|
Yazar:
Dr. Serdar Özdemir
Kendine
Zarar
Verme
Davranışı
Sofokles'in bilenler için
malum “Oedipus” trajedisinde hikaye olunur ki; babasını öldürüp
annesi ile evlenen Thebai kralı Oedipus gerçeği öğrenince gözlerini oyarak
kendini cezalandırır. “Kendine zarar verme davranışının” mitolojik
kaynağını oluşturur bu anlatı.
Dan Brown’un
çok satan kitabı “Da Vinci Şifresi”ndeki Silas karakteri okuyanlar ve
özellikle kitabın sinema uyarlamasını izleyenler için de oldukça
etkileyicidir.. Opus Dei’nin albino müridi, ölümcül keşiş, günahlarından
arınmak için(ki o da baba katili) baldırına bir işkence aleti takar ve öyle
dolaşır.. Bu aleti ara sıra sıkıştırarak kendine verdiği zararı ve acıyı
arttırır.. Kendine fiziksel zarar verme davranışının çarpıcı bir
örneklemesidir bu da.
“Sekreter”
adındaki 2002 yapımı, yine kitap uyarlaması, film kendine zarar verme
davranışının en planlı programlı uygulayıcısını getirmiştir gözler önüne..
Maggie Gyllenhaal’ın oynadığı sekreter, “Lee Holloway”
karakteri, çantasının içinde, kesici aletlerden oluşan bir setle birlikte,
kendini kestikten sonra kullanacağı pansuman malzemelerini de taşır.
Zorlantılı anlarında, bacaklarına kesikler atarak kendini yaraladıktan
sonra, yeniden yaşamla başa çıkabilme konusunda bir müddet için daha iyi
hisseder kendini.
Van
Gogh’un derin bir psikoz esnasında kulağını kesip
bir fahişeye göndermesi de yukarıdaki davranışların “gerçek”
benzerlerindendir.
Bu örneklemeler, 1946
yılında suçluluk duyguları içinde her iki göz küresini çıkarmış olan kadın
hasta ile tıbbi literatüre giren “kendine zarar verme davranışını (self
harm)” betimlemek için kullanılabilir.
“Günümüzde ise her 600
kişiden birinin tedaviye ihtiyaç duyacak şekilde kendine zarar verdiği
bildirilmektedir.” Bilmiyorum sıklık şaşırttı mı
sizi.. Şaşırttı ise Müslüm Gürses konserlerinin, bir zamanlar, ana
haber bültenlerine yansımalarını hatırlatmak yeterli olacaktır sanırım.
“Kendine zarar veren
kişi çocukken ya da genç bir yetişkinken muhtemelen çok zor ve üzücü
deneyimler geçirmiştir. O zamanlar söz konusu kişi büyük ihtimalle
güveneceği kimse bulamamış; bu yüzden de yaşadıklarıyla baş etmesi için
gereken desteği ve duygusal boşalımı yaşayamamıştır. Yaşadığı deneyim
fiziksel şiddet, duygusal ya da cinsel taciz içermiş olabilir. Bu kişi
ilgilenilmemiş, sevdiği bir kişiden ayrılmış, zorbalık görmüş, tacize maruz
kalmış, saldırıya uğramış, yalnız bırakılmış, dayanılmaz baskı altında
bırakılmış, evsiz kalmış, bakımevine yollanmış olabilir.”
Kendine zarar verme
davranışı; “Kişinin kendini ciddi bir şekilde zarar verecek biçimde
kesmesi ya da vücudunun belirli bölümlerine zarar vermesi” olarak
tanımlamıştır.. Bu tanımlama, isteyerek ve amaçlı olarak yapılan fiziksel
bir girişimi ifade eder. Kişi haz duyduğu bu eylemi gerçekleştirdikten sonra
gündelik yaşantısının zorluklarına karşı kendini daha güçlü hissederek
yoluna devam eder.
Konuyu
bir başka boyutta da tartışmak mümkündür aslında.. Zor durumlar ya da
duygularla başa çıkma yolu olarak seçilen “zarar verme davranışı”
farklı düzeylerde herkeste görülebilir.. Kendine kızıp duvara yumruk
atanları çok görmüşsünüzdür mesela.. Ben saçlarını yolanları biliyorum
örneğin, sivilceleri ile oynayıp kanatmayı alışkanlık haline getirenleri..
Bazı durumlarda ise bu zarar verme doğrudan kişinin kendine yönelik bir
fiziksel davranışını içermeyebilir.
Örneğin, sonuçlarını hem
kendimiz hissettiğimiz hem de çevremizde gördüğümüz halde sigara kullanmayı,
aşırı yemek yemeyi ya da hiç yememeyi, kaza yapabilme ihtimaline rağmen
arabamızı daha hızlı sürmeyi, kendimize zarar veren bir ilişkiyi sürdürmeye
çalışmayı da “kendine zarar verme davranışı” olarak gösterebiliriz.
Görüldüğü gibi, kendine
zarar verme, ağır bir psikolojik bozukluğu olandan, günün stresini bir
sigara yakarak atan kişilere kadar geniş bir yelpazeyi anlatır.
Fiziksel boyutta kendine
zarar verme davranışı (kendini kesme), planlı bir psikiyatrik yaklaşımı
gerektirir.. Özellikle gençlik çağındaki çocuklarında bu davranışı tespit
eden ya da şüphelenen ebeveynler, çocuklarını bir psikiyatrik yardım almak
için yönlendirmelidirler.
Kendine
Zarar Verme Davranışı Raporu, Alper AKSOY, Kültegin ÖGEL
* Kendine
Zarar Vermeyi Anlamak, Diane HARRİSON
YAZAR
HAKKINDA BİLGİ
Dr. Serdar
Özdemir, 1972'de Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde doğdu.
1995 yılında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’den mezun
oldu. Eğitim programları ve öğretimi alanında yüksek lisans
yaptı. Sağlık eğitimi, toplum sağlığı, afet yönetimi, genel
pratisyenlik, eğitim programları, demokrasi ve eğitim
konularında çalışmaları bulunmakta olup halen, Çanakkale
Onsekiz Mart Üniversitesi Öğrenci Sağlığı Merkezi'nde hekim
olarak çalışmaktadır.
Eposta:
drserdarozdemir@comu.edu.tr
|