Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Firdevs Burçak - Nisan 2008

Umut Dolu Yarınlara Koşan Gençlik

Adı umutsuzluk oldu artık yarınların; umutsuz bekleyişlerle, gözlerdeki umutsuz bakışlarla anlayabiliyorsunuz günümüz gençliğinin getirildiği içler acısı durumu.

Genç olmadan önce; hayatı anlamak için zorlu mücadeleler vermeye başlamış, yeni başlayan okullarda yeni bilgiler öğrenmek için can atan ve hiç bitmeyen merakla sorular soran, hayal gücümüzün sınırlarını sonuna kadar zorlayarak bizlere özgü şeyler (diğerlerine göre “anlamsızlığı” ifade etse de bizim için bizi ifade eden) yaratan, oyun oynamaya bayılan ve oynarken de hayata dair birikimler yapmaya başlayan çocuktuk hepimiz. Sonra çok gördüler bize bu yaşam şeklini, doğamızda var olan bu farklılıkları ve canlılıkları yok etmek için ellerinden geleni yapmaya başladılar, bozuk ve çarpık eğitim sitemiyle ve aslında bu yok ediş hiç bitmeden devam edecek olan umutsuzluk dolu bir serüvenin başlangıcıydı. Kalıplar koydular önümüze, ezbercilik kolay geldi var olan yaratıcılığı geliştirmek yerine; basmakalıp yöntemler ve sözlerle o çocuk ruhlarımıza hitap etmeden, düşüncelerimizi sormadan birey olma özgürlüğümüzü elimizden aldılar; hayatta başka doğruların olamayacağını ve hayata farklı pencerelerden bakılamayacağını kafamıza vura vura öğrettiler. Artık sorular sormuyor, merak etmiyor, sadece onların söylediklerini onların istediği gibi yapmayı öğreniyorduk ve sıradanlaşıyorduk.

Sonra bu da yetmedi; hepimize yarış atı muamelesi yapıp, yarışmak için sınavlar koydular önümüze; koştuk koştuk… Geleceğimizi seçmek zorunda bırakıldık sınırlı saatlere sıkıştırılan sınav sonuçlarına göre, 17–18 yaşında önümüzdeki hayatı planlamaya zorlandık zorunluluklar ve seçimlerle birlikte. Üniversite sanki tek çıkış kapısıymış gibi gösterildi hayatımızı devam ettirmek için ve zorlu uğraşlar sonucunda tercihlerin göz ardı edildiği bir sistem sonucunda okumak için üniversitelere girdik. Çıkışta ise, özellikle bu ülkede üniversite mezunu olmanın iş bulmak demek olmadığı, gençlere yeterince iş istihdamı sağlanmadığı ve işsizliğin çığ gibi büyüyerek devam eden bir sorun olduğu gerçeği yüzümüze sert bir tokat gibi çarpıldı.

Evet, genç diyorlardı artık bize yaşanmamış çocukluğun ardından ve nedense hep eleştiri toplarına tutuyorlardı bizleri.; hem de bizleri bu hale getirenlerin kendileri olduğu gerçeğinden kaçarcasına. Çünkü yıllardır süre gelen siyasi propagandalar, dışa bağımlı ekonomi, eğitim vb. gibi sorunlar ve sorunlara getirilmeyen çözümlerle tekerrür etti yakın tarih.

Gençliğin bazı şanslı kesimiyse, önlerine ısrarla sürülen peşin ve kesin yargılara rağmen, okuyup araştırıp sorgulayarak; sürüden kendini sıyırmayı başardı ve çok yönlü bakarak hayata, hayatı yeniden evrensel doğrular ışığında keşfetmeye başladı. Yıllardır süre gelen “sistemin değişmezliği” fikri hafızasına kazıtılan bu kısır döngüye inatla, aslında değişimi kendinde başlatarak pek çok şeyi değiştirebileceğini fark etti bu kesim. Üstelik de bu kesimin sayısı azımsanamayacak kadar çok.

Gençlik bir topluma hayat veren ve toplumun en önemli kesimini oluşturur. Eski Yunanca’da “genç”; “yeni” anlamına gelmektedir. Yani bir toplum ne kadar yeniliklere (yeni beyinlere, yeni girişimcilere, yeni yaşamlara) açık olursa; hem kendi gençliğine gereken değeri vererek onu yüceltmiş olur hem de kendisini geliştirerek çağdaş medeniyetlere doğru yol almış olur. 

Bizler aydınlık meşalelerimizle ilerlerken, bizlere fırsatlar verilmese de fırsatları yaratarak anlatacağımız ve değiştireceğimiz çok şeyimiz var. Sürünün parçası haline getirmeye çalışan her bir unsura karşı diretip, aslında gençlerin boş işler peşinde koşmadığını ya da göstermeye çalıştıkları gibi duyarsız ve hiçbir şeyden anlamayan bir topluluk olmadığını; aksine, hem hayat mücadelesini büyük zorluklarla vermeye devam ederken hem de ülke sorunlarının yanı sıra, dünyanın sorunlarını da sorgulayan ve yeni çözüm arayışlarında bulunan, yeni fikirleri hayata geçirmek isteyen girişimci bir topluluk olduğunu insanlığa sergilemeliyiz. Bunun için yapılması gereken, bizlere biçilmiş umutsuz yarınlara sessiz kalarak boyun eğmek değil; umut dolu bekleyişlerle, üstelik de her geçen gün sayılarımız artarak yol almak; koyduğumuz hedeflere doğru hiç hız kesmeden. Olur da bu süreçte sizi yıldırmaya kalkarlarsa eğer; Ulu Önder’in yılmayan azmi ve bıraktığı kutsal armağanı   “Gençliğe Hitabe”  sizlere örnek olsun. O’nun da dediği gibi “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.” Cumhuriyet’i bizlere emanet eden Önder’imize en güzel karşılığı, onun bu emanetine var gücümüzle sahip çıkıp yücelterek göstermeliyiz.

Umut dolu yarınlar içinde sevgiyle kalın.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Firdevs Burçak: "Paradokslar zinciri olarak tanımladığım hayata, 17 Şubat 1988’de Denizli sınırları içerisinde başladım. Bu zincirin bir halkası olarak yoluma; hayatı, kendimi,  var olma nedenimi bulmaya ve anlamaya çalışarak devam ettim ve etmekteyim. Yazıyorum, çünkü yapılan adaletsizliklere, toplum empozeleriyle öldürülmeye çalışılan kimliklere, sıradanlığa ve sürünün parçası olmak zorunda bırakılan her koşula inatla, nefretimi kusmak için..."

Detaylı bilgi


 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00