Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan
Erdoğan’ın son beyanatları, sınırötesi operasyonunun sinyallerini veriyor.
Bomba yüklü kalkan F-16
savaş uçakları Kuzey Irak'ta bilinmeyen noktaları bombalamaya
başladı.
TSK, Kuzey Irak
sınırındaki operasyonları karadan ve havadan aralıksız sürdürüyor.26/10/2007
Beytüşşebap ve
Şırnak’taki saldırıların ardından sınırötesi operasyon için
tezkerenin kabulünden sonra, PKK bir saldırı daha
gerçekleştirdi. Genelkurmay’ın açıklamasına göre Yüksekova’da 12
asker şehit oldu: 16 asker ise yaralı.
Yüksek Seçim
Kurulu,Türkiye
geneli geçici sonuçları açıkladı. Buna göre,cumhurbaşkanının halk tarafından
seçilmesini de öngören anayasa değişikliği paketi % 69 "evet" oyuyla
Türk halkı tarafından kabul edildi.
Aylardır
Washington yönetiminin Kuzey Irak’taki PKK tehdidi konusunda
adım atmasını bekleyen Türkiye, ulusal çıkarları doğrultusunda
hareket etmeye hazırlanıyor.
Geçtiğimiz
günlerde, “DNA’nızı Değiştirin, Yaşamınızı Değiştirin” kitabının
yazarı Dr. Robert V. Gerard ve Zeljka Roksandic Gerard, çeşitli
seminerler vermek için Türkiye’ye geldiler. Onlarla kısa bir
sohbet gerçekleştirdik.
Seçim sonuçlarını tartışmasız en iyi
tahmin eden araştırma şirketi KONDA’nın çalışmalarına göre, iktidar partisi
oylarının neredeyse tamamını eğitim düzeyi lise, ortaokul ve altı
seviyesindeki seçmenden almıştır. Üniversite mezunu seçmen oyunu daha çok
ana muhalefet partisine vermektedir. Eğitim seviyesi düştükçe CHP’nin oyları
da düşmektedir.
Özellikle
yeni milenyumla birlikte; aslında 1989 tarihinden sonra başlayan bir
ivmeyle, Türkiye’deki sol kökenden gelen aydınların “burjuva demokratik
hareket” içine girdiklerine şahit olmaktayız.
Adalet
ve Kalkınma Partisi yönetime geldiği günden beri gündemden
düşmeyen bir konu. Hemen hemen
her gün köşe yazılarında, televizyon programlarında, her
türlü tartışmalarda Laiklik-Müslümanlık ikilemi üzerine
fikir beyan ediliyor.Laik olmak
ve Müslüman olmak hakkında tanımlar havada uçuşuyor.
Yönetimin temel ilkesi, Hz.
Muhammet’in şu hadisi –özdeyişi- ile açıklanabilir: “Nasılsanız, öyle
idare edilirsiniz”. Her toplumda çoğunluğun duyguları, düşünceleri,
davranışları; o toplumun baskın karakteridir, somut halidir.
Bugüne kadar Belçika ile
ilgili siyasi, diplomatik açıdan birçok haberlere rastladık. Fakat kuşkusuz
en ilginç olanı dört aydır hükümetin kurulamaması oldu.Avrupa Birliği’nin
başkentinde, NATO’nun merkezindeki Belçika’da seçimin üstünden dört ay
geçmesine rağmen uzlaşma sağlanamadığı için hükümetin kurulamıyor.
Londra’nın kilometrelerce
vadilerinde bir çakıl taşı bile bulunamazken, birdenbire orada bir abide
gibi dikilen o büyük kayalar, nasıl oraya gelmiş olabilir? Ve ne için? Neden
belli bir hiza ve dizimle sıralanmış olabilirler?
Himalayaların derin
bölgelerinde, insanlar çocuklardaki garip davranışları bildiriyor. Çocuklar
ailelerinin ve etraflarındaki hiç kimsenin bilmediği işaret dilleri
kullanıyorlar. Birçok çocuk gökyüzünde uçan üçgen nesnelerin resimlerini
çiziyorlar. Onların çoğu ne gördüklerini ve bu işaret dillerini nasıl
öğrendiklerini bilmiyorlar.
Günlük yaşantımızda
çocuklarımızla birlikteyken şu tür ifadeler kullanabiliyoruz:“Aferin!”, “Bravo doğrusu!”, “Harika bir iş becerdin!”,
“Süper!” gibi ifadeleri çocuklarla iletişim halindeyken kullanıyoruz. Pek
çok yetişkin, yukarıda sözü edilen ifadelerin yararlı olduğuna inanarak,
bunları sıklıkla kullanmayı tercih etmektedir.
Bilmek ve bilmemek arasında
şiirimsi gelgitler… Yaşamak üzerine eğlencelik iki dirhem bir çekirdek
bilgelikler… İsyan edilesi durumlara biraz dudak bükmenin
ehemmiyetsizliğinde yüzerken, alışılmış konularda ise söylenmedik söz taş
üstünde taş bırakmamalar… Ah, ne simsarlar, ne karanlık tacirleri el
uzatıyor sırtında mermi taşıyan anaların yürekleri kadar tertemiz olan vatan
sevgisine...
Toplumda en sık görülen viral
enfeksiyon olan grip, sonbahar aylarında kendini göstermeye başlıyor.
Bulaşma hızı çok fazla olan bu viral enfeksiyon, bazı hallerde ölümcül
sonuçlara yol açabiliyor.
Su, insanoğlu için
vazgeçilmez bir içecektir. Heleki dünyamız küresel
ısınma tehdidi altındayken suya olan ihtiyacımız daha da artıyor.
Medical School of London
Üniversitesinden Dr. Fereydoon Batmanghelidj, Vücudunuz sizden su istiyor
adlı kitabında suyun faydalarını anlattı.
Stres’in pek çok tanımını
vardır. Vücudu etkileyebilen iç ve dış etmenlerin tümüne stres diyor
uzmanlar. Geçirilen üzüntüler, ameliyat, soğuk yada aşırı sıcak, kazalar,
çevre kirliliği de bizleri etkileyen faktörler arasında yer alıyor.
Yaşam
kalitemizi düşüren en büyük faktörlerden biri sağlıksal sorunlarımızdır.
Kronik olsun olmasın vücudumuzda meydana gelen her türlü ağrı ya da acı;
devam süresine göre tüm hayatımızı olumsuz yönde etkiler.
Sofokles'in bilenler için
malum “Oedipus” trajedisinde hikaye olunur ki; babasını öldürüp
annesi ile evlenen Thebai kralı Oedipus gerçeği öğrenince gözlerini oyarak
kendini cezalandırır. “Kendine zarar verme davranışının” mitolojik
kaynağını oluşturur bu anlatı.
Sosyoloji de aile
kavramını incelerken “yönetim biçimine göre aileler, üçe ayrılır”
diye öğretiyoruz. Buna göre, İlkçağlarda anaerkil, ortaçağda ve hatta
günümüzde toplumumuzun birçok kesiminde görüldüğü gibi ataerkil ve batılı
toplumlarda görülen eşitlikçi sisteme dayanan modern aile…
Beden sürekli ruha kuvvetli
bir çekim alanı oluşturur. Ruh aslında çok ince düzeyde bir enerjidir ve
oldukça akışkandır. Ancak insan bu boyuttaki deneyiminde bedenin çekim
alanındadır ve belirli sınırlamaları vardır. İnsan bedenin yemek yemesi,
cinsel ilişkileri, içmesi, sigara gibi pek çok fizyolojik faaliyetler
insanın aurasını etkiler.
Evren çekirdeği, “ Kozmik yumurta” fikrini ilk defa1927 yılındaGeorge Lemaite ileri
sürmüş. Başlangıçta evrenin tüm özünün, içinde yoğun olarak bulunduğu
varsayılan yumurta bir şekilde açılarak, genleşmeye ve büyümeye başladı.
Ay’ın birçok
yüzü olmadığını biliyorum. Fakat Ay bazen yarım, bazense tam çıkıyor
gökyüzüne. Oysa dönüşümler tamamlandığı zaman, sanki hiç küçülmeyecekmiş,
hep dolu dolu Dolunay kalacakmış gibi geliyor insana. Dönüşüm... Senin,
benim dönüşümüm...
Hepimiz hayal kurarız.
Peki, neden hayal kurarız? Olmasını istediğimiz, yapmak istediğimiz şeyler
vardır. Bunlar gelecek bir zamanda olabilecek şeylerdir. Geçmişi de
düşünürüz sık sık. Ancak geçmiş yaşanmış ve bitmiş olduğu için biz geçmişi
düşlemez, düşünürüz sadece.
Her türkü çaldığında seni
arıyor gözlerim. Ne çok severdin ne çok dalıp giderdin öyle. Bir efkarlı
sevdaydı seninki. Bir gün biteceğini bile bile. Bir gün birinin onun için
yaptığın her şeyi yıkacağını bile bile; Yandın bu sevdanın ateşiyle. Uyku
girmedi gözlerine. Sevdan uyutmadı seni. Hani derler ya; hayali olanlar
uyuyamaz diye.
Buralara bahar gelmez
doğrudur. Namık Kemal, “11 ay kaldım ama baharı hala görmedim”demiş. Ama biz öğretmenler olarak bütün mevsimleri taşıyoruz
hayatın donmuş yüzü Kars’a. Hem işte burası da bizim için New Jersey kadar
hareketli.
Diyarbakır Kulp ilçesi
Taşköprü Köyü’nde yaşayan 16 yaşındaki Recep Yılmaz,
kendi imkânlarıyla yaptığı heykellerle görenleri şaşırtıyor. Okula gitmeyen
Recep; köydeki zamanının çok büyük bir kısmını köydeki arazilerde bulunan
doğal kalker taşlarını yontarak yaptığı heykellerle geçiriyor.
Sabancı Üniversitesi'nde düzenlenen
IMIS 2007
İşletme ve Endüstri Mühendisliği Zirvesi'nde, iki tarafın ortak noktaları
paylaşıldı.
Bu sene ikincisi düzenlenen zirve; uluslararası bir platformda özellikle
üretim mühendisleri ve işletmecileri buluşturdu.
Söyler misin? Yalnızlığı
bilmezsin. En azından benim yaşadığım yalnızlığı; umudun günbegün azaldığı,
hayalinin bile kaybolduğu, sevginin çaresiz kaldığı kadarını diyorum. Hiç
bilmedin, yine bir kere daha diyorum ki hiç beklemedin. Öyle bir yolcuydun
ki, nereye gittiğini bile anlamama izin vermeden yok oldun.
Her defasında aynı şey,
okuduğum bir kitaba daha bağlandım, sanki sayfaların sonu ayrılık demekti,
ilişkimiz ciddiydi ama sayfalar tükenince bitecekti ve ben yalın-lığıma
gözdağı verecek nitelikli bir arkadaş arama riskini göze almak zorunda
kalacaktım, ah affedersiniz yalın-lık mı...
Hatırlasak ta
hatırlamasak ta her gece rüya görüyoruz. En eski çağlardan beri
araştırılmakta olan bir konu olmuştur rüya. Kesin cevapların verilemediği,
kesin bir tanının konulamadığı bir konu. Nasıl oluyor da uyanana kadar rüya
gördüğünün farkına varamıyor insan?
İnsan doğasına yedirilen
günümüz kapitalist ahlak kuramında gün geçtikçe her şey birbirine karışıyor,
bütün kavramların içi boşaltılıyor ve nihayetinde bütün anlamlar aynı
yargılama düzleminde birbirine eşitleniyor. İnsanın iyilik temeli üzerine
inşa edilmiş doğası saldırganlık, yıkıcılık, cinsellik, iktidar ve
acımasızlık...
Memleket cadı kazanı.Kaynıyor.Siyasiler kazanın ateşini
körüklemekte.Dünya yangın yeri giderek
daha da ısınıyor.Kan ateş gözyaşı gırla.Yazılacak tartışılacak
onca mesele var.Günlerdir iki kelimeyi
bir araya getiremiyorum.İçin için düşünmeden de
kendimi alamıyorum.
Merhaba Edith merhaba.Sana da padam.Sana da küçük fahişe!Hayır!Çünkü istemiyorum.Kısıtlayamazsınız.Ne olacakmış yanlışsam?Ne olacakmış hatalıysam? Beni bırakın bu caddelerde.Beni benden almasın
artık kimse.Kimse bu topraklara asfalt dökmesin.Anıtlarınızı istemiyorum.
'O beni bulmadan önceki''
son zamanlarımda; tıpkı kamıştan yapılan neyin, ağlamaklı sesindeki sırrını
her ortamda söyleyip de, kimse tarafından anlaşılmadığı için kendini yalnız
hissedip, özüne dönmek istemesi gibi, özümü arar olmuştum. Serin,
yağmurlu bir ilkbahar akşamı çıktı karşıma…
Sevmeyen, yaşamına
sevgiyi almayan insan korkuyordur. Birçok sebeple! İncinmekten, itilmekten,
ihanetten, terkedilmekten, sevilmemekten, sevmekten vb. Ruhunu hisseden,
yasayan insan sever. Sadece sever. Ne olursa olsun sever.
Hayatı boyunca ayakkabılarını çıkarıp da çime basmayan
insanlar gördüm.Yağmurla gelen kokuyu duymayanlar;Toprağa dokunmayanlar.Kuşların Akasya ağacının tohumlarını yerken çıkardıkları o
sesi işitmeyen insanlar.
Karanlık sokakları
seviyorum, ışıklar kapanmış, belki bozuktur lambalar, girinti bir sokak dar
ve tenha. Geceye yaklaşıyoruz. İçimde merak ve korku… Önüme bir köpek
çıkabilir ya da şu virane yıkık evden önümü bir sarhoş kesebilir, ya da
içmiş adamları taşıyan bir araba önümde duruverir ya
Şarkısını dinlerken şakır
şakır yağan yağmurun, su damlacıklarının kurduğu orkestrayı yöneten şef
edasıyla hareket eden bir otobüs şoförü, yol kenarında bekleyen yolcuları
almaya giderken yolda yürüyen insanları foşurt diye ıslattığının farkında
bile değildi.
Oyulan bir delik...
Öylesine güçlü ve öylesine acı dolu ki, deştikçe fışkıran her ne varsa
tekrardan içine alacak kadar geniş. Gözler hiç bir şey ifade etmeden
bedenimden akan kana bulanarak kâğıda kanla yazılan bu kelimeler gibi canlı
ve batmakta olan ağustos dolunayı gibi kıpkırmızı...
İki arkadaş birlikte
planladıkları seyahatleri için hazırlık yapmaktaydılar. Bu seyahat birlikte
ilk yurt dışı denemeleri olacaktı. Her ikisi de oldukça heyecanlı olmalarına
rağmen içlerinden biri bu durumu içine sindirmiş gibi görünürken diğeri
adeta kabına sığamıyordu.
“Eski bayramlar böyle miydi?”
diye başlar her bayram sabahı evlerdeki konuşmalar… Gözleri dolar evin
büyüklerinin… Sonra ardı arkası kesilmez anıların… Bu anılar hep bugüne
düşmandır… Kinini kusar… Çünkü alıp götürdüğü şeyler vardır… Ve bir daha
geri vermeyeceği…
Evvel zaman içinde kalbur
saman içinde develer tellal iken pireler berber iken, yaşlı bir adamın
biricik oğlu varmış. Onu herkesten, her şeyden sakınıp saklarmış. Asla bir
iş yaptırmaz, oğlunun yorulmasını bile istemezmiş.
Bile bile hata yapmak ne büyük bir budalalık. Hayatı deneme tahtasından
farksız görmek ise saçmalık. Ya her şey olup bittikten sonra çarçur ettiğin
zamanı geri almayı istemek de ne oluyor?
AYIN AYDINLATICI
SÖZÜ
“Laiklik yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir.
Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir.”