Yazar:
Hale Karaarslan
Hayallerimiz
Bilincimizin Bir Uzantısı Mı?
Hepimiz hayal kurarız.
Peki, neden hayal kurarız? Olmasını istediğimiz, yapmak istediğimiz şeyler
vardır. Bunlar gelecek bir zamanda olabilecek şeylerdir. Geçmişi de
düşünürüz sık sık. Ancak geçmiş yaşanmış ve bitmiş olduğu için biz geçmişi
düşlemez, düşünürüz sadece.
Oysa geçmişimize
gidebiliyorsak, herhangi bir olay, bugün olmuş kadar bizi etkileyebiliyorsa
veya üzüyor, sevindiriyor, gülümsetebiliyorsa, şu ana da etki ediyordur.
Geçmişteki yaşanan bir olayı, geçmişe tekrar tekrar giderek, ya da o anı, bu
ana getirerek bugün olmuş gibi hissedebiliyorsak, değiştirebilir,
affedebilir, şifalandırabiliriz. Aslında birçoğumuz bunu fark etmeden
yaparız. Bunu yaptığımız her seferinde geçmişimizden de özgürleşmiş oluruz.
Yani geçmişe şu içinde bulunduğumuz andan etki edebiliriz.
Geçmiş
hatıralar beynimizde arşivlenmiş bir sistem sayesinde ve biz kullanmak
istediğimiz takdirde kullanılmak üzere bekler gibidir. Ve biz istediğimiz
her an, o arşivi kullanırız.
Geçmişi bir kenara bırakıp, geleceği
düşünecek olursak; sınırlandırılmış bir düşünce yapısındaki beyni özgür
bırakalım bakalım ne olacak? O şöyle diyebilir; “
Öyleyse acaba hayallerimiz ve gelecekte olabilecek olan her şey de, bir
başka şekilde ve sistemde beklemede ya da yaşanıyor olabilir mi? Yani biz
neyi seçersek, o seçimin geleceği…”
Seçtiğimiz ve
yaşadığımız her şey, bizim bilinç düzeyimizdeki oluşumlardır diyebilir
miyiz?”
Evde oturduğumuzu ve bir
süre sonra düşünmeye başladığımızı varsayalım… Ne yaparız?
Ya geçmişte olan bir
ana, ‘bu 5 dakika öncesi bile olabilir’, gideriz veya geleceği
düşünürüz. Yani düşleriz. Hayal kurmaya başlarız. Peki, gelecekten şu ana
istediğimiz her şeyi getirebilir miyiz?
Bilincimizde bu ışık
yanmışsa ve bize hayallerimizi sınırsız düşleyebileceğimizi, ne düşlersek
onu yaratabileceğimizi, ne düşünüyorsak o olabileceğimizi, geleceğimizi
bugünkü hayallerimizin oluşturabileceğini…
İnsan
düşleyebildiği
oranda genişler. Ne kadar büyük hayaller düşleyebiliyorsak, “asıl olan
kendimizle de o kadar bağlantıdayız” demektir diye düşünüyorum. Ne
düşünüyorsak BİZ oyuz! O halde düşlerimizdeki bizi bulmaya ne dersiniz?
Düşlerimizi uyandırmaya…
O zaman belki şöyle de
bakabiliriz; Öyleyse, biz belki de geleceği hayal ederek, gelecekten bugüne
olmasını istediğimiz şeyleri çekebiliriz, yani getirebiliriz! Ya da “bize
gelen istekler, acaba gelecekten geliyor olabilir mi?” Zamanı bilinen
ve şu anda çok konuşulan, düz bir zaman çizgisi içinde görmeyip te daha
geniş düşleyip, zamanı dairesel düşlesek… Ya zaman olmadığını düşlesek… O
zaman yaratan mı kalır geriye?
Hayal kurarken önceden
bildiğimiz her şey bizi etkileyebilir, kendimizi sınırlandırabiliriz veya
sınırsız düşünmeyi seçebiliriz. Mucize bu noktada kendini gösterir! Geçmişte
pek çok dahi, sınırsız hayaller kurarak ve olmayanı düşleyerek bulmuşlardır
buluşlarını. Düşüncelerimiz, duygularımızı oluşturuyor. Ve duygularımız,
eylemlere yansıyor. Ve böylelikle yaşamımızı, ailemiz, bulunduğumuz çevre
ve ülke, dünya en sonra da, evren oluşturuyor. O zaman biz bilinçli
seçimlerimizle bir bebek gibi masum olabiliriz ve harika düşler kurarak
cenneti yaratabiliriz. Dünyamızı, evrenimizi değiştirebiliyorsak, kaderimizi
de ona göre yaşayabiliriz. Neyi seçersek, onun kaderini…
Yaşamımız boyunca
karşılaştığımız tüm insanlar, kurduğumuz tüm ilişkiler, olduğunu
düşündüğümüz tüm çevremiz, bizim seçimlerimiz sonucunda oluşan bilinç
düzeyimizin enerji boyutlarıdır.
Bizler
Allah’ın yaratım gücüyüz, yaratıcının kendisiyiz ve yaratım biziz. Ve tüm
insanlığa bu yaratıcılık verilmiş. Beynimizin henüz o kadar az bir kısmını
kullanıyoruz ki… Bize gelen bilgi ya da diğer duyu dışı algılamalar,
beynimizdeki bilinç açılımı nedeniyle henüz işlevde olmayan karanlık
yanından da geliyor olabilir… Belki de zaman, bilinçlendikçe hiç kalmayacak!
Hayal ettiklerimiz bilincimizin gelişimiyle farklılık göstermektedir.
Olmasını istediğimiz her şeyi hayal edebiliriz ve yaratabiliriz. Bu da,
seçtiğimiz anda ray değiştiren tren örneği gibidir. Bize sadece seçmek
kalmıştır!
Ve bu büyük güç,
içimizdeki ufacık bir bilinç sıçramasıyla evreni değiştirebilecek güce
sahiptir. Allah’ın bize verdiği bu gücü en iyi şekilde kullanmak, bizim
seçimimiz. Biz bu seçim gücüne ve bilincine sahip olmayı seçebiliriz Ya da
bize verilen kader bu düşüncesiyle yaşamayı seçerek, kendi küçük dünyamızda
uyumaya devam edebiliriz… Olumsuz düşüncelerle hayatımızı tıkamak yerine,
bilinçli hayallerle geleceğimizi en iyi şekilde yaratmayı düşleyebiliriz.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Hale Karaarslan,
1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu
yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel
olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri
Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor.
Detaylı bilgi
|