|
Yazar:
Funda Umut Pakkal
Tatilden Anladığımız Ne?
Günümüz tatil anlayışı geçmişimizdeki ile
uyuşuyor mu?
Tatili kim için, kimler için yapıyoruz?
Tahmin ettiğiniz gibi bu yazıyı yazarken
tatildeyim ve aklıma bunun gibi sayısız soru geldi. Okuduğum kitapların da
etkisiyle Antik çağ, Ortaçağ ve Yeniçağ’daki toplum ve bireylerin
dinlenmeceleri hakkında epey bir bilgi topladım. Yaptığım kıyaslama
sonucunda, bizim bu konuda kendimize biraz çeki düzen vermeye ihtiyacımız
olduğu kanısına vardım.
İlk aşamada “Tatilden ne anlıyoruz?”
sorusunu sormalıyız kendimize.
Tatilde
gel keyfim gel, yat, uyu, açık büfe yemekler, arada denize gir, şöyle bir
serinle, sonra gene uzan… Her şey dahil sistemin sunduğu, birbirinden lezzet
bakımından farksız, çeşitlilik olarak sınırsız bir görüntü sunan tatil midir
sizin ihtiyacınız?
Yoksa çok çalışmaktan bunalmış, program
yapamamaktan muzdarip olmuş, kışın yeteri kadar gezip- dolaşamamış kişiler
olarak, yoğun bir tatil mi sizin tercihiniz. Hani sabahlara kadar eller
havada, ritmik müzikle sallana salana, alkolün çoktan hız sınırını aştığı
gündüzden çok gecelerin yaşandığı bir tatil. Bu tatilde, sabahları gözler
pörtlemiş, başta bir miktar ağrı, sabah geç kalkıp, akşamları geç yatıldığı
için vücut biyoritmi ve saati bozulmuş ancak “Çok eğlendim, çok güldüm bi
sürü yeni insanlarla tanıştım” diyerek ruhu kurtarmış olarak tatilden dönmek
mi istiyoruz?

Tatil alternatifi çok.
Yoksa sizinki bir yakınımızın sahip
olduğu ya da küçüklüğümüzün geçtiği yazlıklarda evden sahile gidip-gelen bir
bilardo topu gibi geçen bir tatil mi?
Eminim birçoğunuz meraklanmıştır, “Peki
ya! Geçmişte nasılmış?” diye. Bunun açıklaması o kadar basit ki...
Geçmişte
tatil anlayışı, bedenlerin ve ruhların arınması, her türlü olumsuz-kötü
fikir ve anılarından temizlenmesi gereken zaman olarak kabul görüyordu.
Birey bütün bir senenin dökümünü çıkarıp yaptığı hatalar, üzüntü ve
kırılganlıklarının bir listesini yapıp, sebeplerini ve sonuçlarını
değerlendiriyordu. Bunu yaparken hem geçmişten bir ders alma, hem de
geleceğe güvenle bakabilme esastı. Birey güçlenerek ve kendinin farkına
vararak bulunduğu konum ve durumunu değerlendiriyor, bundan sonraki yaşamına
yeni bir dirençle tekrar başlıyordu.
Bunu yaparlarken, doğayla iç içe
meditasyon, yoga, reiki, bio-enerji gibi birçok yöntem ve uygulamadan da
yararlanılıyordu. Doğanın kendisi bile tek başına iyileştirme ve yenilenme
sürecini hızlandırıp geliştirmeye imkân vermektedir. Bu sebepledir ki
yaptığımız tatil seçeneklerinde doğayla baş başa olma durumu yaratılmalı.

Bu anlattıklarımı yapmak aslında çok zor
değil. Yukarıda bahsettiğim ya da bahsetmeye yerim kalmayan diğer nice
tatiller gibi eğer isterseniz her tatilde bu arınmışlık ve dinginlik
durumuna geçebilirsiniz. Bunu yaparken kendinize zaman ayırıp, geçmişinizle
yüzleşmeniz şart. Hayatın hiçbir anının tesadüf olmadığını öğrendiğim bu
zamanlarda ben kendimce yapmaya çalışıyorum.
Sizin de tatilinizin iyi ve gerçek
anlamıyla dinlemiş olarak geçmesi dileğiyle…
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|