|
Yazar: Dr. Ender Saraç
Kozmik Bilim
Açışından Oruç
Bedenin
Çekim Alanı ve Oruç
Beden sürekli ruha
kuvvetli bir çekim alanı oluşturur. Ruh aslında çok ince düzeyde bir
enerjidir ve oldukça akışkandır. Ancak insan bu boyuttaki deneyiminde
bedenin çekim alanındadır ve belirli sınırlamaları vardır. İnsan bedenin
yemek yemesi, cinsel ilişkileri, içmesi, sigara gibi pek çok fizyolojik
faaliyetler insanın aurasını (bedeni çevreleyen enerji alanı) etkiler. Bu
tür bedensel faaliyetler ruhu daha kaba düzeye çeker ve aurayı bedene daha
da yakınlaştırır.
Bedenin
ruh üzerindeki çekim alanının azalıp auranın genişlemesi için bazı yöntemler
vardır ve oruç da bu yöntemlerin en etkililerinden biridir. Yemeyerek,
içmeyerek, sigara ve dumanlı maddeler kullanmayarak, kan almayarak, cinsel
ilişkide bulunmayarak bedenin az enerji harcamasını ve arı bir halde
olmasını sağlarız. Bağırsaklar boşalmış ve az çalışır, mesane boş ve idrar
yolları az çalışır, akciğerler temiz, cinsel organlar ise dinlenmededir.
Çakralar akması gereken
yönde akmaktadır. Kısacası insanın kanalları açık, aurası genişlemiş ve
hassastır, kozmik yayınları daha iyi alabilir ve ruhsal boyutuna daha çok
enerji yükleyebilir.
Bedensel
ve ruhsal eylemlere evrenin
tepkisi misliyledir
İşte böyle ruhsal ve
bedensel detoks günlerinde sadece kuru kuruya bir açlık yetmez. Ruha da oruç
tutturarak sapkın düşünceler, öfke, şiddet, sinirlilik, küfür, edepsizlik,
ahlaksızlık gibi olumsuz enerji içeren düşüncelerden uzak tutmak gerekir.
Tersine olumlu ve ulvi düşünceler, yardımseverlik, sevgi dolu faaliyet ve
düşünceler, meditatif bir ruh hali ve içten yapılan ibadet ve her türlü
pozitif enerji içeren düşünceler içinde olmak gerekir. Bu dönem sırasında
bedensel ve ruhsal yapacağınız her türlü eyleme ve düşünceye evrenin tepkisi
misliyledir, çünkü ruhsal yapı bedensel çekim alanının zayıflaması ile daha
genişlemiştir.
Yazılım programı içindeki
her şeyi kayıt altında tutan mekanizma bu dönem ruhsal boyutta daha çok
enerji yüklediğini saptayacaktır.
Kadınlar ve oruç
Kadınların adet görürken
oruç tutmamasının nedeni 1. ve 2. çakralar olan kök ve cinsel çakraların bu
dönemde kanama ile temizlik faaliyetinde olması ve aurada delik
olmasındandır. Enerjilerin yönü daha ulvi olan yukarıdaki 6. ve 7. çakralara
doğru değil tersine bedenin altına doğrudur.
Hatalı
oruç algılayışı
Maalesef pek çok kişi
oruç tutmanın altındaki derin anlamı bilmemekte ve orucu sadece güneşin
doğması ile batması arasındaki saatlerde aç ve susuz kalma eylemi gibi
algılamaktadır. Oysa Yüce Yaradan’ın bizim aç kalmamıza hiç ihtiyacı yoktur;
oruç, insanın ruhsal gelişimi ve ruhsal boyutuna daha çok olumlu enerji
yükleme fırsatıdır.
Oruçlu bir kişinin
küfretmesi, edepten uzak düşünceler içinde olması, başka insanların ve
canlıların hakkını yemesi, o kişi için ters olabilir, çünkü kişinin o esnada
daha açık olan kanalları her türlü eyleme ve düşünceye misliyle reaksiyon
vermektedir.
Kısacası
oruç ayıp olmasın diye tutulan veya aç kalma ritüeli değildir, ölüm
dediğimiz boyut değiştirme sonrasında bize gerekecek yakıtı, enerjiyi
kendimize yükleyebilmemiz için bir olanaktır. Kalpten ve olumlu duygu ve
eylemlerle yapılırsa bu enerji akışı çok daha etkin ve sağlıklı olacaktır.
Ayrıca oruç tutarken bedene eziyet etmeyin. İyi ve sağlıklı beslenin.
Sağlıklı ve mantıklı beslenme ve bedenin sağlığına da dikkat etme, bedende
sorun çıkmasının önüne geçerek ruhun bedene yoğunlaşmasına engel olur.
Derleyen: Burçin
İvren
Kaynak: Dr. Ender
Saraç, "Ruhsal Gelişim ve Kader"
Doğan Kitap |