|
Yazar:
Firdevs Burçak
- Nisan 2008
Umut Dolu
Yarınlara Koşan Gençlik
Adı
umutsuzluk oldu artık yarınların; umutsuz bekleyişlerle, gözlerdeki umutsuz
bakışlarla anlayabiliyorsunuz günümüz gençliğinin getirildiği içler acısı
durumu.
Genç olmadan önce; hayatı
anlamak için zorlu mücadeleler vermeye başlamış, yeni başlayan okullarda
yeni bilgiler öğrenmek için can atan ve hiç bitmeyen merakla sorular soran,
hayal gücümüzün sınırlarını sonuna kadar zorlayarak bizlere özgü şeyler
(diğerlerine göre “anlamsızlığı” ifade etse de bizim için bizi ifade eden)
yaratan, oyun oynamaya bayılan ve oynarken de hayata dair birikimler yapmaya
başlayan çocuktuk hepimiz. Sonra çok gördüler bize bu yaşam şeklini,
doğamızda var olan bu farklılıkları ve canlılıkları yok etmek için
ellerinden geleni yapmaya başladılar, bozuk ve çarpık eğitim sitemiyle ve
aslında bu yok ediş hiç bitmeden devam edecek olan umutsuzluk dolu bir
serüvenin başlangıcıydı. Kalıplar koydular önümüze, ezbercilik kolay geldi
var olan yaratıcılığı geliştirmek yerine; basmakalıp yöntemler ve sözlerle o
çocuk ruhlarımıza hitap etmeden, düşüncelerimizi sormadan birey olma
özgürlüğümüzü elimizden aldılar; hayatta başka doğruların olamayacağını ve
hayata farklı pencerelerden bakılamayacağını kafamıza vura vura öğrettiler.
Artık sorular sormuyor, merak etmiyor, sadece onların söylediklerini onların
istediği gibi yapmayı öğreniyorduk ve sıradanlaşıyorduk.
.jpg)
Sonra bu da yetmedi;
hepimize yarış atı muamelesi yapıp, yarışmak için sınavlar koydular önümüze;
koştuk koştuk… Geleceğimizi seçmek zorunda bırakıldık sınırlı saatlere
sıkıştırılan sınav sonuçlarına göre, 17–18 yaşında önümüzdeki hayatı
planlamaya zorlandık zorunluluklar ve seçimlerle birlikte. Üniversite sanki
tek çıkış kapısıymış gibi gösterildi hayatımızı devam ettirmek için ve zorlu
uğraşlar sonucunda tercihlerin göz ardı edildiği bir sistem sonucunda okumak
için üniversitelere girdik. Çıkışta ise, özellikle bu ülkede üniversite
mezunu olmanın iş bulmak demek olmadığı, gençlere yeterince iş istihdamı
sağlanmadığı ve işsizliğin çığ gibi büyüyerek devam eden bir sorun olduğu
gerçeği yüzümüze sert bir tokat gibi çarpıldı.
Evet,
genç diyorlardı artık bize yaşanmamış çocukluğun ardından ve nedense hep
eleştiri toplarına tutuyorlardı bizleri.; hem de bizleri bu hale
getirenlerin kendileri olduğu gerçeğinden kaçarcasına. Çünkü yıllardır süre
gelen siyasi propagandalar, dışa bağımlı ekonomi, eğitim vb. gibi sorunlar
ve sorunlara getirilmeyen çözümlerle tekerrür etti yakın tarih.
Gençliğin bazı şanslı
kesimiyse, önlerine ısrarla sürülen peşin ve kesin yargılara rağmen, okuyup
araştırıp sorgulayarak; sürüden kendini sıyırmayı başardı ve çok yönlü
bakarak hayata, hayatı yeniden evrensel doğrular ışığında keşfetmeye
başladı. Yıllardır süre gelen “sistemin değişmezliği” fikri hafızasına
kazıtılan bu kısır döngüye inatla, aslında değişimi kendinde başlatarak pek
çok şeyi değiştirebileceğini fark etti bu kesim. Üstelik de bu kesimin
sayısı azımsanamayacak kadar çok.
.jpg)
Gençlik bir topluma hayat
veren ve toplumun en önemli kesimini oluşturur. Eski Yunanca’da “genç”;
“yeni” anlamına gelmektedir. Yani bir toplum ne kadar yeniliklere (yeni
beyinlere, yeni girişimcilere, yeni yaşamlara) açık olursa; hem kendi
gençliğine gereken değeri vererek onu yüceltmiş olur hem de kendisini
geliştirerek çağdaş medeniyetlere doğru yol almış olur.
Bizler
aydınlık meşalelerimizle ilerlerken, bizlere fırsatlar verilmese de
fırsatları yaratarak anlatacağımız ve değiştireceğimiz çok şeyimiz var.
Sürünün parçası haline getirmeye çalışan her bir unsura karşı diretip,
aslında gençlerin boş işler peşinde koşmadığını ya da göstermeye
çalıştıkları gibi duyarsız ve hiçbir şeyden anlamayan bir topluluk
olmadığını; aksine, hem hayat mücadelesini büyük zorluklarla vermeye devam
ederken hem de ülke sorunlarının yanı sıra, dünyanın sorunlarını da
sorgulayan ve yeni çözüm arayışlarında bulunan, yeni fikirleri hayata
geçirmek isteyen girişimci bir topluluk olduğunu insanlığa sergilemeliyiz.
Bunun için yapılması gereken, bizlere biçilmiş umutsuz yarınlara sessiz
kalarak boyun eğmek değil; umut dolu bekleyişlerle, üstelik de her geçen gün
sayılarımız artarak yol almak; koyduğumuz hedeflere doğru hiç hız kesmeden.
Olur da bu süreçte sizi yıldırmaya kalkarlarsa eğer; Ulu Önder’in yılmayan
azmi ve bıraktığı kutsal armağanı “Gençliğe Hitabe” sizlere örnek olsun.
O’nun da dediği gibi “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda
mevcuttur.” Cumhuriyet’i bizlere emanet eden Önder’imize en güzel karşılığı,
onun bu emanetine var gücümüzle sahip çıkıp yücelterek göstermeliyiz.
Umut dolu yarınlar içinde
sevgiyle kalın.
.jpg)
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Firdevs Burçak: "Paradokslar
zinciri olarak tanımladığım hayata, 17 Şubat 1988’de Denizli
sınırları içerisinde başladım. Bu zincirin bir halkası
olarak yoluma; hayatı, kendimi, var olma nedenimi bulmaya
ve anlamaya çalışarak devam ettim ve etmekteyim.
Yazıyorum, çünkü yapılan adaletsizliklere,
toplum empozeleriyle öldürülmeye çalışılan kimliklere,
sıradanlığa ve sürünün parçası olmak zorunda bırakılan her
koşula inatla, nefretimi kusmak için..."
Detaylı bilgi
|