|
Haber:
Hale Karaarslan
"Tanrı
Okulları Kuralım"
Tanrılar
Okulu kitabının yazarı Stefano D’Anna: “İstiklal Marşı’nıza bakın çocuklara
korkusuzluğu öğretin.
Marşınız ‘Korkma’ diye başlıyor.
İşte İstiklal Marşı’nın başlangıcındaki bu mesaja bakın ve ‘Düşünüyorum
öyleyse varım’ diyenlerin arasına katılın” dedi.
Tanrılar
Okulu", gündelik yaşamın dualitesinde kendini unutmuş ve yenilgiye
uğradığının farkında bile olmayan bir insanlığın en güzel örneği konumundaki
sık rastlanan tür bir insanın, yeniden doğuşunun hikayesi...
"Hep aynı olaylarla karşılaşıyorsun, çünkü sende hiçbir şey
değişmiyor! Her şey benzerini kendine çeker. Cennet parçacığı cennete doğru,
cehennem parçacığı cehenneme doğru yol alır." Lupelius'a göre yeryüzü,
insanların sıralar halinde
idam mahkumları gibi yaşadıkları kozmik bir hapishane, dünya boyutunda bir
zindandır. Bu vizyonun son ve kesin bir
yenilgi oluşturduğu yargısına varmak
yerine,
göz kamaştıran çılgınlığıyla cesurca bir plan tasarlar. İnsan için, onu
olanaklının sınırlarının ötesine geçirecek bir serüven düşler; kaçınılmaz
görünen ölümcül yazgısından kaçış ve dünya yasalarından kurtuluş.
İster bilinçli, ister
bilinçsiz verilmiş olsun, kişinin başına kendi rızası olmadan hiçbir dış
olay gelemez. Öncelikle psikolojisinden geçmeden,
hiçbir şeyle karşılaşamaz.
Umutlarımız, hırslarımız,
sırlarımız, korkularımız, şüphelerimiz, şaşkınlıklarımız, arada kalışlarımız
ve tüm duygularımızın, beğenilerimizin, arzularımızın, sevmediklerimizin,
sevdiklerimizin, nefret ettiklerimizin hepsi, benliğin ince, algılanamaz ama
gerçek dünyasına ait. Gördüğümüz, dokunduğumuz, hissettiğimiz her şey, tüm
çeşitliliğiyle etrafımızı kuşattığımız bu gerçeklik ise dünyamızın üzerinde
olan, onu var eden evrenin kendisinden başkası değil.
Düşünce bu yüzden çok güçlüdür. Düşünüş Yazgıdır. Varoluş
bizim buluşumuzdur ve bu yüzden sadece bize bağlıdır. Bu dünyadaki yaşantı,
bir Tanrılar Okuludur.
Yaşama
dair çok derin ve pek çok bakış açısı sunuluyor bu kitapta
Uluslararası şirketlerde
uzun yıllar üst kademelerde çalışmış bir yöneticinin karşılaştığı sorunlara,
geleneksel yollardan çözüm bulamayıp, alternatif çözüm arayışını
anlatılıyor. Bu sorunlar herkesin başına gelebilecek gerek özel, gerekse
çevre ile ilgili genel sorunlar.
Dreamer adlı öğretmenin
Lupelius’un kurduğu ezoterik okulda işlenen kadim öğretilerin ışığında,
hayatın özünde yaşanan değişimi ve ilerlemeyi anlatan bir konu işleniyor.
"Tanrılar Okulu’nda
Dreamer yol gösterici. Ve bu yol, yöneticilerden, psikolojik kirlenmeye,
Kral Midas'ın dersinden, insan aklının aklının sınırlarına, ekonomiden
mekanikliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsayarak okuyucularına pek de alışık
olmadıkları yepyeni bir tat sunuyor.
Basında kitapla ilgili çıkan bazı haberler:
Sabah Gazetesi: 01.10.2005
Dünyanın çeşitli ülkelerinde kurduğu European Scholl of Economics isimli
üniversitenin bir şubesini de İstanbul'da açacak olan Prof. Dr. Stefano E.
D'Anna, Sertab Erener'i kadrosuna dahil ediyor. Üniversitenin kuruluşunda
yer alacak olan Erener, daha sonra da hoca olarak okulda görev yapacak.
D'Anna'nın yaz başında satışa çıkan 'Tanrılar Okulu' kitabını elinden
düşürmeyen Erener, 4. Stratejist Zirvesi için Türkiye'ye gelen D'Anna'nın
konferansına katıldığında 'hocalık' teklifini aldı.
İki Yıl Sonra Tamam
Önümüzdeki iki yıl
içinde İstanbul'da açılması planlanan Evropean School of Econimics'in
kurulması konusunda Erener şunları söyledi: "Stefano E. D'Anna İstanbul'da
bir üniversite açacak. Stefano ile tanıştım ve bana üniversitenin
kurulmasında yardım edip-edemeyeceğimi sordu. Ben ve Demir'in (Demirkan) bu
üniversitenin hazırlık aşamasında danışman olarak görev yapabileceğimizi
söyledim. Anlaştık. Üniversite kurulduktan sonra da çalışmaya devam
edeceğiz. Sanıyorum üniversitenin kuruluşu yaklaşık iki yılımızı alır." …
Tanrılar Okulu... Kayıtlar başladı!
KURUMSALHABERLER.COM
Güncelleme: 03.04.2007 14:29:00
•
Size ‘öğretilen ve anlatılan dünyanın’, anlatıldığı gibi olduğunu
söyleyenler sadece anlatanlardır. Korkmanız, çekinmeniz, endişe etmeniz
gerektiği söylenen her şey, bu betimlemenin pençesindeki insanların
fikirleridir. Oysa bunlar olumsuz duygulardır ve hiçbiri dünyaya geldiği
haliyle insanın mayasında olan hisler değillerdir. İnsan korkusuz doğar.
Korku, zorla ‘öğretilir’.
•
Hastalıklar ‘öğretilir’. Ne hastalıklar, ne ilaçlar, ne de tedaviler
gerçektir. Hastalıklar, benlikteki olumsuz yöndeki değişimlere karşılık
gelen semptomlardır. Onlar bizi ancak kendimizi kanalize etmemiz gereken
düşünce şekli için uyarma amaçlı ortaya çıkabilirler. Bizi fiziken zor
durumda bırakmak için değil.
•
Hayatınızda önünüze çıkan herkesin özel bir görev ile karşınıza geldiğine
emin olun. Ve ona varlığı için teşekkür edin. Özellikle düşmanınızsa.
•
Herkes sizi gösterir. Çünkü herkesi siz yarattınız. Bu dünyayı siz
yarattınız. Bu sizin dünyanız. Sizi arayan arkadaşınız sizsiniz.
Çalışanlarınız, üstleriniz, aileniz, hepsi sizsiniz. Yay da, ok da, hedef
tahtası da; hepsi sizsiniz.
•
Önünüzde gelecek varken, geçmişle uğraşmayın. Ama geleceği de yeni bir ‘eski
geçmiş’ yaratmak için yaşamayın. Onu şekillendirin; bu kez şekillendirin;
geçmişinizin tekrarlarından kurtulun.
•
‘Mea Culpa’ felsefesini inkar ederek yaşamaktan vazgeçin. Başınıza gelmiş ve
gelecek her şeyin tek sorumlusunun kendiniz olduğu gerçeğiyle barışmayı
reddettiğiniz her gün tedavi süreciniz gecikecek, ‘yeni bir eski geçmiş’
için her seferinde yeni bir adım attığınızla kalacaksınız.
•
Başınıza gelmiş ve gelecek her şey, düşünsel faaliyet kalitenizin, olaylar
dünyasına uyarlanmış halidir. Düşlemezseniz, yaratamazsınız. Gerçek, düş
artı zamandır. İnanmak için görmeyi beklemeyin. İnanın ki, görebilin.
•
Beden olmadan düşleyemezsiniz. Düşleyen bedendir. Ona çok iyi bakın.
•
Gereğinin ötesinde yiyecek, içecek, gereğinin ötesinde uyku, gereğinin
ötesinde seks, hiçbir şeyin çözümü olmadığı gibi, çözümün üstünü örten
uyuşturuculardır. Uyuşturucu almayın. Beyninizi örtmeyin. Orada geleceğiniz
şekilleniyor.
•
Dünyadaki en büyük ekonomik gerçek ‘mutluluk’tur. Ekonominin tanımı
Mutluluk’tan başka hiçbir şey değildir. Her zaman iyi bir ekonomist olun.
•
Düşleyin, düşleyin, düşleyin. Düş, var olan en gerçek şeydir.
Bu yolculukta demir alabilmenin ilk şartı ise, kişinin, içinde bulunduğu
kölelik halinin farkına varmasıdır.
Bu
kitap bir harita, bir kaçış planıdır. Amacı, sıradan bir insanın dünyanın
hipnotik kurgusundan, var oluşun matem ve suçlama dolu betimlemelerinden,
programlanmış yazgıların derin lastik izlerinden çıkarak, kaçmayı nasıl
başardığını göstermektir.
Bu
kitap yıllar süren ve sıradışı bir varlıkla yapılmış bir çalışma ve
hazırlığın hikayesidir...
Bu
dünyanın en korkutucu hastalığı kanser veya AIDS değil, tüm hastalıklardan,
gezegenin artık geniş bölgelerine yayılmış bulunan sefaletten, her türlü
cürüme ve savaşa kadar, tüm problemlerinin ilk ve tek sebebi, hastalıkların
en büyüğü, insanlığın olumsuz düşünme ve çoğu zaman farkında dahi olmadan
‘olumsuz’ için dua etme alışkanlığıdır. Dünyanın genel geçer görüntüsünün,
üzerinde yer aldığı kolon, asıl katil, budur.
İnsanlığın bu yazgıyı değiştirebilmesi için, önce kendi yazgısını, bunun
için de önce kendi psikolojisini, doğrular ve inançlar sistemini
değiştirmesi gerekmektedir. Kişinin, zihniyetinin verdiği bu zulmün kökünü
kurutması şarttır.
Bunun için "Dreamer" tarafından
gösterilen yol ise, somon balığının akıntının tersine izlediği yol gibi, hem
yorucu, hem keyifli; hem korkunç, hem harikadır.
Akşam Gazetesi:
Gülçin Uysal Tahiroğlu’nun köşe yazısı’ndan…
Bugün ekonomi yıkım ve
felaket üzerinde duruyor. Ekonomi bilimi de sorunların nedenleri yerine
sadece sonuçları düzeltmek için uğraşıyor. Oysa gerçek zenginlik sadece
mutluluk üzerine kurulur...' Bu sözler akademi dünyasının aykırı çocuğu
Stefano E. D'Anna'ya ait. Aykırılığı felsefe, psikoloji ve ekonomi
arasındaki ilişkiye pragmatik bir bakış açısı getirmesinden kaynaklanıyor.
Kim kitabının adına 'Tanrıların Okulu' der? Bu başlığın altını doldurmaya
kim talip olur?
Zor olsa da anlatmaya
devam edelim. D'Anna kitaba adını veren varsayımı şu sözlerle destekliyor:
'Ekonomide köklü değişim yapmak için özel insanlara ve tanrılara ihtiyacımız
var. Bu insanların var olabilmeleri için de bir okula. Böyle bir okuldan
çıkan insan, gezegenin büyük bölümünü değiştirebilir. Örneğin antik Yunan'da
Sokrates'in okulundan Plato; Plato'nun okulundan Aristo; Aristo'nun
okulundan da Büyük İskender yetişti. Dört filozofun, dört jenerasyonun
sonunda dünyayı değiştirebileceğinin örneği bu. Büyük İskender ve yaptıkları
bir şans sonucu ortaya çıkmadı, bir düşünce okulu sayesinde gerçekleşti...'
Ya bugün dünya aynı dünya
mı? Elbette değil ancak D'Anna insanların hayal güçlerini ortaya
çıkarmak gerektiğini savunuyor. İnsanlığın pragmatik, pratik, doğru ve
hayalperest insanlara ihtiyacı olduğunu vurguluyor. Eğer bugün sorunların
nedenlerini değiştirmeye odaklı beyinlere ihtiyacımız varsa buna bireylerden
başlamamız gerektiğini söylüyor.
Bu bakış eğitimde de yeni
bir ekol yaratıyor. Stefano E. D'Anna'nın rektörlüğünü yaptığı European
School of Economics, ekonomi ve iş dünyasının yeni tarz liderlerini
yetiştiriyor. O okulda amaç çocuklara ders vermek değil, bilgilenme,
algılama ve vizyonlarının önündeki engelleri kaldırmak. Türk eğitim
sistemine ne kadar da paralel bir bakış değil mi? Gençlerimizin önündeki
ağır yükü, engelleri gördükçe, yaşadıkça içim acıyor.
Mutlu
azınlık yok mu? Cevabını siz de, ben de biliyoruz...
Ama D'Anna, tam da bu
işin uzmanı... Yani mutluluk oyununun. Ona göre, mutluluğun ve başarının tek
bir anahtarı var: Hayal etmek. Bunun sınırlarını ise şu sözlerle çiziyor:
Olduğunuzdan daha fazla bir şey düşleyemezsiniz! D'Anna, işin sırrının hayal
kurmaktan geçtiğini söylerken; sınırsız hayallerin tuzağına düşüp,
gerçeklerden uzaklaşma tehlikesini de en azından teoride böyle çözüyor:
Ancak olduğun kadar hayal kurabilirsin! D'Anna'nın kişisel öyküsüne
baktığınızda, hayal kurmaya başladığı andan itibaren her şeyin nasıl da
değiştiğini anlamak zor değil. Hayalleriyle henüz tanışmadığı günlerde
kilolu, mutsuz, sığ bir insan olduğunu söylüyor D'Anna. Ne zaman ki hayal
kurmaya başlamış, önce kilolarından sonra takıntılarından kurtulmuş;
ardından da kendisini profesörlüğe, yazarlığa, guruluğa kadar taşıyacak
süreç başlamış...
Stefano E. D'Anna'nın Türkiye'de işbirliği içinde olduğu kişi Prof. Dr.
İbrahim Kavrakoğlu. Kavrakoğlu'nun kurduğu The MBA Club çatısı altında
gerçekleştirilen 'Executive MBA' programına D'Anna'nın da katkıları var.
Executive MBA yöneticileri küresel rekabet ortamına hazırlamayı, onlara
geniş bir vizyon ve etkili yönetim teknikleri kazandırmayı amaçlıyor.
Stefano E. D'Anna'nın bu vizyona katkısı çok büyük olacak.
14-11-2007 Sabah
gazetesinden alıntı:
Tanrılar Okulu Kitabının
yazarı ve European School of Economics’in kurucu rektörü Stefano D’Anna,
Avrupa Ekonomi Okulu’nun Milano ve Newyork kampuslerindeki Türk öğrenci
sayısının diğer milletlerin çok daha üzerinde olduğunu söyledi. Bu ilgi
nedeniyleTürkiye’de ve veya yakın bir coğrafyada bir kampus açmanın
kaçınılmaz gibi göründüğünü belirten D’Anna, “İnanıyorum ki Türkiye’de iş
dünyasındaki insanlara büüüüyük fırsatlar sunabiliriz. Bunu da aynı diğer
milletlerde olduğu gibi Türklüğün getirdiği olumlu kültürel özellikleri
tutup, insanı sınırlayan özelliklerinden arındırarak başarırız” dedi.
Atatürk’ün başarısında da
aynı yöntemin etkili olduğunu söyleyen D’Anna, “Atatürk, o zamanki tanımlara
çok sadık kalsaydı, bu kadar başarılı olamazdı. Türkiye’nin şimdi de Arap
alfabesinin sınırlarını anlayıp onu değiştirebilecek Türkler’e ihtiyacı var.
Türkiye ancak Türklüğün ötesine geçen Türkler sayesinde büyür” diye konuştu.
Stefano
D’Anna hakkında bilgi
Stefano E. D’Anna, pragmatik bir düşleyen ve bir eylem filozofu; bir bilim
adamı, girişimci, eğitmen ve iş adamıdır. Aynı zamanda bir ekonomist,
sosyolog ve yazar da olan D’Anna, iş hayatını Londra, New York ve Roma
arasında geçirmekte, Toscana’da yaşamaktadır.
Prof. D’Anna, konuşmacı olarak yüzün üzerinde bilimsel konferansa katılmış,
ekonomi ve sosyoloji üzerine birçok çalışma kaleme almıştır. Liberal düşünce
üzerine dersleri, bireylerin özgürlüğü konsepti üzerine devrim niteliğinde
bir katkı olarak kabul edilmektedir. Bundan önceki eserleri; Sosyoloji
Dersleri (Lessons of Sociology), Girişimci Psikolojisi Dersleri (Lessons
of Entrepreneurial Psychology), Portatif Cennet (Portable Paradise),
Berlusconi Konseri (Berlusconi in Concert), Bireysel Devrim (The
Individual Revolution)’dir.
İtalya’da, son olarak Silvio Berlusconi hakkında yazdığı kitabı "Berlusconi
in Concert" ile gündemde olan Stefano E. D'Anna, ALTEO Yayıncılık'ın
davetlisi olarak Türkiye'de çok kez bulunmuş ve çeşitli röportaj ve
görüşmelerle Türk ulusal medyasıyla buluşturulmuştur.
Son ziyaretinde verdiği seminerler ve konferanslar ile geniş dinleyici
kitlelerine ulaşmayı başaran Stefano E. D'Anna, Türkiye’yi düşlemenin gücüne
uyandırmış ve ardında felsefesine sıkı sıkıya bağlı ciddi bir kitle
bırakmıştır.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Hale Karaarslan,
1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu
yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel
olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri
Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor.
Detaylı bilgi
|