|
Eğitim düzeyi
diş sağlığını etkiler mi?
Türkiye'de ağız ve diş sağlığına
yeterince önem verilmiyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp
Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yapılan araştırmaya
göre: Diş sağlığına en çok önem verenler öğrenci ve memurlar, hiç
önemsemeyenler ise ev kadınları ile emekliler.
Yapılan
araştırmada,
kadınların erkeklere, kırsal doğumluların kent doğumlulara ve çok
çocukluların da az çocuklulara göre diş sağlıklarının daha bozuk
olduğu belirlendi.
Araştırmada
“Erişkinlerin Diş Sağlığı
Düzeyi” ve diş sağlığını
etkileyen faktörler belirlenirken, 18–65 yaşları arasındaki 2 bin
183 kişiyle görüşülen araştırmada kadınların diş sağlığının
erkeklere göre daha bozuk olduğu görüldü. Çürük, eksik ve dolgulu
diş sayısı kadınlarda ortalama 12, erkeklerde 10 olarak bulundu.
Kırsal bölgede doğanların diş sağlığının, kentte doğanlara göre daha
olumsuz olduğunun belirlendiği araştırmada, çürük, eksik ve dolgulu
ortalama diş sayısı kırsal doğumlularda 13.41, kent doğumlularda ise
7.86 olarak tespit edildi.
Ağız ve diş
sağlığı sizin için ne kadar önemli? Ağız bakımınızı doğru yapıyor
musunuz? Peki diş fırçanızı ne kadar kullanmanız gerektiğini biliyor
musunuz? Bunların hepsine
cevap verebilirsiniz elbette" peki gerçekten olması gerektiği gibi
mi bakıyorsunuz dişlerinize? Bu soruların yanıtını ve daha fazlasını
Diş Hekimi Tülin Mazlumoğlu ile yaptığımız röportajda
bulacaksınız.
Diş Hekimi Korkusu
Dentofobia
Gülşen:
Herkesin bir korkusu
vardır. Ülkemizde de diş korkusu sebebiyle diş hekimine gitmeyip o
dayanılmaz ağrıyı çeken insanlar vardır.
Diş hekimi korkusunun (Dentofobia)
sebebi nedir? Bu kadar
ağrıyı dahi çekmeye katlanacak kadar korkutan şey nedir? Sizin
böyle hastalarımız var mı? Böyle hastalara karşı nasıl bir yöntem
uyguluyorsunuz?
Tülin
Mazlumoğlu: “Diş
hekimi korkusu” (Dentofobia)
toplum da çok yaygın olan bir durumdur. Kliniğimize başvuran hasta
gurubu içinde de diş hekimi korkusu olan hasta sayısı göz ardı
edilemeyecek orandadır. Bu korkunun oluşumunu engelleyebilmek ve var
olan durumu düzeltebilmek için hekim-hasta ve yakınlarının işbirliği
içinde olması gerekmektedir. İlk önce çocukların ufak yaşlardan
itibaren diş hekimi ziyaretlerine alıştırılması gereklidir.
Özellikle çocukları
“Seni doktora
götürürüm, iğne yaptırırım”
şeklinde korkutmamak ve
çocuklarda beyaz önlük fobisi yaratmamak gerekir. Sorunsuz olarak
diş hekimi ziyaretlerini yapan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde
diş hekimi ziyaretlerini kolaylıkla yapabilmektedirler.
“Dentofobia” (Diş
Hekimi Korkusu), eğitim
durumundan bağımsız olarak yüksek eğitimli grupta da sıklıkla
rastlanmaktadır. Bu gruptaki hastalara yapılan ilk seanslarda, hasta
- hekim arasındaki güveni sağlamak çok önemlidir. Gerektiğinde
hastayı, 1–2 seans yalnızca koltuğa oturtup sohbet etmek ve güven
ilişkisini sağlamak hasta açısından olumlu şekilde sonuçlanmaktadır.
Hastaya bilgisi dâhilinde olmayan hiçbir işlem yapılmayacağına,
tedaviye ara vermek istediğinde derhal durulacağına ve başlarda kısa
seanslar yapılacağına dair kısa hatırlatmalar yapılmalıdır. Buna
rağmen çok az da olsa koltuğa dahi oturamayan hastalarda bir
psikologdan yardım istenmeli ve tedaviye başlanmalıdır. Çocukluk
dönemindeki hastalara, zorlayarak ve ağlatarak tedavi
yapılmamalıdır. Bu şekilde tedavi olan hastalar, ileriki yaşlarda (yetişkinliklerinde) psikolojik
sorunlarla karşılaşmaktadırlar.
Gülşen:
Koruyucu diş hekimliği hizmeti nedir ve bu hizmet çerçevesinde neler
yapılır?
Tülin
Mazlumoğlu: Koruyucu diş hekimliği hizmeti
çok önemlidir. Hiçbir şikâyeti olmayan insanların 6 ay da bir
düzenli olarak diş hekimlerine gitmeleri gerekir. Bu kontroller diş
sağlığını koruduğu gibi, zaman ve paradan da tasarruf sağlamaktadır.
Henüz başlangıç durumundaki deformasyonlar ilerlemeden teşhis edilip
diş hekimi tarafından tedavi edilebilir. Rahatsızlık ilerlemeden
erken aşamada tedavi edilmesi hasta yararınadır.
Gülşen:
Çoğu insan dişlerinin çürüdüğünden yakınır. Dişler neden
çürür?
Tülin
Mazlumoğlu: Kötü
ağız bakımına bağlı olarak, ağız ortamında bulunan bakteriler
çoğalmakta ve mine yapısını dekalsifiye ederek
(bozarak)
dişlerin çürümesine sebep olmaktadırlar.
Ağız
ortamındaki bakteriler ancak “iyi bir ağız hijyeni sağlamak”
koşuluyla bu ortamdan uzaklaştırılabilirler.
Gülşen:
Ağız bakımı çok iyi olan bazı insanların da dişleri çürüyor" bunun
sebebi nedir?
Tülin
Mazlumoğlu: Bazı hastalar da genetik faktör
sebebiyle, çok iyi bir ağız bakımı sağlansa da çürüğe meyli
fazladır. Bu gruptaki hastalar, normal düzenli hekim kontrollerini
ve ağız bakımlarını asla ihmal etmemelidirler.
Gülşen:
Çürük oluşumu engellenebilir mi? Çürük oluşumunu nasıl
önleyebiliriz?
Tülin
Mazlumoğlu: Çürük başlangıcı dediğimiz
lekelenmeler vardır. Bu gibi durumlarda hasta derhal diş hekimine
gidip ilerlemeden tedavisini yaptırmalıdır. Bu gibi hastalar eğer
dişlerinin çürümesini istemiyorlarsa, günde 3 kez fırçalamanın
ötesinde, gün içindeki atıştırmaları sonrasında mutlaka dişlerini
fırçalamalıdırlar. Bunun dışında, tükürük asiditesi yüksek olan
hastalar vardır, bu gibi hastaların çürüğe eğilimi diğer insanlardan
çok daha fazladır. Özelikle gebelik dönemi gibi mide asidinin
arttığı ve PH dengesinin aside kaydığı dönemlerde çürük ihtimali
artmaktadır. Gastreontolog yardımıyla mide asidi kontrole alındıktan
sonra, ağız hijyeni arttırılarak bakteri kontrolü sağlanabilir. Bazı
sistematik hastalıklarda ve kullanılan ilaçlar da çürük eğilimini
artırmaktadır. Bu durumda mültidisipliner yaklaşımla kol
hekimleriyle ortak bir çalışma yapılması zorunludur.
Gülşen:
Dolgu ne zaman yapılmalıdır?
Tülin
Mazlumoğlu:
Dişlerde ağrıyı beklemeden en ufak bir renk değişimi veya madde
kaybı olduğunda derhal diş hekimine gidilmelidir. Ağrı olduktan
sonra, hastanın ızdırabının artmasıyla birlikte tedavi süreci de
uzamaktadır. Düzenli kontrollerle dişleri, ağrı safhasına gelmeden
önce tedavi etmek mümkündür. Madde kaybının miktarına göre diş
hekimi gerekli tedavi planlamasını yapacaktır. Dolgu ile tedavi
edilebilecek dişler olduğu gibi ileri aşamalarda kanal tedavisi,
sabit veya hareketli protez yapımı, v.s. kararını diş hekimi
verecektir.
Gülşen:
Hangi Dolgu Maddeleri Seçilir?
Tülin
Mazlumoğlu:
Hastalarımızın en çok sorduğu soru budur. Günümüzde gelişen
teknoloji ile birlikte, dolgu maddeleri de estetik fonksiyonel
açıdan geliştirilmiştir. Şu anda yaygın olarak kullanılan diş
rengini birebir yakalayan kompozit dolgular, hem ön bölge, hem arka
bölge de güvenle kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra gelişen teknoloji
her an yeni ve geliştirilmiş malzemeleri bize sunmaktadır.
Gülşen:
Kanal tedavisi nedir ve hangi durumlar da yapılmalıdır?
Tülin
Mazlumoğlu:
Öncelikle röntgenle diş köklerinin durumu ve madde kaybının miktarı
tespit edilir. Köklerde lezyon, enflamasyon (iltihaplanma), ağrı
durumunda öncelikle köklerin tedavisi tamamlanır ve ardından da diş
restorasyonu (yenilemesi) yapılır. Kompozit restorasyonlar
(yenilemeler), porselen kuronlar ve porselen lamine uygulamaları
gibi… Tedavi yaklaşımlarından uygun olanı seçilerek tedavi
planlaması yapılır.
Gülşen:
Kötü ağız kokusunun sebebi ve tedavisi nelerdir?
Tülin
Mazlumoğlu: Ağız
kokusu günümüz de en önemli sorunlardan biridir. Sosyal hayatımız
için de ağız kokusu büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır.
Öncelikle diş çürükleri ve diş eti iltihapları tedavi edilmeli, daha
sonra da diş taşları temizlenerek ağız hijyenini tam olarak
sağlanmalıdır. Hala sorun devam ediyorsa, hasta önce bir KBB (
kulak-burun-boğaz) doktoruna yönlendirilmelidir. Bademcik
enfeksiyonu, sinüzit, vs. gibi sorunlar ağız kokusuna sebebiyet
vermektedir. Bu gibi sorunlar giderildikten sonra, sorun hala devam
ediyorsa midede bir sorun olup olmadığına bakılmalı ve sistematik
rahatsızlık gibi, örneğin “diyabetik”
(Şeker hastalığı)
hasta bu şekilde tetkik edilmelidir.
Gülşen:
Ülkemiz de çoğu insan diş fırçasının değiştirilmesine önem vermiyor.
Bir diş fırçasını en fazla ne kadar kullanabiliriz?
Tülin
Mazlumoğlu: Bir diş fırçasını, 3 ayda bir
değiştirmelisiniz. Zamanı geçmiş bir diş fırçasını kullanmak
tehlikeli ve yanlıştır. Daha sonra istemediğimiz sonuçlara sebep
olabilir.
Gülşen:
En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir?
Tülin
Mazlumoğlu: Diş fırçalama tekniği, aslında
çocukluk çağlarında edinilmesi gereken bir alışkanlıktır. Dişlerin
nasıl fırçalanması gerektiği uygulamalı olarak çocukken
öğretilmelidir. Yetişkinlerin çoğu, kendi uyguladıkları ve
genellikle yanlış olan bir yöntem kullanarak dişlerini
fırçalamaktadırlar. En doğru yöntem hastanın diş hekimi ile birlikte
bir seansı ağız hijyenine ayırarak, uygulamalı olarak doğru
fırçalama, diş ipi kullanma yöntemlerini öğrenmesidir.
Kısaca özetlemek gerekirse;
dairesel hareketlerde dişetinden dişe doğru olacak şekilde bütün
dişlerin bütün yüzeyleri en az 3 dakika fırçalanmalı ve en son
olarak dil arkadan öne doğru zedelemeden birkaç kez fırçalanarak
temizlik sonlandırılmalıdır. Ara yüzlerde ise, diş ipi kullanımı da
çok faydalı olacaktır.
Gülşen:
Uygun bir teknik kullanılmazsa dişler zarar görür mü?
Tülin
Mazlumoğlu: Yatay fırçalamalarda dişlerlin
kole dediğimiz dişetine yakın bölgelerinde aşınmalar oluşur. Etkin
bir teknik kullanılmadığı zaman diş çürüğü oluşumu hızlanır.
Gülşen:
Diş etlerinin fırçalanması neden gereklidir?
Tülin
Mazlumoğlu: Diş
etinin fırçalanması derken, diş ile dişeti arasındaki bakteri
plaklarının ve besin artıklarının temizlenmesi hedef alınmalıdır.
Gülşen:
Fırçadan başka diş temizlik araçları var mıdır?
Tülin
Mazlumoğlu:
Fırçadan başka diş ipi ve gargara gibi temizlik araçları vardır.
Bunlar diş sağlığı açısından çok önemlidirler. Özellikle dişlerin
arasında kalmış olan yemek artıklarını, normal fırçalamayla
çıkartmanın güç olduğu zamanlarda, mutlaka diş ipi ve ardından da
gargara kullanmak çok önemlidir. Bu yapılmadığı takdir de diş
çürükleri ve ağız kokusunu engellemek çok güçtür.
Gebelikte Ağız ve Diş Sağlığı
Gülşen:
Gebelik döneminde diş çürüğünün ve diş kaybının daha fazla olduğu
söyleniyor bu doğru mudur?
Tülin
Mazlumoğlu: Gebelik
dönemi bilinenin aksine, bebeğin annenin dişlerine direkt zararının
olduğu bir dönem değildir. Halk arasında yaygın olarak bilinen, her
hamilelikte bir veya birden fazla diş çürüğü veya kaybının olacağı
inancı yanlıştır. Ancak bu dönem, hormonal değişikliklerin olduğu ve
ağız ve mide salgılarının asiditesinin (asit oranının fazla olma
durumu) arttığı bir dönemdir. Tükürük salgısının kıvamı ve asit
oranı artmaktadır. Bunun yanı sıra mide sıvılarının da zaman zaman
ağız içine gelmesi, bu asit oranının artmasına sebep olmaktadır. Tüm
bunlara kusmaları da eklediğimizde tablo daha da ağırlaşmaktadır.
Gülşen:
Hamilelik süresince en sık karşılaşılan sorunlar nelerdir?
Tülin
Mazlumoğlu:
Hamilelik süresince en sık karşılaşılan sorunlar diş etleri ile
ilgilidir. Gebeliğe bağlı, diş eti iltihapları ve diş eti büyümeleri
en büyük sorunların başında yer almaktadır. Hormon seviyesindeki
değişimler ve ağız içindeki bakteri plağı bu tablonun oluşumuna
sebep olur. Diş eti iltihaplanmaları iyi bir ağız bakımı ile kontrol
altına alınabilir. Bu durumlarda hekiminizin önereceği ağız
gargaraları da kullanılabilir. Diş eti büyümeleri, eğer isteniyorsa
cerrahi bir operasyonla tedavi edilebilir. Bu operasyon kararın da
diş hekiminiz ile jinekoloğunuzun irtibat halinde olup, doğru zaman
ve kullanılacak anestezik solüsyon, operasyon öncesi veya sonrası
kullanılması düşünülen ilaçlar, vs. hakkında fikir birliğinde
olmaları şarttır.
Gülşen:
Hamilelikte dişler ne şekilde fırçalanmalı?
Tülin
Mazlumoğlu:
Hamilelik süresince normalde önerilen
“günde üç kez üçer dakika”lık
fırçalama düzenine, “her yenen
yiyeceğin ve her kusmanın ardından”
fırçalama alışkanlığı mutlaka ilave edilmelidir. Özellikle
kusmaların ardından dişler mutlaka dikkatlice fırçalanmalıdır. Bu
ağız içindeki asit oranını düşürerek çürümelere engel olacağı gibi,
kötü tat ve kötü kokunun da önüne geçecektir.
Gülşen:
Acil durumlarda ne yapılmalıdır?
Tülin
Mazlumoğlu: Çok
acil ağrılı durumlarda diş hekimi ile hastanın jinekoloğunun
bağlantısı sağlanmalı ve jinekoloğunuzun tedavi zamanlaması ve
kullanılması düşünülen ilaçlar hakkında bilgilendirilmesi ve
onayının mutlaka alınması gerekmektedir. Üç Ayda bir plak kontrolü
ve temizliği ağız hijyeni açısından çok önemlidir.
Gülşen:
Hamilelik süresince röntgen çekilmesi gerektiği durumlarda nasıl bir
önlem alınarak röntgen çekilir?
Tülin
Mazlumoğlu:
Röntgenin çok gerekli olduğu durumlar da mutlak kurşun önlük
giyilmelidir. Ancak, ilk 3 ayda mümkünse kaçınılmalıdır. Genellikle
ilk ve son üç ay diş tedavisinden kaçınılmalıdır. Yalnızca 4 ve 6.
aylar arası tedavi için uygun zamanlardır. Ertelenebilecek
durumlarda ise tedavi doğum sonrasına bırakılmalıdır.
Gülşen:
Bebekte sağlıklı bir ağız ve diş sağlığı için ne yapılmalıdır?
Tülin
Mazlumoğlu: Bebekte
sağlıklı bir ağız ve diş sağlığı için, jinekologunuzun önerdiği
dengeli ve doğal beslenme ile takviye vitamin, mineral desteğini
uygulamalısınız. Planlanan gebeliklerde ise, hamilelik öncesinde
bütün diş tedavilerinin tamamlanması önerilir. Ağız hijyeninin her
zamankinden daha önemli olduğu ve asla ihmal edilmemesi gerektiği
bir dönem yaşandığının bilinmesi, buna çok dikkat edilmesi, dişlerle
ilgili bir sorun olduğunda diş hekimine vakit kaybetmeden
başvurulması, bu dönemin diş kaybı olmadan sağlıklı bir şekilde
tamamlanmasını sağlayacaktır.
|
Sözlük
Kompozit Dolgular: Akrilik
esaslı, ışınla sertleşen diş renginde ve tek seansta sonuç
alınan uygulamalardır. Bugün bu dolgular, azı dişlerindeki
estetik olmayan amalgam dolguların yerine kullanılabilmektedir.
Porselen Lamine: Tırnak
kalınlıgında, istenen renk, boy ve formda özel olarak
hazırlanmış bir porselen tabakasının dişin ön yüzüne
yapıştırılması tekniğidir.Bu yöntemde porselen kron
uygulamasından farklı olarak sağlıklı dişler kesilip
küçültülmüyor. Bunun yerine sadece ön yüzden çok ince bir diş
tabakası kaldırılıp, hazırlanan laminat tabaka dişin ön yüzüne
yapıştırılıyor.
Empress Kuron: Altyapısında
metal içermeyen porselen kuronlardır. Böylece tam şeffaflık
sağlanmakta ve doğal dişlere çok yakın estetik görünüm elde
edilebilmektedir. Genellikle ön grup dişlerde kullanılmakta olup
arka bölgelerde tercih edilmemektedir. Eğer dişler kanal
tedavisi geçirmiş veya renk değiştirmiş ise alt dişin rengini
bir miktar yansıtabilmektedir. |
|
Diş Hekimi Tülin Mazlumoğlu
İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlamış ve 1990 yılında
İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun
olmuştur. Aynı yıl Total –parsiyel protez bilim dalında Asistan
olarak göreve başlamıştır.1993–1994 yılları arasında yabancı dil
eğitimi için Amerika’da bulunmuştur. Yurt içinde ve yurt dışında
birçok bilimsel toplantıya katılmış olup, Türk Diş Hekimleri
Birliği, İstanbul Diş Hekimleri Odası, Protez Akademisi ve
Gnatoloji Derneği üyesidir. Halen kendi özel kliniğinde
mesleğini sürdürmektedir. |
Bir sonraki sayımızda,
Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı, Diş Eti İltihaplanmaları, Tedavileri ve
Estetik Diş Hekimliği konularına değineceğiz.
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş 1975
İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi AÖF. İşletme 4.sınıfta
öğrenimine devam ediyor. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı.
Özgürlük onun için çok önemli. Hayattaki tek amacı her şeyden
özgür olmak.
Detaylı bilgi için tıklayın
|