Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Yazar: Erol Erdoğmuş

“Sosyal Kare” Basamaklarıyla

Tam Demokrasi’ye Yönelmek

Yönetimin temel ilkesi, Hz. Muhammet’in şu hadisi –özdeyişi- ile açıklanabilir: “Nasılsanız, öyle idare edilirsiniz”. Her toplumda çoğunluğun duyguları, düşünceleri, davranışları; o toplumun baskın karakteridir, somut halidir.

Toplumun ortalama duyguları, düşünceleri, davranışlarının –nasıl’lığı-; o toplumun yönetim biçimini belirler. Toplumun baskın karakteri; diktatöre, ya da az, yarım ve oldukça demokrasiye razı olsa da; tam demokrasi, masallarda geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuştur, Zümrüdüanka kuşudur. Tam demokrasi, her zaman her toplumda ulaşılamayan; ulaşılması arzulanılan ufuktur.

Dikkat bilinç, bilinç dikkattir

Dikkat dağılırsa, bilinç yok olur. Uyku ve koma, dikkatin dağılması, bilincin yok olmasıdır. Bilinç parçalanarak, bölünerek dağılır, ufalanır ve yok olur.

A. Bölünmemiş –yoğun- dikkat

İçine kapalı, sırf kendisiyle ilgilenen, kendisinin dışındaki kişileri, olayları, nesneleri, kavramları yok sayan kişinin; kişisel bilinç alanı 1/1=1’dir, bütündür.

B. Bölünmüş dikkat

 

Biz; bir başka kişi, olay, nesne ya da kavramla ilgilendiğimizde; dikkatimiz 2’ye bölünür. Dikkatimizin bir bölümü izleyici ve yorumlayıcı olarak bize, öbür bölümü o kişiye, olaya, nesneye, kavrama yönelir.  

Bilincin A ve B olarak 2’ye bölünmesi kabaca şu oranlarda olabilir:

A önemsenmişse: 75A+25B=%100 bilinç, veya B önemsenmişse: 75B+25A=%100 bilinç olabilirken; A ve B aynı önemdeyse, yine 50A+50B=%100 bilinç söz konusudur. Bilincin eşit olarak 2’ye bölündüğünü varsayarak değerlendirimimizi sürdürelim:

a. 1/3 Dikkat

Eğer 3 kişi iletişim içindeyse; her birinin kişisel bilinç alanı hem kendisine, hem de öbür iki kişiye bölünerek 1/3=0.33 olacaktır.

b. ¼ Dikkat

Dört kişi iletişim içindeysek, bu kez her birimizin kişisel bilinç alanı ¼=0.25 olur.  

İletişen kişilerin sayısı büyüdükçe, iletişen kişilerin kişisel bilinç alanı küçülür. İletişime katılanların toplam bilinç alanı; giderek kişisel bilinçlerin algılama yeteneğini aşacak ölçüde büyür. Sözgelişi bir toplumda 43.000.000 seçmen –karar verici- varsa; toplam bilinç alanı, teorik olarak; her biri 1/1 ölçeğinde 43.000.0000 adet bireysel bilinç alanıdır. Seçmenlerin –bir konuda karar vericilerin- her birinin, toplam seçmen bilinç alanı içindeki kişisel bilinç alanı; 1/43.000.000 =0.000.000.023.250 ölçeğinde küçülecektir… Bu ölçekteki bir bilinçte, akıl yoktur; refleks vardır. Sonuçta; olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurabilen refleksler ortaya çıkar. Bireyler teker teker akıl yürüterek rasyonel kararlar verebilseler bile, toplumda bilinçli bir toplam bilinç oluşamayacağı için; toplam bilinç açısından kararlar refleks’ten öteye gidemeyecek, bilinçli –akılcı- olamayacaktır.

Bu durum, yönetim boşluğuna neden olmaktadır. İster fizik, ister sosyal doğa’da olsun tüm boşlukları doldurmaya hazır; tetikte bekleyen güçler vardır ve boşlukları derhal doldururlar.

İletişen öznelerin sayısı arttıkça, iletişim içindeki her öznenin bilinç alanının daralıp küçülmesi; yatay –birebir, yüz yüze olabilen- iletişimden; ast üst, emir komuta eksenli dikey –yabancılaşmış- iletişime geçilmesini zorunlu kılmaktadır. Bu durum; halkın üzerinde jokey;–halk atının binicisi- olmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürmektedir.

Demokrasi; halkın, halk tarafından ve halk için yönetilmesidir. Abraham Lincoln” söylemi; özde değil sözde kalmaktadır. Bu nedenle,“Halk tarafından ve halk için” koşulu; “Halk adına ve halk için” söylemine dönüşür ve politikacı esnafına gün doğar. “Ne kadarı halk adına, ne kadarı halk için?” sorusu sürekli tartışılageldi ve tartışılabildiğine göre demokrasi var denildi.

Oysa, karar vericilerin –seçmenlerin- sayısının artması iletişimin kalitesini düşürdüğü, bireysel bilinç ve dikkat alanlarını daraltarak toplumsal bilinci denetimsiz –başı boş- bıraktığı için; halkın , halk tarafından ve halk için yönetilmesi gerçekleşemezdi, bir ütopya olarak kaldı.

Bilindiği gibi hacir; bir kimsenin akıl hastalığı ve akıl zayıflığı sebebiyle, himayeye muhtaç olması üzerine; medeni haklarını kullanma yetkisinin yasal olarak kaldırılarak bir başkasına verilmesidir

Halk; genel seçim adı verilen iktidar ihalesi panayırlarında, kendi rızasıyla oy vererek, hacir altına alınmakta; iradesini “Biz halkın hizmetkarıyız!..” diyen efendilerine teslim etmek zorunda bırakılmaktadır.

Halk; tam demokrasi yolunda ilerleyebilir, zincirlerini gevşetebilir, ya da kırabilir mi? İsviçreli eğitim reformcusu Johann Heinrich Pestalozzi -1798; 1803-: “Kendi kendine yardım etmeyi bilmeyene, hiç kimse yardım etmez” diyordu. Halk, bilinç daralması nedeniyle kendi kendine yardım etmeyi bilmiyorsa; vekilleri –tavşanın suyunun suyu olarak- ona ne kadar yardım edebilirler?

Halk politikacılar tarafından değil, demokrasiye gönül vermiş aydınlarca eğitilmelidir. Her “Sosyal Kare” halk’a sosyal kare eğitimi vermeyi de üstlenmelidir . “Eğitim” diyor Pestalozzi, “elin, kafanın ve yüreğin eğitilmesidir”. Halkın; duygularının, düşüncelerinin ve davranışlarının geliştirilmesidir. Bu amaçla sosyal kare uygulamaları başlatılmalıdır.

Sosyal Kare” oluşturmak

Herkesin sosyal çevresi; birinci kişi olarak kendisinden –ben’den- başlar, ikinci kişi Sen ile dışa açılır, üçüncü kişi O –veya o’nlar- ile sınırlanır, dördüncü kişilik Biz ile tamamlanır.

Sosyal kare; geometrideki kare’nin sosyal ortama uyarlanmasıdır. Bilindiği gibi geometride kare; açıları dik 4 eşit kenarın birleşmesinden oluşur. Sosyal kare; aralarında astlık üstlük, emir komuta ilişkisi bulunmayan; bir amaç için toplanmış, ya da internet ortamında bir araya gelmiş 4 eşit insandan –yurttaş’tan, partili’den, üye’den- oluşur. Üye sayısı, bilinç daralmasını engellemeye elverişli –optimal- sayı olabilen 4’ten az veya çok olamaz.

1 Kişi yalnızdır, yanızlığın ağır yükü altındadır. 2 Kişi yalnızlığı yarı yarıya bölüşerek azaltırlar. 3 Kişi daha da azaltır. 4 Kişi yalnızlıklarını 4’e bölerek en elverişli –verimli- şekilde paylaşırlar.

4’ten fazla kişinin yalnızlıklarını paylaşmaları, bilinç ufalması nedeniyle, yalnızlığı giderici olmaktan çıkar; daha çok yalnızlığa –kalabalık içinde yalnızlığa- neden olmaya başlar.

Sosyal karelerin tüzel kişiliği yoktur. Tüzel kişilik kazanılması –dernekleşilmesi- için 7 üye gerekir. Sosyal kareler 4 üyelidir ve tüzel kişiliğe ihtiyacı olmadan dinamik bir çalışma düzenindedir.

Sosyal Kare’lerin kartezyen çalışma yöntemi

Karar verilecek konular, kartezyen olarak irdelenir. Apsis’te kesinlikler, ordinatta olasılıklar yer alır. 4 Üyenin dördü de 4 seçeneği aynı ilgi ile değerlendirerek görüş belirtir. Sosyal kare çalışmasında işbölümü yoktur, işbirliği vardır.

Örnek:

5x5 Yirmibeş midir? Değil midir konusunun değerlendirildiğini varsayalım.

Apsis (Kesinlik)

(+x) = 5x5 yirmi beştir. Çünkü…

(-x) = 5x5 yirmi beş değildir. Çünkü…

Ordinat (Olasılık)

(+Y) = 5x5 belki yirmi beştir. Çünkü…

(-y) = 5x5 belki yirmi beş değildir. Çünkü…

Her üye 4 seçeneğe yoğunlaşarak Çünkü’lerini not eder. Sonuçları dördü birden tartışırlar ve 4 seçenekten 1’inde oy birliği sağlayarak karar verirler. Oybirliği sağlayamazlarsa, çekimser kalırlar. Sosyal kare çalışmasında kişisel kararlar geçerli değildir. Oybirliği veya çekimserlik, bireysel değil bütünsel karardır. Ben’i, sen’i, o’nu aşan; “Biz kararı”dır.

Sosyal Kare Forumları

Sosyal kare uygulaması ile üyelerinin katılımcılığını amaçlayan her dernek, vakıf ve siyasal parti; üyelerin tartışacakları ve bilgilenecekleri birer bağımsız forum oluşturur.

Sosyal Kare İstatistik Birimi

Dernek, vakıf ve siyasal parti üyelerinin; dörder üyeli sosyal kare çalışmalarıyla alacakları kararların istatistik düzenini sağlayacak noter bağımsızlığında birer istatistik birimi olması gerekir. İstatistik birimi bir internet sitesidir. Kurulan sosyal kare’ler, istatistik biriminden sıra numarası ve site’ye giriş için şifre alırlar.

Sosyal Kare Kararlarının uygulayan yönetim

Her sosyal kare; kendi özelinde uygulayabileceği kararı uygular. Karar verme çalışmasına katılan tüm sosyal karelerden en az 2/3’nün benimsediği –İstatistik Birimince- belirlenen genel kararlar; dernek, vakıf, siyasal parti yönetimlerince uygulanır.

Dernek, vakıf ve siyasal parti yönetimleri, kendi istatistik birimlerinde internet ortamında yapılan seçimlerle, süresiz olarak seçilirler. En az 2/3 çoğunlukla değiştirilmeleri istendiğinde, süre beklenmeksizin değiştirilebilirler.

Bir Sosyal Kare özelinde oybirliğini sağlamak, sağlanamıyorsa çekimser kalmak mümkünken; sosyal kareler genelinde dört dörtlük oybirliğine varmak mümkün değildir. 2/3 çoğunluğu –evet, hayır, çekimser- oylardan hangisi kazanmışsa, o geçerli olacaktır.

Genel Seçimler öncesinde Sosyal Kare’lerden nasıl yararlanılabilir?

Sosyal kare’ler; genel seçimlerden önce yurttaşların siyasal bilgi ve bilincini artırıcı çalışmalar yapabilir. Sözgelişi; salon toplantıları düzenleterek katılanlardan Kartezyen Anket Formu’nu isimsiz olarak doldurmalarını isteyebilir:  

Kartezyen Anket Formu  

Anket formunu; adınızı yazmadan, herhangi bir belirtici işaret koymadan, boşluğa değerlendirdiğiniz siyasi partinin ismini yazarak doldunuz. Dikkat: Sadece bir parti değerlendirilecektir.

 

KESİN OLUMLU: (…) Partisine oy vereceğim; Çünkü:

.....................................................................

KESİN OLUMSUZ: (…) Partisine oy vermeyeceğim; Çünkü:

.....................................................................

BELKİ OLUMLU: (…) Partisine belki oy vereceğim; Çünkü:

..................................................................... 

BELKİ OLUMSUZ: (…) Partisine belki oy vermeyeceğim; Çünkü:

.....................................................................

 

Formlar toplanır. Bir Sosyal Kare üyesi; her formda önce kesin olumlu yanıtları okur, sonra öbür formlardaki kesin olumlulara geçer; kesin olumluların okunması bitince, aynı yöntemi izleyerek sırasıyla olumsuz daha sonra belki olumlu ve belki olumsuzları okurken, ikinci üye istatistik düzenlemeye çalışır. Üçüncü üye toplantı tutanağını tutar, dördüncü üye toplantıyı yönetir.

Parti yetkilisinin; kesin olumsuz ve belki olumsuz eleştirileri yanıtlamasına ve yurttaşların ona sorular sormasına olanak tanınır.

Böylece seçmenin daha bilgili ve bilinçli oy kullanmasına katkı sağlanır.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Erol Erdoğmuş, Gazeteci-Yazar, 1 Şubat 1933’te Tirebolu –Giresun- doğumlu. İstanbul İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden (1966) ve İÜ İktisat Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulundan mezun (1980) oldu. “Sosyal Sigortalar Kurumunda Hizmet içi Eğitim Uygulaması ve Kurum Eğitim Merkezlerinin Halkla İlişkiler Esprisi İçinde Organizasyonu” adlı tezle Yüksek Lisans eğitimini tamamladı. İstanbul Tekniker Yüksek Okulunda Öğretim Görevlisi (1971-1972), SSK İstanbul Eğitim Merkezinde Müdür (1974-1980) olarak görev yaptı. Şişli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğünde (1986-1990) müdürdü. Spor Toto Çocuk Yılı Masal Yarışması (1979), Oluşum Dergisi “Gençliğe Nasıl Eğitim Verebiliriz?” Yarışması (1986), Milli Prodüktivite  verimlilik Mansiyonları (1987) sahibidir.

Eserleri: “Tek!”, (Radyofonik hikaye, Ankara 1953), İşletme Bilgisi Ders Notları” (Teksir, İstanbul 1971), “Ağaçlar Kaçamaz” (Biyografi çevirisi, Redhouse Yayınevi, 1978), “Kapkara Bir Aydınlık” (Radyo oyunu, 1983). Ayrıca, bugüne kadar 1000’i aşkın makale, deneme, öykü yazdı.

erdogmus.erol@gmail.com


HABERLER

 

 

Çıkarlarını Düşünmeyenler Unutulacaktır!


Aydının Duruş Yeri Sorunu


İslam'ın Devlet Talebi Var Mıdır?


“Sosyal Kare” Basamaklarıyla Tam Demokrasi’ye Yönelmek


Belçika’da Kurulamayan Hükümete Sivil Tepki


Gerçek Vatan Sevgisi Aslında Hangisi?


Stonehenge’in Sırrı


Dünya Dışı Varlıklarla İletişim Kurmayı Öğrenme


Çocuklarla İlişkilerimizde Teşvik


Grip Aşısının Tam Zamanı


Vücudunuzun Suya İhtiyacı Var


Stres, Beyin ve Tedavi Yöntemleri


Hastalıkların Ruhsal Sebepleri


Kendine Zarar Verme Davranışı 


Çocukerkil Ailenin Reisi Olmak


Kozmik Bilim Açışından Oruç

 

denemeler

neyseo

 

KÖŞE YAZARLARI

Adnan Çelik

Aldatmak Aldanmaktır


Levent Altaş

Arı vız vız vız... 


Volkan Burnaz

Hoşçakal


Buse Doğan

Öz’ün Ruhla Dansı 


Hale Karaarslan

Kara Delikler ve Sevgi


Didem Çivici

Sonbahar’ı Karşılarken


Burçin İvren

Karanlık Sokaklarımdan


Can Duman 

Elbette Varlığım Elimde Yokken Yokluğum Kadar Varlık’ım… 


Didem Çivici

Rüzgâra Dokunmak... 


Didem Çivici

Kuyu


Rüya Yüksel

Olan Olmakta Dostum, Sen Telaş Etme!


Zuhal Keresteci

Bir Mendil Hediye Et Bu Bayram 


Eray Çetinkaya

Sönmüş Izgarada Laf Çevirmek


Tuğçe Karaarslan

Huzura Çıkan Yolum

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  7 Ekim 2008 TSİ 09:00