|
Gün boyunca kaç gölgeniz var?
Funda Umut Pakkal
Hiç kimse günboyunca kaç gölgesi
olduğunu kestiremez, ancak gölge eski bir deyişten alıntıyla
söyleyecek olursak “Ölünce terkeder bedeni”. Bu yüzden mi eski
kavimler ölenlerin ardından “Gölgeler Diyarına” göç ettiğini
söylerler, kimbilir? Ancak bilinen bir gerçek varsa o da şu dur ki
“Gölge, modelin ölü bir kopyasıdır.”
Gölge, somut nesnelerin,
aydınlatılmış yanlarının tersinde yaratılan karanlıktır. Bunun
içindir ki, Aladdin’in lambasından çıkan cinin bir gölgesi yoktur.
Hatta korku filmlerini seyredenler çok iyi bilir; Drakulanın ve onun
gibi birçok metafizik karakterin gölgesi yoktur. Bu karakterlerin
duvara düşen gölgesini görmek mümkün olmaz.
Gölge yüzyıllarca filozof , yazar
ve şairlere konu olmuştur. (Ve hatta hala olmaktadır) Gündüz vakti
elinde fener ile çarşı, pazar dolaşıp insan arayan Diogenes’i bir
çoğunuz bilir. Diogenes, Büyük İskender’in yanına yaklaşıp yardım
etme ricasını “Gölge etme başka ihsan istemem senden” diyerek
cevapladı. Gölgelerin bilinenleri sakladığı, gerçekliğin üstünü
kapadığı şeklinde bir çıkarımda bulunmamız yersiz olmaz. Bu örnekten
yola çıkarak, toplumumuzda ve insanımızda ne kadar çok şeyin gölgede
kaldığını farkediyor muyuz? Yaşanan olaylar ve durumlar bazen
kasıtlı bazen de ‘böyle gelmiş böyle gider’ diye düşünüldüğünden,
bilerek gölgede bırakılmıyor mu?
Gün içersinde insanlarla
beraberken yüzümüze kaç farklı gölge düşürüyoruz? Akşam eve
ailemizin yanına gittiğimizde en aydınlık mı, yoksa karanlık
yüzümüzle mi içeriye giriyoruz? Toplumda farklı kişilerle
birlikteyken takındığımız durum ve repliklerimiz bizim farklı
yüzlerimizi mi vurguluyor?
Yoksa kim daha gizemli kalırsa
daha mı makbul oluyor? Ya canımızdan bile fazla sevdiğimiz
çocuklarımız, bizim toplumda takındığımız karanlık yüzümüzü görmeli
mi? Peki ya! Böyle bir yüze sahip olmalı mı?
Ne istediğini bilmeyen, güçlü
olan ne derse o tarafa çekiştirilen ve kendine ait olmayan fikir ve
düşüncelere sahip kişiler haline gelmemek elimizde. Eğer yaşarken
gölgemizi kaybetmemek istiyorsak duyarlılığımızı artırıp ne
istediğimizi bilen bireyler haline gelmemiz gerekir.
Aslında Nietzsche’nin “...gene de
gölgeler daha ürkektir insanlardan.” Sözü ne kadar doğru! Hatları
belli olmayan ışığın geliş yönüne göre değişken ve geçici gölgenin
ardına saklanmayalım, ancak yaşarken gölgemizi de kaybetmeyelim.
Hoşçakalın
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|