Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Hale Karaarslan

Coşkuda Olmak 

Toplum tarafından ve ailemizden, çevremizden bize öğretilen her şey yaşamı olduğu gibi, içimizden geldiği gibi yaşamamızı engeller niteliktedir. Belki de ilgi çekmek için bile mutsuz rolüne bürünebiliriz çoğunlukla… Neden böyle davranıyoruz? Anlaşılabilelim diye. Biraz fazla mutluluğu hissetsek neden korkuyoruz? Biraz gülsek, kahkaha atsak, delicesine dans etsek, ya da kimseyle ilgilenmeyip, kendimizle olsak tüm kalabalık içinde bile. Başkaları ne derler, ne düşünürler endişesi taşımadan… 

Çok neşeli olsak, yüksek sesle şarkılar söylesek… Böyle yaşamayı seçerek, dışardan böyle göründüğümüzde bize deli, çatlak mı derler? Ama niye? Bu hareketler bizi çok mu acayip biri yapmıştır? Bu hareketleri yaptığımız anda bizi kabul edebilen çıkar mı toplumda? Kaç tane?

Çünkü bize öğretilen farklı. Bizler ölçülü olmak zorunda kalarak yetiştirildik. Neler yapmamız ya da yapmamamız bizim davranış programımıza sokuldu ta en başta. Ufacık bir çocukken. O kadar masumken, kendimizken. 

Birisi çok neşeliyse, sık sık kahkahalar atıp, coşkuyla davranıyorsa, içinden geldiği gibi yaşıyorsa, niye diğerlerimiz onun çatlak olduğunu düşünürüz? Onu kıskanırız çünkü içten içe. O bizim yapamadığımız bir şeyi, hatta her şeyi yapıyordur ve hemen onu yargılarız. Onu uyarırız hatta. Bizi rahatsız ediyordur… Neden Peki? 

Oysa ki, coşkuda olan insan, sever, hoş görür, yargılamaz, kabul eder… Teslim olur sevgiye. Tüm toplum böyle yaşayamaz mı? Bu olamaz mı? Çocuklarımızı böyle yetiştirebilir miyiz? Sevinci, neşeyi, kahkahayı, mutluluğu yaşayan çocuklar… Gülen, ağlayan, öflekelenebilen… Öfkeyi huzura dönüştürebilen çocuklar. Çocuklarınıza bakın, izleyin onları. Mutlu bir insana ya da çocuklara bakın. Nasıl güldüğüne, gözlerindeki ışıltıya. Tıpkı âşık bir insan gibidir. Yaşamı dans eder bir rutinde, ayakları yere basmaz bir biçimde yaşarlar. Çocuklar da kızar, üzülür, ağlar, tepinirler hatta. Ama bu çok sağlıklıdır. Çünkü tüm bedeni buna eşlik eder çözünmek için. Onlar sadece kendileri olmak isterler ve istediklerini yaşamak. Tüm yaptıkları bu! Öyleyse neden onların o güzelim ruhsal, özden gelen programlarını, kendi kirli zihnimizin bize dayattıklarıyla bozma çabası? 

Böyle bir toplum, insanlık yaratabilir miyiz sizce? Bu çok mu zor? Ya da böyle yaşamayı tekrar öğrenirsek, çok mu savunmasız kalırız? Kime karşı?

Böyle uygarlıklar savaşabilir mi sizce?

Mutlu bir insan savaşı anlayabilir ya da düşünebilir mi?

Coşkulu insanlar, içlerindeki coşkuyla yaparlar her işlerini. Yaratıcılıklarını katlayarak. Ve bu kendilerine ve herkese geri döner. İstediklerini yapabilecek gücün içlerinde olduğunu bilirler. Ve karşılarındaki insanı da teşvik ederler güzele, iyiye, muhteşem yaşama ve yaratıma.

Eğer insanlar coşkuda yaşamaya başlarlarsa tüm toplum değişmek zorunda kalacak. Savaşlar saçmalık olacak!

Mutlu bir insan, mutsuzlukta kalamaz. Seçmez çünkü bunu. Farkındalığı bu değildir. Attığı her adımda huzur, dinginlik, sevinç, kahkaha vardır.

Çocuklarımız bizim eşsiz yaratımlarımız olabilirler. Bu bilinçle ve coşkuyla yaşamayı seçerek,  toplum olarak harika genç nesiller yetiştirebiliriz. Şimdi harekete geçmenin tam zamanı. 


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Hale Karaarslan, 1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor. Detaylı bilgi


HABERLER

 

 

Mars'taki İnsan Yüzü


Hangi Partiye Oy Vereceğim?


22 Temmuz Seçim Tahminleri


Karamela Sepeti


Politika Pazarı


Ölüdoğan Bir Demokrasi Denemesi


Zamanya


Aşırı Sıcaklarda Kalp Krizi Riski


Sıcak Havalara Dikkat!


Ölümün Ardından


Ağrı Dağı Neden Bu Kadar Çekici?


Akupunkturun Bilinmeyenleri


İstiklal’in Sanat Dolu Sokakları


Dilimiz, En Büyük Zenginliğimiz!


Costa Brava


Sağlığınız Tehlikede Olabilir!


Ölümsüz Ölümler


Küresel Isınmanın Kanıtları


Yurtdışındaki Okullarda Artan Şiddet 

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

 

Burcu Akar

Gerçek Kimliğimiz "Tanrısallık"


Zuhal Keresteci

Geleceğime Dikilen Umutlar


Hale Karaarslan

Coşkuda olmak 


Rüya Yüksel Ersavcı 

Cehenneme Giden Yol İyilik Taşlarıyla Döşelidir


Buse Doğan

Karanfil Kokusu Kalır 


Didem Çivici

Cennetimin Kapıları


Dr. Levent Atlaş

Yıldızlar Yalnız Gezer


Volkan Burnaz

Just Help Me Save Padmé’s Life


Didem Çivici

Let it Be 


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu-2

 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20