|
Haber:
Gizem Şıvka Pideci
Dış Haberler, Brüksel - KASIM 2007
Brüksel Notları
İki
hafta önce hafta Türkiye’den gelen e-posta'yı görünce
şaşırdım. 24 Ekim günü Brüksel’de yaşayan Türkler, PKK terörünü protesto
etmek amacıyla gösteri düzenlemişti. Polis, gösterinin izinsiz yapıldığı
gerekçesiyle müdahalede etmiş ve yaklaşık 100 Türk
gözaltına alınmıştı.
Brüksel’de yaşayan bir
Türk olarak bilgiyi haberlerden almam ilginç bir o kadar da ayıptı doğrusu.
Takip eden haftasonu Türklerin yoğun yaşadığı Schaerbeek’te bulunan Haecht
Caddesi’ne (Chaussée de Haecht)
gittim. Aklımdan
geçen bu haberi yerinde araştırmaktı.
Önce
fotoğraf çekmeye başladım. Yarı profesyonel makinemi çıkarınca, her zaman
alışveriş için gittiğim, kendimi bir nebze Türkiye’de gibi hissettiğim yerde
yabancı gibi hissettim. Sokaktakiler benim niçin fotoğraf çektiğimi -bal
gibi- biliyorlardı ve tedirgin olmuşlardı.
Birkaç esnafla sohbet
edince anladım ki onları tedirgin eden kendilerinin yanlış ifade
edilebilecek olmalarıydı. Yoksa anlatmak istedikleri,
içlerini dökmek istedikleri çok şey vardı...
Yürüyüş haberini bir
kenara bırakıp etrafa, yıllardır orada yaşayan Türklerin gözünden bakmak
istedim. Bir önceki yazımda bahsetmiştim,
Brüksel’de
hala
hükümet kurulmadığını...
Halk, protesto amacıyla pencerelerine kendi bayraklarını asıyor. Brüksel’de
yaşayan
Türkler ise kendi ülkelerinde olanlara karşı kayıtsız kalamıyorlar.
Karınları Belçika’da doysa da akılları Türkiye’de.
O yüzdendir ki
bayrağımızı asmışlar. Vatandaşı olduğu ülkede yaşananlara çok üzülüyorlar ve
uzakta da olsalar her şeye rağmen bu acıyı paylaşmak istiyorlar.
Yıllar önce Belçika’ya
gelmiş vatandaşlarımız yılda bir kere tatil için geldikleri vatanları için
bir şey yapmak istiyorlar. Fakat sorun şu ki biraz ihmal edilmişler.
Kim
ihmal etmiş?
Yaşadıkları ve
çalıştıkları, vergi ödedikleri Belçika’nın hükümeti mi? Yıllar önce göç
etmiş olan Türkler kendi geçimlerini sağlarken insan gücüne çok ihtiyaç
duyan ülkenin açığını da kapatmadı mı? Üretime katkıda bulunmadı mı?
Yoksa bizler gibi vatan
için canları yanan ve bir şey yapmak isteyen bu topluluğa yön vermeyen
Türkiye mi? Bugüne kadar Türkiye’de yaşanan acılara ve sevinçlere doğru veya
yanlış kendi bildikleri yöntemlerle ortak olmaya çalışmışlar. Kaçımız
onların dertlerini, tasalarını ve sevinçlerini biliyoruz? Onlara hiç ortak
olduk mu? Yasal sivil Türk dernekleri dışında resmi olarak hangi
adımlar atılmış
olabilir?
Anlatmak
istiyorlar. Fakat anlatacak doğru kişi veya kuruluşu bulamadıkları için
tedirgin oluyorlar. Bu yüzdendir ki bilgi vermekten çekiniyorlar. Verdikleri
bilginin bilmedikleri kişilerce haber olmasını hele ki kaynak gösterilmesini
istemiyorlar. Doğru kişi veya kuruluş gittiğinde söyleyecek, bizim hüzün ve
sevincimize ortak olacak çok şeyleri var.
Avrupa
Birliği ile ilgili hararetli
tartışmalar sürerken Avrupa Birliği’nin başkentinde doğmuş yaşamış insanlar
belki de en
büyük bilgi kaynağı olabilir. Avrupa sınırlarında yaşayan ‘gurbetçi’
dediğimiz vatandaşlarımızı biraz dinleseniz o kadar kayda değer hikâyeler
var ki…
Anlayacağınız,
haber yapmak için yola çıkmışken evime çok farklı bakış açısıyla döndüm.
Dip Not:
Bu yazının yazıldığı dönemde yasal derneklerin provokasyondan uzak, bilinçli
ve amaca yönelik yürüyüş yapmak için gerekli başvuru yaptığı biliniyor.
Terörü lanetemek için gerekli izin çıktığı takdirde Avrupa’nın göbeğinde
sesimizi en etkin şekilde duyurmuş olacağız.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gizem Şıvka
Pideci, 1978 Ankara doğumlu.
Üniversiteye kadar Gemlik’te yaşadı. 2000’de Boğaziçi
Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun olduktan
sonra kurumsal hayatta satış-pazarlama alanında kariyerine
devam etti. 2006’da Brüksel’e yerleşti.
Detaylı Bilgi
|