|
Haber:
Gizem Şıvka Pideci
İki Kültür
Arasında Çocuk Yetiştirmek
Eskiden yazın tatile gelen ‘Ach
sooo’ diyen Almanlaşamamış Türkleşmiş gibi gözüken gençleri
hatırlar mısınız? Çok komik gelirlerdi bana. Şu an Brüksel’de
yaşayan bir anne olarak en büyük korkum, oğluma da böyle ‘iki
arada bir derede hayat’ sunmak.
İki kültür
arasında büyümek
Gençlerin bir kısmı, çoğunluk
ve azınlık toplumunda görüp öğrendikleri yaşam biçimi ve değer
yargılarının beğendikleri yanlarını alıyorlar. Kendileri için
iki toplumun anlayışlarından farklı yeni bir kimlik tanımlaması
yapıyorlar. Bu kontrolsüz harmanlama gençlerde iç çatışmalar
yaratırken aidiyet duygusunu da kaybediyor.
‘Gurbetçilerin’
karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan iki kültür arasında
yaşamaya bir de başka açıdan bakanlar da var. Dr. İlhali Atabay
“Sorun gençlerin mi, yoksa çoğunluk toplumu ve azınlık
toplumlarının mı?” sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Çoğunluk
toplumu gizli ve açık asimilasyon talebi ile yabancı kökenli
gençlerin toplum değer yargılarını ve kültürlerini olduğu gibi
kabul edip buna uygun şekilde yaşamalarını istiyor olabilir mi?
Öyle ya, belki de bizden
asimile olmamızı isteyen bir toplumda yaşıyoruz. Avrupa bu
konuda diğer ülkelere göre bir nebze daha iyi çünkü Avrupa
Birliği din, dil, ırk ayrımını şiddetle reddettiği gibi sivil,
devlet ve özel kuruluşları düzenli denetliyor hatta önerilerde
bulunuyor.
Yurt
Dışında Yaşayan Ailelere Tüyolar
Bu konuda uzmanlar, deneyim
sahibi olanlar ve araştıranlar birçok nasihatte bulundu ve
tahmin edersiniz ki birçok farklılıklar vardı. Fakat sizlerle
ortak olanları ve aklıma yatanları sizinle paylaşacağım.
Ach sooo demeyen çocuklar:
Yurt dışında yaşamanın en güzel yanlarından biri kuşkusuz
çocuğunuzun Türkçe ile beraber başka bir dili de anadili olarak
konuşabilmesi. Fakat anadili olan Türkçe’yi düzgün
konuşabilmesi için evde kendisi ile Türkçe konuşan birisi
mutlaka olsun. Çocuğunuz bilsin ki o kişi ile sadece ve sadece
Türkçe konuşulur. Mümkünse Türkçe film ve televizyon izletmeye
çalışın.
Bir dil bir insan: Çocuğunuz
bir kişi ile hep aynı dili konuşsun ki kafası karışmasın.
Değerlerine sahip çıkmasını
öğretin: Bir davranışın alışkanlığa, inanca dönüşmesi süresince
çocuğun kendine referans alabileceği değerlerinin olması çok
önemli. Me sela
yalanın kötü olduğunu ve sonuçlarının kötü olduğunu anlatırken
dini, ırkı, aileyi hatta komşuları örnek göstermek çocukta daha
çok inandırıcılık yaratıyor.
Günlük hayattaki
tutumlarınıza dikkat edin: Çocuklar nasihatten çok, bizim
davranışlarımızdan öğrenmektedirler, bu nedenle en önce
kendimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Sahip olduğunuz
kültürü yaşantınıza nasıl yansıtıyorsunuz? Brüksel’den örnek
vermem gerekirse Fransızca konuşmaktan -belli ki- zevk alan Türk
gençlerinin yerlere çöp atıp saygısızca davranmasına
katlanamıyorum. Dilini Avrupa’dan alacak kadar özenti olup da
kendini geliştirememiş arada kalmış, daha da kötüsü sıkışmış
gençlik tablosu bize ait olamaz.
Kültürünüzün
zevkini çıkarmayı öğretin: Her kültürün keyifli, mantıklı, değer
katan özellikleri vardır. Kültüründen utanmayan, aksine onunla
gurur duyan çocuk, bu hissini kişiliğine de yansıtacaktır.
Paskalya’da yumurta şeklinde çikolata toplayan çocuklar kadar
şeker bayramında şeker yiyen çocuklar da var bu dünyada. Şeker
Bayramı’nda, çocuğunun öğretmenine durumu izah edip, çocuğunun
arkadaşlarına şeker ikram eden anne tanıyorum. Çok sempatik ve
çok kültürlü yaşamanın verdiği keyifli sonuç değil mi sizce de?
Asimile olmasını değil adapte
olmasını talep edin. Uyumlu ve esnek olmak boyun eğmek anlamına
gelmiyor. Bu mesajı çocuğunuza doğru bir şekilde iletin ki
asimile olmamayı şiddetle reddetmek olarak algılamasın.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Gizem Şıvka
Pideci, 1978 Ankara doğumlu.
Üniversiteye kadar Gemlik’te yaşadı. 2000’de Boğaziçi
Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun olduktan
sonra kurumsal hayatta satış-pazarlama alanında kariyerine
devam etti. 2006’da Brüksel’e yerleşti.
Detaylı Bilgi
|