Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Funda Umut Pakkal

Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak

Sosyoloji de aile kavramını incelerken “yönetim biçimine göre aileler, üçe ayrılır” diye öğretiyoruz. Buna göre, İlkçağlarda anaerkil, ortaçağda ve hatta günümüzde toplumumuzun birçok kesiminde görüldüğü gibi ataerkil ve batılı toplumlarda görülen eşitlikçi sisteme dayanan  modern aile… Ancak epeydir çocukerkil aile lafı almış başını gidiyor. Yani aile kavramına bir dördüncü ekleniyor. Çocukerkil aileyi, bir de gözlemlerimle yaptığım tanımlamalardan duyun istedim. 

Çocuk erkil ailenin ebeveynleri, genelde 30 lu yaşlar ve üstü ya da anne ve babadan biri diğerine göre geçkince. Çoğunluk eğitimli ve çocuğunun eğitimine gerekli özeni gösteriyor. Ya tek çocuk ya da iki çocuk sahibi bu aileler. Çocuk yetiştirme konusunda, büyükanne ve büyükbabadan yardım alıyorlar. Çocukların kendilerine ait odaları ve eşyaları var. Hatta çocuklar çok küçük yaşta olmasına ve mülkiyet kavramının tam oluşmamasına karşın, TV, PC, DVD vb. pahalı eşyalara da  sahipler. Çocuklar bazen tatminsiz, bazen mutsuz, alıngan, olaylar karşısında hırçın sonrasında ise küskünler. 

Bu aileler, sırf çocukları istiyor diye pahalı tatiller, yurt dışı gezileri yapıyor. Pahalı oyuncaklar ve eşyalara boğuluyorlar. Tabi ki çocuktur ister, oyuncak görür ister, reklam görür, ister, arkadaşı tatile gitmiştir, gitmek ister, burada bir yanlışlık yok. Çocuğun isteme duygusunu inkar edemeyiz. Ancak aileler gerçekleştirmekte zorlanacakları halde sırf çocukları istiyor diye, belki açıklaması daha zor geldiğinden ya da açıklamak için çaba ve vakit harcaması gerekliliğinden kaçmak için çocuk istiyor diye istekleri ütopik dahi olsa yapıyor. 5 yaşındaki çocuk Amsterdam’a gidiyor. Büyük bir ihtimalle bir şeyler hatırlamayacak ileriki yıllarda,  DVD alınıyor odasına hâlbuki birkaç ay sonra seyrettiği film TV lerde gösterilecek. Ancak aile çocuk tarafından bir şekilde sindirilmiş, çocuk isteklerinin gerçekleştirilmesine alışmış, yapılmayınca çığlık atıyor, kendini yerden yere atıyor, ağlama krizine giriyor. Ailesi ise hemen yelkenleri suya indirerek içinde bulundukları kötü ortamdan sıyrılmak amacıyla istekleri hemen kabul ediyor. Biraz açayım, geçen sene bir arkadaşıma ziyarete gidecektim. Çok samimiyiz ve birbirimizi küçüklükten beri tanırız. Ziyarete gidecektim ama gidemedim. Arkadaşım bana önümüzdeki haftanın çocuğunun sınav haftası olduğunu bu yüzden bu ve önümüzdeki hafta (2 hafta) misafir kabul edemeyeceklerini anlattı.

Başka bir arkadaşım kızının sınavı olduğu günler ailecek erken yattıklarını kızlarının salondan gelen sesler yüzünden uyuyamadığını aktardı. Yine tanıdığım bir meslektaşım ÖSS’ye girecek oğlu yüzünden misafir çağırmadığı gibi doğru düzgün temizlik bile yapamadığını, gürültüden çocuğunun çok rahatsız olduğunu, bağırıp çağırdığını söyledi. Bu ve bunun gibi nice örnek… 

Ancak çocuklara baktığımda durum farklı; isteyen sıkıldım bahanesiyle sinemaya, doğum günleri partisine, dolaşmaya gidebiliyor. Ancak eve geldiğinde yemek hazır ve annenin de evde olmasını bekliyor. Çocuk, odanın dağınıklığına karışılmasın istiyor ancak her gün temiz kıyafet giymek istiyor.  

Sanırım aileler kendi küçüklüklerinde sahip olmadıklarını, çocuklarının elde etmesini istediler. Bizler (30-40 yaş grubu) çok fazla ailelerde birey değildik. Genelde büyüklerin arasında olur, laf dinler ama lafa karışmazdık. Büyükler lafa karırsak ayıplar, azarlar, kızarlardı. Doğruyu biliyorsak da çoğu zaman söyleyemedik, sindirildik ve bastırıldık. İşte o zaman bir çok kişi “Ben böyle bir anne baba olmayacağım” dedi. Çocuğunun gelişmesi, büyümesi, okuması ve iyi bir eğitim alması için tüm ipleri bıraktı. İpler çocukların eline geçince çocuklar bu iplerle ne yapacaklarını bilemediklerin şımarık, kaprisli, doyumsuz oldular. Sonuçta çocuğun mutsuz olduğu ailelerde anne-babanın da mutlu olması mümkün değildir.Üstelik çocukların her istediğin yapılması ileriki yaşlarda ayakta durmalarında zorluklar yaşamalarına sebep olacaktır. Günümüzde ne kadar çok çocuk, psikolog ve psikiyatrist desteği alıyor. Ya birey olduklarında hayat her şeyi önümüze seriyor mu? Hayatta gerçekten tüm isteklerimiz gerçekleştiriliyor mu? 

Çocuk yetiştirmede çok önemli bir kuraldır: çocuklar kurallardan hoşlanır. İktidarı severler. Birilerinin onların yerine karar vermesini kabul ederler. Modern ailelerde, ailedeki her bireyin fikri vardır. Bu fikirler doğru olsun olmasın değer görür, dinlenir. Ancak karar çoğunluğun ya da ailenin menfaati doğrultusundadır. Ailedeki bireyler hayatlarını yaşarken diğer bireyin yaşantısını zora sokacak hükümlerde bulunmamadır.  

Anne baba olmanın amacı çocukları hayata hazırlamak ise çocukerkil aileler ne ölçüde bunu başarabiliyorlar kendilerine sormaları gerekir?


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Funda Umut Pakkal 1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe Üniversitesi'nde Psikoloji, Felsefe, İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Çıkarlarını Düşünmeyenler Unutulacaktır!


Aydının Duruş Yeri Sorunu


İslam'ın Devlet Talebi Var Mıdır?


“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Belçika’da Kurulamayan Hükümete Sivil Tepki


Gerçek Vatan Sevgisi Aslında Hangisi?


Stonehenge’in Sırrı


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik


Grip Aşısının Tam Zamanı


Vücudunuzun Suya İhtiyacı Var


Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri


Hastalıkların Ruhsal Sebepleri


Kendine Zarar Verme Davranışı 


Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak


Kozmik Bilim Açışından Oruç

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Adnan Çelik

Aldatmak Aldanmaktır


Levent Altaş

Arı vız vız vız... 


Volkan Burnaz

Hoşçakal


Buse Doğan

Öz’ün Ruhla Dansı 


Hale Karaarslan

Kara Delikler ve Sevgi


Didem Çivici

Sonbahar’ı Karşılarken


Burçin İvren

Karanlık Sokaklarımdan


Can Duman 

Elbette Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… 


Didem Çivici

Rüzgâra Dokunmak... 


Didem Çivici

Kuyu


Rüya Yüksel

Olan Olmakta Dostum, Sen Telaş Etme!


Zuhal Keresteci

Bir Mendil Hediye Et Bu Bayram 


Eray Çetinkaya

Sönmüş Izgarada Laf Çevirmek


Tuğçe Karaarslan

Huzura Çıkan Yolum

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00