku Yolu Sevgi Yolu 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00