Yazar:
Yrd. Doç. Leyla Fetihi
13 Nisan 2008 TSİ
21:20
Uçak ve Uçmak
“Stichting
VALK” kurumundan Lucas van Gerwen tarafından hazırlanan “Yardım edin! Uçağa
binmem gerekiyor” (“Help, I have got to fly!”) [1] adlı kitapta uçarken
rahatsızlık duyan, uçaklar hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenlere
yararlı olabilecek aşağıdaki bilgilere rastlanmaktadır. Altı yaşındaki bir
erkek çocuğuna büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorsak, “pilot” olmak
istediğini söyleme olasılığı yüksek olacaktır, küçük kızlar ise “hostes”
olmayı bu yaşlarda oldukça sevmektedirler. Anlaşılan küçük yaşlarda uçmak
ilgi çekicidir, uçuş korkusu ise söz konusu bile değildir. Ancak araştırma
sonuçlarına göre insanların %35’i er ya da geç uçuş korkusu yaşayacaklardır.
Uçuş korkusu hayatı sınırlayan, rahatsız edici bir problemdir. Hayatta
yapılan her şeyin belirli bir riski vardır. Biz ancak kendimizi kontrol
edebiliriz, uçağı ya da havayı değil.
Acaba uçmak
gerçekten ne kadar tehlikelidir? Bu soruya cevap ararken şu cevapları
bulmaya çalışalım:
a-Tüm
dünyada yılda kaç kişi trafik kazalarında, evde, işte v.s. ölüyor?
(cevap: 4
227 000 kişi)
b-Tüm
dünyada yılda kaç kişi araba ya da motosiklet kazalarında ölüyor?
(cevap:
856 000 kişi)
c-Tüm
dünyada yılda kaç kişi yangında ölüyor?
(cevap:
100 000 kişi)
d-Tüm
dünyada yılda kaç kişi boğuluyor?
(cevap:
384 000 kişi)
e-Tüm
dünyada yılda kaç kişi cinayete kurban gidiyor?
(cevap:
292 000 kişi)
f-Tüm
dünyada yılda kaç kişi uçak kazalarında ölüyor?
(cevap:
900 kişi)
Yukarıdaki
cevaplar Dünya Bankası’nın 1993 yılı raporuna ve CBS data’ya dayanmaktadır.
Bu cevaplardan elde edilen sonuç oldukça açıktır; eğer en emniyetli şekilde
yolculuk etmek istiyorsanız, uçmak en iyi seçenektir. Daha da ileri giderek
şunu söyleyebiliriz tüm hayatı boyunca dünya çevresini uçakla dolaşan bir
kişi, dünyanın herhangi bir yerinde ayakları yerde sağlamca duran bir
kişiden daha emniyettedir. J.M. Ramsden, 1977 yılında şöyle bir incelemede
bulunmuştur: 100 Avrupalı 370 yıl boyunca yılda 750 kilometre uçarsa ancak 1
tanesi uçak kazasında ölebilir. Unutmayalım 1977 yılından bu yana uçuş
emniyeti daha da artmıştır. Bu kişiler eğer arabayla seyahat ederlerse ölmek
için 133 yıl beklemeleri gerekecektir, motosikletle ise sadece 7 yıl. Birkaç
yıl sonra Ramsden bu çalışmayı yenilemiş, araba ve motosikletle seyahat
etmenin 1977 yılından bu yana daha az emniyetli hale geldiği sonucuna
varmıştır. Pek çok insanın kafası uçakların ne kadar emniyetli oldukları
konusunda karışıktır. Yollarda ölen insanların sayısı, uçak kazaları sonucu
ölenlerden daha fazladır. Hayatta yapabileceğimiz hiçbir şey % 100 emniyetli
değildir, buna uçmak da dahildir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da
%99.9999 hava yolcusu gidecekleri yere ulaşabilmektedir.

Uçmaktan
korkan pek çok kişinin türbülanstan korktuğunu görürüz. Bu kişiler için
türbülans, tehlike demektir. Oysa, türbülans düzensiz hava hareketidir. Bu
bir otobüsün bozuk yolda gitmesi gibi bir durumdur. Türbülans alçak
yüksekliklerde iniş ya da çıkışta yaşanmakta ve genellikle havadaki ısı
değişimleri nedeniyle oluşur. Uçaklar türbülansa dayanacak şekilde
yapılmışlardır. Türbülans bir emniyet sorunu değil, bir rahatlık sorunudur.
Türbülans başladığında, biraz sallanırız, okumak, yemek yada içmek zorlaşır,
emniyet kemerlerimizi bağlamamız gerekir, tuvalete gitmek için ayağa
kalkamayız (sallantı sonucu yolcular bir şeye çarpmasınlar diye kemerleri
bağlanır). Türbülans rahatı bozabilir ancak tehlikeli değildir. Uçağın
emniyetine bir tehdit oluşturmaz.
Uçarken
kendimize kalbimin çarpması, hızlı nefes almam v.s. tehlikeli değil sadece
rahatımı bozucu ifadelerini söyleyip, tekrarlarsak kaygı düzeyimiz
azalacaktır. Korkularımız hakkında konuşmak veya korkularımızı tuttuğumuz
günlüğe yazmak kaygımızı azaltmaya yardımcı yollardandır. Korktuğumuz durum
ve insanlardan uzaklaşmak başlangıçta biraz rahatlatıcı olsada, uzun vadede
problemi çözmeyecektir. Bu rahatlama geçicidir, korktuğumuz şeyden daha sık
kaçındıkça, sonunda onunla yüzleşmek daha zor hale gelecektir. Kaçındıkça,
hayatımızdaki diğer tedirgin olduğumuz şeylerden de kaçınmaya başlarız. Bu
da öz-güvenimizi olumsuz etkiler. “Öz-güven”, yapmak istediğimiz şeyleri
arzu ettiğimiz şekilde yapma sonucu oluşan tatmin edici duygu şeklinde
tanımlanabilir. Öz-güven nasıl kazanılır diye soracak olursak, bu sorunun
cevabı, yaparak ve yaptıklarımızı iyi yaptığımızı görerek öz-güvenimizi inşa
ederiz şeklindedir. Başka insanlar bize öz-güven veremez, gerçek öz-güven
kendi başarımızın ürünüdür.
Uçaklarda
uçuş emniyetini sağlamak için hiç bir şey şansa bırakılmamıştır. Uçak
personeli oldukça dikkatli bir şekilde eğitilmiştir. Bir kişinin Boeing 747
tipi bir uçağın kaptanı olabilmesi için uzun yılların geçmesi gerekmektedir.
Bir pilot meslek yaşamı boyunca kendini geliştirmek ve kanıtlamak
zorundadır. Pilotlar ne yaptıklarını gayet iyi bilirler.
Uçuştan
önce uçağın her yanı pilotlar ve uçuş mühendisi tarafından dikkatlice
kontrol edilir. Hava durumu hakkında detaylı bilgi alınır. Kalkış izni
kontrol kulesi tarafından verilir. Pilotlardan biri kalkışı
gerçekleştirirken diğeri her şeyin yolunda olup olmadığını sürekli kontrol
eder. Uçuş boyunca pilotlar sürekli olarak aletleri kontrol ederler, hava
trafik kontrol ile bağlantılarını sürdürürler. Kalkıştan sonra otomatik
pilot devreye girdiğinden pilotların işleri daha hafifler. İniş başladığında
işlerin yoğunluğu tekrar artar.
Uzun
uçuşlardan sonra, pilotların zorunlu olarak dinlenmeleri gereklidir.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü tarafından belirlenmiş çalışma ve
dinlenme kuralları vardır. Bu kuralların uygulanıp, uygulanmadığı ciddi bir
şekilde kontrol edilir. Pilotlar ortalama olarak yılda 1000 saat çalışırlar
bunun nedeni, işlerini yapabilmeleri için uygun durumda olmalarını
sağlamaktır.
Kabin
personeline “uçuş emniyeti” ile ilgili eğitim verilir. Kabin personeli
“ilkyardım” konusunda da eğitilmiştir. Kalp krizi, doğum yaptırma
konularında personel ne yapacağını bilir. Kabin personeli acil bir durumda
ne yapacağı hakkında eğitilmiştir. Uçuştan 1.5 saat önce kabin personeli
biraraya gelerek uçuş ile ilgili detayları tartışırlar. Uçak kalkarken ve
inerken kabin personeli kapıların ve acil çıkışların yanında oturur. Kaptan
pilota ve yardımcı pilota farklı yiyecekler verilir ve aynı anda yemezler.
Görüldüğü gibi hiç bir şey şansa bırakılmamıştır. Pilotlardan birinin
yiyecekten dolayı hasta olması bile düşünülmüş ve bu olasılık ortadan
kaldırılmıştır.
Hava
trafik kontrolün görevi uçakları izleyecekleri yolda yönlendirmek ve
uçakların birbirlerine çok yakınlaşmalarını önlemektir. Her ülkenin kendi
hava trafik kontrolü vardır. Farklı kontrol merkezleri birbirleriyle irtibat
halindedirler. Tüm iletişim İngilizce olarak gerçekleştirilir. Yolcu
uçaklarında hava durumu radarı da bulunur. Böylece pilot hava durumu ile
ilgili önceden bilgi edinip, yolunu değiştirebilir. Ancak herhangi bir yol
değişikliği öncelikle hava trafik kontrol tarafından onaylanmalıdır.
Kuledeki hava trafik kontrolörleri dikkatle seçilir, yoğun bir eğitim ve
deneyim birikimine sahiptirler.
Uçarken
kendimizi rahat hissetmemize yardımcı olacak bir diğer gerçek, bir uçağın
tüm motorlarının aynı anda havada bozulmasının pratik olarak imkansız
olduğudur. Böyle bir şey olsa bile uçak havada süzülmeye devam eder ve
kontrol altında kalır. Tüm motorları havada aniden duran bir uçak 150-250 km
havada gider. Bu da pilotlara emniyetli bir iniş yeri bulmak için yeterli
zamanı sağlar. Modern jet motorlarının tümünün aynı anda durma olasılığı 1
Milyar uçuş saatinde 1’dir.
Tek motoru dursa bile uçak yükselebilir ve hedefine kolaylıkla varabilir.

Bazen
yolcular motorlardaki arızanın yıldırım nedeniyle oluşabileceğini sanırlar.
Bu yanlıştır. Uçağın içindeki yolcuların yıldırımlı fırtınalardan
korkmalarına gerek yoktur. Eğer yıldırım uçağa düşerse, voltaj uçağın dış
yüzeyinde kalır ve havaya akıp gider. Uçağın içindekiler hiçbir şekilde
etkilenmezler.
Kendimize,
korkumuza dayanmak ve onunla etkili bir şekilde başa çıkabilmek için ne
yaptığımızı sormamız yararlıdır. Örneğin, kaygılı ya da gergin olduğumuzda
kendimizi daha iyi hissetmek için ne yapıyoruz?. Alacağımız eğitimle uçarken
rahatlama yöntemlerini öğrenmek yararlıdır. Progresif gevşeme egzersizleri
uçmadan önceki günlerde günde 1 yada 2 kere uygulanabilir. Rahatlama
kasetlerinden faydalanılabilir.
Uçmak ile
ilgili düşüncelerimizin ne derece gerçekçi olduğu üzerinde düşünmemiz
yararlıdır. Acaba düşüncelerimiz uçma korkumuzu azaltmaya yardım ediyor mu
yoksa tam tersi mi oluyor?. Örneğin, türbülans tehlikelidir şeklinde bir
inancımız varsa, kendimize, “dur! çünkü bu doğru değil, türbülansta uçmak
tehlikeli değildir” demek rahatlatıcıdır. Düşüncelerimizi değiştirmezsek
uçmaktan korkmamız kaçınılmaz olacaktır. Kendimize uçakların güçlü ve esnek
yapıldıklarını, şoklara dayanıklı olduklarını söylememiz ve tekrar etmemiz
faydalıdır. Uçma ile ilgili düşüncelerimizi tek tek inceleyip, gerçekçi
olmayanları gerçekçi olanlarla değiştirmeliyiz. Böylelikle hava yolculuğu
ile ilgili daha gerçekçi bir tutuma sahip olabiliriz. Uçarken yaşadığınız
duyguları ve heyecanı kabul etmeye çalışın.

Uçma ile
ilgili 10-15 tane korktuğunuz durumu en az korktuğunuz durumdan en çok
korktuğunuz duruma doğru liste halinde yazın. Örneğin, türbülanstan korkan
bir kişi listesini oluştururken, birinci sıraya evimdeyim, uçakları ve
havaalanını düşünüyorum durumunu koyarken, onbeşinci sıraya ise türbülansta
sallanan bir uçağın içinde uçuyorum durumunu koyabilir. Her durumu
zihninizde canlandırmanız önemlidir. Daha sonra, listenizi tek tek
inceleyin. Düşüncelerinizin gerçekçi olup olmadığına bakın. Her bir durum
için kendinize şunları sorun:
Bu durum
ile ilgili düşüncelerim gerçekçi mi yani gerçeğe mi dayanıyor? Rahat ve hoş
bir uçuş geçirme hedefime ulaşmama yardımcı mı? Endişeli duygularımı ve
gerginliğimi önlememe yardımcı mı?

Eğer
cevaplarınızdan biri “hayır” ise, düşüncelerinizi gerçekçi olanlarla
değiştirin ve bunları yazın. Daha sonra, gevşeme egzersizinizi yapın.
Rahatladıktan sonra, kendinizi listenizin başındaki birinci durumun içinde
hayal edin. Beş dakika boyunca bu durumu zihninizde canlandırın. Bunu
yaparken, durum ile ilgili doğru, gerçekçi düşünceleri hatırlayın. Eğer
geriliminiz artarsa tekrar rahatlamaya odaklanın. Rahatladıktan sonra tekrar
başlayın. Bu durumu 3 kere 5 dakikalık sürelerde gerilimsiz olarak
yaşadıktan sonra diğer duruma geçin. Tüm listeyi bu şekilde çalışın. Daha
sonra bu durumların gerçeğini gerçek hayatta yaşamaya başlayın örneğin,
gerçekten hava alanına gitmek gibi. Pratik ettikçe, işler kolaylaşacaktır.
Her adımda rahatlamış olmaya ve rahat nefes almaya çalışın. Kendinizi belli
bir durumu hayal ederken sakin tutabilirseniz, bunu gerçekte de
yapabilirsiniz. Rahatlamayı öğrenmek zaman alır ancak kendinizi zorlamadan
öğrenmeye çalışmakta yarar vardır. Kaygılı düşünceler zihninize geldiğinde,
dikkatinizi başka bir noktaya yöneltmek kaygıyla başa çıkmada yardımcı
yollardandır. Uçakta çevrenizde olup bitenlere dikkatinizi yöneltmek
örneğin, fotoğraf çekmek, diğer insanları gözlemlemek gibi; zihinsel
etkinlikte bulunmak bulmaca çözmek gibi; fiziksel etkinlikte bulunmak
çizmek, yazmak, yemek yemek gibi dikkati başka yöne yönlendirme
yollarındandır.
Olaylar
değil onları yorumlayış şeklimiz önem taşır. Kendimizi iyi, kötü, endişeli
ya da nötr hissetmemiz iyi, kötü, endişeli yada nötr düşüncelerimizle
ilgilidir. Olaylara yönelttiğimiz yorumlarımızın ve bunların neden olduğu
duygusal/davranışsal sonuçların farkında olmamız işimizi kolaylaştıracaktır
[2], [3], [4].
Rasyonel
(akılcı) düşünceler 4 özelliğe sahiptir: Objektif gerçeğe dayanırlar,
hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olurlar, başkalarıyla istenmeyen
çatışmaların önlenmesine yardımcı olurlar, iç dünyamızda çatışmaların ve
istenmeyen duyguların oluşumunun önlenmesine katkıda bulunurlar.
Düşüncelerimizi bu kriterler doğrultusunda inceleyip, ne kadar akılcı veya
akılcılıktan uzak olduklarını değerlendirmemiz yararlıdır.
Akılcı ve
gerçekçi düşünmek demek hiç duygu yaşamamak demek değil, hissetmek
istediklerimizi daha yoğun yaşamak ve hissetmek istemediklerimizi daha az
yaşamak anlamına gelmektedir. Daha gerçekçi düşünme ve davranma için
öncelikle zaman harcamalıyız ancak bundan sonra daha iyi hissetmeye ve
davranmaya başlayabiliriz.
Endişelendiğimiz olayı yazmak, olayla ilgili düşünce, duygu ve
davranışlarımızı yazmak bunları akılcı düşüncelerle değiştirdikten sonra
duygu ve düşüncelerimizi tekrar yazmak ve bunu kaygılı düşüncelerimizle başa
çıkmak için düzenli uygulamak oldukça yararlı bir yoldur.
Korkumuzu
inkar etmek yerine kabul etmek, ondan kaçmamayı öğrenmek, korkumuzu yenene
kadar uğraşmak bizleri daha mutlu, amaçlarımızı daha fazla
gerçekleştirebileceğimiz anlamlı bir yaşama yönlendirecektir. Korkumuzun
üzerine gitmek başta güç ve yavaş olabilir ancak
yeterince
uğraştığımızda
değişimi biz ve çevremiz
görebileceğiz. Başlangıçtaki küçük başarılar ileride daha büyük başarılara
temel hazırlayacaktır. Başarımız
sonucunda bunun farkına varıp
kendimizi kutlamamız ve ödüllendirmemiz önemlidir. Etrafınızı
başarılarınızdan haberdar edin. Başarılarımızı küçümsemek yerine olumlu
düşüncelerle onları takdir ve teşvik edebilmemiz önemlidir. Teşvik, tenkit
etmekten çok daha etkilidir çünkü kendimizi çok daha iyi hissederiz. Bu
nedenle kendimize saygılı olup, kendimizi sabırla teşvik etmek önemlidir.
Korkumuzu yenmeyi başarana kadar tekrar tekrar çabalamamız gerekir.
Yukarıda
vurgulanan noktalar şu şekilde özetlenebilir:
1-
Vücudumuzda hissettiğimiz fiziksel korku reaksiyonları kalp çarpıntısı gibi
tehlikeli değildir sadece yorucu ve sıkıcıdır
2- “Şu
anda gerçekten tehlikede miyim?”. Hayır sadece düşüncelerim endişeli.
3-
Kaçmayacağım!. Eğer beklersem, korkum yok olacak ya da en azından azalacak.
Kendinize şunları söyleyebilirsiniz; “evet terliyorum, kalbim çarpıyor,
vücudumda epey gerginlik var, epey enerji harcıyorum. Ancak bu vücuduma
zarar vermez. Düşüncelerim gerginliğe yol açıyor.” Bunları kendimize
tekrarladığımızda vücudumuzun normal haline dönmeye başladığını göreceğiz.
4- Kaçmak
yerine, bu endişeli anları korkumu yenmeyi daha iyi öğrenmek için
harcayacağım. Yavaş, sakin ve karnımdan nefes alabilirim. Burnumdan nefes
alıp üçe kadar sayıp ağzımdan nefes verebilirim. Tekrar üçe kadar sayıp
nefes alabilirim. Beş dakika kadar bu uygulamayı yapacağım. Durmayacağım,
tekrar sakinleşinceye kadar devam edeceğim.
5-
Kaslarıma göz atacağım. Eğer bir gerginlik varsa, o kası sıkacağım, üçe
kadar sayıp ağzımdan nefes verip gevşeteceğim.
6- Olumlu
bir etkinlik yapacağım. Diğer insanlarla konuşabilirim, bulmaca çözebilirim,
mektup yazabilirim gibi.
7-
Endişeli düşüncelerimi dikkatle inceleyeceğim. Her düşünceyi yazacağım ve
hemen karşısına akılcı, gerçekçi bir diğer düşünceyi yazacağım. Kendime
olumsuz düşünce veya senaryolarla eziyet etmeyeceğim.
Eğer
uçakta yanımızdaki kişi uçmaktan korkuyorsa ona yardımcı olabilmek için
öncelikle onun duygularını anladığımızı ifade etmemiz önemlidir. Daha sonra
o kişiye destek olabilmek ve onu sakinleştirebilmek için korkusu hakkında
konuşmak, sempati duyup, fiziksel olarak rahatlatmaya çalışmak (sarılmak,
sıvazlamak, dokunmak gibi) yararlı olacaktır.

Kendimizi
korktuğumuz için yargılamamak, düşüncelerimizin farkına varıp rahatlamak
işleri kolaylaştırıcı ve yapıcı adımlardır. Bizleri daha mutlu, daha
verimli, kontrolün daha fazla elimizde olduğu bir yaşama daha da
yakınlaştıracaktır. Korkumuzu kendi çabalarımızla aşamıyorsak, profesyonel
yardıma başvurmak olgun, medeni ve sağlıklı bir davranış olacaktır. Bu
çalışmada uçakla seyahat ederken yolculara yardımcı olabilecek ipuçlarına
değinildi. Bu çalışmanın uçuş kaygımızla başa çıkmada bizlere yardımcı
olabilecek kapıları aralamasını dilerim.
Kaynaklar:
[1] Gerwen, van L.J.A. (1999).
Help, I’ve got to fly! Six steps towards comfortable flying Help for nervous
flyers.
Leiden: The VALK Foundation.
[2] Fantino, E. ve Reynolds, G.S. (1975).
Introduction to contemporary psychology.
San Francisco: W. H. Freeman and Company.
[3] Baltaş, A. ve Baltaş, Z. (1987).
Stres ve başaçıkma yolları
(3.baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.
[4] Cüceloğlu, D. (1992).
İnsan ve davranışı.
(3.basım).
İstanbul: Remzi kitabevi.
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Leyla
Fetihi,
Marmara
Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı,
Öğretim Üyesidir.
Boğaziçi Üniversitesi,
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı.
Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek
Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research
Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim
Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel
Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi aldı.
Yrd. Doç.
Dr. Leyla Fetihi, Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine
Mühendisliği bölümünde yarı-zamanlı öğretim üyesi olarak sosyal konuları
içeren seçmeli dersler vermektedir. E-posta:
leylafetih@hotmail.com
|