Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Hale Karaarslan

Bu Gerçek Sevgi Mi?

Bazen o kadar çok kullanıyoruz ki “sevgi” kelimesini… Düşünüyorum da, herkese antipatik gelmeye başladı bu kelime. Neden? Gerçek değerini veremediğimizden, bilemediğimizden olabilir mi? Aslında ihtiyaçlarımızın karşılığı olan sevgiden, şartlı sevgiden ve sevgiyle çeliştiğimizden olabilir mi ya da çok kullandığımızdan ama içini gerçek anlamda dolduramadığımızdan? 

Tanrı’nın insanlardan hiçbir şey istemediğini, isteyenin biz olduğumuzu biliyorum artık… Bizler huzur, mutluluk ve sevgi bağımlısı olduğumuz için ve bunun bize dışarıdan verilebileceğini sandığımız için sürekli diğerlerini seviyor gibi yaşıyoruz. Sanki içi boş, sanal sevgi sözcükleri kullanıyoruz.  Kendimizi bile kandırıyoruz. Gerçek sevgiyi bilmediğimiz için, sevmeyi bilemiyor, dolayısıyla kendimizi de sevmiyor olabilir miyiz aslında?  Başkalarını suçladığımız gibi, kendimizi de suçlarız değişik olaylarda. Yaşamın gerçeği olan sevgiyi bilmeyiz… Her şey bilmek, anlamak, olmak için. İnsan oluncaya kadar ister. Oluncaya kadar deneyimlediklerimiz sevginin bir kıvılcımı ancak. İki ruh arasındaki müthiş güzel karşılaşmanın kıvılcımı. Eşsiz anlarda yaşanan aşkın kıvılcımı. Bir sürelik, anlık belki de. İnsan bedeninin kaldıramadığı gerçek sevgi anları. Ruhumuzun bedenle birlikte uçtuğu eşsiz anlar. İşte o anlarda Tanrı kendini, ruhumuz aracılığıyla bizde, bedenimizde gösterir kısa bir an bile olsa. Ama biz o zaman bile o güzel anları bozmak için gerekli olan her şeyi yaparız. Toplum için, başkaları için kendimize, ruhumuza ihanet ederiz. O kadar çok kendimizi ihmal etmişizdir ki, bazen bizi bile bulamayız. 

Aslında kendimizin kim olduğunu da bilmiyor olabilir miyiz? Dünyada yaşayan bu kadar insan yığını, iletişim sevgi birliktelik gibi tam olarak çözemediği bir yaşam durumunun içinde, geçici biliş halleri dışında, bilinçsizce yaşamaya devam ediyor.  Oysaki kim olduğumuzu bizim dışımızda biri bize söyleyemez… Birçoğumuz bize verilen roller ve taktığımız maskelerin dışına çıkmadan, mutluluk rolü oynayıp, gün geçirip, uyumaya devam ediyor. Uyandığını sananlar bile! Günlük yaşam dualitesinin içinde kaybolup, bedenlerini bile unutuyor. Bağımlı haller geliştirip, geçici mutluluklara esir oluyorlar. Sevilmek ve güvenmek ihtiyacı içinde, sevginin gerçek anlamından uzak kendine kurduğu bir dünyada yaşıyor insan.  Birkaç tatlı güzel söz ve samimiyet için de yapamayacağımız şey yok gibi neredeyse. Nedir bu açlık? Sevemediğimiz ve sevmenin anlamını içimizde yaşamadığımız bir yaşamda sevmeye çalışmak sadece ihtiyaç odaklı oysaki!  Bir şeylere, bir yerlere ait olma duygusu yaratıyoruz o sebeple ilişkilerimizde. Önce içimizdeki sevgiye gerçekten bir bakabilsek…

Ne kadar sevebiliyoruz? Nereye kadar? Ve sevgi neden dünyada tam anlamını bulamıyor? 

Yaşamı ancak yaşam yoluyla açıklayabiliriz. Her deneyimimizle yaşamı canlandırır, Var olan tek gerçeğin kendisini göstermesini sağlarız. Yaşamdaki her şeyi kendimize bizim çektiğimizi, filmi hazırlayıp, oyunu oynadığımızı düşünün. Öğrenmek için seçtiğimiz oyunlar. Biri bitiyor, diğeri, diğeri…

Bu oyun halleri her şeyin yansıması olan sevginin kendini gösterme yolu olabilir mi? Yani, sonsuz sevgi oyunu!  

Her birimizin yaşamlarında gelişim ve kendini bilme yolunda karşımıza çıkan her durum, (olumlu ya da olumsuz) içimizde korktuğumuzu yansıtıyor. Öğreninceye kadar her seferinde başka şekillerde yaşıyor insan, önem ve değer yargılarımıza göre değişiklik gösterse de oyun devam ediyor. Yaşarken ölmek diye bir terim vardır! Bu, yaşamımızda birçok kez başımıza gelmiştir ve biz her seferinde farkında olarak ya da olmayarak ölür ve diriliriz. Bizi çok etkileyen olaylarda, erişmeye çalışıp başaramadığımız anlarda, en çok istediğimiz şeyden vazgeçtiğimiz anlarda, kabul edemediklerimizi kabul ettiğimiz anlarda, fiziksel ölüm ya da ilişkilerimizdeki kayıplarda ölümü deneyimleriz. Bunların hepsinin ardındaki büyük güç sevgidir. Gerçek SEVGİ! Aslında her ölüm bizi, bir dirilişe götürür. Bundan büyük sevgi olabilir mi?  Fiziksel olarak deneyimlemeden ölümü deneyimliyoruz eğer anlayabilirsek. Ölümü anlamayı başarabilirsek, gerçek yaşamı ve sevgiyi de anlamaya başlayabiliriz. 

Gerçekten uyanan insan, rollerin ötesini görebilendir. Taktığımız maskelerin ardındaki yüzleri görebilen. Çirkin sandığımız güzelliği fark eden. Gerçek yaşam sandığımız yaşamın aslında rüya olduğunu, bizlerin de bu rüyadaki oyunu oynayan yansımalar olduğumuzu. Öyleyse bu rüyanın farkına varıp, rüyada uyanıp, bize en büyük kötülüğü yapmış insanı kucaklayabilir miyiz? Rüyanın içinde uyanarak bunu yapabilir miyiz? Bizi sevmeyen birini sevebilir miyiz?  Kendimizi sevebilir miyiz? Bunu farkında olarak yapabilirsek eğer, hoşgörülü, şefkatli, yargısızlık boyutu, yaşama bizim aracılığımızla gelir. Sonra Sevgi tüm yaşamımızda tezahür eder… 

Tek gerçek ve Var olana yaklaştığımızın bilincinde, gerçek sevgiyi fark etmenin derin biliş anlarının geldiği zamanlardayız. İlişkilerdeki tüm sıkıntılar ve sevgi sorgulamaları bu yüzden bu kadar çok sevgi hakkında. Her şeydeki ve herkesteki mükemmelliği görebilmenin tadını alabilmeli, yaşamdaki muhteşemliği ve gizemli güzellikleri en iyi şekilde ifade ederek bu güzellikleri kendimize alma ve tekrar dışarıya yansıtma yolunu seçebilmeli, rollerin farkında benliklerden sıyrılıp, varlığımızın derinliğindeki Tek Hakikate, kaynağa kalplerimizi açabilmeliyiz.  Savaşların biteceği gün o gündür. Önce içimizde, sonra dışarıda. Gerçek sevgi o zaman gösterecektir yeryüzünde saltanatını… Her birimiz birer sözcüyüz. Yaşamı yaşayan, ifade eden sözcüler. O zaman sözcüler olarak dünyada en güzel sevgiyi yaratmayı dileyelim kendimizden ve niyet edelim. 

Yaşam, yaşamla ilgili niyetlerimizle şekillenir. Gerçek sevgiden aşk olabileceğimiz bir yaşam niyet ediyorum tüm insanlığa!


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Hale Karaarslan, 1964 doğumlu, Marmaris'te yaşıyor. İndigo Türkiye grubu yöneticisi. EMF Dengeleme Tekniği uygulayıcısı. Profesyonel olarak resimle ilgileniyor. İndigo Dergisi'nde Yazı İşleri Müdürü ve Yayın Danışmanı olarak görev yapıyor. Detaylı bilgi


 


 


 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00