Sayı 35|AĞUSTOS 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Can Duman

Suskun ve Keskin

 

Yazar: Yasin Sarı

Sirius Burada

 

Yazar: Fehmi Özçelik  

Oyun

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Sen Yoktun

 

Yazar: Can Duman

Bilinmezin Sensizi

 

 

 

 

 

Yazar: Fırat Erdoğan 

Üniversitelerim

Dicle Üniversitesi kampüsünde aylak aylak gezinirken farkına vardım ki tek aylak ben değilim ve bu farkındalığın derin yanıysa üniversite gençliğinin toplumsal duyarlılığını kaybediyor oluşu. Hem de büyük bir hızla... 

60 kuşaklarından geriye kalan sadece anlatılanlar. 80 darbesiyle vurulan üretken düşünce, şimdi kısır karanlıklarla kampüsün yeşillik alanlarında pineklemeye mahkum. Aslında bu bir tercih meselesi. Kimse kimseyi başkası olmaya veya istemediği şeyleri yapmaya zorlamıyor. Yani gençlik ( özellikle üniversite gençliği) kafalarında kurduğu sınırları aşmaya çift taraflı olarak niyetli değiller. 

Benim düşündüğüm gençlik profiliyle şuan gözlemlediğim davranışlar birbirine çok uzak. Yaşadığı toplumun sorunlarına duyarlı ve çözümsel bir yaklaşım sergileyen gençlik olmalı benim gençliğim. Üretmeli, çabalamalı, yardım etmeli, okumalı, yazmalı, çizmeli... Oysa tüketen, umursamayan, okumayan, yazmayan bir gençlikle karşı karşıyayız. Anlayacağınız gençlik misyonunu kaybetmeye, duyarlılığını yitirmeye başladı. Kendisi için yapan-eden, kendisini düşünen bir gençlik var her yerde. 

Yazım çok mu umutsuz oldu? Aslında o kadar da umutsuz değilim. Belki de yanlışları düşündükçe umutsuzlaşıyordur kalemim. Az da olsalar hala içlerindeki duyarlılığı kaybetmemiş, başkaları için çaba sarfeden, yazan ve kolay kolay boyun eğmeyen birileri var. Ama sindiriliyorlar...! 

Tabi aşırıya kaçanlar da var. Nasıl yani aşırıya? Şöyle ki düşünceleri temelde iyi bile olsa eyleme dönüştüğünde yapıcı olmaktan uzak davranışlarla, yıkıcı sonuçlara götürebiliyorlar. Ki bu da aşırılığı getiriyor. Bunlar genelde eleştiriye de açık değiller. Çünkü körü körüne bir bağlanış söz konusu bu arkadaşlarda. Oysa düşüncelerimiz tartışıldığı ölçüde mükemmele yaklaşır. Zıt görüşten insanlarla fikir alışverişi yaptığımız zaman, bazen göremediğimiz hatalarımızın var olduğunu gösterirler bize. Ancak bu şekilde mükemmeli yakalayabiliriz. Zaten hepimizin amacı toplumsal huzur ve refah seviyesine ulaşmak değil mi? Öyleyse neden kapanalım farklı düşüncelere?  

 

Sorunları herkes söyler, asıl sorun çözümde diyorsanız; 

  • Öncelikle rektör seçimleri çok dikkatli yapılmalı. Üniversiteyi düşünmeyi seçimden seçime hatırlayan bir rektörü, talihsizlik sonucu bir defa o koltuğa oturtulması neyse de, ikinci defa oturtulması akıl kârı değildir. Bu oluşumun farklı açılımları vardır. Kesinlikle bunlara dikkat edilmeli. Rektör seçme kıstasları değiştirilmeli.

  • Bu ülkede âdet haline gelmiş olan akraba, eş, dost kayırması en azından üniversitelerde bırakılmalı. Öncelikle sözüm rektör ve dekanlara. Üniversitede istediğini istediği pozisyona, uymadığı halde kılıfına uydurup getiren, istemediği profesörleri, doçentleri, yardımcı doçentleri üniversitede barındırmayan rektör istemiyoruz. Bunlardan vazgeçilmeli. Üniversiteler bilim ve araştırma yuvalarıdır. Birilerinin istediği gibi at koşturabileceği yerler değildir.

  • Üniversiteler kendi bünyesinde ülkenin bugününü, yarınını, neler yapılabileceğini tartışabilirler öğrencilerle birlikte demokratik bir platformda. Mesela ayda bir sırayla bir fakültenin amfi veya konferans salonunda yapılabilir. Bu konuşmaların ardından ortak bir bildiri yayınlanabilir ulusal düzeyde. Bu şekilde kendi misyonlarını yeniden üstlenmiş olurlar.

  • Kampüs sınırları içinde öğrenci topluluklarının toplanması ve değişik etkinlikler düzenlenebilmesi için yerler yapılabilir.

  • Kitapların kütüphane esareti kaldırılmalı. Her yerde, her noktada kitap olmalı. Bu, büyük bir okuyucu kitlesine ulaşmak demektir.

  • Üniversite destekli araştırma grupları ve farklı kulüpler kurulabilir. Küçük Ar-Ge olarak isimlendirebiliriz bunları ve bu sayede üniversite, gelişmeye yönelik adımlar atmış olacaktır. Aynı zamanda bilimde yeni kanalların açılmasına, yeni fikirlerin doğmasına fayda sağlanmış olur.

  • Öğrencilerin tek dertleri çalışmak değil. Elbette ki spor faaliyetleri de olmalı. Ve bunun sağlıklı bir şekilde işleyebilmesi için yeterli bir spor tesisinin üniversite kampüsü içerisinde yer alması gerekir.

Beki birilerine çok ütopik gelmiş olabilir. Ama gerçekleşmesi o kadar da zor olmayan gerçeğe dayalı fikirler bunlar. Türkiye ortamında ve şartlarında her ne kadar uzak görünüyorsa da ütopyalar çöplüğüne gitmeyecekler. Aksine vaktini bekleyen sabırsız çocuk edasında zamanı kollayacaklar.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Fırat Erdoğan, 1984 Diyarbakır doğumlu. Halen Diyarbakır'da yaşıyor. Dicle Üniversitesi Elektrik-Elektronik mühendisliği bölümünde eğitimine devam ediyor. Tiyarto, Sinema ve Edebiyat ile ilgileniyor. Duyarlılıkların artması, sorumlulukların hatırlanması için çalışıyor. Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul


Beyin Göçü


Nükleere Hayır!


Uygarlığımızın Vicdanında Yargılanmak!


Yüreğimde Bir Çocuk, Yüreğim de Bir Çocuk!


Doktor Sülükler Hayat Veriyor


Resimlerle Konuşun


Düşler Atölyesi'nde Hedef 80 Bin Çocuk


X-Ray Cihazına Takılan Güvenlik Tutumu


Düşünce İkliminde Serbest Salınımlar


Gençlik Çalışmaları Birimi


Dondurmam Gaymak


Hayatımızdaki Büyüteç (astroloji)


Aralık Numeroskopu


Ayurveda


Maya Takvimi’nin Beşinci Gündüzü Başladı

 

kitap

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Fırat Erdoğan 

Üniversitelerim


Arbil Çelen

Aralık Issızı, Sızı Aralığı...


Rüya Yüksel

Her şey çok güzel olacak


Uzay Gökerman

Aşkın Kuantumunda


Can Duman

Sebepsiz Fırtına


Mahmut Şaylıkay

Mavi Çarşaflı Siverek


Serpil Ata 

İspanya=çok (sıcak×sıcak)


Mahmut Şaylıkay

En Büyük Söz, Sözcüklerde Gizlidir


Didem Çivici

Şimdi ve Burada

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  18 Agustos 2008 TSİ 01:00