|
Haber:
Gülşen Kaş
Bilim Haberleri
- Mart 2008
Ölü, Ölü Değilse?
Daha
da ötesi, şeker ve oksijen yetersizliğinden dolayı sinirlerin, dakikalar
içinde çabucak ve geri dönüşü olmayan bir şekilde öldükleri fikrine meydan
okundu.
Lazarus'un ruhu beyin hücrelerinin içinde yaşıyor
Amsterdam Hollanda Beyin
Araştırma Enstitüsü'nde yapılan araştırmalar neticesinde araştırmacılar,
insan beyninden alınan sekiz saatten daha uzun süre ölü olan sinir
hücrelerini diriltmeyi başardılar.
30 ölü insan beyninden
alınmış ölü olduğu varsayılan sinir hücrelerinin, yapay serebrospinal
sıvı ile yıkandıklarında, tekrar yaşama
döndürdüklerini ve oksijen yakma ve aksonlar boyunca sinir
sinyallerini taşıma yeteneklerini yeniden kazandıklarını buldular.
Araştırmacılar,
bazı bilinmeyen mekanizmaların sinirleri ölümden koruduğunu iddia
ediyorlar. Sinirlerin şaşırtıcı bir şekilde yeniden hayata dönebilmeleri,
beynin uğradığı zararın önceden düşünülenden çok daha geriye
döndürülebileceği iddiasını ortaya çıkarıyor.
Ölümden
Sonra Dirilme Üniversitesi
Tıbben
ölü olarak kabul edilmiş insanları, öldükten sonra yeniden yaşama
dönmeleriyle ilgili olayları araştırmak amacıyla, Pennsylvania
Üniversitesi’nde "Diriliş Bilimi Merkezi" adıyla bir klinik açıldı. Tıp
biliminde çok yeni olduğu belirtilen bu klinik, "tıbben öldükten sonra
yaşama dönme" konusunda, National Geographic’in TV kanalında "Ölümden Geri
Döndüm" isimli belgeselde ele alındı. Pennsylvania Üniversitesi’nde bir yıl
önce açılan "Diriliş Bilim Merkezi" araştırma görevlisi Dr. Benjamin Abella,
konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:
Üçüncü
evre
Klinik ölüm litreratürde,
kalbin durması ve beynin fonksiyonlarını yitirmesi şeklinde
tanımlanmaktadır. Ancak son yapılan araştırmalarda “ölümle yaşam arasında”
üçüncü bir evrenin varlığını ortaya koymaktadır. Araştırmacılar bu evrenin,
insanın kalbinin durması ve beyninin fonksiyonlarını yitirmesiyle klinik
ölümün gerçekleştiğini, ancak neredeyse tüm hücrelerin canlı kaldığı durum
şeklinde tarif edilebilir olduğunu söylediler."
Diriliş
Bilim Merkezi, insanın öldükten sonra, ilaçlar ve kimyasallar yardımıyla
yeniden yaşama döndüğünde, hücrelerinin nasıl hiçbir zarar görmediğini ve
nasıl hiçbir şey olmamış gibi yaşama devam ettiği sorusuna da yanıt arıyor.
Ölümden dönenlerden biri
olan Amerikalı Ward Kenz, Sioux Falls bölgesinde buzlarla kaplı göle
düştükten sonra, kurtarma ekipleri tarafından yarı donmuş halde gölden
çıkarıldı ve klinik olarak öldüğü açıklandı. Ancak "defibrilasyon" cihazının
yardımıyla yeniden yaşama döndürülen Kenz, şu anda ölüme ait hiçbir iz
göstermeden ve engelsiz olarak yaşamını sürdürüyor.
Ölüm
anının hissettirdikleri
Başka
bir araştırma ise, dünyanın önde gelen bilim
dergisi New Scientist’in de
yayımladığı, İskoçya'daki Caledonian Üniversitesi'nden
psikolog Cynthia McVey’in, ölümden
dönenlerle görüşerek ve bilimsel
incelemeleri bir araya getirerek yaptığı
araştırma. Araştırma, kan kaybından kalp krizine, asılmadan kafa
kopmasına kadar birçok ölüm şeklinde asıl sorumlunun, beyne oksijen
gitmemesi olduğunu ortaya koydu.
McVey’in yaptığı araştırmaya göre ölüm anlarında şunlar yaşanıyor:
Yanmada şiddetli acı,
yüksekten düşmede ise akciğer iflas ediyor.
Yanma:
Yanıklar, çok şiddetli acıya yol açıyor. Sinir uçlarının yanması ile
birlikte bu acı hissi bir süre sonra ortadan kalkıyor. Ardından kişi, biraz
his kaybına uğruyor. Araştırma, yanarak ölen kişilerin asıl ölüm nedenin,
çoğunlukla zehirli gazların solunması ve nefessizlik olduğunu gösteriyor.
Yüksekten
düşme: ABD'deki Golden
Gate Köprüsü'nden atlayan 100 kişi üzerinde yapılan araştırma neticesinde
kalbin patlaması, akciğerin iflas etmesi ve kırılan kaburgaların iç
organlara zarar vermesi sonucunda öldüğü ortaya çıktı.
Boğulma: Araştırma, kişinin
ilk anda büyük bir panik yaşadığını ve bu nedenle nefesini tuttuğunu
gösteriyor. Nefesini tutan kişinin ciğerlerine su doldukça, bir yanma ve
yırtılma hissi duymaya başlıyor. En son hissedilen şey ise sakinlik ve
dinginlik oluyor. Kişi oksijen alamadığı içinde bilinci kapanıyor ve ölüm
gerçekleşiyor.
Kafanın kopması:
Uzmanlara göre beyin, kafa koptuktan saniyeler sonra bile fonksiyonlarını
sürdürüyor. Fransa'daki raporlara göre 18'inci yüzyılda giyotinle idam
edilenlerde gözlenen şeyin, kopan kafada 30 saniye kadar yüz mimiklerinin
görülmesi oldu.
Kan
kaybı: Kişi 1,5 litre
kan kaybettiğinde kendini halsiz, susamış ve korkmuş hissediyor. İki litre
kan kaybettiğinde ise, baş dönmesi ve bilinç kaybı başlıyor.
Dekompresyon (basınç kaybı):
Ani basınç kayıplarından kurtulanlar göğsüne vurulmuş gibi ani bir acı
hissettiklerini anlatıyor. Eğer kan kaybı durdurulmazsa 15 saniyeden kısa
bir süre içinde de bilinç kaybı yaşanıyor.
Elektriğe kapılma:
Elektrik akımına kapılma, kalbi durdurabiliyor. 10 saniye sonra da bilinç
kendini kapatıyor. Elektrikli sandalyede idam edilen mahkûmların ölüm nedeni
ise, beynin aşırı ısınması ya da boğulma oluyor.
Asılma:
Yağlı urganla asılarak boğulan kişilerde 10 saniye içinde bilinç kaybı
yaşanıyor. Fırlatma tarzı asılmalarda amaç, boynun kırılmasını sağlamak.
Fakat bu yöntemle asılan mahkûmların ölme nedenlerinin de yine boğulmadan
kaynaklandığı belirtiliyor.
Kalp
krizi: Kalp krizi
geçiren kişilerde en çok rastlanan olay, kaslara oksijen gitmemesi nedeniyle
kişinin çırpınmaya başlaması oluyor. Daha sonrasında şiddetli göğüs
ağrısıyla birlikte, kalbin normal ritmi bozuluyor, kalp atışları duruyor,
bilinç kapanıyor ve ölüm gerçekleşiyor.
Zehirli iğne:
ABD'de idamlarda kullanılan zehirli iğne yöntemi, doğrudan kalbin durmasına
neden oluyor. Araştırmalar gösteriyor ki mahkûmlar bu esnada, yanma ve büyük
acı hissediyor.
İnsan
beyni yeniden çalıştırılabilir mi?
İzmirli araştırmacı Metin
Durali, Kuran-ı Kerim'deki Bakara suresinin 7 ayetinden yola çıkarak ve
beyin konusunda yaptığı araştırmalar sonucunda ölen insanların, hipofiz
bezinin salgıladığı oksitosin adlı hormonun epifiz bezine verilmesi
suretiyle tekrar yaşama döneceğini iddia ediyor.
Durali,
bu iddiasını bakara suresinin 67–73 ayetlerinde Hz. Musa’nın döneminde geçen
ve öldürülen bir kişinin tekrardan yaşama döndürülmesi ile ilgili olaya
dayandırıyor. Olay da geçen boğazlama kelimesinin yaptığı araştırmalar
sonucunda aslında esnetmek olduğunu söyleyen Durali, araştırmasını daha
da
derinleştirerek kastedilen hayvanın yarasa olduğu sonucuna varıyor. Metin
Durali, yarasayı esneten maddenin hipofiz bezinin salgıladığı oksitosin
hormonu olduğunu, ani ölümlerde (kan kaybı, vurularak ölme, bıçak
darbesi, kalp krizi, boğularak ölme, nefes borusuna birşey kaçıpta ölme)
oksitosin hormonunu harekete geçiren maddelerin (hurmada da bulunan bir
madde) epifiz bezine verilmesi suretiyle kişilerin yaşama
döndürülebileceğini iddia ediyor.
Hipofiz
bezi ve Hipotalamus’un önemi
Araştırmacılar,
birçok ölüm şeklinde asıl sorumlunun beyne oksijen
gitmemesi olduğunu söylüyor...
Genel olarak Hipofiz
bezinin beyindeki görevi, Hipatolomus’tan aldığı sinyalle gerekli olan
hormonu kana bırakmak ve bu hormonlarında kan dolaşımı ile vücudun her
yönüne gitmesi ve gerekli bezler tarafından alınmasıdır. Fakat doğal olmayan
ölüm şekillerinde insan beyni durduğu için hipofiz bezindeki bu hormon
salgılanıp başka bir beze gidememekte ve görevini yapamamaktadır. Çünkü kan
dolaşımı yoktur. Bunun için bu hormonun, tıbbi müdahale edilerek gerekli
beze verilmesi gerekmektedir. Beyindeki bu bez, beynin arkasında bulunan ve
bütün sinir hücrelerinin bağlantısı olan (epifiz) ya da (pineal) bezidir.
Bilim adamlarından yardım
istiyor
Metin Durali, ölen
kişilere böyle bir uygulama yapmanın hiçbir kaybı olmadığını dile getirerek,
Türkiye'deki bilim adamlarından yardım istiyor. Hollanda Beyin Araştırma
Enstitüsüne başvuru yapmayı düşündüğünü ancak, bu iddiasının gerçekleşmesi
durumunda öncelikle Türkiye'den dünyaya duyurulmasını istediği için şimdilik
başvurusunu beklettiğini söylüyor...
Kaynaklar:
Amsterdam Hollanda Beyin Araştırma Enstitüsü
Araştırmacı Jean Carper, Mucize Beyniniz adlı kitabı
http://abcnews.go.com/
http://metafizik19.blogcu.com/
http://www.biyolojici.com/
http://www.mynet.com
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gülşen Kaş
1975 İstanbul doğumlu. Anadolu
Üniversitesi
AÖF
İşletme mezunu. İndigo Türkiye ile 2005 yılında tanıştı. Uzun
yıllardır sağlıkla ilgili araştırmalar yapıyor. Dünyayı gezmek
ve farklı kültürleri tanımak istiyor. Özgürlük herkes gibi onun
içinde çok önemli.
Detaylı Bilgi
|