|
Haber
ve Röportaj: Eray Çetinkaya
'Engel'lenemeyen
Çocuklar
Koca bir metropolün göbeğinde,
varlıklarından habersiz yaşadığımız engelli ve kimsesiz çocuklar... Bugünün,
yarının yetişkini olacak çocukları onlar. İçlerinde, içimdeki çocuğa
kardeşlik yapanları var. Bu çocuklar, ahşap rengi bir tuvale beyaz renkte
umut çizmeyi öğretti bana...
Zeytinburnu Zihinsel
Engelli Çocuklar ve Rehabilitasyon Merkezi yöneticilerinden Sayın Gülbeyaz
Ögeyik ile çocukların bir alış veriş merkezinde düzenledikleri ebru
sergisinde buluşuyoruz. Gülbeyaz Hanım Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi
ve Eğitimi Bölümü mezunu. 22 yıl sosyal hizmetlerde görev aldıktan sonra son
10 yıldır rehabilitasyon merkezinde müdür yardımcılığı yapmakta. Ben de,
İstanbul Valiliği’nden özel izin alarak Gülbeyaz Hanımla gerçekleştirdiğim
röportajımı sizlerle paylaşıyorum.
Röportaj:
Eray Çetinkaya
Zeytinburnu Zihinsel Engelli
Çocuklar ve Rehabilitasyon Merkezi hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
2001
yılında 50 kişilik kapasite ile açıldık. Şu an engelli olarak bakıma muhtaç
çocuklara kapasite üstü çalışıyoruz. Aile yanında bakılanlar dâhil toplam 75
kayıtlı çocuğumuz var. Bunların 64’ü bilfiil kurumumuzda bakılmakta.
Peki çocuk 18 yaşına
geldiğinde bu engelli çocuklar ne oluyor?
Çocuk normal ise ve
okuyor ya da çalışıyorsa devlet 18 yaşına gelene kadar bakar. Ancak çocuk
engelliyse, bakıcı aile tarafından desteklenmiyorsa, devlet yaşamı boyunca
bu çocuğa bakıyor. Bu konuda gittikçe Avrupa Standartlarına doğru
yaklaşıyoruz.
Kurumun günlük yaşantısında en
çok zorlandığınız konular nedir?
Çok güzel bir soru.
Rehabilitasyon merkezlerinin en büyük sorunlarından biri, çocukların hareket
alanlarının yetersiz olması. Kimi çocuklar ilerlemiş durumda, kimilerinin
yaşı büyük, kimileri eşyalara, kendisine ve en önemlisi diğer çocuklara
zarar verebiliyor. Oysa bazıları gayet öğretilebilir düzeyde. Hepsinin bir
arada yaşamak zorunda kalması ise ciddi bir sorun. Gelişmekte olan çocuklar
kendilerine ait oda istiyorlar. Bizim amacımız, kendilerini ifade edebilen,
sosyal ve özgür bireyler yetiştirmek. Bu tür çocukların devlete maliyeti,
bir aileye mali yetinden çok fazla. Gerekli yetkiyi ve desteği sağlayıp,
toplumu bilinçlendirmeyi arzu ediyoruz. Destek olabilecek herkesin maddi
manevi desteğine ihtiyacımız var.
Personelinizi nasıl
seçiyorsunuz?
Devletin öngördüğü KPSS
sınavına giriliyor. Onun dışında özel hizmet alımıyla gelen personeli biz
seçiyoruz. Bu konuda çok seçici olmak durumundayız. Kendini bilen, işe
yatkın personel olması önemli. Bu çocuklar özel çocuklar. Bunun bilincinde
olmak gerek.
Son zamanlarda basında sıkça
karşılaştığımız “sosyal kurumlarda çocuğa karşı şiddet” konusundan siz nasıl
etkilendiniz?
Biz kuruluş olarak doğru
yoldayız. Çünkü biz bir aileyiz. Sevgi en güçlü bağımız. Medyadaki birtakım
söylemler insanların bizlere tepkilerini arttırmadı değil aslında. Ancak
medyanın daha objektif olup, reyting uğruna bizleri yaralamadan haber
yapmalarını bekliyoruz. Sorumluluklarımız çok ağır ve gün içinde birde bu
gibi haberler okudukça motivasyon kaybımız oluyor. Medya’dan, bizlerin
yanında durmalarını istiyoruz.
Çocukların mevcut eğitimleri
hakkında bünyenizdeki eğitimler yeterli mi?
Her çocuğun kendi
kapasitesi doğrultusunda bir zeka düzeyi var. Bir takım testlerle IQ
seviyeleri ölçülüyor ve çocuğun o zekâ seviyesi doğrultusunda kendi
yeteneğini geliştirebileceği düzeyden eğitime başlıyoruz. Çocukta ilerleme
kaydettikçe bir üst basamak eğitimine geçiyoruz. Meslek elemanlarımız
(psikolog, fizyoterapist, pedagog, eğitici, öğretmen, doktor, hemşire) bu
eğitimin içinde olan elemanlar ve diğer eğitim kurumlarından da destek
alarak RAM. (rehberlik ve danışmanlık merkezi) olmak üzere çocukta
gelişmeler ilerledikçe, resmi ve özel eğitim kurumlarıyla ortaklaşa
çalışmalarımızı yapıyoruz. Çocuklarımız paylaşımı, ihtiyaçlarını
karşılamayı, alışveriş yapmayı, sevgiyi, kavramları, sosyalleşmeyi, okuma
yazmayı ve meslek edinmeyi öğretiyoruz. Bunun yanı sıra, daha önce de
bahsettiğim gibi, bakıma ihtiyaç duyan ileri düzeyde engelli çocuklarımız da
var. Bu çocuklarımıza da temel bakım ve sağlık hizmeti vermekteyiz.
Kurum olarak devletten ve
vatandaşlardan beklentileriniz nelerdir?
Çocuklarımıza devlet
bakıyor. Rüyalarımız gerçek olmaya başladı. Avrupa standartları
doğrultusunda çocuğun aile yanında bakılmasına ve aile yanında
desteklenmesiyle ilgili birçok yasalar değişti. Tabiî ki bu yasaların
oturması süreç almaktadır. Devletin bu konuda daha fazla bütçe ayırması çok
önemli. Dernekler aracılığıyla vatandaş yadımları bize ulaşabilir.
Yardımseverlerin derneklerle ve kuruluşlarla iş birliği içinde ihtiyaçlara
yönelik çocuklar yararına güzel şeyler yapılacağı kanaatindeyim. Çünkü onlar
bir denizyıldızı ve her yardımın farkındalar. Bugün Kaşığı, çatalı tutamayan
çocuğumuz resim yapmaya, hamurla bir şeyler ortaya koymaya başladı. Kendi
kişisel bakımını yapmaya ve bir birey olarak haklarını ve kararlarını almaya
başladı. Bu onlar için verilen emek sürecin bir sonucu olarak bu sene sosyal
etkinliklerimizi gerçekleştirdik. Konserlerimiz, şenliğimiz, sergimiz
oldu. Tabi ki Sosyalleşmeleri için ekonomik desteğe ihtiyacımız oluyor. Bu
konuda vatandaşların yardımları çok önemli. Mutluluklarını gözlerinden
görebilirsiniz. Çocuklarımız yaptıkları işi sahiplenirken, bizim de onları
sahiplenmemiz gerekli.
Bu kadar yoğun bir tempoda
kendi motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?
Tabi ki profesyonel olmak
gerek ancak devlet memuru mantığıyla yürütülebilecek bir iş değil. Bu, özel
hayatımız dâhil, hayatın pek çok alanında ödün vermemiz gerektiği anlamına
geliyor. Onların mutluluğunu gözlerinde görmek tüm yorgunluğumuzu
unutturuyor. Bazı pozisyonlardaki personelin, hem kurum, hem de kişisel
motivasyon sebebiyle değişmesi gerektiği konusunda hem fikirim fakat bu
değişim geçişinin sağlıklı yapılması gerekmekte çünkü çocuklar size
bağlanıyor.
Okuyucularımıza son olarak ne
söylemek istersiniz?
Çocuklarımızı gerçek
dünyayla buluşturabilmemiz için, onların varolan potansiyellerini ortaya
çıkartmak ve bir birey olarak yaşam haklarını vermek devletin en temel
görevlerinden biri olduğunu düşünüyorum. Bunun için devlet ve sivil toplum
örgütlerinin işbirliği çok önemli. Ekonomik imkanı, yeteneği ve zamanı olan
kişileri bu amacın bir parçası olmasını bekliyoruz. Bu alanda çalışacak
personelin çok titizlikle seçilmesi gerektiğini düşünüyorum. Onlar için ne
yaparsak yapalım bir tutam sevgiyi esirgemeyelim. Her insanın bir yeteneği
vardır ve önemli olan onu ortaya çıkartmaktır.
.jpg)
Öncelikli ihtiyaçları
ilgi, sevgi ve şefkat. Sadece maddi destekle vicdanımızı rahatlatırız fakat
onların, hayata karşı kırılgan duruşlarında daha fazla desteğe ihtiyaçları
var. Hiç değilse ayda bir kez ziyaretlerine gidip, onlarla oyunlar
oynayabilir, küçük faaliyetlerine katılıp, el becerilerini arttırabiliriz.
Şimdi kendimizi
kandırmadan birkaç dakikalığına onların yerinde olduğumuzu düşünüp, neler
hissettiklerini anlamaya çalışalım. Elimizden geldiği kadar onların sevgi
kumbaralarını doldurabilir ve hayata daha sıkı tutunup, gelecekte topluma
faydalı bireyler olmalarını sağlayabiliriz. Sevgi, içimizdeki en saf
duygudur. Onu çocuklarımızdan esirgemeyelim.
Detaylı bilgi için:
http://www.zeytinburnuozurluler.com
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Eray
Çetinkaya,
Istanbul doğumlu.
Yüzme, fitness, karate,
thaibox ve kickbox sporlariyla ugrasiyor. Muzikle
ilgileniyor, org ve gitar çalıyor. Gelirini
otistik çocuklar sığınma evine bağışlamayı düşündüğü bir
şiir kitabı ve deneme yazıları var.
Detaylı Bilgi
|