Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Günyüz Keskin

İntar

Mutluluktan korkulur bazen. Mutluyken kaybedecek bir şeyleri vardır insanların çünkü, ama mutsuzken öyle mi? Dünyanın en cesur ve gözü kara insanları oluveririz mutsuzken, zira kaybedecek bir şeyimiz kalmamıştır. Belki bu da, -saçma görünse de- gözü kara hallerini ve dünyanın karanlık tarafını daha çok sevip, orada daha uzun sure konuşlanmak isteyen insanların işidir.

Mutsuzlukta kaybetmek yok, daha ne kadar kaybedilebilir? Ama mutluyken hep bir kaybetme riski vardır. Bu risk ve riskin en olumsuz ihtimaliyle gerçekleşme korkusu bile yeterince acı verici, rahatsız edici, mevcut mutluluğu körelticidir.

Kendimce bir hikayem var hatta, tam da bununla ilgili. Anlatayım:

Ağlamaya ve kahkahaya küsmüş, karanlığını bedeninden taşırarak değil de, bedenine hapsederek yaşamaya başlamış bir çocuk varmış. Ağlamıyormuş, tebessümü dudaklarının belli belirsiz hareketlerinde vuku buluyor, ne insanlara “Hiç gülmüyor bu?” ne de “Hiç ağlamıyor?” dedirtecek kadar yaşıyormuş... Kimse farkında değilmiş tuhaflığının.

Karanlığın en dibinde otururken, her gece, gerçeğe bir adım daha yaklaştığının inancı ve bilinciyle düşünüyor, yazıyor, okuyor, ney'le kayboluyor ve yine ney'le kendini buluyormuş. Yine böyle bir gecede, yıldızların ona daha parlak, sokak ışıklarınınsa daha sönük geldiği bu mükemmel gecede, tanrısına şükrediyor, henüz ne kadar küçük olduğunu hatırlayıp bu zorlu yolda onu hiç yalnız bırakmamasını diliyor, arada yüreğinde kabaran koşulsuz sevgi ve aşkla titriyormuş. Yalnız olmadığını hissediyor, ürperiyor, bütün dünya için iyi dileklerde bulunuyormuş. İnsanları seviyor ama bunu uzaktan yapmayı yeğliyormuş. Onun saf sevgisini anlayacak başka çocuklar da varmış elbette, arada onlarla göz göze geliyor, selamlaşıyormuş. Bazense birbirlerinin rüyalarına girip dunyadışı oyunlar oynuyorlarmış...

Düşüncelerini parlak hayallerine sabitlediğinde ve hafif bir tebessümle kafasında canlandırmaya başladığında, ürpermiş. Farklıymış bu sefer... Gözlerini açmış. Yaklaşan mavi bir ışık, sol omuzuna kadar gelmiş. Yedi kalbi olan, her biri ışıl ışıl parlayan bu harikulade yaratık ona bakıyormuş gülümseyerek. Perinin nasıl bir şey olduğunu bilecek kadar bile masal okumamışlar ona küçükken... ‘Peri’ kelimesinden bihaber olduğu için ona, “İntar” demiş.

— Sen de kimsin?

— Senin hayalin ya da senin gerçeğin. Senin yarattığınım...

— Seni ben yaratmadım. Yanılıyorsun.

— Bana baktığında ne görüyorsun?

— Her baktığımda farklı renktesin..Bazen de alacalı. Gözlerin çok güzel, içimi ısıtıyor. Gülüşün de öyle, güven verici ve içten. Parlıyorsun. Işık saçıyorsun. Tanrı’dan gibisin... Ama o yedi kalp? Yedi kalbin var...?

— Gerçeğin ne olduğunu merak ediyorsun. Gerçek bu işte. Anlıyorsun, inanıyorsun ama insanlığından öte, tanrısallığını ve o küçük güzel ruhunun mükemmelliğini görmüyorsun. Mutluydun. Büyüdükçe çirkinleşti her şey, -Sen öyle sandın.- Sonra böyle bir dünyada mutlu olduğundan dolayı suçluluk hissettin. Canın yanmalıydı, görmeliydin. Ve çağırdın. İşte buradayım. Sana göstermek için.

— Anlat bana...

Gözlerim –gerçek-, ışığım –gerçek-.  Tanrı’dan ve senden. Her baktığında farklı renkteyim, çünkü yeteneklerinin sınırı yok. Bu da onlardan biri. Tek gerçeği her saniye farklı görebilir, farklı algılayabilirsin. Ben değişmiyorum, değişen sensin. Mutsuz olduğun zamanları düşün.. Kaç renk görebiliyorsun? Genellikle siyah beyazlar değil mi? Peki ya kahkaha atarken? Ben aynıyım dostum, sen degişiyorsun.
Gözlerim, senin aradığın, huzuru yakalayacağın gözlerden. Işıklı ve içten. Sözcüklere gerek duymadan yanında huzurlu ve rahat hissedebileceğin cinsten...

Gülüşüm, senin gülüşündür aslında. Çocuk masumiyetinin aksi, yansımasıdır. Aynada bazen göremediğin, ama aslında sende olandır.

Parlaklığım, senin ışığındandır. Işığını sana göstermek içindir. Sana kendini hatırlatmak, nasıl parladığını yeniden gözlerinin önüne sermek içindir... İstediğin gibidir. Beklediğin ve inandığın gerçeğin gibidir.
Yedi kalbim, bütün insanlığın toplamıdır. Sonsuz sevgimizin sembolüdür. Yedi kıta, yedi cüce, yedi gün... İnsanlar, masallar ve zaman sembolüdür. Saf sevgi'dir. Sende olan ve hatırlaman gerekendir. Mutsuzluğu seçtin, mutlu olmaktan nefret ettin, çünkü göremiyordun. Gündüzleri uykuda gibi yaşıyor, geceleri rüyalarında gerçeği arıyordun. Seni sevdiğini söyleyecek gerçek bir “sen” arıyordun. İşte buradayım...

Ağlamaya ve kahkahaya küsmüş çocuk, ağlıyordu. Biliyordu ki, kahkahaları da yakındı... Ona döneceklerdi. Hepsi.

Hatırladıkları, ona bir daha mutsuzluğu seçtirmeyecek, mutlu olduğunda kendini suçlu hissetmeyecek, ışığını bir İntar olup diğer intarlara ve ışıklara hatırlatacaktı.

Ayna olacaktı.

Ağlamaya ve kahkahaya küsmüş çocuk, hatırladı. Uyandı.

“Yol” dedi..  Sadece yol.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Günyüz Keskin, 1984 Antalya doğumlu. Başkent Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü son sınıf öğrencisi. Çocuk Esirgeme Kurumu'nda gönüllü olarak çalıştı. Bir süre tiyatroyla ilgilendi. Çağdaş Edebiyat, Mitoloji, Tarih-Edebiyat ilişkilendirmesi ve Teoloji alanlarında araştırmalar yapıyor. Ankara'da yaşıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00