Sayı 58 | Temmuz 2010                Anasayfa  |  Kurumsal Reklam Arşiv |  Gündem |  Röportajlar |  İndigo Dünya |  İnsan |  Sağlık  |  Kültür Sanat  | Çocuk  |  Eğitim  |  Çevre |  Bilim



 Paylaş


BAĞLANTILARIMIZ

Sinema Life

Nasıl Daha İyi Yaparım?

Mor İnovasyon

Mustep

Sonsuz Us

Satranç Dünyası

Sessiz Bilgi

 

 

Haber: Hale Karaarslan

"Tanrı Okulları Kuralım"

Tanrılar Okulu kitabının yazarı Stefano D’Anna: “İstiklal Marşı’nıza bakın çocuklara korkusuzluğu öğretin. Marşınız ‘Korkma’ diye başlıyor. İşte İstiklal Marşı’nın başlangıcındaki bu mesaja bakın ve ‘Düşünüyorum öyleyse varım’ diyenlerin arasına katılın” dedi.

Tanrılar Okulu", gündelik yaşamın dualitesinde kendini unutmuş ve yenilgiye uğradığının farkında bile olmayan bir insanlığın en güzel örneği konumundaki sık rastlanan tür bir insanın, yeniden doğuşunun hikayesi... 

"Hep aynı olaylarla karşılaşıyorsun, çünkü sende hiçbir şey değişmiyor! Her şey benzerini kendine çeker. Cennet parçacığı cennete doğru, cehennem parçacığı cehenneme doğru yol alır." Lupelius'a göre yeryüzü, insanların sıralar halinde idam mahkumları gibi yaşadıkları kozmik bir hapishane, dünya boyutunda bir zindandır. Bu vizyonun son ve kesin bir yenilgi oluşturduğu yargısına varmak yerine, göz kamaştıran çılgınlığıyla cesurca bir plan tasarlar. İnsan için, onu olanaklının sınırlarının ötesine geçirecek bir serüven düşler; kaçınılmaz görünen ölümcül yazgısından kaçış ve dünya yasalarından kurtuluş.

İster bilinçli, ister bilinçsiz verilmiş olsun, kişinin başına kendi rızası olmadan hiçbir dış olay gelemez. Öncelikle psikolojisinden geçmeden, hiçbir şeyle karşılaşamaz.

Umutlarımız, hırslarımız, sırlarımız, korkularımız, şüphelerimiz, şaşkınlıklarımız, arada kalışlarımız ve tüm duygularımızın, beğenilerimizin, arzularımızın, sevmediklerimizin, sevdiklerimizin, nefret ettiklerimizin hepsi, benliğin ince, algılanamaz ama gerçek dünyasına ait. Gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz her şey, tüm çeşitliliğiyle etrafımızı kuşattığımız bu gerçeklik ise dünyamızın üzerinde olan, onu var eden evrenin kendisinden başkası değil.

Düşünce bu yüzden çok güçlüdür. Düşünüş Yazgıdır. Varoluş bizim buluşumuzdur ve bu yüzden sadece bize bağlıdır. Bu dünyadaki yaşantı, bir Tanrılar Okuludur.

Yaşama dair çok derin ve pek çok bakış açısı sunuluyor bu kitapta

Uluslararası şirketlerde uzun yıllar üst kademelerde çalışmış bir yöneticinin karşılaştığı sorunlara, geleneksel yollardan çözüm bulamayıp, alternatif çözüm arayışını anlatılıyor. Bu sorunlar herkesin başına gelebilecek gerek özel, gerekse çevre ile ilgili genel sorunlar.

Dreamer adlı öğretmenin Lupelius’un kurduğu ezoterik okulda işlenen kadim öğretilerin ışığında, hayatın özünde yaşanan değişimi ve ilerlemeyi  anlatan bir konu işleniyor.

"Tanrılar Okulu’nda Dreamer yol gösterici. Ve bu yol, yöneticilerden, psikolojik kirlenmeye, Kral Midas'ın dersinden, insan aklının aklının sınırlarına, ekonomiden mekanikliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsayarak okuyucularına pek de alışık olmadıkları yepyeni bir tat sunuyor. 


Basında kitapla ilgili çıkan bazı haberler:

Sabah Gazetesi: 01.10.2005

Dünyanın çeşitli ülkelerinde kurduğu European Scholl of Economics isimli üniversitenin bir şubesini de İstanbul'da açacak olan Prof. Dr. Stefano E. D'Anna, Sertab Erener'i kadrosuna dahil ediyor. Üniversitenin kuruluşunda yer alacak olan Erener, daha sonra da hoca olarak okulda görev yapacak. D'Anna'nın yaz başında satışa çıkan 'Tanrılar Okulu' kitabını elinden düşürmeyen Erener, 4. Stratejist Zirvesi için Türkiye'ye gelen D'Anna'nın konferansına katıldığında 'hocalık' teklifini aldı.

İki Yıl Sonra Tamam

Önümüzdeki iki yıl içinde İstanbul'da açılması planlanan Evropean School of Econimics'in kurulması konusunda Erener şunları söyledi: "Stefano E. D'Anna İstanbul'da bir üniversite açacak. Stefano ile tanıştım ve bana üniversitenin kurulmasında yardım edip-edemeyeceğimi sordu. Ben ve Demir'in (Demirkan) bu üniversitenin hazırlık aşamasında danışman olarak görev yapabileceğimizi söyledim. Anlaştık. Üniversite kurulduktan sonra da çalışmaya devam edeceğiz. Sanıyorum üniversitenin kuruluşu yaklaşık iki yılımızı alır." …

Tanrılar Okulu... Kayıtlar başladı!

 

KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 03.04.2007 14:29:00

• Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar. Korku, zorla ‘öğretilir’.

• Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor durumda bırakmak için değil.

• Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.

• Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz. Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef tahtası da; hepsi sizsiniz.

• Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin; geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.

• ‘Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’ için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.

• Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.

• Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.

• Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz şekilleniyor.

• Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.

• Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.

 Bu yolculukta demir alabilmenin ilk şartı ise, kişinin, içinde bulunduğu kölelik halinin farkına varmasıdır.

Bu kitap bir harita, bir kaçış planıdır. Amacı, sıradan bir insanın dünyanın hipnotik kurgusundan, var oluşun matem ve suçlama dolu betimlemelerinden, programlanmış yazgıların derin lastik izlerinden çıkarak, kaçmayı nasıl başardığını göstermektir.

Bu kitap yıllar süren ve sıradışı bir varlıkla yapılmış bir çalışma ve hazırlığın hikayesidir...

Bu dünyanın en korkutucu hastalığı kanser veya AIDS değil, tüm hastalıklardan, gezegenin artık geniş bölgelerine yayılmış bulunan sefaletten, her türlü cürüme ve savaşa kadar, tüm problemlerinin ilk ve tek sebebi, hastalıkların en büyüğü, insanlığın olumsuz düşünme ve çoğu zaman farkında dahi olmadan ‘olumsuz’ için dua etme alışkanlığıdır. Dünyanın genel geçer görüntüsünün, üzerinde yer aldığı kolon, asıl katil, budur.

İnsanlığın bu yazgıyı değiştirebilmesi için, önce kendi yazgısını, bunun için de önce kendi psikolojisini, doğrular ve inançlar sistemini değiştirmesi gerekmektedir. Kişinin, zihniyetinin verdiği bu zulmün kökünü kurutması şarttır. Bunun için "Dreamer" tarafından gösterilen yol ise, somon balığının akıntının tersine izlediği yol gibi, hem yorucu, hem keyifli; hem korkunç, hem harikadır.

Akşam Gazetesi: Gülçin Uysal Tahiroğlu’nun köşe yazısı’ndan…

Bugün ekonomi yıkım ve felaket üzerinde duruyor. Ekonomi bilimi de sorunların nedenleri yerine sadece sonuçları düzeltmek için uğraşıyor. Oysa gerçek zenginlik sadece mutluluk üzerine kurulur...' Bu sözler akademi dünyasının aykırı çocuğu Stefano E. D'Anna'ya ait. Aykırılığı felsefe, psikoloji ve ekonomi arasındaki ilişkiye pragmatik bir bakış açısı getirmesinden kaynaklanıyor. Kim kitabının adına 'Tanrıların Okulu' der? Bu başlığın altını doldurmaya kim talip olur?

Zor olsa da anlatmaya devam edelim. D'Anna kitaba adını veren varsayımı şu sözlerle destekliyor: 'Ekonomide köklü değişim yapmak için özel insanlara ve tanrılara ihtiyacımız var. Bu insanların var olabilmeleri için de bir okula. Böyle bir okuldan çıkan insan, gezegenin büyük bölümünü değiştirebilir. Örneğin antik Yunan'da Sokrates'in okulundan Plato; Plato'nun okulundan Aristo; Aristo'nun okulundan da Büyük İskender yetişti. Dört filozofun, dört jenerasyonun sonunda dünyayı değiştirebileceğinin örneği bu. Büyük İskender ve yaptıkları bir şans sonucu ortaya çıkmadı, bir düşünce okulu sayesinde gerçekleşti...'

Ya bugün dünya aynı dünya mı? Elbette değil ancak D'Anna insanların hayal güçlerini ortaya çıkarmak gerektiğini savunuyor. İnsanlığın pragmatik, pratik, doğru ve hayalperest insanlara ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Eğer bugün sorunların nedenlerini değiştirmeye odaklı beyinlere ihtiyacımız varsa buna bireylerden başlamamız gerektiğini söylüyor.

Bu bakış eğitimde de yeni bir ekol yaratıyor. Stefano E. D'Anna'nın rektörlüğünü yaptığı European School of Economics, ekonomi ve iş dünyasının yeni tarz liderlerini yetiştiriyor. O okulda amaç çocuklara ders vermek değil, bilgilenme, algılama ve vizyonlarının önündeki engelleri kaldırmak. Türk eğitim sistemine ne kadar da paralel bir bakış değil mi? Gençlerimizin önündeki ağır yükü, engelleri gördükçe, yaşadıkça içim acıyor.

Mutlu azınlık yok mu? Cevabını siz de, ben de biliyoruz...

Ama D'Anna, tam da bu işin uzmanı... Yani mutluluk oyununun. Ona göre, mutluluğun ve başarının tek bir anahtarı var: Hayal etmek. Bunun sınırlarını ise şu sözlerle çiziyor: Olduğunuzdan daha fazla bir şey düşleyemezsiniz! D'Anna, işin sırrının hayal kurmaktan geçtiğini söylerken; sınırsız hayallerin tuzağına düşüp, gerçeklerden uzaklaşma tehlikesini de en azından teoride böyle çözüyor: Ancak olduğun kadar hayal kurabilirsin! D'Anna'nın kişisel öyküsüne baktığınızda, hayal kurmaya başladığı andan itibaren her şeyin nasıl da değiştiğini anlamak zor değil. Hayalleriyle henüz tanışmadığı günlerde kilolu, mutsuz, sığ bir insan olduğunu söylüyor D'Anna. Ne zaman ki hayal kurmaya başlamış, önce kilolarından sonra takıntılarından kurtulmuş; ardından da kendisini profesörlüğe, yazarlığa, guruluğa kadar taşıyacak süreç başlamış...

Stefano E. D'Anna'nın Türkiye'de işbirliği içinde olduğu kişi Prof. Dr. İbrahim Kavrakoğlu. Kavrakoğlu'nun kurduğu The MBA Club çatısı altında gerçekleştirilen 'Executive MBA' programına D'Anna'nın da katkıları var. Executive MBA yöneticileri küresel rekabet ortamına hazırlamayı, onlara geniş bir vizyon ve etkili yönetim teknikleri kazandırmayı amaçlıyor. Stefano E. D'Anna'nın bu vizyona katkısı çok büyük olacak.

 

14-11-2007 Sabah gazetesinden alıntı:

Tanrılar Okulu Kitabının yazarı ve European School of Economics’in kurucu rektörü Stefano D’Anna, Avrupa Ekonomi Okulu’nun Milano ve Newyork kampuslerindeki Türk öğrenci sayısının diğer milletlerin çok daha üzerinde olduğunu söyledi. Bu ilgi nedeniyleTürkiye’de ve veya yakın bir coğrafyada bir kampus açmanın kaçınılmaz gibi göründüğünü belirten D’Anna, “İnanıyorum ki Türkiye’de iş dünyasındaki insanlara büüüüyük fırsatlar sunabiliriz. Bunu da aynı diğer milletlerde olduğu gibi Türklüğün getirdiği olumlu kültürel özellikleri tutup, insanı sınırlayan özelliklerinden arındırarak başarırız” dedi.

Atatürk’ün başarısında da aynı yöntemin etkili olduğunu söyleyen D’Anna, “Atatürk, o zamanki tanımlara çok sadık kalsaydı, bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye’nin şimdi de Arap alfabesinin sınırlarını anlayıp onu değiştirebilecek Türkler’e ihtiyacı var. Türkiye ancak Türklüğün ötesine geçen Türkler sayesinde büyür” diye konuştu.

 

Stefano D’Anna hakkında bilgi

Stefano E. D’Anna, pragmatik bir düşleyen ve bir eylem filozofu; bir bilim adamı, girişimci, eğitmen ve iş adamıdır. Aynı zamanda bir ekonomist, sosyolog ve yazar da olan D’Anna, iş hayatını Londra, New York ve Roma arasında geçirmekte, Toscana’da yaşamaktadır.

Prof. D’Anna, konuşmacı olarak yüzün üzerinde bilimsel konferansa katılmış, ekonomi ve sosyoloji üzerine birçok çalışma kaleme almıştır. Liberal düşünce üzerine dersleri, bireylerin özgürlüğü konsepti üzerine devrim niteliğinde bir katkı olarak kabul edilmektedir. Bundan önceki eserleri; Sosyoloji Dersleri (Lessons of Sociology), Girişimci Psikolojisi Dersleri (Lessons of Entrepreneurial Psychology), Portatif Cennet (Portable Paradise), Berlusconi Konseri (Berlusconi in Concert), Bireysel Devrim (The Individual Revolution)’dir.

İtalya’da, son olarak Silvio Berlusconi hakkında yazdığı kitabı "Berlusconi in Concert" ile gündemde olan Stefano E. D'Anna, ALTEO Yayıncılık'ın davetlisi olarak Türkiye'de çok kez bulunmuş ve çeşitli röportaj ve görüşmelerle Türk ulusal medyasıyla buluşturulmuştur.

Son ziyaretinde verdiği seminerler ve konferanslar ile geniş dinleyici kitlelerine ulaşmayı başaran Stefano E. D'Anna, Türkiye’yi düşlemenin gücüne uyandırmış ve ardında felsefesine sıkı sıkıya bağlı ciddi bir kitle bırakmıştır.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Hale Karaarslan, 1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor. Detaylı bilgi


 

HABERLER

Nükleer Yasa Kabul Edildi


İstanbul Üçüncü Köprüyü Kaldırmaz!


Yüzyılın Müzik Kralı: Elvis Presley


Güney Amerika’daki Gizli Şehir


Küresel Isınmaya Dur Diyebilirsiniz!


Bir Cevabım Var


Kornea Nakli ve Göz Sağlığı


Tanrı’nın Nefesi "Ozon"


İndigo Çocuklar:

Ateş Altındaki Konu!


Oyun Çocuklar için Niçin Önemlidir?


Akran Arabuluculuk


Aşkın ve İhanetin Kimyası


"Tanrı Okulları Kuralım"


Işıktan Hızlı Eylemsiz Özgürlükler


Aşk Çocuğu


Birbirimizi Bağlayan Ağlar

ve Facebook


Engelli Vatandaşlar Evde Çalışabilecek


Bir Yoksulluk, Bir Varsıllık, Bir Ölüm


Dil İllüzyonları


Meşru Müdafaada Etik İkilemler


Olasılıkların Olasılığı

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Meliha Başal

Teneke Tıngırtısı


Tuğba Yaman

Tık Tık! Kim O? Mutluluk 


Uzay Gökerman

Yanlış Yalnızlık Çağında


Didem Çivici

Ya Mevla’m!


Buse Doğan

Dali, Deli, Dahi


Merve Şen

Zaman Zaman


Türker Ercan

Su Perisi


Nilgün Doğan

Düşlerimdeki Yaşam-5


Volkan Burnaz

Bir Gün


Didem Çivici

Melek Yolu


Didem Çivici

Noel: Işığa Özlem

 


AnasayfaKurumsal | Reklam | Connect | Blog | Arşiv | Arama | İstatistikler | Bağlantılar | Röportajlar | Galeriler | Videolar

Gündem | Dünya | İnsan | Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim | Astroloji | İndigo | İndigonun Sesi

2005-2010 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi’nden kopyaladığınız her yazı için mutlaka yazı linki kaynak olarak gösterilmelidir.

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Künye | İçerik Politikası | Reklam | Telif ve Kopyalama Hakkı | Abonelik