|
Funda Umut Pakkal
Sayılardan Renk, Seslerden
Şekil olur
Sayılar, harfler, aylar
renkleniyor, sesler şekilleniyor, kokular tatlanıyor. İlk
bakışta “Ne mükemmel bir deneyim olur” diye düşündüğünüz bu
durum, aslında duyu karmaşasından ibaret.
“Duyu karmaşası” dedim
çünkü bu yazdıklarım, dünyada çok seyrek görülen bir hastalığın
özellikleri. Ancak ben bu durumunun ‘hastalık’ olarak
nitelendirilmesine şiddetle karşıyım. Sineztesi denilen bu
durum, ihsan edilmiş bir ayrıcalık bence.
Yapılan araştırmalar,
insanlığın başlangıç dönemlerinde herkesin sineztezik
olabileceğinden bahsediyor. Amerikalı Nörolog Cytowic her
insanın sineztezik algılama motifinin evrim sürecinde yok
olduğunu düşünüyor. Sineztezikler O’na göre “bilişsel fosiller”
olarak tanımlamakta.
Kanada'da yer alan McMaster
Üniversitesi’nden D.Maurer’in araştırmasına göre bebekler
işitsel, görsel ve koku uyaranlarını karışık yani sineztezik
olarak algılıyorlar ve normalde bağlantılar üçüncü ayda
kayboluyor.
Yapılan bir araştırmada 117
harf ve kelimeye bir renk anlamı vermeleri istenmiş, normal
kişiler 1 hafta sonunda işaretlerin sadece % 38'inde aynı renk
anlamlarını seçerlerken, sinesteziklerde bu oran % 92 olmuş. Bu
test, sinesteziklerin ne kadar sabit ve objektif olduklarını
ispatlıyor.
Dış dünyanın algılaması
esnasında duyu alıcıları, gelen binlerce veri içinden belli
kısmını ayıklar ve kendisi için gerekli olanı duyumsar. Bu
duruma "algıda seçicilik" ya da "dikkat" deniyor. Beyin tarafından
otomatik olarak yapılan bu seçim aslında bizi birçok uyarıcının
bombardımanından da koruyor. Bu sayede hem zihin hem de hafıza
sistemi kendini bir nevi korumaya alıyor. “Bir saniyede yaklaşık
göze gelen 5000 verinin tamamını alsaydık ne olurdu?”. Bu
verilerin tamamı işlenemez ve bu kadar verinin ne anlama
geldiğini anlayamadan bir saniye daha geçerdi. Sinestezikler de
bir nevi bu bilgi bombardımanına uğruyorlar. Nasıl mı? Yolda
yürürken görülen tabelalardaki sayılar, renkli, sıcak, soğuk,
yazılar, sesli olarak
duyumsanır. Hal böyle olunca, bazen çok
renkli ve hareketli bir caddede yürümek imkansızlaşır. Duyulan
seslerin kaçı gerçek ses? Kaçı bakılan görüntüden geliyor? Ya
başkalarının bu sesleri - sıcaklıkları hissetmediklerini
öğrenince yaşanan şok... Öyleyse bilgi birikimini aktarırken ya da
deneyimlerden bahsederken nasıl bir sınırlama getirmeli ki... Başkaları tarafından tuhaf ya da farklı olarak
nitelendirilmemeli.
Belki de çoğumuz
sinesztezikiz, ancak bu yeteneğimizi ya kullanmıyoruz ya da bu
şekilde bir ilişkilendirmeyi hiç düşünmedik.
Her ne olursa olsun, ben,
insanlığın bundan binlerce yıl önce sinestezik olduğunu, belki
yaşam şartları, belki çevre koşulları yüzünden bu yeteneğin
azaldığını düşünüyorum. Bu kanıya nereden mi vardım? Latince'de
yer alan sesli harflerin birbirlerinden ve deneyden habersiz
sineztezikler tarafından hep aynı renk (yeşil), sessiz harflerin
hep aynı renkle(sarı) ifade edilmesi sizce de tesadüf müdür?
Nazım Hikmet’in şu
dizelerinde sizce de bir parça sineztezi yok mu? “Bu dünya
soğuyacak günün birinde, hatta buz yığını, yahut ölü bir bulut
gibi değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta
uçsuz bucaksız.”
Peki ya siz? Hayatınızı ve
çevrenizi ne kadar duyumsuyorsunuz? En yakın arkadaşınızı
düşündüğüzde ne renk aklınıza geliyor? En mutlu günününüz ne
renk? Bir renge baktığınızda aklınıza hangi dizeler geliyor?
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|