Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Yrd. Doç. Leyla Fetihi

13 Nisan 2008 TSİ 21:20

Uçak ve Uçmak

“Stichting VALK” kurumundan Lucas van Gerwen tarafından hazırlanan “Yardım edin! Uçağa binmem gerekiyor” (“Help, I have got to fly!”) [1] adlı kitapta uçarken rahatsızlık duyan, uçaklar hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenlere yararlı olabilecek aşağıdaki bilgilere rastlanmaktadır. Altı yaşındaki bir erkek çocuğuna büyüyünce ne olmak istiyorsun diye sorsak, “pilot” olmak istediğini söyleme olasılığı yüksek olacaktır, küçük kızlar ise “hostes” olmayı bu yaşlarda oldukça sevmektedirler. Anlaşılan küçük yaşlarda uçmak ilgi çekicidir, uçuş korkusu ise söz konusu bile değildir. Ancak araştırma sonuçlarına göre insanların %35’i er ya da geç uçuş korkusu yaşayacaklardır. Uçuş korkusu hayatı sınırlayan, rahatsız edici bir problemdir. Hayatta yapılan her şeyin belirli bir riski vardır. Biz ancak kendimizi kontrol edebiliriz, uçağı ya da havayı değil. 

Acaba uçmak gerçekten ne kadar tehlikelidir? Bu soruya cevap ararken şu cevapları bulmaya çalışalım:

a-Tüm dünyada yılda kaç kişi trafik kazalarında, evde, işte v.s. ölüyor?

(cevap: 4 227 000 kişi)

b-Tüm dünyada yılda kaç kişi araba ya da motosiklet kazalarında ölüyor?

(cevap: 856 000 kişi)

c-Tüm dünyada  yılda kaç kişi yangında ölüyor?

(cevap: 100 000 kişi)

d-Tüm dünyada yılda kaç kişi boğuluyor?

(cevap: 384 000 kişi)

e-Tüm dünyada yılda kaç kişi cinayete kurban gidiyor?

(cevap: 292 000 kişi)

f-Tüm dünyada yılda kaç kişi uçak kazalarında ölüyor?

(cevap: 900 kişi) 

Yukarıdaki cevaplar Dünya Bankası’nın 1993 yılı raporuna ve CBS data’ya dayanmaktadır.  Bu cevaplardan elde edilen sonuç oldukça açıktır; eğer en emniyetli şekilde yolculuk etmek istiyorsanız, uçmak en iyi seçenektir. Daha da ileri giderek şunu söyleyebiliriz tüm hayatı boyunca dünya çevresini uçakla dolaşan bir kişi, dünyanın herhangi bir yerinde ayakları yerde sağlamca duran bir kişiden daha emniyettedir. J.M. Ramsden, 1977 yılında şöyle bir incelemede bulunmuştur: 100 Avrupalı 370 yıl boyunca yılda 750 kilometre uçarsa ancak 1 tanesi uçak kazasında ölebilir. Unutmayalım 1977 yılından bu yana uçuş emniyeti daha da artmıştır. Bu kişiler eğer arabayla seyahat ederlerse ölmek için 133 yıl beklemeleri gerekecektir, motosikletle ise sadece 7 yıl. Birkaç yıl sonra Ramsden bu çalışmayı yenilemiş, araba ve motosikletle seyahat etmenin 1977 yılından bu yana daha az emniyetli hale geldiği sonucuna varmıştır. Pek çok insanın kafası uçakların ne kadar emniyetli oldukları konusunda karışıktır. Yollarda ölen insanların sayısı, uçak kazaları sonucu ölenlerden daha fazladır. Hayatta yapabileceğimiz hiçbir şey % 100 emniyetli değildir, buna uçmak da dahildir. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa'da %99.9999 hava yolcusu gidecekleri yere ulaşabilmektedir. 

Uçmaktan korkan pek çok kişinin türbülanstan korktuğunu görürüz. Bu kişiler için türbülans, tehlike demektir. Oysa, türbülans düzensiz hava hareketidir. Bu bir otobüsün bozuk yolda gitmesi gibi bir durumdur. Türbülans alçak yüksekliklerde iniş ya da çıkışta yaşanmakta ve genellikle havadaki ısı değişimleri nedeniyle oluşur. Uçaklar türbülansa dayanacak şekilde yapılmışlardır. Türbülans bir emniyet sorunu değil, bir rahatlık sorunudur. Türbülans başladığında, biraz sallanırız, okumak, yemek yada içmek zorlaşır, emniyet kemerlerimizi bağlamamız gerekir, tuvalete gitmek için ayağa kalkamayız (sallantı sonucu yolcular bir şeye çarpmasınlar diye kemerleri bağlanır). Türbülans rahatı bozabilir ancak tehlikeli değildir. Uçağın emniyetine bir tehdit oluşturmaz.

Uçarken kendimize kalbimin çarpması, hızlı nefes almam v.s. tehlikeli değil sadece rahatımı bozucu ifadelerini söyleyip, tekrarlarsak kaygı düzeyimiz azalacaktır. Korkularımız hakkında konuşmak veya korkularımızı tuttuğumuz günlüğe yazmak kaygımızı azaltmaya yardımcı yollardandır. Korktuğumuz durum ve insanlardan uzaklaşmak başlangıçta biraz rahatlatıcı olsada, uzun vadede problemi çözmeyecektir. Bu rahatlama geçicidir, korktuğumuz şeyden daha sık kaçındıkça, sonunda onunla yüzleşmek daha zor hale gelecektir. Kaçındıkça, hayatımızdaki diğer tedirgin olduğumuz şeylerden de kaçınmaya başlarız. Bu da öz-güvenimizi olumsuz etkiler. “Öz-güven”, yapmak istediğimiz şeyleri arzu ettiğimiz şekilde yapma sonucu oluşan tatmin edici duygu şeklinde tanımlanabilir. Öz-güven nasıl kazanılır diye soracak olursak, bu sorunun cevabı, yaparak ve yaptıklarımızı iyi yaptığımızı görerek öz-güvenimizi inşa ederiz şeklindedir. Başka insanlar bize öz-güven veremez, gerçek öz-güven kendi başarımızın ürünüdür. 

Uçaklarda uçuş emniyetini sağlamak için hiç bir şey şansa bırakılmamıştır. Uçak personeli oldukça dikkatli bir şekilde eğitilmiştir. Bir kişinin Boeing 747 tipi bir uçağın kaptanı olabilmesi için uzun yılların geçmesi gerekmektedir. Bir pilot meslek yaşamı boyunca kendini geliştirmek ve kanıtlamak zorundadır. Pilotlar ne yaptıklarını gayet iyi bilirler.  

Uçuştan önce uçağın her yanı pilotlar ve uçuş mühendisi tarafından dikkatlice kontrol edilir. Hava durumu hakkında detaylı bilgi alınır. Kalkış izni kontrol kulesi tarafından verilir. Pilotlardan biri kalkışı gerçekleştirirken diğeri her şeyin yolunda olup olmadığını sürekli kontrol eder. Uçuş boyunca pilotlar sürekli olarak aletleri kontrol ederler, hava trafik kontrol ile bağlantılarını sürdürürler. Kalkıştan sonra otomatik pilot devreye girdiğinden pilotların işleri daha hafifler. İniş başladığında işlerin yoğunluğu tekrar artar.  

Uzun uçuşlardan sonra, pilotların zorunlu olarak dinlenmeleri gereklidir. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü tarafından belirlenmiş çalışma ve dinlenme kuralları vardır. Bu kuralların uygulanıp, uygulanmadığı ciddi bir şekilde kontrol edilir. Pilotlar ortalama olarak yılda 1000 saat çalışırlar bunun nedeni, işlerini yapabilmeleri için uygun durumda olmalarını sağlamaktır. 

Kabin personeline “uçuş emniyeti” ile ilgili eğitim verilir. Kabin personeli “ilkyardım” konusunda da eğitilmiştir. Kalp krizi, doğum yaptırma konularında personel ne yapacağını bilir. Kabin personeli acil bir durumda ne yapacağı hakkında eğitilmiştir. Uçuştan 1.5 saat önce kabin personeli biraraya gelerek uçuş ile ilgili detayları tartışırlar. Uçak kalkarken ve inerken kabin personeli kapıların ve acil çıkışların yanında oturur. Kaptan pilota ve yardımcı pilota farklı yiyecekler verilir ve aynı anda yemezler. Görüldüğü gibi hiç bir şey şansa bırakılmamıştır. Pilotlardan birinin yiyecekten dolayı hasta olması bile düşünülmüş ve bu olasılık ortadan kaldırılmıştır. 

Hava trafik kontrolün görevi uçakları izleyecekleri yolda yönlendirmek ve uçakların birbirlerine çok yakınlaşmalarını önlemektir. Her ülkenin kendi hava trafik kontrolü vardır. Farklı kontrol merkezleri birbirleriyle irtibat halindedirler. Tüm iletişim İngilizce olarak gerçekleştirilir. Yolcu uçaklarında hava durumu radarı da bulunur. Böylece pilot hava durumu ile ilgili önceden bilgi edinip, yolunu değiştirebilir. Ancak herhangi bir yol değişikliği öncelikle hava trafik kontrol tarafından onaylanmalıdır. Kuledeki hava trafik kontrolörleri dikkatle seçilir, yoğun bir eğitim ve deneyim birikimine sahiptirler. 

Uçarken kendimizi rahat hissetmemize yardımcı olacak bir diğer gerçek, bir uçağın tüm motorlarının aynı anda havada bozulmasının pratik olarak imkansız olduğudur. Böyle bir şey olsa bile uçak havada süzülmeye devam eder ve kontrol altında kalır. Tüm motorları havada aniden duran bir uçak 150-250 km havada gider. Bu da pilotlara emniyetli bir iniş yeri bulmak için yeterli zamanı sağlar. Modern jet motorlarının tümünün aynı anda durma olasılığı 1 Milyar uçuş saatinde 1’dir. Tek motoru dursa bile uçak yükselebilir ve hedefine kolaylıkla varabilir. 

Bazen yolcular motorlardaki arızanın yıldırım nedeniyle oluşabileceğini sanırlar. Bu yanlıştır. Uçağın içindeki yolcuların yıldırımlı fırtınalardan korkmalarına gerek yoktur. Eğer yıldırım uçağa düşerse, voltaj uçağın dış yüzeyinde kalır ve havaya akıp gider. Uçağın içindekiler hiçbir şekilde etkilenmezler. 

Kendimize, korkumuza dayanmak ve onunla etkili bir şekilde başa çıkabilmek için ne yaptığımızı sormamız yararlıdır. Örneğin, kaygılı ya da gergin olduğumuzda kendimizi daha iyi hissetmek için ne yapıyoruz?. Alacağımız eğitimle uçarken rahatlama yöntemlerini öğrenmek yararlıdır. Progresif gevşeme egzersizleri uçmadan önceki günlerde günde 1 yada 2 kere uygulanabilir. Rahatlama kasetlerinden faydalanılabilir.  

Uçmak ile ilgili düşüncelerimizin ne derece gerçekçi olduğu üzerinde düşünmemiz yararlıdır. Acaba düşüncelerimiz uçma korkumuzu azaltmaya yardım ediyor mu yoksa tam tersi mi oluyor?. Örneğin, türbülans tehlikelidir şeklinde bir inancımız varsa, kendimize, “dur! çünkü bu doğru değil, türbülansta uçmak tehlikeli değildir” demek rahatlatıcıdır. Düşüncelerimizi değiştirmezsek uçmaktan korkmamız kaçınılmaz olacaktır. Kendimize uçakların güçlü ve esnek yapıldıklarını, şoklara dayanıklı olduklarını söylememiz ve tekrar etmemiz faydalıdır. Uçma ile ilgili düşüncelerimizi tek tek inceleyip, gerçekçi olmayanları gerçekçi olanlarla  değiştirmeliyiz. Böylelikle hava yolculuğu ile ilgili daha gerçekçi bir tutuma sahip olabiliriz. Uçarken yaşadığınız duyguları ve heyecanı kabul etmeye çalışın.  

Uçma ile ilgili 10-15 tane korktuğunuz durumu en az korktuğunuz durumdan en çok korktuğunuz duruma doğru liste halinde yazın. Örneğin, türbülanstan korkan bir kişi listesini oluştururken, birinci sıraya evimdeyim, uçakları ve havaalanını düşünüyorum durumunu koyarken, onbeşinci sıraya ise türbülansta sallanan bir uçağın içinde uçuyorum durumunu koyabilir. Her durumu zihninizde canlandırmanız önemlidir. Daha sonra, listenizi tek tek inceleyin. Düşüncelerinizin gerçekçi olup olmadığına bakın. Her bir durum için kendinize şunları sorun: 

Bu durum ile ilgili düşüncelerim gerçekçi mi yani gerçeğe mi dayanıyor? Rahat ve hoş bir uçuş geçirme hedefime ulaşmama yardımcı mı? Endişeli duygularımı ve gerginliğimi önlememe yardımcı mı? 

Eğer cevaplarınızdan biri “hayır” ise, düşüncelerinizi gerçekçi olanlarla değiştirin ve bunları yazın. Daha sonra, gevşeme egzersizinizi yapın. Rahatladıktan sonra, kendinizi listenizin başındaki birinci durumun içinde hayal edin. Beş dakika boyunca bu durumu zihninizde canlandırın. Bunu yaparken, durum ile ilgili doğru, gerçekçi düşünceleri hatırlayın. Eğer geriliminiz artarsa tekrar rahatlamaya odaklanın. Rahatladıktan sonra tekrar başlayın. Bu durumu 3 kere 5 dakikalık sürelerde gerilimsiz olarak yaşadıktan sonra diğer duruma geçin. Tüm listeyi bu şekilde çalışın. Daha sonra bu durumların gerçeğini gerçek hayatta yaşamaya başlayın örneğin, gerçekten hava alanına gitmek gibi. Pratik ettikçe, işler kolaylaşacaktır. Her adımda rahatlamış olmaya ve rahat nefes almaya çalışın. Kendinizi belli bir durumu hayal ederken sakin tutabilirseniz, bunu gerçekte de yapabilirsiniz. Rahatlamayı öğrenmek zaman alır ancak kendinizi zorlamadan öğrenmeye çalışmakta yarar vardır. Kaygılı düşünceler zihninize geldiğinde, dikkatinizi başka bir noktaya yöneltmek kaygıyla başa çıkmada yardımcı yollardandır. Uçakta çevrenizde olup bitenlere dikkatinizi yöneltmek örneğin, fotoğraf çekmek, diğer insanları gözlemlemek gibi; zihinsel etkinlikte bulunmak bulmaca çözmek gibi; fiziksel etkinlikte bulunmak çizmek, yazmak, yemek yemek gibi dikkati başka yöne yönlendirme yollarındandır.  

Olaylar değil onları yorumlayış şeklimiz önem taşır. Kendimizi iyi, kötü, endişeli ya da nötr hissetmemiz iyi, kötü, endişeli yada nötr düşüncelerimizle ilgilidir. Olaylara yönelttiğimiz yorumlarımızın ve bunların neden olduğu duygusal/davranışsal sonuçların farkında olmamız işimizi kolaylaştıracaktır [2], [3], [4].   

Rasyonel (akılcı) düşünceler 4 özelliğe sahiptir: Objektif gerçeğe dayanırlar, hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olurlar, başkalarıyla istenmeyen çatışmaların önlenmesine yardımcı olurlar, iç dünyamızda çatışmaların ve istenmeyen duyguların oluşumunun önlenmesine katkıda bulunurlar. Düşüncelerimizi bu kriterler doğrultusunda inceleyip, ne kadar akılcı veya akılcılıktan uzak olduklarını değerlendirmemiz yararlıdır.  

Akılcı ve gerçekçi düşünmek demek hiç duygu yaşamamak demek değil, hissetmek istediklerimizi daha yoğun yaşamak ve hissetmek istemediklerimizi daha az yaşamak anlamına gelmektedir. Daha gerçekçi düşünme ve davranma için öncelikle zaman harcamalıyız ancak bundan sonra daha iyi hissetmeye ve davranmaya başlayabiliriz.  

Endişelendiğimiz olayı yazmak, olayla ilgili düşünce, duygu ve davranışlarımızı yazmak bunları akılcı düşüncelerle değiştirdikten sonra duygu ve düşüncelerimizi tekrar yazmak ve bunu kaygılı düşüncelerimizle başa çıkmak için düzenli uygulamak oldukça yararlı bir yoldur.   

Korkumuzu inkar etmek yerine kabul etmek, ondan kaçmamayı öğrenmek, korkumuzu yenene kadar uğraşmak bizleri daha mutlu, amaçlarımızı daha fazla gerçekleştirebileceğimiz anlamlı bir yaşama yönlendirecektir. Korkumuzun üzerine gitmek başta güç ve yavaş olabilir ancak yeterince uğraştığımızda değişimi biz ve çevremiz görebileceğiz. Başlangıçtaki küçük başarılar ileride daha büyük başarılara temel hazırlayacaktır. Başarımız sonucunda bunun farkına varıp kendimizi kutlamamız ve ödüllendirmemiz önemlidir. Etrafınızı başarılarınızdan haberdar edin. Başarılarımızı küçümsemek yerine olumlu düşüncelerle onları takdir ve teşvik edebilmemiz önemlidir. Teşvik, tenkit etmekten çok daha etkilidir çünkü kendimizi çok daha iyi hissederiz. Bu nedenle kendimize saygılı olup, kendimizi sabırla teşvik etmek önemlidir. Korkumuzu yenmeyi başarana kadar tekrar tekrar çabalamamız gerekir. 

Yukarıda vurgulanan noktalar şu şekilde özetlenebilir:

1- Vücudumuzda hissettiğimiz fiziksel korku reaksiyonları kalp çarpıntısı gibi tehlikeli değildir sadece yorucu ve sıkıcıdır

2- “Şu anda gerçekten tehlikede miyim?”. Hayır sadece düşüncelerim endişeli.

3- Kaçmayacağım!. Eğer beklersem, korkum yok olacak ya da en azından azalacak. Kendinize şunları söyleyebilirsiniz; “evet terliyorum, kalbim çarpıyor, vücudumda epey gerginlik var, epey enerji harcıyorum. Ancak bu vücuduma zarar vermez. Düşüncelerim gerginliğe yol açıyor.” Bunları kendimize tekrarladığımızda vücudumuzun normal haline dönmeye başladığını göreceğiz.

4- Kaçmak yerine, bu endişeli anları korkumu yenmeyi daha iyi öğrenmek için harcayacağım. Yavaş, sakin ve karnımdan nefes alabilirim. Burnumdan nefes alıp üçe kadar sayıp ağzımdan nefes verebilirim. Tekrar üçe kadar sayıp nefes alabilirim. Beş dakika kadar bu uygulamayı yapacağım. Durmayacağım, tekrar sakinleşinceye kadar devam edeceğim.

5- Kaslarıma göz atacağım. Eğer bir gerginlik varsa, o kası sıkacağım, üçe kadar sayıp ağzımdan nefes verip gevşeteceğim.

6- Olumlu bir etkinlik yapacağım. Diğer insanlarla konuşabilirim, bulmaca çözebilirim, mektup yazabilirim gibi.

7- Endişeli düşüncelerimi dikkatle inceleyeceğim. Her düşünceyi yazacağım ve hemen karşısına akılcı, gerçekçi bir diğer düşünceyi yazacağım. Kendime olumsuz düşünce veya senaryolarla eziyet etmeyeceğim.  

Eğer uçakta yanımızdaki kişi uçmaktan korkuyorsa ona yardımcı olabilmek için öncelikle onun duygularını anladığımızı ifade etmemiz önemlidir. Daha sonra o kişiye destek olabilmek ve onu sakinleştirebilmek için korkusu hakkında konuşmak, sempati duyup, fiziksel olarak rahatlatmaya çalışmak (sarılmak, sıvazlamak, dokunmak gibi) yararlı olacaktır.  

Kendimizi korktuğumuz için yargılamamak, düşüncelerimizin farkına varıp rahatlamak işleri kolaylaştırıcı ve yapıcı adımlardır. Bizleri daha mutlu, daha verimli, kontrolün daha fazla elimizde olduğu bir yaşama daha da yakınlaştıracaktır. Korkumuzu kendi çabalarımızla aşamıyorsak, profesyonel yardıma başvurmak olgun, medeni ve sağlıklı bir davranış olacaktır. Bu çalışmada uçakla seyahat ederken yolculara yardımcı olabilecek ipuçlarına değinildi. Bu çalışmanın uçuş kaygımızla başa çıkmada bizlere yardımcı olabilecek kapıları aralamasını dilerim.


Kaynaklar:

[1] Gerwen, van L.J.A. (1999). Help, I’ve got to fly! Six steps towards comfortable flying Help for nervous flyers.  Leiden: The VALK Foundation.

[2] Fantino, E. ve Reynolds, G.S. (1975). Introduction to   contemporary psychology. San Francisco: W. H. Freeman and Company.

[3] Baltaş, A. ve Baltaş, Z. (1987). Stres ve başaçıkma yolları (3.baskı). İstanbul: Remzi Kitabevi.

[4] Cüceloğlu, D. (1992). İnsan ve davranışı. (3.basım). İstanbul: Remzi kitabevi.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Leyla Fetihi, Marmara Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı, Öğretim Üyesidir. Boğaziçi Üniversitesi, Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı. Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi  aldı. Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi, Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine Mühendisliği bölümünde yarı-zamanlı öğretim üyesi olarak sosyal konuları içeren seçmeli dersler vermektedir. E-posta: leylafetih@hotmail.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  8 Eylül 2008 TSİ 01:00