|
Funda Umut Pakkal
Gençler Nereye Koşuyor?
Günümüzde gençlerin davranışlarıyla, kendi
gençliğini karşılaştırmayan var mı? Ben sık sık yaptığım için,
sanıyorum ki herkes yapıyor. Belki kıyaslamayanız da vardır.
Ancak ben bu ayki yazımda bir kıyaslama içersine gireceğim.
Şu anda İstanbul’da bir özel okulda
öğretmenlik yapıyor olmam ve arkadaşlarımın çoğunun evlenip,
çocuk sahibi olması, etrafımda, epeyce gözlenecek seçenek
sunmakta. Bu nedenle ister istemez, “Nerede bizim gençliğimiz,
nerede o güzel günler” dedirtecek davranışları gözlemliyor ve
izliyorum.
Bizim gençliğimizin daha iyi, masum, daha
güzel olduğunu savunacak değilim. Bu günün gençliğinin bazı
konularda çok şanslı olduğunu düşündüğüm yanları çok, ancak
bizim geçmişte yaşadıklarımızın “bir güzelliği yok” demek yanlış
olur.
Şu anda gençler teknolojinin her türlü
olanaklarından sonsuz yararlanabilirken, bizim geçmişteki
koşullarımızı düşündükçe, gülesim geliyor. İşte sizlere birkaç
örnek: Ortaokulda okurken sınıfımızda sadece birkaç öğrencinin
evinde telefon bulunurdu, günümüzde ise çocuklar cep telefonsuz
WC’ye bile gidemez durumdalar. Hatta Polis radyosu ve TRT'nin
radyo kanalları arasında gidip gelirken, sevdiğimiz müzik
çaldığından havalara uçar, şarkı tutardık, “Bundan sonraki parça
benim olsun, sonraki senin olsun” diye... Şimdi gençlerimizin
cebinde kibrit kutusu kadar aletlerle (MP3) istedikleri müziği
yükleyebiliyor (üstelik istedikleri yerde/zamanda) ve
radyoların kanallarına girip, çıkıyorlar.
Ancak bizim zamanımızdaki büyük aile
yemekleri, her hafta sonu, tüm sülalenin bir araya gelip pikniğe
gitmeleri, komşularla iç içe, dip dibe “Senin sorunun, benim
sorunum” anlayışla, mutlu ve güvenli yaşamanın tadı damağımda.
İnsanlar aynı insanlar, biraz büyüdük,
ebeveynlerimiz de yaşlandı. Evet ama gene de biz eski biziz.
Neden bazı şeyleri erteler, ihmal eder, yapmaz hala geldik?
Bununla birlikte gençlerimizin bunları yaşayamadan, ne olduğunu
bilemeden bizim anlattıklarımıza da “Bunun neresi zevkli?”
şeklinde bir bakış atarak, dinlediklerini görünce içim sızlıyor.
Sızlamakla da kalmıyor bazen bir fena oluyorum.
Benim de oğlum var. Ben nasıl bir çocuk
yetiştiriyorum? İki arada bir derede kalan ben, hangi değerleri
çocuğuma vermeliyim? Nasıl yetiştirmeliyim?
Yazıyı yazarken cevabını da buldum sanki.
Her dönemin kendine göre artı ve eksileri
var. Önemli olan bunları bulup değerlendirmek, geçmişin
yoksunluğunu fazlasıyla görmüş olan bizler, günümüzün bolluk ve
lüksünü de doyasıya, gocunmadan yaşamalıyız.
Teknoloji ve bilim, hayatımızı
kolaylaştırmak için var, bizi esir almak için değil!
Bilgisayarların
başına oturan öğrencilerimin sabahları gözleri şiş ve kızarık
gelmesini anlamıyor ve kabul edemiyorum. Sabahlara kadar chat
yapmak, sörf yapmak yerine ihtiyacım kadar bilgiye kütüphaneye
gitmeden, kapanma saatine kadar acele etmeme gerek kalmadan
ulaşabiliyorum. Olanaklar bize sunulmakta ancak bunlardan ‘ne
kadar, ne süre ve ne şekilde’ yararlanacağımız da bize kalmış.
İrade, insan olmanın en büyük özelliklerinden biri değil mi
zaten? Ve iradeyi doğru ve yerinde kullanmak. İşte karar verdim.
Oğluma ‘İRADE ÖZGÜRLÜĞÜ NEDİR’i öğreteceğim.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Funda
Umut Pakkal
1970 İstanbul doğumlu. Eğitim danışmanlığı ve öğretmenlik
yapıyor. Çocuk Psikolojisi uzmanı. Ayrıca gönüllü seminer ve eğitimler veriyor. İstanbul
Üniversitesi Felsefe mezunu. Yüksek lisansını Maltepe
Üniversitesi'nde
Psikoloji, Felsefe,
İnsan Bilimleri bölümünde psikoloji üzerine tamamladı.
Detaylı Bilgi
|