|
Doruk
Oğuz
Ritalin Dosyası
Ailem için kısmen zor bir
çocukluk geçirmiş olmama rağmen, sanıyorum koruyucu melek ve
rehberlerimin de yardımıyla, psikiyatrların kimyevi kokular
saçan koltuklarıyla ve şeker dağıtır gibi dağıttıkları
antidepresanlarla bir yakınlığım olmadı. Şimdi dönüp baktığımda
ucuz atlattığımı düşünüyorum. Bir çok dostum benim kadar şanslı
değildi.
İnsanların
ilaçlara olan düşkünlüğü hiç ilginizi çekti mi? Çok inançlı
dediğimiz kimseler bile bazen duaların ve iyi niyetlerin
yetersiz kaldığını düşünüp çözümü somut dış gerçeklikte ararlar.
Çoğunluk içinse bu zaten alışılmış olandır. İlgiler hep dış
dünyaya yönelmiş olduğundan mıdır bilmem, sorunların çözümleri
de genellikle dışarıda aranmıştır.
İlaç
yapımı çok eskilere
dayanır. Çeşitli hastalıkların tedavisinde bitki özlerinden
yararlanan kadim şifacılar çoğu kültürlerde, aynı zamanda ruhsal
bir altyapıya sahip olarak görülürler. Pek çok kadim kültürde,
şifacı aynı zamanda şaman veya rahiptir. Onların bu çok
yönlülüğü bana günümüzde modern tıbbın da vardığı noktayı
hatırlatıyor: Holistik tıp (Bütüncül / Bütünleyici Tıp).
İnsanlar sağlık konusunda daha kapsayıcı fikirlere yönelmeye
başladılar. Bu bilinçli mi, yoksa bilinçdışından gelen ortak bir
içsel itilim mi, siz karar verin.
Peki herşey yolunda mı?
Kesinlikle hayır. Alternatif tıbbı ve şifacılığı reddeden
koskoca bir “eski zihin” paradigması var önümüzde. Bu yeni
yaklaşımların, kariyerindeki 30-40 yıllık parlak geçmişi bir
anda silebileceği korkusuyla dolmuş doktorlar hâlâ eski usül
tedavilere devam ediyorlar. “Sağlık” hâlâ
“hastalık yokluğu, hastalığın olmaması” onlar için. Bu noktada
bizim gibi dünyayı ve yaşamı gözlemlemeyi seven gençlere ne
düşüyor? Durumun farkındalığını net bir şekilde ortaya koymak
elbette.
Danışmanlar
tarafından yaşıtlarından biraz farklı (nedense bu yaşıtlarından
biraz farklı olan çocukların sayısı son zamanlarda pek bir
artmıştır, artık genellemeyi neye göre belirliyorlar belli
değil) olarak nitelenen çocuklarının avuç avuç ilaç yutmasına
göz yuman ebeveynlerin ileride çocuklarının uyuşturucu kullanıp
kullanmadığından şüphelenmeleri bana biraz cahillik, biraz
tembellik, biraz da ikiyüzlülük gibi geliyor.
Yeni nesil
çocuklar, ergenler ve
ilkgençlik çağını yaşayanlar arasında dikkat eksikliği sendromu
ve hiperaktif damgası yiyen koca bir kitle var. Bunlar gerçekten
de, başka bir yerden gelmişçesine bu insanlığı ve onun kendisini
köleleştirmiş sistemini garipseyip, adapte olmamakta
direniyorlar. “Çocuğunuz çok zeki ama çok yaramaz.”,“çocuğunuz
çok akıllı ama çok konuşuyor, dersle ilgilenmiyor” artık tüm
ebeveynlerin öğretmenlerden işittikleri sözler. Bu durumda
endişelenen aile ne yapıyor? Her aklı başında ve durumu uygun
insanın yapacağı gibi çocuğunu alıp bir psikiyatra götürüyor.
Çoğu psikiyatr da bir, iki konuşmadan sonra teşhisi yapıştırıp
kırmızı reçetelere uzanıyor. Dikkat eksikliği ve
hiperaktivitenin ilacı belli ve epey popüler: Ritalin.
Gerçekten
nedir bu Ritalin?
Uyuşturucu kültürüyle bir şekilde ilgilenmiş herkes bu tabirin
aslında o kültürü tamamen yansıtmadığını bilir. Çünkü uyuşturucu
ilaç alemindeki bütün ilaçlar uyuşturmaz; bazıları uyarır.
Bunlara uyarıcı denir. Dünyanın en pahalı narkotiği kokain, en
sık kullanılan narkotiklerden biri olan amfetamin, hatta nikotin
ve kafein bu uyarıcı sınıfına girer. Ritalin’in ana maddesi,
amfetamin ailesinin bir üyesi olan metilfenidattır.
Zaten
aşırı uyarıcı kullanmış gibi tavırlara sahip bu özel çocuklara,
bir merkezi sinir sistemi uyarıcısı olan metilfenidat verildiği
zaman, bu aşırı uyarılmış haller kaybolur. Zaten uyarılmış bir
bünye bir başka uyarıcı ile nötrlenir. Vücudun dopamin salgısı
ilacın etkisi süresince “normal” düzeye indirilir. Kısa bir süre
bile bünyesine neredeyse kokain ve metamfetamin ile benzer
düzeyde çalışan bir ilaç alan çocuk gerçekten de uyutulur. Fişi
çekilir. Bağımlı hale getirilir. Bu çocuğun ileride bir klübe
gitmesi ve ekstazi adlı amfetamin bazlı haplar ile karşılaşıp
bunları almaması çok küçük bir olasılıktır artık. Aileler
açgözlü ilaç firmalarının bilinçdışı dolduruşuyla, çocuklarına o
en korktukları geleceği kendi elleriyle hazırlamışlardır.
Bu
“normalden” farklı özellikler gösteren çocuklar, aslında kadim
ve olgun ruhlardır. Onlar zaten burada, yüksek bilinçlilik
hallerine derin bir hasret duyarak yaşamaktadırlar. Bütün
tantanaları o hasretten ötürüdür. Çünkü geldikleri bu dünyanın
insanlarının ortak zihin alanında bilinç pek öyle yüksek
titreşmez. Sevgi çok kolay bulunan bir şey değildir. Elbette
uyumsuzluk çıkaracaklardır. Onların doğasına terstir çünkü
herşey. Onlar buraya uyum sağlamak üzere değil, kendini öldüren
dünyayı daha yüksek bilinçlere uyumlama amacıyla gelmişlerdir.
Anlaşmalarının en büyük kısmını bu oluşturur. Tutucu sistem de
onları uyutmanın yollarını arar. O çocuklar zaten doğal olarak
bilinç değiştirici maddelere bir çekilim duyacaklardır. Bu
noktada işini çok iyi bilen (?) sistem onlara, ilaç kisvesi
altında onların istediğinden de çok miktarlarda bir takım bilinç
değiştirici maddeler sağlamıştır.
1990
ve 2000 yılları arasında sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde
Ritalin’e bağlı 186 ölüm gerçekleşmiştir. Çoğunlukla
70’lerde doğmuş insanlardan oluşan “Kayıp Kuşağın”(Generation X)
bir zamanlar için sözcüsü olmuş, o kuşağa marşlar bestelemiş bir
kişi vardır: Kurt Cobain. Seattle’lı Nirvana grubunun
gitaristi ve solisti olan bu renkli gözlü, sarışın, çatallı
sesli, yakışıklı şarkıcı 1994 yılında kendini av tüfeğiyle
vurarak öldürmüş ve kült olmuştur. Ciddi uyuşturucu problemleri
olduğu bilinen Kurt Cobain’in bilin bakalım geçmişinde ne
vardır? Evet doğru cevap, Ritalin. Sevgili Cobain 7 yaşından
itibaren Ritalin kullanmak durumunda bırakılmıştır. Onu bu kadar
umutsuz kılan yaşam deneyimleri arasında Ritalin’in de büyük bir
yeri vardır diye düşünüyorum. Takdiri size bırakıyorum.
Zaten
uyarıcı özellikler gösteren çocuklara daha fazla uyarıcının
verilmesi onların zihinlerini köleleştirir. Hissizleşirler.
Belki de beyin soğanları kurumakta olduğundan hissizleşmiş gibi
gözüküyorlardır. Sonuçta toplum kendine daha fazla robot, daha
fazla canlı ceset yaratmış olur. Çocukların ne kendilerine
güvenleri kalır, ne de sizlere yardım etme şevkleri...
Ben
hiç antidepresan kullanmamış olmakla birlikte, dostlarımın
yaşadıklarını gördüm. Biz artık kim olduğumuzu hatırlamaya
başladık. Bizi eskisi kadar etkileyemiyorlar. Ancak biz gene de
belli bir farkındalığa sahip olma şansına erişmiş olanlarız. Ya
neslimizin bu bilinçliliği yakalayamayan diğer üyeleri? Burada
sorumluluk ailelerdedir. Çocuğunuz sizi yoruyorsa, bu gidip ilaç
yazdırın anlamına gelmez. Hatta ilaç kullanmasına gerek yoktur.
Aslında çocuğunuz bunları sizin değişmeniz için yapıyor. Daha
çok sevgi ve daha çok bilgi verebilir misiniz ona? Sanırım sizin
de daha çok sevgi ve daha çok bilgiye ihtiyacınız var. Sevgi ve
bilginin kaynağı içinizdedir. Onu dışarıda aramayın. Gücünüzü
kendinizden başka kimseye teslim etmeyin. Benim dediklerimi dahi
kalp süzgecinden geçirdikten sonra kabul edin.
Biz
artık yetişkinliğe adım atıyoruz. Ama biliyoruz ki, hâlâ zorlu
ergenlik dönemini atlatmaya çalışan veya daha buna hazırlanan
kadim ve cesur dostlarımız buradalar. Onlara yardım etmekle
yükümlüyüz. Bilinçsizce uyutulmalarına göz yumamayız. Ama bizim
işimiz öfkeli direniş gösterileri sergilemekten çok; ışık ve
bilgi, barış ve sevgi yaymaktır. Ortak bilinç alanımızda
sıçramaların yaşandığı bu muhteşem zamanlarda herkesin kendi
gücünü kuşanmasıdır tek dileğim. Bütün hastalıkların şifası
vardır ve şifa sadece hastalığın yokluğu değil mutluluk ve
huzurun sonsuzlaşmasıdır. Umarım çocuklarınızın yaşıtlarından
farklı (!) özelliklerini sorun olarak algılayıp yüzeysel
çözümler üretmeye kalkışmazsınız. Umarım bunu yapmayıp bütünün
hayrına hareket edersiniz.
Son olarak içinizi
rahatlatmak isterim. Şimdiye kadar çocuğunuz bu tarz ilaçlar
kullanmak durumunda kaldıysa bile çok endişelenmeyin. Onların
içindeki bilgeliğin yanında bütün bu engeller bir hiçtir.
Uyuşturucular bizi amacımızdan ayrı koyamaz. O kadar güçlü
değillerdir. Sadece farkındalık ile destek olmak bizim için
değerlidir o kadar.
Yoksa yol her
halükarda bellidir. Merkez kalptir.
Kaynaklar:
Narkotik Şube:
http://narkotik.iem.gov.tr/nlr_nrktktr_c.html
InfoFacts:
http://www.nida.nih.gov/Infofacts/Ritalin.html
Death
from Ritalin:
http://www.ritalindeath.com/
The
Vaults of Erowid:
http://www.erowid.org
.jpg)
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Doruk Oğuz
1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında
İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye
başladı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|