|
Haber: Duygu Celen
Sessizlik
Sesin doğuşuna
tanık olmak için sessizliğe kulak ver...
Sessizlik yüce heykelin
yontulmamış mermeri gibi potansiyel bilgelik ve zeka ile dolu gibidir.
-- Aldous Huxley
Diyelim
ki seslerin farkındayız. Peki ya sessizliğin?
Sessizlik her zaman yanı başımızdadır
fakat biz onu nadiren farkederiz. Çoğu kez de ulaşılması güç görünür. Belki
derin bir meditasyon sırasında, belki de tesadüfi bir anda ortamdaki tüm
seslerin biranda susarak bizi sessizlikle başbaşa bıraktığında farkına
varırız. Ne yolla olursa olsun bizi alır başka bir yerlere götürür
sessizlik... Derinleşir kendimize daha yakın oluruz. Kendi varoluşumuzun
tonlarını duyumsarız. Sessizlik fiziksel dünyanın rahmi gibidir. Birçok
kutsal metne göre Tanrı seslenmiş, dünya varolmuştur...
Meditasyon zihnin kesin
sessizliğidir. Sadece o toplam, bütün ve katışıksız sessizlik gerçek
olandır.
-– Jiddhu Krishnamurti
Meditasyonsa düşüncelerin arasındaki
sessizliğe ulaşmaktır. Ses birincil gibi gözükür ama asıl kaynak
sessizliktir. Doğasından ötürü işitilemez, çoğu zaman amaçsızdır ve bu
nedenlerden ötürü ürkütücü gözükür. Birbiriyle uzlaşmaz görünen şeylerin
uzlaşmasını sağlar. Farklılıklar birarada bulunabilir çünkü sessizlik
yargısızdır. Orada her şey bir ve biraradadır. 
Müzikte
Sessizliğin Rolü
Ses deyince aklımıza müzik, müzik deyince
genelde aklımıza ilk olarak ritm ve melodi gelir. Oysaki ritim ve melodi
sessizliği düzen içinde hatta bazen de düzensizce kullandığımızda bir şekil
alır. Kısa bazen de çok kısa aralıklarla beliren ve aniden yerini
titreşimlerin doldurduğu sessizlik, belki sesin peşine düştüğümüz için
farkedilmez.
Müzikte sessizlik sadece müziğin üzerine
çizildiği bir tuval değil, bestecinin paletindeki ayrı bir renk... Ne zaman
boşluğu sesle dolduracağını ne zaman ise sessizliğe izin vereceğini bilmek
bir müzisyen için ise doğru notayı basmak kadar önemli. Sessizliği kısa
sürelerle kullanmak ya da uzatmak da dinleyiciler üzerinde belli bir etki
yaratıyor. Birkaç vuruşluk bir sessizlik dinleyicinin sessizliğin ardından
ne geleceğini merak etmesine yol açıyor ve dinleyicinin deneyimini
renklendiriyor. Sadece bir bekleyiş olarak görülmeyen sessizlik zamanları,
dinleyicinin algısını açıyor ve aktif bir dinleme yaratıyor.
“Müzikal
sessizliğin şiirselliği” adlı makalesinde Thomas Clifton sessizliği bir
ormandaki ağaçların arasındaki alana benzetiyor. Ağaçlar arasında varolan
alanın ağaçları bütününü bir orman olarak algılamamızı sağladığı gibi
sessizlik de tonları çevreliyor ve onları anlamlı bir biçimde
algılayabilmemizi sağlıyor.
Müzikte sessizlik denince akla gelen
isimlerden biri John Cage ve 4′33
adlı parçası. 1952 Woodstock’ta ilk gösterimi sunulan parça David Tutor’un
piyanonun başına geçip kapağı açmasıyla başlamış. Bir müddet sonra hiçbir
nota çalmadan kapağı yeniden kapatmış. Sonra kapağı yeniden açmış ve bir
müddet geçtikten sonra yine hiçbir şey çalmadan tekrar kapatmış. Deneysel
müzik yapan Cage, 4′33 ile sessizliğin yanı sıra, dinleyicinin
sahnenin dışından gelen, müzik haricindeki sesleri deneyimlemesini de
sağlamış. Yani dört dakika otuzüç saniye kişisel bir yolculuk. Cage, o süre
zarfında deneyimleyeceklerini kişinin kendisine bırakmış.
Seslerin eşlik ettiği
yolculuğumuzun içinde sessizliğin de farkına varmamız dileğiyle...
Kaynaklar:
Peace of Mind: Power of Silence -- Christopher Mendonca
The role of silence in
music -- Tyra Neftzger
www.cobussen.com Silence and/in Music
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Duygu
Celen 1983 İzmir doğumlu. 2001’den beri İstanbul’da
yaşıyor. 2005 yılında İndigo Türkiye grubuna ve ardından
İndigo Dergisi ekibine katıldı. Yıldız Teknik Üniversitesi
Matematik Mühendisliği son sınıf öğrencisi.
Detaylı bilgi
|