Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Haber: Ferhan Gürbüz – Nisan 2008

Çocuklar Bizim Geleceğimiz

1970’lerde başlayan İndigo Çocuklar fenomeni tüm gezegenimizi kapsayan büyük bir değişimin içinde. Bu yeni sürecin başrolündeki çocuklar ve ebeveynlerinin çoğu, üstlendikleri evrensel rolün pek farkında değil.

Farkındalıklarını arttırıp miniklere varlıklarının nedenini hatırlatacak birçok iç görü sahibi Işık İşçisi de şimdi buradalar. Onlar bir şifacı, öğretmen ya da sanatçı olabilir. Ancak çocuklara en yakın olan ve tüm rüyalarını renklendiren, başuçlarındaki kitaplarıdır. Bazen hayal dünyalarında onlara eşlik edecek bazen de yalnızlıklarında ufuklarını açacak olan çocuk kitaplarıdır. Bu konunun önemini ve sihirli gücünü keşfeden çocuk kitapları yazarları kendi renkli iç dünyalarıyla geleceğin yaratıcılarına eşlik ederler. Çocukların sınır tanımaz dünyalarını keşfedenlerden Firuzan Gürbüz sadece çocuk kitapları yazarı değil. Biyografiden, çevirilere dek birçok konuda yazmış, araştırmış ve derlemeler yapmış gazeteci yazar. Firuzan Gürbüz çocuk yazarlığı ve öyküler konusunda duygu ve projelerini İndigo Dergisi için dile getirdi.

Röportaj:


 

Ferhan Gürbüz: Neden çocuk kitapları yazıyorsunuz?  

Firuzan Gürbüz:  Galiba büyüklere ait ciddi işlerden çok hoşlanmadığım için çocuk kitapları yazıyorum. Çocuklar küçükken saf ve akıllı oluyorlar ama aynı çocuklar büyüyünce dünyayı cehenneme çevirebiliyorlar. Demek ki çocukken yapılan birtakım yanlışlar var. Ben çocukların hoşuna gidecek öyküler yazarak bu tehlikeyi belki de biraz olsun bertaraf etmeye çalışıyorum. Küçükken iyi duygularla beslenen çocuk gelecekte iyi biri oluyor. Bu yüzden özellikle Japon işi şiddet içeren çocuk televizyonunu sevmiyorum. Geçenlerde bir dostumun dört yaşındaki erkek çocuğu resim defterine pastel boyalarla kıpkırmızı bir şeyler çiziyordu. Yaptığının ne resmi olduğunu sorduğumda, vurgulu bir ses tonuyla “Kan” dedi ve ekledi: “Batman’ın kanı”. İşte bu yüzden çocuk kitapları yazıyorum.

Bunun yanı sıra uzun yıllar çocuk edebiyatı ile ilgilendim. Yıllarca yurt dışındaki kitap fuarlarında iş yaptım. Gelişmiş ülkelerde çocuk edebiyatına çok büyük önem veriliyor. Şimdilerde ülkemizde de bu konuda güzel işler yapılıyor. Öte yandan çocukluğum da öykü yazmak konusunda yeterli malzeme üretecek kadar renkli geçtiği için öyküler kendi kendine oluştu adeta. Öyle ki, bazen bir günde iki öykü yazdığım bile olmuştur. 

İyi bir çocuk kitabı nasıl olmalı sizce?

Firuzan Gürbüz: Önce öykü güzel olmalı. Çocuk, kitabı bitirdiğinde dudaklarında küçük bir gülümseme belirmeli ve tabii ki resimler çok çok önemli. Siz istediğiniz kadar fantastik bir öykü yazın, eğer resimler bu öyküyü tamamlamıyorsa yapacak çok fazla bir şey yok. Tabii bu söz ettiğim, küçük yaşlar için. Ülkemizde çok yetenekli çizerler var ama fazla para kazanamadıkları için ortaya güzel işler çıkmıyor. Ben bu konuda şanslıyım, çünkü kitaplarım Erdoğan Oğultekin tarafından resimleniyor ve bu resimler harika. 

 

Herkes çocuk öyküleri yazabilir mi? 

Firuzan Gürbüz: Bu soruyla çok sık karşılaşıyorum ve bu da beni korkutuyor çünkü yapılan işin yani çocuk kitabı yazmanın sanki çok basitmiş gibi göründüğünü sananlar çoğunlukta.

Gençler nedense daha ciddi konularla uğraşmayı hedefliyorlar. Çala kalem istediğini yazmak elbette ki daha kolay. Oysa çocuk kitabı yazarken dikkat edilmesi gereken bir yığın kural çıkar karşınıza. Öykünün içinde olumsuz ögeler olmamalı, öykü mesaj versin ki bir işe yarasın, ilköğretim müfredatına uygun olacak bir de. Bütün bunlar çocuk öyküleri yazmaya davrandığınızda karşınıza çıkan şeyler. Bütün bunlara ister istemez önem vermek gerek. Çocuk ruhunu zedelemeden yazılmalı öyküler. Bir de çocuğun hayatın gerçeklerinden fazla kopartılmaması gerektiğine inanıyorum. Bazı anne babalar gereksiz konularda gereksiz titizlikler gösteriyorlar. Oysa ölüm, hastalık, ayrılık gibi konular en iyi öykülerle çocuğa anlatılabilir. Çocuğu bu gerçekten kopuk yetiştirmek bana anlamsız geliyor. Ama dediğim gibi, bu konuda son derece dikkatli olmak gerek.  

Günümüz çocuğu öyle kuşla, çiçekle, böcekle uğraşmıyor. Öyküde onu avlayacak, kitabın içine çekecek bir şeyler olmalı. Örneğin ben çocukken oldum olası kötü çizgili çocuk kitaplarından nefret etmişimdir. Kağıt kalitesi ve yazı dili de çok önemli. Hatta kitabın kalınlığı da. 

Bence hayal gücü geniş ve renkli olan her yaşta herkes çocuk öyküleri yazabilir.

Günümüzün çocukları ve gelecekteki çocuklar arasında nasıl bir fark olacak acaba? 

Firuzan Gürbüz: Bizim çocukluğumuzla anneannelerimizin çocuklukları arasındaki farktan çok daha fazla olacağı kesin. Çünkü zaman hızlandı, artık olayları ve kavramları çabuk çabuk yaşamak zorundayız. Boyutlar arası kapıların açıldığına ve bir çok geçişin başladığına inanıyorum. Bu yüzden yazarların işi daha zor. Zamana ayak uyduramayanların fazla şansı yok. İndigo ve kristal çocuklardan sonra sırada başka harika çocukların olduğuna eminim. Tabii bu ortamda artık ne kadar kitap okunabilecekse! 

Öykü yazarken nelerden esinleniyorsunuz? 

Firuzan Gürbüz: Doğadaki her şeyden. Bir düğmeyi, çakıl taşını, soğan kabuğunu ya da bir ekmek bıçağını bile konuşturabilirim. Doğada bulunan her şeyin bir titreşim olduğunu düşünecek olursak evren sizin hizmetinizde sayılır. “Mutfakta Biri mi Var?” adlı tüm mutfak aletlerinden esinlenmiştim. Esinlenmek mi istiyorsun? Camdan dışarı bak. Tabii Galata Kulesi’yle burun buruna oturmak bana esin konusunda çok şey veriyor. Bütün İstanbul benim. Başta martılar. 

Özellikle hayvanları konuşturmayı seviyorum. Çünkü benin düşünceme göre hepsi son derece zeki ve entelektüeller. Saygı duymamız gereken erdemleri var.Onları yakından tanıdıkça bu duygum daha da kuvvetleniyor. Doğada hepimizin bildiği aslan, kaplan, kedi, kuş köpek gibi hayvanların dışında hiç tanımadığımız bir çok hayvan var. Örneğin, daha önce çam sansarı nasıl bir hayvandır, bilmezdim.Ama gerek sevimliliği gerek yapısal özellikleri ilgimi çekti ve beni bu da beni onunla ilgili bir öykü yazmaya yöneltti. Yakında bu sevimli zat ile ilgili bir şeyler yazacağım. Böylece çam sansarının maceralarını yakında tüm çocuklar tanıyacak ve sevecekler. Bu konudaki favori kitabım, “Kararsız Bukalemun” yakında piyasaya çıkacak.

Tabii asıl fantastik öyküler ilgimi çekiyor. Bu konudaki ilk kitabım “Tomtom Mahallesi Çocukları ve Galata Kulesi’nin Altındaki Gizli Geçitler” Bu kitapta Galata’ da oturduğum evden ve yaşadığım bir olaydan esinlendim. Öykülerimde ilk kez evrenler arası kapıları açtım ve kahramanlarımı zaman tünelinden geçirdim. Bu çok eğlenceli. Belki de ilk kez uzaylı kavramına başka bir bakış açısı getirdim. Bu kitap bir seri olacak. Yayın evim Lal Kitap’ ın da bu konuda büyük desteği var. Çocuk kitapları konusunda amatör bir ruhla ekip çalışmasıyapıyoruz. Çünkü bu zamanda Türkiye’de yayıncılık yapmak Don Kişot’luğa benziyor. Büyük yayın evlerinin bile zorlandığı bu ortamda bizler gerçekten birer kahramanız! 

 

Çocuklarla nasıl iletişim kuruyorsunuz? 

Firuzan Gürbüz: Yayın evlerinin okullarda düzenlediği imza günlerinde çocuklarla söyleşilerde bulunuyoruz. Şimdiki çocukların çoğu İndigo ve Kristal çocuklar oldukları için gerek sorularıyla gerekse yaklaşımlarıyla zaten hemen kendilerini belli ediyorlar. Doğa bilinci ve karşılıksız sevgi gibi özellikler bu çocuklarda zaten var. Benim kitaplarım onlara kısa bir hatırlatma niteliğinde.  

Çocuklarla çok güzel konuşma ortamlarında bir araya geliyoruz. Soru sormaya bayılıyorlar, zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz.

Genellikle sordukları soruların başında “Nasıl yazar olunur?” sorusu var. Aslında tembel olmayan her çocuk yazar olabilir. Çünkü hemen hemen herkesin yazmak istediği duygu ve düşünceleri vardır. Yazarlar, bunları kağıda döküp basımı için çaba gösterenlerin arasından çıkıyor bence. Çocuklara günlük tutmalarını öneriyorum. Böylece gelecekte hatırlayabilecekleri bir çok anıları oluşur. Her şeyi çok çabuk unutuyoruz çünkü. 

Tüm dünyada tek olan ve tüm Çocuklara kendi önemlerini hatırlatan 23 Nisan Çocuk Bayramını kutluyoruz.


Yazar ve kitaplar hakkında geniş bilgi için: bizeyazin@lalkitap.com

 

2008 © indigodergisi.com


Daha hızlı internet ve sayfaların en iyi görüntüsü için alttaki kutuya tıklayarak Firefox’u yüklemenizi tavsiye ederiz.

 


Gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

 

YAZILAR

Tanrının Zerrecikleri


Manyetik Kent Manisa


Mars’a Yaklaşan Meteor


1 YTL Ver 1 Film Çekeyim


Kuantum Sıçraması


“Şekilsel” Türbanın Yozlaşması


Client ile Yüzde Yüz Müşteri Memnuniyeti


Türk Dil Yurdu Projesi


Fransa’nın Kuzey Şehri "Lille"


İndigo Nörolojisi


Okul Öncesi Eğitim Kurumlarında Ahlâk


Futbolcu Robotların Büyük Gösterisi


Açmazlarda Özgür Seçimler 


Sylvia Plath


İndigoların Gizli Dünyası


Zamanı Böldük ‘Yeni Yıl’ dedik


Savaş


Bir Kente Ait Olmak-2


Nasıl Görmek İstiyorsanız O Şekilde Bırakınız


Bu Gerçek Sevgi Mi?


En Son Ne Zaman Doğdun?


Sevgiliye Mektuplar


Düşlerimdeki Yaşam - 6


Bir Gül’ün Yaprakları


Pasur!


Korku Tüneli


Acı Kahve, Kar ve Tarçın


Arka Sokaklar


Rhiannon


Bizim Kavgamız


Okyanus


Bahane


denemelerneyseo


Diğer Sen

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Ekim 2008 TSİ 07:25