|
Yazar:
Yrd. Doç. Dr. Leyla Fetihi
Akademik
Makale,
İstanbul
-
Şubat 2008
Çocukların
Oyununu Etkileyen Faktörler
Çocuklar boşlukta oynamaz.
Yetişkinler, çocuklarla kuracakları ilişkiler ve oyunun olacağı ortamı
düzenleme yoluyla, çocukların oyunlarında değişiklikler yapabilirler.
Acaba oyunun oynandığı
ortam nasıl olmalıdır?
a) Çocukların ilgilerini
çeken materyaller, bilinen arkadaşlar, oyuncaklar ve materyaller olmalı.
b) Çocuklar ortamda
bulunan seçeneklerden istediklerini seçmede serbest olmalıdır.
c) Çocukların rahat ve
güvenli hissetmelerini sağlayıcı bir atmosfer ve
d) Çocukların yorgun, aç,
hasta, stresli olmalarını engelleyici bir program olmalıdır.
ÇOCUKLAR
Gelişim düzeyi: Çocukların
oyun oynayabilmeleri için oyun için gerekli fiziksel, kognitif, sosyal,
duygusal yeteneklere sahip olmaları gerekir.
Çocuklar olgunlaştıkça
oyunlarında da farklılık görülecektir.
Bireysel farklılıklar (her
çocuk farklıdır): Çocuklar
sadece çevrelerinde yaşadıkları deneyimlere uygun nesneleri ve olayları
kullanabilir, yapabilir, görebilir, dokunabilir veya hayal edebilir.
Çocuklar seçicidirler: Her
çocuğun sevdiği oyuncakları ve insanlar vardır. Çocuklar geçmiş
deneyimlerine uygunluk gösteren oyuncakları seçerler. Çocukların oyuncak
seçimleri büyük bir olasılıkla o anki ihtiyaçlarıyla ilgilidir. Çocuklar
ilgilerini çeken oyuncaklardan tatmin duyarken çok basit veya çok karmaşık
bir oyuncaktan aynı tadı almayacaklardır.
Oyuncakların ilgi çekici
olması çocukların gelişimleri ve ruh halleriyle ilgilidir.
Çocuklar uygun ruh halinde
olmalılar: Oyun
genellikle çocuklar normal bir ruh halinde oldukları zaman olur. Aşırı yoğun
duygular içinde olduklarında ise olmaz.
Örneğin: bir ameliyattan
sonra çocuklar yaklaşık bir hafta oyuncak ameliyat oyuncaklarıyla oynamayı
reddederler.
Ruh hali çocukların
güvenlik duygusuyla da ilgilidir.
Hutt, 1976 bulmuştur ki
çocuklar yeni bir oyun ortamında oldukları zaman daha heyecanlıdırlar ve
daha çok araştırıcı bir davranış sergilerler. Bu araştırıcı davranışı da
başkalarının yanındayken daha çok gösteriyorlar. Annelerine güvenli bir
şekilde bağlı bebeklerin daha fazla araştırdıkları görülmüştür.
Çocukların oyun stilleri
değişir: Çocukların
karakter özellikleri oyun stillerini etkiler.
Cinsiyet farklılıkları
vardır:
12 aylık çocuklarda oyunlarında cinsiyet farklılıkları
görülmüştür. Erkek çocukların oyunları daha yarışçı
ve daha uzundur. Erkek çocuklar büyük gruplarda bloklarla ve hareket
edebilen oyuncaklarla oynamayı seçerler. Kız çocukları daha çok ikili
gruplarda sosyal oyunla ilgilenir, sanat materyallerini kullanır ve dramatik
oyunları tercih eder.
4 yaş çocuklarında
paralel oyun ve koperatif oyun aynı- cinsiyetli arkadaşlarla oynanır.
|
McLoyad şu sonuçları bulmuştur: |
| Rol çeşidi
|
Erkekler |
Kızlar |
| Mesleki |
%32 |
%19 |
| Ailevi |
%28 |
%75 |
| Hayali |
%40 |
% 6 |
Çocukların kültürleri rol
oynar: Çocukların
yaşadıkları kültürler de oyunu etkiler. Örnek: Amerika gibi karmaşık, fazla
talepleri olan ve yüksek stres seviyesi olan kültürlerde daha fazla oyun ve
yarışmalar görülür. Otoriter toplumlarda çocukların oyunları daha çok taklit
içerir.
Daha serbest kültürlerde
ise çocuklar yeni davranışları rahatlıkla denerler.
Çocukların bulundukları
gelir seviyeleri de oyunlarını etkiler. Düşük-gelir kesimindeki çocukların
daha az çeşitte oyunlar oynadıkları, daha az yaratıcı oldukları, daha az
sözel ifadeler kullandıkları, oyunlarında daha az nesne kullandıkları
görülmüştür. Bu çocuklar daha çok yalnız ve paralel oyun oynamışlar, daha az
yapıcı oyun oynamışlardır.
Bu sonuçlar ışığında
denilebilir ki ana sınıfı ve yuva çocukları düşük-gelir seviyesinden
geldiklerinde daha az olgun oyun türü oynuyorlar.
ÇEVRE
Çocuklar birbirleriyle
kavga etmeye başladıklarında veya diğer yıkıcı davranışlarda
bulunduklarında, veliler ve öğretmenler genellikle “çocukları” bu durumun
sebebi olarak görürler. Bu durumda, sorunun gerçek kaynağı-sosyal ve
fiziksel çevre göz ardı edilmektedir. Şimdi bu faktörlerin çocukların
oyunlarını nasıl etkilediğine daha yakından bakalım:
Sosyal
çevre:
Çocukların oyunları
onların diğer insanlarla olan ilişkilerinden etkilenir. Yetişkinlerin
çocuklara davranış şekilleri ve yetişkinlerin oyuna karşı tutumları,
çocukların oyunlarını etkiler. Yetişkinlerin çocukların oyunları üzerine
olan etkilerine daha yakından bakalım:
Veli -
çocuk ilişkisi:
Yapılan çalışmalar göstermiştir ki ana-baba katılımı ve
oyun materyallerinin sağlanması, iki çok önemli etkidir çocukların bilişsel
gelişimlerinde.
Yapılan bir çalışmada,
boşanma sürecine adapte olmaya çalışan çocukların oyunlarına bakıldığında,
oyunlarının daha az olgun ve daha az karmaşık olduğu görülmüştür ve erkek
çocukların, kızlardan daha çok boşanmadan etkilendikleri görülmüştür.
Fein (1979), bebeklerle
annelerin oyunlarını incelemiştir. Annelerin bebeklerinin oyunlarına karşı
farklı derecelerde hassasiyet gösterdikleri görülmüştür, 3 farklı ilişki
türü gözlemlenmiştir:
1) İlgisiz: anne
oyunda oyuncağı ve hareketi değiştirir. Cevapları ve hareketleri
çocuklarının davranışlarına dayanmaz. Daha çok anne, hareketleri ve
oyuncakları çocuğuna empoze eder.
2) Taklitçi: Anne,
çocuğun hareketini oyuncakla tekrar eder.
3) Detaylı: Anne,
çocuğun hareketi ile oyuncak arsındaki ilişkiyi göz önüne alır. Basit,
değişik oyunları çocuğa tanıtır.
Detaylı stil oldukça
hassas bir denge gerektirir. Levenstein (1985) der ki, eğer anne çocuğun
öğrenmesini ısrarla isterse, çocuk sıkılır, aradaki iletişim bozulur ve
ilişki artık oyun değildir. Eğer anne, eğlenceli bir ortam içinde, zevk
alarak çocuğun öğrenmesine yaklaşırsa, çocukta öğrenmekten zevk alacaktır.
Araştırmacılar
annelerle-babaların oyunları arasındaki farklılığa da eğilmiştir.
Araştırmalar göstermiştir
ki babalar çocuklarıyla annelere oranla daha az zaman harcamaktadırlar. Ama,
babalar harcadıkları zamanın daha fazla bir yüzdesini oynayarak
geçiriyorlar. Babalar daha çok oldukça değişik ve paralel oyunlar oynuyorlar
çocuklarıyla, kaba-fiziksel oyunları oynamayı seviyorlar.
Annelerin ise
çocuklarıyla daha geleneksel türde oyunlar oynadıkları; örneğin, ce-e,
çocuğa okumak, çocuğun ilgisini çekebilmek için bir oyuncağı kullanmak gibi,
çocuğun ilgisini bir nesneye çekebilmek ve onu araştırmasını sağlayabilmek
için, o nesneye işaret ettikleri veya nesneyi nasıl kullanacaklarını
gösterdikleri görülmüştür.
Annelerin oyun yoluyla
çocuklarına daha çok şeyler öğretmeye çalıştıkları yani didaktik oldukları
görülmüştür. Annelerin rol oyunlarında daha çok alış-veriş, pişirme gibi
beslenme, büyütme ile ilgili konuları vurguladıkları, ve daha çok insanların
duygularını tartıştıkları görülmüştür.
Kardeşlerin etkisi:
Çocukların oyunları incelendiğinde, anneler daha çok izleyici veya öğretmen
durumundayken, kardeşler ise oyunda eşit eşler durumundadır.
Rol oyunları kardeşlerle,
annelerle olduğundan daha zevklidir. Çocukların kardeşleriyle oynamaktan
hoşlandıkları oyunlar arasında, aya yolculuk, deniz aşırı macera, canavar
oyunları gibi, yer alır.
Öğretmen
- çocuk ilişkisi:
Acaba öğretmen çocukların
oyununu nasıl etkiliyor?
Yapılan bir çalışmada
bulunmuştur ki; öğretmen- çocuk ilişkisinin %37’ si sanat köşesinde
olmaktadır, sadece %17’ si blok köşesinde ve evcilik köşesinde olmaktadır.
Çocuklar ise zamanlarının %37’sini blok ve evcilik köşesinde harcamakta,
sadece %21’ni sanat etkinlikleriyle harcamaktadır.
Arkadaş etkisi:
4 yaşındaki çocuklara
kiminle oynamayı istedikleri sorulduğunda yani arkadaşlarıyla mı yoksa
velileriyle mi, bu çocuklar daha çok velileriyle oynamayı seçmişlerdir.
Niçin? diye sorulduğunda ise bu çocukların cevabı şu şekilde olmuştur:
“velilerimizle oynadığımızda, patron olabiliriz.” Öte yandan, arkadaşlar ve
ağabey/ablalar genellikle küçüklerin oyunda baskın olmalarına izin
vermezler.
Çocukların oyun
ilişkileri incelendiğinde çeşitli ilişki türlerine rastlanmıştır:
Asimetrik ikililer: veli-
çocuk, büyük kardeş – küçük kardeş gibi.
Asimetrik grup
ilişkileri: öğretmenler – çocuklar, büyük çocuklar, küçük
çocuklar gibi.
Simetrik ikililer veya
gruplar: arkadaş – arkadaş (aynı yaşta )
Grup
karşılaştırmaları: kötüler iyilere karşı.
Bir grup çocuk arasındaki
yaş farklılığı ve birbirlerini tanıyıp tanımadıkları da oyunlarını
etkilemiştir.
Çocuklar bilmedikleri bir
ortamdayken, oyuncaklarla daha çok ilgilendikleri, evdeyken ise daha sosyal
oldukları (ilişkileri başlatmak, genişletmek, saldırgan davranmak gibi )
görülmüştür.
Fiziksel çevre:
Oyuncaklar ve materyaller-
nasıl etkiler?
Oyuncaklar olmadığı
zaman, çocukların birbirleriyle daha fazla ilgilendikleri görülmüştür.
Oyuncaklar olmadan çocukların sosyal ilişkilerinin daha karmaşık, daha
koordine ve daha uzun olduğu görülmüştür. Fakat bulunan diğer bir gerçekte
şudur ki; oyuncaklar olmadığı zaman, saldırgan davranış sayısında artış
görülmüştür. Bu durumda çocuklar mevcut oyuncakları alabilmek için
birbirleriyle kavga etmiş, saldırgan davranışlarını arttırmıştır. Yapılan
araştırmalar, az oyuncağın küçük alanlara oranla daha fazla kavga ve
saldırgan davranışlara yol açtığını göstermiştir.
Çocukların oyun
ilişkileri incelendiğinde, oyuncak çeşidi veya etkinlik çeşidinin etkili
olduğu görülmüştür, değişik giysilerin, arabaların veya diğer küçük
araçların çocukların rol oyunlarında sıklıkla kullanıldığı görülmüştür.
Boyalar, boya kalemleri ve makaslar sosyal olmayan yapıcı oyunun oluşmasına
yardımcı olurlar. Sanat materyallerinin varlığı, sosyal rol oyunlarının
oluşmasını engellemiştir.
7 yaşındaki çocuklar
izole oyuncaklar verildiğinde örnek: kil, yap-boz, boya kalemleri gibi,
sosyal oyunun görülme sıklığı %16 iken, bu çocuklar sosyal oyuncaklar
verildiğinde örnek: oyun kartları vs. sosyal oyunun görülme sıklığı %78 idi.
Çocuklar yenilik, karmaşıklık
ve çeşitlilikten yararlanırlar:
Yapılan araştırmalar
göstermiştir ki yeni nesneler, çocuğun daha evvelden bilmediği oyuncaklar,
araştırıcı oyunu daha fazla arttırmaktadır.
Ayrıca çok karmaşık
oyuncakların ve materyallerin de çocuklarda araştırıcı oyuna sebep olduğu
görülmüştür. Çocuklar için orta derecede kompleks (karmaşık) olan
oyuncakların ise sembolik ve fonksiyonel oyuna yol açtıkları görülmüştür.
Öğrenme için en uygun
ortamlara bakıldığında, bu ortamlar ne çok yabancı ne de çok tanıdıktır.
Yani ortamda çocuklar için yeni şeyler vardır. Bazen evlerde anne-babalar
tüm oyuncakları dışarıda çocukların gözleri önünde bırakırlar. Bunun
sonucunda da çocuklar bir müddet sonra sıkılırlar ve oyuncakların hiç
biriyle oynamak istemezler. İyi bir gözlemci olan yetişkin, çocukların
gelişim özellikleri, ilgi-ihtiyaçları hakkında bilgili olan bir yetişkin,
çocuklar için uygun materyalleri daha kolaylıkla sağlayabilecektir ve
çocukların ne zaman daha karmaşık etkinlik ve oyuncaklar için hazır olduğunu
anlayabilecektir. Fakat şu hiçbir zaman unutulmamalıdır ki öğrenme için
uygun ortam her “çocuğa” göre değişir.
Oyuncakların çocuklara
“cevap verebilir” nitelikte olması da çok önemlidir.Çocukların
hareketlerine cevap verebilen oyuncaklar, örneğin, müzik aletleri gibi,
çocukların yeni yeteneklerini daha da geliştirebilmeleri için onları
güdüler.
Çocuklar tarafından
kolaylıkla görülebilen ve erişilebilen oyuncaklar, çocukların kognitif
gelişimine kuvvetlendirir.
Eğer çocuklar
MATERYALLERE KOLAYLIKLA ULAŞAMAZLARSA, OYUNCAKLARI GÖZARDI EDERLER. BU
SEBEPLE ÇOCUKLARIN OYUNCAKLARINI KAPALI KUTULARDA SAKLAMAK SAKINCALIDIR
ÇÜNKÜ ÇOCUKLAR GÖRMEDİKLERİ ŞEYLER HAKKINDA DÜŞÜNEMEZLER.
Peki, acaba çocukların
yeterli çeşitliğe sahip olup olmadıkları materyaller açısından ve oyun için
yeterli çevreleri olup olmadıklarını nasıl belirleyebiliriz?
Bu konuda Kritchevsky ve
Prescott (1977) un geliştirdikleri bir form kullanılabilir.
Bu formda oyuncaklar ve
araç-gereçler karmaşıklık derecesine göre sıralanmıştı:
• Basit materyaller: tek
kullanımı olan materyaller örnek: salıncaklar.
• Karmaşık materyaller:
bu tür oyuncaklar veya materyallerin küçük parçaları vardır veya iki değişik
materyali gerektirir örnek: kum kutusu ve kum oyuncakları gibi.
• Süper üniteler: 3 veya
daha fazla farklı çeşitte materyallerden oluşur
örnek: rol yapmak için
kullanılan çeşitli giysiler gibi.
Çeşitliliğin ölçüsü;
yüksek karmaşıklık derecesi ve her bir çocuk için mevcut etkinliklerin
sayısının fazlalığı ile ölçülmüştür. Bu iki ölçüt fazlalaştıkça çeşitlilikte
artmaktadır.
Acaba oyun materyalleri ile
zeka gelişimi hakkında nasıl bir ilişki vardır?
Sonuçlar şöyle
özetlenebilir:
• Çocuklar zamanlarının
büyük bir bölümünü oyuncaklara ve diğer materyallere bakarak ve onlarla
oynayarak geçirirler.
• İki yaştan itibaren
oyuncakların kullanımı ile çocukların zeka testi puanlarında orta derecede
bir korelasyon vardır.
• Oyuncakların ve diğer
fiziksel nesnelerin çocuklar için doğal bir çekicilikleri vardır.
“Alan” çocukların oyunlarını
nasıl etkiler?
Alan azaldıkça, sosyal
ilişki seviyesi, saldırganlık artar. Saldırganlıktaki artış sınırlı sayıdaki
oyuncak ve etkinliklerden dolayı olabilir. Alan azaldığı zaman, kaba oyunlar
ve koşma azalmış, fiziksel kontak artmıştır.Diğer bir araştırmada ise,
kalabalık sonunda daha az sosyal ilişki olmuştur çocuklar arasında. Az
sayıda çocuktan oluşan sınıflarda çocuklar arasında arkadaşlık ve hayali
oyunlar daha çok görülmüştür.

Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında
Ahlâk
Ocak, 2008
Oyun Çocuklar
için
Niçin Önemlidir? Aralik, 2007
Oyun ve Çocuklar: Süreç
mi Sonuç mu?
Kasim, 2007
Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik
Ekim, 2007
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Leyla
Fetihi,
Marmara
Üniversitesi, Okulöncesi Eğitimi Ana Bilim Dalı,
Öğretim Üyesidir.
Boğaziçi Üniversitesi,
Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Lisans derecesi aldı.
Boğaziçi Üniversitesi, Okul Öncesi Eğitimi Bölümü Yüksek
Lisans derecesi aldı. High/Scope Educational Research
Foundation (Ypsilanti, Michigan, A.B.D), High/Scope Okul Öncesi Eğitim
Programı eğitimi aldı. Marmara Üniversitesi, Örgütsel
Davranış (Organizational Behavior) Bilim Dalı Doktora Derecesi aldı.
Yrd. Doç. Dr.
Leyla Fetihi, Marmara Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Makine
Mühendisliği bölümünde yarı-zamanlı öğretim üyesi olarak sosyal konuları
içeren seçmeli dersler vermektedir. E-posta:
leylafetih@hotmail.com
|