|
Yazar:
Hale Karaarslan
Bir İnsan
Yaratıyoruz
Çocuğu şekillendirmeye çalışıyoruz,
doğduğu andan itibaren ona öğrendiğimiz her şeyi uyguluyoruz. Nasıl
beslenmesi gerektiğini, o günün bilgilerine göre şekillendiriyoruz.. Hangi
saatlerde meme vermek gerektiği, kaç saat arayla tekrarlanacağını. Ne
giydirileceği, nasıl bakılacağı, ne zaman uyuyup, ne zaman uyanacağı…
Saatlerle eğitmeye çalışıyoruz bedenini. Mama saati, uyku saati, oyun saati.
Sanki bir robot yaratıyoruz.
Sevgimizden
de veriyoruz. Ancak şımarmasın diye ayarlı olarak çoğu zaman. Araya hep bir
mesafe koyarak. Sonra çocuk büyüyor oyun çağına geliyor. Bu arada anne-
babasından gerekli ilk terbiyeyi almış oluyor. Yavaş yavaş topluma
hazırlanıyor. Toplumda yaşayacak bu çok doğal. Bazı kurallar var. Okulda
kurallar var. Disipline edici kurallar var. Ahlak kuralları var. Saygı
kuralları vs. Tüm bunlar çocuğu belki de korumak, toplumla iç içe yaşama
hazırlamak açsından gerekli de, acaba biz çocuğumuzu kendisini bulması
konusunda da eğitebiliyor muyuz? O farkındalığa gelebilmesi için, ruhuna
önemli tohumlar atabiliyor muyuz? Toplumla iç içe yaşarken, kendisi
olabilmesini sağlıyor muyuz? İçine dönebilmesini, kalbinden düşünebilmesini
öğretiyor muyuz? Kendi alanında ve merkezinde kalarak, yaşamı yaşamasına
izin veriyor muyuz? Bu mükemmeliyetçi dünyada kendi mükemmelini yaşaması
için teşvik ediyor muyuz? Tüm bu kurall arın
içinde kendi kendinin efendisi olabilmesini, ilkelerini kendisinin
belirlemesini, kendisi için en iyinin ne olduğunu belirlemesine izin veriyor
muyuz? Çocuklarımızın karakterlerini kendi ruhlarının güzelliği ile
şekillendirmeye çalışıyor muyuz? Bir zırh giymeden o güzel insanın ortaya
çıkmasına yardımcı olabiliyor muyuz?
Kurallar, toplum hayatımızda olacak.
Çünkü yalnız yaşamıyoruz. Birbirimizle yaşarken birbirimizi destekleyici,
yaşamı bir şölen gibi sevgi dolu bir paylaşımla yaşamayı çocuklarımıza
öğretmemiz gerekiyor. Güzel toplumlar, iyi, kendini bulmuş çocuklar ve
farkında yaşayan insan topluluklarıyla mümkün olur. Çocuklarımızı
başkalarının ne diyeceği üzerinde bir baskıyla değil, yaşamı nasıl yaşarsa
doyuma varır, benliğini destekler, yaratıcı olur düşünceleriyle
yetiştirmemiz en iyisi.. Başkalarını dinleyen, kendi iç sesini duymayı
unutur zamanla. Ve herkes bir konuda farklı farklı şeyler söyleyebilir,
farklı görüşler ileri sürebilir. Onlara daha ufacık bir çocukken kendi iç
seslerini, sezgilerini dinlemelerini, anlamaya çalışmalarını, bir konuda
kendi fikirlerinin olması
gerektiğini
göstermeliyiz. Bunun için de onlara örnek davranış modelleri sunmalıyız. İç
dünyasına önem veren insanların dıştaki zenginlikleri yaşamaması,
yaratamamasına imkân yoktur. Her şey içten gelir. Bazen bir düşünce, bazen
bir ilham!
Çocuklarımız bizim biyolojimizden
yaratılmışlardır, onların kendilerini yaratmalarını izleyelim. Biraz da biz
şekil verelim ama onların özünü bozmadan. Prototip yaratmadan. Okullar,
üniversiteler çocuklarımızı yanlış eğitiyor ve bizlerin bunun farkında
olmamız, çocuklarımızın acı çekmesini önlememiz gerekiyor. Herkes kendine
özgü ve değerli. Kimse kimseden üstün değil. Çocuklarımızı kendisi olmaya
yönlendiren okullar için herkes üstüne düşen ne varsa yapmalı. Rekabet
yüzünden kendilerini eksik gösteren bir sistemde eğitim yapılmamalı. Her
çocuğun kendi yeteneğinin ortaya çıkarılacağı okullar yaratılmalı. Bunlar
düşünülüyorsa elbette ki yaratılacaktır.
Kendini
yetiştirmesi için destekleyici olalım çocuklarımıza ve onlardan öğrenmenin
mutluluğunu yaşayabilelim, onlara da yaşatalım. Kendine güvenli çocuk,
güvenli toplumu oluşturur bunu bilelim. Onların macera duygularına destek
olup, yönlendirelim. Aşkı, sevgiyi yaşayarak, onlara da öğretelim.
Yaşamlarını kendilerinin yazmasına ve oynamasına izin verelim. Bizim
yazdığımız senaryoya uymadı diye yargılamadan, sevgiyle kabul edelim
onları... İyi yetişmiş bir insan kendi içinde o kadar güçlüdür ki, onu hiç
kimse yerinden edemez. O kendi varlığını bulmuştur, merkezindedir. Bu
merkezden kimse ona hiçbir şekilde etki edemez. Kendi merkezindedir, kendisi
için neyin iyi olduğunu, neyin mutluluk kaynağı olduğunu bilir. Artık dingin
alanındadır. Dıştaki kaos onun içine giremez. O mutlu, doğal ve özgürdür.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Hale Karaarslan,
1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu
yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel
olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri
Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor.
Detaylı bilgi
|