Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Gizem Şıvka Pideci

İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek

Eskiden yazın tatile gelen ‘Ach sooo’ diyen Almanlaşamamış Türkleşmiş gibi gözüken gençleri hatırlar mısınız? Çok komik gelirlerdi bana. Şu an Brüksel’de yaşayan bir anne olarak en büyük korkum, oğluma da böyle ‘iki arada bir derede hayat’ sunmak. 

İki kültür arasında büyümek

Gençlerin bir kısmı, çoğunluk ve azınlık toplumunda görüp öğrendikleri yaşam biçimi ve değer yargılarının beğendikleri yanlarını alıyorlar. Kendileri için iki toplumun anlayışlarından farklı yeni bir kimlik tanımlaması yapıyorlar. Bu kontrolsüz harmanlama gençlerde iç çatışmalar yaratırken aidiyet duygusunu da kaybediyor.  

‘Gurbetçilerin’ karşılaştığı en büyük sorunlardan biri olan iki kültür arasında yaşamaya bir de başka açıdan bakanlar da var. Dr. İlhali Atabay  “Sorun gençlerin mi, yoksa çoğunluk toplumu ve azınlık toplumlarının mı?” sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Çoğunluk toplumu gizli ve açık asimilasyon talebi ile yabancı kökenli gençlerin toplum değer yargılarını ve kültürlerini olduğu gibi kabul edip buna uygun şekilde yaşamalarını istiyor olabilir mi?

Öyle ya, belki de bizden asimile olmamızı isteyen bir toplumda yaşıyoruz. Avrupa bu konuda diğer ülkelere göre bir nebze daha iyi çünkü Avrupa Birliği din, dil, ırk ayrımını şiddetle reddettiği gibi sivil, devlet ve özel kuruluşları düzenli denetliyor hatta önerilerde bulunuyor. 

Yurt Dışında Yaşayan Ailelere Tüyolar

Bu konuda uzmanlar, deneyim sahibi olanlar ve araştıranlar birçok nasihatte bulundu ve tahmin edersiniz ki birçok farklılıklar vardı. Fakat sizlerle ortak olanları ve aklıma yatanları sizinle paylaşacağım.

Ach sooo demeyen çocuklar: Yurt dışında yaşamanın en güzel yanlarından biri kuşkusuz çocuğunuzun Türkçe ile beraber başka bir dili de anadili olarak konuşabilmesi. Fakat anadili olan Türkçe’yi düzgün konuşabilmesi için evde kendisi ile Türkçe konuşan birisi mutlaka olsun. Çocuğunuz bilsin ki o kişi ile sadece ve sadece Türkçe konuşulur. Mümkünse Türkçe film ve televizyon izletmeye çalışın.

Bir dil bir insan: Çocuğunuz bir kişi ile hep aynı dili konuşsun ki kafası karışmasın.

Değerlerine sahip çıkmasını öğretin: Bir davranışın alışkanlığa, inanca dönüşmesi süresince çocuğun kendine referans alabileceği değerlerinin olması çok önemli. Mesela yalanın kötü olduğunu ve sonuçlarının kötü olduğunu anlatırken dini, ırkı, aileyi hatta komşuları örnek göstermek çocukta daha çok inandırıcılık yaratıyor.

Günlük hayattaki tutumlarınıza dikkat edin: Çocuklar nasihatten çok, bizim davranışlarımızdan öğrenmektedirler, bu nedenle en önce kendimizi değerlendirmemiz gerekmektedir. Sahip olduğunuz kültürü yaşantınıza nasıl yansıtıyorsunuz? Brüksel’den örnek vermem gerekirse Fransızca konuşmaktan -belli ki- zevk alan Türk gençlerinin yerlere çöp atıp saygısızca davranmasına katlanamıyorum. Dilini Avrupa’dan alacak kadar özenti olup da kendini geliştirememiş arada kalmış, daha da kötüsü sıkışmış gençlik tablosu bize ait olamaz.

Kültürünüzün zevkini çıkarmayı öğretin: Her kültürün keyifli, mantıklı, değer katan özellikleri vardır. Kültüründen utanmayan, aksine onunla gurur duyan çocuk, bu hissini kişiliğine de yansıtacaktır. Paskalya’da yumurta şeklinde çikolata toplayan çocuklar kadar şeker bayramında şeker yiyen çocuklar da var bu dünyada. Şeker Bayramı’nda, çocuğunun öğretmenine durumu izah edip, çocuğunun arkadaşlarına şeker ikram eden anne tanıyorum. Çok sempatik ve çok kültürlü yaşamanın verdiği keyifli sonuç değil mi sizce de?

Asimile olmasını değil adapte olmasını talep edin. Uyumlu ve esnek olmak boyun eğmek anlamına gelmiyor. Bu mesajı çocuğunuza doğru bir şekilde iletin ki asimile olmamayı şiddetle reddetmek olarak algılamasın.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Gizem Şıvka Pideci, 1978 Ankara doğumlu. Üniversiteye kadar Gemlik’te yaşadı. 2000’de Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden mezun olduktan sonra kurumsal hayatta satış-pazarlama alanında kariyerine devam etti. 2006’da Brüksel’e yerleşti. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Yükselen Yeni Tür; Homo Violents


Her Şeyin Teorisi


İklim Dostu Bir Yaşam


Şifacı Doktor İnci Erkin


Kanser Tedavisinde Akıllı Moleküller


Balinaların Nesli Tehlikede!


İki Kültür Arasında Çocuk Yetiştirmek


Yaratıcı İmgeleme Araştırmaları


Selçuk Erdem: İyi Çocuklar Değiliz Biz!


Okumanın Dinamiği


Nükleer Yayılma


Tiyatro Sporu ve Mahşer-i Cümbüş


Psikiyatrik Suistimalin Bilinmeyen Tarihi


Çocukluk Çağı Sinüzitleri


Barış Kadıköy'deydi 


Merakla Beklenen Seçim Kampanyaları


Tarım ve Hayvancılıkta AB'ye Uyum?


Haydi Türkiye Günde Bir Yumurta


Ayrıştırma


AKM Yıkılsın Mı?

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman 

Aydın Olgusu


İdil Soyseçkin

Mayıs Karnesi


Nilay Altın

Sihirli Dokunuşlar 


Burcu Akar

Anne Karnında Başlayan Öğrenilmiş Korkular -I-


Can Duman

Olmak Ya Da Olmamak


Didem Çivici

Her Şey Güzel


Arbil Çelen

Tamam O Zaman


Engin Sezen

Anne Babaların Yapageldikleri Hatalar


Melda Güngül

Ne Yapmalıyım?


Özge Esirgen

Dünya’da Büyümek 


Rüya Yüksel

Sevgiliye Mektup


Özge Gündem

AKM Yıkılırsa Sevgilimi Nerede Bekleyeceğim?


Volkan Burnaz

Burası Ne Kadar Bizsiz


Buse Doğan

Nasıl yani, anlamak için yaşamak, özlemek için yitirmek mi gerekir?


Didem Çivici

Salıncak


Eray Çetinkaya

Zaman Yaşamı Yiyor


Fırat Erdoğan

Kapatılan Köy Enstitüleri ve Açık Olan Okullarımız 

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 19:20