Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Eğitim düzeyi diş sağlığını etkiler mi?  

Türkiye'de ağız ve diş sağlığına yeterince önem verilmiyor. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı tarafından yapılan araştırmaya göre: Diş sağlığına en çok önem verenler öğrenci ve memurlar, hiç önemsemeyenler ise ev kadınları ile emekliler. 

Yapılan araştırmada, kadınların erkeklere, kırsal doğumluların kent doğumlulara ve çok çocukluların da az çocuklulara göre diş sağlıklarının daha bozuk olduğu belirlendi. 

Araştırmada “Erişkinlerin Diş Sağlığı Düzeyi” ve diş sağlığını etkileyen faktörler belirlenirken, 18–65 yaşları arasındaki 2 bin 183 kişiyle görüşülen araştırmada kadınların diş sağlığının erkeklere göre daha bozuk olduğu görüldü. Çürük, eksik ve dolgulu diş sayısı kadınlarda ortalama 12, erkeklerde 10 olarak bulundu. Kırsal bölgede doğanların diş sağlığının, kentte doğanlara göre daha olumsuz olduğunun belirlendiği araştırmada, çürük, eksik ve dolgulu ortalama diş sayısı kırsal doğumlularda 13.41, kent doğumlularda ise 7.86 olarak tespit edildi. 

Ağız ve diş sağlığı sizin için ne kadar önemli? Ağız bakımınızı doğru yapıyor musunuz? Peki diş fırçanızı ne kadar kullanmanız gerektiğini biliyor musunuz? Bunların hepsine cevap verebilirsiniz elbette" peki gerçekten olması gerektiği gibi mi bakıyorsunuz dişlerinize? Bu soruların yanıtını ve daha fazlasını Diş Hekimi Tülin Mazlumoğlu ile yaptığımız röportajda bulacaksınız. 

 

Diş Hekimi Korkusu Dentofobia

Gülşen: Herkesin bir korkusu vardır. Ülkemizde de diş korkusu sebebiyle diş hekimine gitmeyip o dayanılmaz ağrıyı çeken insanlar vardır. Diş hekimi korkusunun (Dentofobia) sebebi nedir? Bu kadar ağrıyı dahi çekmeye katlanacak kadar korkutan şey nedir?  Sizin böyle hastalarımız var mı? Böyle hastalara karşı nasıl bir yöntem uyguluyorsunuz? 

Tülin Mazlumoğlu: “Diş hekimi korkusu” (Dentofobia) toplum da çok yaygın olan bir durumdur. Kliniğimize başvuran hasta gurubu içinde de diş hekimi korkusu olan hasta sayısı göz ardı edilemeyecek orandadır. Bu korkunun oluşumunu engelleyebilmek ve var olan durumu düzeltebilmek için hekim-hasta ve yakınlarının işbirliği içinde olması gerekmektedir. İlk önce çocukların ufak yaşlardan itibaren diş hekimi ziyaretlerine alıştırılması gereklidir. Özellikle çocukları “Seni doktora götürürüm, iğne yaptırırım” şeklinde korkutmamak ve çocuklarda beyaz önlük fobisi yaratmamak gerekir. Sorunsuz olarak diş hekimi ziyaretlerini yapan çocuklar, yetişkinlik dönemlerinde diş hekimi ziyaretlerini kolaylıkla yapabilmektedirler. 

“Dentofobia” (Diş Hekimi Korkusu), eğitim durumundan bağımsız olarak yüksek eğitimli grupta da sıklıkla rastlanmaktadır. Bu gruptaki hastalara yapılan ilk seanslarda, hasta - hekim arasındaki güveni sağlamak çok önemlidir. Gerektiğinde hastayı, 1–2 seans yalnızca koltuğa oturtup sohbet etmek ve güven ilişkisini sağlamak hasta açısından olumlu şekilde sonuçlanmaktadır. Hastaya bilgisi dâhilinde olmayan hiçbir işlem yapılmayacağına, tedaviye ara vermek istediğinde derhal durulacağına ve başlarda kısa seanslar yapılacağına dair kısa hatırlatmalar yapılmalıdır. Buna rağmen çok az da olsa koltuğa dahi oturamayan hastalarda bir psikologdan yardım istenmeli ve tedaviye başlanmalıdır. Çocukluk dönemindeki hastalara, zorlayarak ve ağlatarak tedavi yapılmamalıdır. Bu şekilde tedavi olan hastalar, ileriki yaşlarda (yetişkinliklerinde) psikolojik sorunlarla karşılaşmaktadırlar. 

Gülşen: Koruyucu diş hekimliği hizmeti nedir ve bu hizmet çerçevesinde neler yapılır? 

Tülin Mazlumoğlu: Koruyucu diş hekimliği hizmeti çok önemlidir. Hiçbir şikâyeti olmayan insanların 6 ay da bir düzenli olarak diş hekimlerine gitmeleri gerekir. Bu kontroller diş sağlığını koruduğu gibi, zaman ve paradan da tasarruf sağlamaktadır. Henüz başlangıç durumundaki deformasyonlar ilerlemeden teşhis edilip diş hekimi tarafından tedavi edilebilir. Rahatsızlık ilerlemeden erken aşamada tedavi edilmesi hasta yararınadır. 

Gülşen: Çoğu insan dişlerinin çürüdüğünden yakınır.  Dişler neden çürür? 

Tülin Mazlumoğlu: Kötü ağız bakımına bağlı olarak, ağız ortamında bulunan bakteriler çoğalmakta ve mine yapısını dekalsifiye ederek (bozarak) dişlerin çürümesine sebep olmaktadırlar.

Ağız ortamındaki bakteriler ancak “iyi bir ağız hijyeni sağlamak” koşuluyla bu ortamdan uzaklaştırılabilirler. 

Gülşen: Ağız bakımı çok iyi olan bazı insanların da dişleri çürüyor" bunun sebebi nedir? 

Tülin Mazlumoğlu: Bazı hastalar da genetik faktör sebebiyle, çok iyi bir ağız bakımı sağlansa da çürüğe meyli fazladır. Bu gruptaki hastalar, normal düzenli hekim kontrollerini ve ağız bakımlarını asla ihmal etmemelidirler. 

Gülşen: Çürük oluşumu engellenebilir mi? Çürük oluşumunu nasıl önleyebiliriz? 

Tülin Mazlumoğlu: Çürük başlangıcı dediğimiz lekelenmeler vardır. Bu gibi durumlarda hasta derhal diş hekimine gidip ilerlemeden tedavisini yaptırmalıdır. Bu gibi hastalar eğer dişlerinin çürümesini istemiyorlarsa, günde 3 kez fırçalamanın ötesinde, gün içindeki atıştırmaları sonrasında mutlaka dişlerini fırçalamalıdırlar. Bunun dışında, tükürük asiditesi yüksek olan hastalar vardır, bu gibi hastaların çürüğe eğilimi diğer insanlardan çok daha fazladır. Özelikle gebelik dönemi gibi mide asidinin arttığı ve PH dengesinin aside kaydığı dönemlerde çürük ihtimali artmaktadır. Gastreontolog yardımıyla mide asidi kontrole alındıktan sonra, ağız hijyeni arttırılarak bakteri kontrolü sağlanabilir. Bazı sistematik hastalıklarda ve kullanılan ilaçlar da çürük eğilimini artırmaktadır. Bu durumda mültidisipliner yaklaşımla kol hekimleriyle ortak bir çalışma yapılması zorunludur. 

Gülşen: Dolgu ne zaman yapılmalıdır?

Tülin Mazlumoğlu: Dişlerde ağrıyı beklemeden en ufak bir renk değişimi veya madde kaybı olduğunda derhal diş hekimine gidilmelidir. Ağrı olduktan sonra, hastanın ızdırabının artmasıyla birlikte tedavi süreci de uzamaktadır. Düzenli kontrollerle dişleri, ağrı safhasına gelmeden önce tedavi etmek mümkündür. Madde kaybının miktarına göre diş hekimi gerekli tedavi planlamasını yapacaktır. Dolgu ile tedavi edilebilecek dişler olduğu gibi ileri aşamalarda kanal tedavisi, sabit veya hareketli protez yapımı, v.s. kararını diş hekimi verecektir.

Gülşen: Hangi Dolgu Maddeleri Seçilir?

Tülin Mazlumoğlu: Hastalarımızın en çok sorduğu soru budur. Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte, dolgu maddeleri de estetik fonksiyonel açıdan geliştirilmiştir. Şu anda yaygın olarak kullanılan diş rengini birebir yakalayan kompozit dolgular, hem ön bölge, hem arka bölge de güvenle kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra gelişen teknoloji her an yeni ve geliştirilmiş malzemeleri bize sunmaktadır.

Gülşen: Kanal tedavisi nedir ve hangi durumlar da yapılmalıdır?

Tülin Mazlumoğlu: Öncelikle röntgenle diş köklerinin durumu ve madde kaybının miktarı tespit edilir. Köklerde lezyon, enflamasyon (iltihaplanma), ağrı durumunda öncelikle köklerin tedavisi tamamlanır ve ardından da diş restorasyonu (yenilemesi) yapılır. Kompozit restorasyonlar (yenilemeler), porselen kuronlar ve porselen lamine uygulamaları gibi… Tedavi yaklaşımlarından uygun olanı seçilerek tedavi planlaması yapılır.

Gülşen: Kötü ağız kokusunun sebebi ve tedavisi nelerdir? 

Tülin Mazlumoğlu: Ağız kokusu günümüz de en önemli sorunlardan biridir. Sosyal hayatımız için de ağız kokusu büyük bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle diş çürükleri ve diş eti iltihapları tedavi edilmeli, daha sonra da diş taşları temizlenerek ağız hijyenini tam olarak sağlanmalıdır. Hala sorun devam ediyorsa, hasta önce bir KBB ( kulak-burun-boğaz) doktoruna yönlendirilmelidir. Bademcik enfeksiyonu, sinüzit, vs. gibi sorunlar ağız kokusuna sebebiyet vermektedir. Bu gibi sorunlar giderildikten sonra, sorun hala devam ediyorsa midede bir sorun olup olmadığına bakılmalı ve sistematik rahatsızlık gibi, örneğin “diyabetik” (Şeker hastalığı) hasta bu şekilde tetkik edilmelidir. 

Gülşen: Ülkemiz de çoğu insan diş fırçasının değiştirilmesine önem vermiyor. Bir diş fırçasını en fazla ne kadar kullanabiliriz? 

Tülin Mazlumoğlu: Bir diş fırçasını, 3 ayda bir değiştirmelisiniz. Zamanı geçmiş bir diş fırçasını kullanmak tehlikeli ve yanlıştır. Daha sonra istemediğimiz sonuçlara sebep olabilir.  

Gülşen: En doğru diş fırçalama tekniği hangisidir? 

Tülin Mazlumoğlu: Diş fırçalama tekniği, aslında çocukluk çağlarında edinilmesi gereken bir alışkanlıktır. Dişlerin nasıl fırçalanması gerektiği uygulamalı olarak çocukken öğretilmelidir. Yetişkinlerin çoğu, kendi uyguladıkları ve genellikle yanlış olan bir yöntem kullanarak dişlerini fırçalamaktadırlar. En doğru yöntem hastanın diş hekimi ile birlikte bir seansı ağız hijyenine ayırarak, uygulamalı olarak doğru fırçalama, diş ipi kullanma yöntemlerini öğrenmesidir.

Kısaca özetlemek gerekirse; dairesel hareketlerde dişetinden dişe doğru olacak şekilde bütün dişlerin bütün yüzeyleri en az 3 dakika fırçalanmalı ve en son olarak dil arkadan öne doğru zedelemeden birkaç kez fırçalanarak temizlik sonlandırılmalıdır. Ara yüzlerde ise, diş ipi kullanımı da çok faydalı olacaktır. 

Gülşen: Uygun bir teknik kullanılmazsa dişler zarar görür mü? 

Tülin Mazlumoğlu: Yatay fırçalamalarda dişlerlin kole dediğimiz dişetine yakın bölgelerinde aşınmalar oluşur. Etkin bir teknik kullanılmadığı zaman diş çürüğü oluşumu hızlanır. 

Gülşen: Diş etlerinin fırçalanması neden gereklidir? 

Tülin Mazlumoğlu: Diş etinin fırçalanması derken, diş ile dişeti arasındaki bakteri plaklarının ve besin artıklarının temizlenmesi hedef alınmalıdır. 

Gülşen: Fırçadan başka diş temizlik araçları var mıdır?

Tülin Mazlumoğlu: Fırçadan başka diş ipi ve gargara gibi temizlik araçları vardır. Bunlar diş sağlığı açısından çok önemlidirler. Özellikle dişlerin arasında kalmış olan yemek artıklarını, normal fırçalamayla çıkartmanın güç olduğu zamanlarda, mutlaka diş ipi ve ardından da gargara kullanmak çok önemlidir. Bu yapılmadığı takdir de diş çürükleri ve ağız kokusunu engellemek çok güçtür.

 

Gebelikte Ağız ve Diş Sağlığı

Gülşen: Gebelik döneminde diş çürüğünün ve diş kaybının daha fazla olduğu söyleniyor bu doğru mudur? 

Tülin Mazlumoğlu: Gebelik dönemi bilinenin aksine, bebeğin annenin dişlerine direkt zararının olduğu bir dönem değildir. Halk arasında yaygın olarak bilinen, her hamilelikte bir veya birden fazla diş çürüğü veya kaybının olacağı inancı yanlıştır. Ancak bu dönem, hormonal değişikliklerin olduğu ve ağız ve mide salgılarının asiditesinin (asit oranının fazla olma durumu) arttığı bir dönemdir. Tükürük salgısının kıvamı ve asit oranı artmaktadır. Bunun yanı sıra mide sıvılarının da zaman zaman ağız içine gelmesi, bu asit oranının artmasına sebep olmaktadır. Tüm bunlara kusmaları da eklediğimizde tablo daha da ağırlaşmaktadır. 

Gülşen: Hamilelik süresince en sık karşılaşılan sorunlar nelerdir? 

Tülin Mazlumoğlu: Hamilelik süresince en sık karşılaşılan sorunlar diş etleri ile ilgilidir. Gebeliğe bağlı, diş eti iltihapları ve diş eti büyümeleri en büyük sorunların başında yer almaktadır. Hormon seviyesindeki değişimler ve ağız içindeki bakteri plağı bu tablonun oluşumuna sebep olur. Diş eti iltihaplanmaları iyi bir ağız bakımı ile kontrol altına alınabilir. Bu durumlarda hekiminizin önereceği ağız gargaraları da kullanılabilir. Diş eti büyümeleri, eğer isteniyorsa cerrahi bir operasyonla tedavi edilebilir. Bu operasyon kararın da diş hekiminiz ile jinekoloğunuzun irtibat halinde olup, doğru zaman ve kullanılacak anestezik solüsyon, operasyon öncesi veya sonrası kullanılması düşünülen ilaçlar, vs. hakkında fikir birliğinde olmaları şarttır. 

Gülşen: Hamilelikte dişler ne şekilde fırçalanmalı? 

Tülin Mazlumoğlu: Hamilelik süresince normalde önerilen “günde üç kez üçer dakika”lık fırçalama düzenine, “her yenen yiyeceğin ve her kusmanın ardından” fırçalama alışkanlığı mutlaka ilave edilmelidir. Özellikle kusmaların ardından dişler mutlaka dikkatlice fırçalanmalıdır. Bu ağız içindeki asit oranını düşürerek çürümelere engel olacağı gibi, kötü tat ve kötü kokunun da önüne geçecektir. 

Gülşen: Acil durumlarda ne yapılmalıdır? 

Tülin Mazlumoğlu: Çok acil ağrılı durumlarda diş hekimi ile hastanın jinekoloğunun bağlantısı sağlanmalı ve jinekoloğunuzun tedavi zamanlaması ve kullanılması düşünülen ilaçlar hakkında bilgilendirilmesi ve onayının mutlaka alınması gerekmektedir. Üç Ayda bir plak kontrolü ve temizliği ağız hijyeni açısından çok önemlidir. 

Gülşen: Hamilelik süresince röntgen çekilmesi gerektiği durumlarda nasıl bir önlem alınarak röntgen çekilir? 

Tülin Mazlumoğlu: Röntgenin çok gerekli olduğu durumlar da mutlak kurşun önlük giyilmelidir. Ancak, ilk 3 ayda mümkünse kaçınılmalıdır. Genellikle ilk ve son üç ay diş tedavisinden kaçınılmalıdır. Yalnızca 4 ve 6. aylar arası tedavi için uygun zamanlardır. Ertelenebilecek durumlarda ise tedavi doğum sonrasına bırakılmalıdır. 

Gülşen: Bebekte sağlıklı bir ağız ve diş sağlığı için ne yapılmalıdır? 

Tülin Mazlumoğlu: Bebekte sağlıklı bir ağız ve diş sağlığı için, jinekologunuzun önerdiği dengeli ve doğal beslenme ile takviye vitamin, mineral desteğini uygulamalısınız. Planlanan gebeliklerde ise, hamilelik öncesinde bütün diş tedavilerinin tamamlanması önerilir. Ağız hijyeninin her zamankinden daha önemli olduğu ve asla ihmal edilmemesi gerektiği bir dönem yaşandığının bilinmesi, buna çok dikkat edilmesi, dişlerle ilgili bir sorun olduğunda diş hekimine vakit kaybetmeden başvurulması, bu dönemin diş kaybı olmadan sağlıklı bir şekilde tamamlanmasını sağlayacaktır.

Sözlük


Kompozit Dolgular: Akrilik esaslı, ışınla sertleşen diş renginde ve tek seansta sonuç alınan uygulamalardır. Bugün bu dolgular, azı dişlerindeki estetik olmayan amalgam dolguların yerine kullanılabilmektedir.

Porselen Lamine: Tırnak kalınlıgında, istenen renk, boy ve formda özel olarak hazırlanmış bir porselen tabakasının dişin ön yüzüne yapıştırılması tekniğidir.Bu yöntemde porselen kron uygulamasından farklı olarak sağlıklı dişler kesilip küçültülmüyor. Bunun yerine sadece ön yüzden çok ince bir diş tabakası kaldırılıp, hazırlanan laminat tabaka dişin ön yüzüne yapıştırılıyor.

Empress Kuron: Altyapısında metal içermeyen porselen kuronlardır. Böylece tam şeffaflık sağlanmakta ve doğal dişlere çok yakın estetik görünüm elde edilebilmektedir. Genellikle ön grup dişlerde kullanılmakta olup arka bölgelerde tercih edilmemektedir. Eğer dişler kanal tedavisi geçirmiş veya renk değiştirmiş ise alt dişin rengini bir miktar yansıtabilmektedir.

 

Diş Hekimi Tülin Mazlumoğlu

İlk ve orta öğretimini İstanbul’da tamamlamış ve 1990 yılında İstanbul Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinden mezun olmuştur. Aynı yıl Total –parsiyel protez bilim dalında Asistan olarak göreve başlamıştır.1993–1994 yılları arasında yabancı dil eğitimi için Amerika’da bulunmuştur. Yurt içinde ve yurt dışında birçok bilimsel toplantıya katılmış olup, Türk Diş Hekimleri Birliği, İstanbul Diş Hekimleri Odası, Protez Akademisi ve Gnatoloji Derneği üyesidir. Halen kendi özel kliniğinde mesleğini sürdürmektedir.

 

Bir sonraki sayımızda, Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı, Diş Eti İltihaplanmaları, Tedavileri ve Estetik Diş Hekimliği konularına değineceğiz.


EDİTÖR HAKKINDA BİLGİ

Gülşen Kaş 1975 İstanbul doğumlu. Anadolu Üniversitesi AÖF. İşletme 4.sınıfta öğrenimine devam ediyor. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Özgürlük onun için çok önemli. Hayattaki tek amacı her şeyden özgür olmak.

Detaylı bilgi için tıklayın


HABERLER

 

 

Ne Yapmalı?

Eşcinsellik Dosyası

Anjelika Akbar İle Bir Söyleşi

Müzik Terapi ve Türk Müziğiyle Tedavi

Gen Haritası Tamamlandı

Dubai'nin Kuleleri

Çocuklarımızdan beklentilerimiz onları zorluyor

Yeni Çocukların Bilimi: İkinci Bölüm

Kristallerle Gelen Şifa

Kuşbakışı: Ruh ve Cinsellik

Yoga Sınıfı'nda Bu Ay

Alternatif Eğitim Sempozyumu

Editörün Seçtikleri

Aralık ayı Astroloji Yorumları

Babam ve Oğlum: Ağlatan Film

Dönüşümün 7 Simyası

Aşka Göçebedir Sonbahar!

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Beklenti Fenomeni


Rüya Yüksel

Hayat Eğlenceli Bir Oyundur Aslında


Meltem Bingöl

Aşk Ölmez Biz Ölürüz


Haluk Tunç İlker

Kabul


Funda Umut Pakkal

Gün boyunca kaç gölgeniz var?


Gürhan Faik Yeğit

Hedeflerimize Ulaşmamız için İşleyen Çabasız Güç


Doruk Oğuz

Farkındalık Notları


Tuğba Kavas

Yargısız İnfaz


Deniz Onur 

O Bir Şey İçmez


Meriç Tuncer

Bizi Fütüristler Mi Kurtaracak? 


Burak Kaan Kızılkan   

Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00