|
5
Haziran Dünya Çevre Günü
“Sıcak
Gündem: Buzların Erimesi”
Birleşmiş
Milletler Örgütü 1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de 133
ülkenin katılımı ile düzenlediği zirvede, 5 Haziran tarihinin
“Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. O tarihten
bu yana çevre sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla
dünya genelinde çeşitli etkinlikler düzenlenmeye başlandı.
2007 yılının Uluslararası
Kutup Yılı olması nedeniyle bu yılki Dünya Çevre Günü’nün ana
teması, “Sıcak Gündem: Buzların Erimesi” olarak belirlendi. Bu
tema ile küresel iklim değişikliğinin kutup eko sistemleri ve
toplumları üzerindeki etkisine odaklanılması ve bu etkinin dünya
genelindeki etkileşiminin izlenmesi amaçlandı.
Dünya
Çevre Günü’nün ana teması “Sıcak Gündem: Buzların Erimesi”
doğrudan ülkemizi kapsamıyor gibi görünse de küresel ısınmaya
bağlı bu etkileşimin Türkiye’deki yansıması şu ana kadar
kuraklık, su kıtlığı, ani yağışların neden olduğu seller ve
heyelanlar, ürünlere büyük zarar veren dolu yağışları ve erken
başlayan orman yangınları olarak gözlemlendi. Bütün bu veriler
ışığında bilim insanlarının Türkiye ve içinde yer aldığı kuşağın
küresel ısınmanın etkilerini en önce ve en şiddetli hissedeceği
öngörülerinin ve senaryolarının doğru olduğu yönündeki
endişeleri arttırdı.
Enerji
- Tarım - Su
TEMA Vakfı, küresel ölçekte
kullanılan iklim değişikliği senaryolarının bölgesel ölçeğe
indirgenmesi ve sonuçlarının incelenmesinin, enerji, tarım ve su
kaynaklarımızın yönetimi ve planlaması açısından büyük önem
taşıdığına inanmaktadır. Bu nedenle ülkemizin olası iklim
değişikliği sürecine uyum sağlaması çalışmalarına katkı sağlamak
üzere çalışmalarını bu üç ana başlık üzerinde yoğunlaştırmıştır.
Değişen
İklim Değil, Enerji Olsun!
TEMA Vakfı, Türkiye’nin
küresel iklim değişikliğini geriye döndürme sürecine önemli
katkı sağlayacak “TEMA Vakfı Isıl Enerji ve Elektrik Üretiminde
Güneş ve Rüzgar Enerjisinin Kullanımının Artırılmasına Yönelik
Bireysel ve Kurumsal Teşvik Sistemlerinin Kurulması” konulu bir
rapor hazırladı. (*) Raporda enerji verimliliği ve artan yerli
yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının fosil yakıt
alımlarını azaltarak dışa olan bağımlılığı azaltacağına ve yerli
kaynakların kullanımının ülkemizin yarattığı ekonomik değerlerin
ülke dışına gitmesini engelleyeceğine dikkat çekildi. Enerji
verimliliğini sağlayan ve yenilenebilir enerjilere dönüşümü en
erken ve etkili biçimde gerçekleştiren ulusların küresel
ekonomide rekabet gücüne sahip olacakları belirtildi. Ayrıca,
enerji kaynaklarında ne kadar dışa az bağımlı olunursa politik
karışıklıklar ve ekonomik krizlerden de o kadar az
etkilenileceği, enerji güvenliğinin en önemli garantisinin yerli
ve mümkün olduğu kadar kurumsal ve bireysel kaynaklara dayanmak
ve az enerji ile idare etmek olduğu, yenilenebilir enerji
kaynakları ve enerji verimliliğinin de bunu sağlayabilecek tek
yöntem olduğunun altı çizildi.
Topraktaki Organik Karbonu Yöneterek,
Toprağın Verimini Arttırabilir, Küresel Isınmanın Etkilerini
Azaltabiliriz.
TEMA
Vakfı, Dünyaca kabul edilen bilimsel veriler ve toprak
konusundaki 15 yıllık bilgi ve deneyimleri ışığında; toprakların
doğru ve verimli kullanılarak toprakta organik karbon oluşumunun
ve tutulmasının arttırılmasının, küresel ısınma, açlık, erozyon,
çölleşme, ormansızlaşma ve tarım alanı kaybı gibi sorunların
çözümü için atılacak büyük bir adım olduğu değerlendirmektedir.
Toprakta organik karbon
tutulması her yönüyle kazanç sağlayan bir süreçtir.
Verimliliğini kaybetmiş toprakların rehabilitasyonundan, kaynağı
belli olmayan kirliliğin azaltılarak yüzey, yer altı sularının
temizlenmesi gibi yan faydalarla ekosistem kalitesinin
yükseltilmesine ve fosil yakıt emisyonunu azaltarak atmosferdeki
CO2 miktarının azaltılmasına kadar bir çok yönü vardır.
Su
Kıtlığı İle Mücadelede Su Çerçeve Yasasına Gerek Var!
İnsan genellikle susuzlukla,
zaman zaman doğanın geçici olarak kendisini mahkum ettiği
kuraklığı birbirine bağlar. Kuraklığın gazete manşetlerinde
geniş yer alıp özellikle dikkatlerimizi çekmesine karşılık
gittikçe fazlalaşan su tüketimimizin uzun vadede yarattığı
sorunlar gözden kaçmaktadır.
Ülkemizde suyun kullanımıyla
ilgili pek çok çarpıcı boyutta çalışma sürdürülmektedir. TEMA
Vakfı, yürütülen politika ve uygulamalar ile ihtiyaç belirleme
aşamasındaki çelişkilerin Türkiye’nin geleceği için ciddi
tehlike oluşturduğunu değerlendirmektedir. Örneğin, son yirmi
yıl içinde yürütülen yanlış uygulamalar, göz yumulan kaçak kuyu
açma ve atık suları akarsulara boşaltma gibi hukuksuz
davranışlar nedeniyle yeraltı ve yer üstü sularımızın kalite ve
miktarında ciddi azalmalar ortaya çıkmıştır. Buna rağmen,
Türkiye’de henüz tüm tarafların katılımıyla hazırlanmış bütüncül
bir su politikası ve suyun yönetimiyle ilgili temel ilke ve
yöntemlerin çerçevesini belirleyen bir “su çerçeve yasası
bulunmamaktadır. Bu nedenle, su kıtlığı ile mücadele için Su
Çerçeve Yasası hazırlanmalı ve bir an önce hayata
geçirilmelidir.
Kaynak: TEMA Vakfı
TEMA Vakfı Genel
Müdürü Dr. Uygar ÖZESMİ ve Erciyes Üniversitesi Dekan Yardımcısı
GÜNDER Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Necdet ALTUNTOP
tarafından hazırlanan TEMA Enerji Raporu’na
http://www.tema.org.tr/BizdenHaberler/guncel/2007/EnerjiRaporu.htm
adresinden ulaşabilirsiniz |