|
Yazar:
Fırat Erdoğan
Yazmaya Dair
Kalem neye hizmet etmelidir? Ne
yazmalıdır, neden yazmalıdır? Kalem bir halkın kurtuluşu, bir açlığın
bitişi, bir yangının sönüşü olabilir mi? Kocaman bir devleti, sosyal
sorumluluklarını yerine getirmeye çağırabilir mi? Karşı durabilir mi bütün
haksızlıklara, yanlışlara? Ayırabilir mi eğriyi doğrudan? İade edebilir mi
haklının hakkını haksızdan alıp? Unutturabilir mi acıları? Silebilir mi bir
çırpıda yaşanan kötü anları? Ve izlerini? Çağırabilir mi barışı?
Kaldırabilir mi tüm yoksullukları yeryüzünden?
Kalem umuda hizmet etmeli. Umudu dokumalı
kağıda ki umut hayatların vazgeçilmezi. Düşene dal, karanlıktakine bir parça
ışık huzmesi. Gidenin yaşadığına dair inanç, barışın geleceğine dair
söylentidir. Çatışmadan yara almadan kurtulmayı “umut” etmek, işte yaşamak…
Kalem ki yaşamın
merkezinde
umutla birlikte insana yürümeli. Yazan insan, yazılan insan, amaç insan… Her
şey insan olmalı.
Kalem bilinçtir. Nice medeniyetlerin
yaşadığı, nice öykülerin yazıldığı coğrafyada okuyabilmektir sürülen atın
gayesini. Üretme çabasının boşa olmadığını bilmek, köylüyle beraber toprağı
işlemektir. Yananla yanmak, ağlayanla ağlamaktır. Hissetmektir dünyanın öbür
ucundaki insanın gözyaşı damlasındaki hüznü. Sana dokunmadığı halde yılana
karşı durmak. Devleti bütün sorumluluklarını yerine getirmeye çağırmak.
Sadece devletten beklememek, hayat için çırpınmak. Vurulmak vurulanla
beraber ve düşmek toprağa. Dağlara inat barışı çağırmak.
Kalem
toplum. Duruşunu, öyküsünü, felsefesini toplumdan almalı. Geçmişi, şimdisi
ve geleceği… Umudu, bilinci, yankısı… Bireysellikten uzak her şeyiyle
topluma sadık kalmalı. Çıkış noktası ve bitiş noktasıdır duyarlılık. İşte bu
yüzden halkını baz almalı. Halkından koptuğu yerde ihanet başlar. İhanetin
başladığı yerde kalem tükenir tükettiği nefeslerle azar azar.
Yazın
adamı olmak, ister şair ol ister öykücü, kalemini doğru kullanmayı
gerektirir. Kişisel zevklerini, eğlencelerini, bireyselliğini taşırsan
yazıya, işte orda başlar “bananecilik” ve yazın adamından ayrı düşerse
toplum, yanılgılara mahkum olur ve yozlaşma başlar. Yazın adamlığı aydın bir
duruş ve felsefe gerektirir. Eğer ki yoksa içinizde halkınıza karşı
sorumluluk duygusu, bırakın o kalemi. Hız çağında unutturanlardansınız
yavaşlamamız gerektiğini. Ve sayenizde hızla sona doğru gidiyoruz bastırılan
aydınlarımızla. Mutlu musunuz?
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Fırat Erdoğan,
1984 Diyarbakır doğumlu. Halen Diyarbakır'da yaşıyor. Dicle
Üniversitesi Elektrik-Elektronik mühendisliği bölümünde
eğitimine devam ediyor. Tiyarto, Sinema ve Edebiyat ile
ilgileniyor. Duyarlılıkların artması, sorumlulukların
hatırlanması için çalışıyor.
Detaylı Bilgi
|