|
Doruk Oğuz
Güneş Tutulması,
Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye
Bil ki sevgi makamı
çok şerefli bir makamdır.
Gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır... ~
İbn Arabi
Sizi
tutulan güneşin elmas yüzüğünün ışığıyla ve bir’in sevgisiyle
selamlıyorum. Baharın gelişiyle birlikte esas yeni yıl başladı.
Takvim sistemimiz ne kadar da başına buyruk ve ayrıksı değil mi?
Esas yeni yıl doğada 21 Mart’ta ekinoksla (veya güneşin
zodyaktaki yeni turuna başlamasıyla) gelir. İnsan her ne kadar
doğaya kısmen hükmedebildiğini düşünüp küstahlaşmış olsa da
esasında doğanın sevgili döngüsüne çok derinden bağlıdır.
Doğanın yeniden doğumu bahar mevsimiyledir. Elbette
insanoğlununki de...
Modern
insanlık kendine “bahar depresyonu” tarzı nitelemeler
üretedursun; ben bu baharın gelişini binlerce kadim dost ile
yurdumuzun bir cennet vadisinde kutladım. Hem de tarihte yer yer
müthiş roller oynamış bir doğa olayına katılarak...
Tam güneş
tutulması 29 Mart’ta
öğlen saat 13:55 civarında gerçekleşti. Hava karardı, yıldızlar
çıktı, hayvanlar sustu, bir ürperti dalgası hepimizin içinden
geçti, gölgeler artı (+) şeklinde oluştu. Güneş tekrar
gözüktüğünde horozlar öttü.
Ay tamamen Güneşi kapattığında, özel eklips
gözlüklerimizle baktığımızda bir şey göremez olduk. Çıplak
gözlerimizle baktığımızda ise Mevlana’nın asırlar önce
methiyeler düzdüğü o elmas yüzük denen hare gözükür olmuştu.
İçimdeki ezoterist ve okültist Doruk bunu çok büyük bir
inisiyasyon olarak deneyimledi ve çeşitli yorumlar yapmamı
sağladı. En çok hissettiğim de ilahi eril ve ilahi dişilin
hizalanmasıydı. Ana tanrıça, baba tanrının ışığına kanallık etti
sanki. Sanki 3 buçuk dakikalığına Güneşin ışığını Ay saçtı
etrafa.
Okyanusya’dan,
Kuzey ve Güney Amerika’dan, Asya ve Uzakdoğu’dan, Avrupa, Afrika
ve Ortadoğu’dan, kısaca Dünya’nın heryerinden binlerce ve
binlerce indigo bu muhteşem doğa olayını 7 gün ve 6 gece
kutladı.
Benim için
müthiş bir onaylamaydı bu parti. Çünkü gerçekten de yalnız
olmadığımızı “gördüm”. Hepsinin varlığından haberdardım ama
neler yaptıkları hakkında bir fikrim yoktu. Gördüm ki ben ne
yapıyorsam onlar da onu yapıyorlar.
Elfler,
periler, şamanlar, paganlar, şifacılar, vizyonerler, ateş
dansçıları ve hipi ruhlu deliler... Yüksek bilinçlerin cesur
demirleyicileri... Geleceğin parlak vizyonunu yeryüzünde tutmayı
seçenler... Sistem yıkıcıları, ilahi mânânın ışıltılı
koruyucuları, ışık işçileri...
İlginçtir
ki çiftler çok azdı. Herkes kendi bireyliğinde ve bütüne hizmet
eder vaziyetteydi. Sürekli bir göz teması, enerji deveranı
vardı. Orada tanımlanması çok zor bir enerji üretildi ve çığ
gibi çoğalarak tüm dünyaya yayıldı. Bunun vazifeli ülkemizin
vazifeli topraklarında gerçekleşmesi bir tesadüf değildi.
Tesadüf yoktur ey dostlar, sadece eşzamanlılık vardır. Tüm evren
eşzamanlı olarak varolur. Bunu halen daha Newton mekaniğiyle
eğitilmekte olan insanların kavraması zordur. Ancak paradigma
ciddi bir şekilde değişiyor. Bölücü, içten pazarlıklı herşey
ömrünün sonuna geldi.
Cehalet
ızdırabının içine düşmüş sorgulamayı unutmuş; dogmalara ve
kurallara boyun eğmiş herkes, karmaşa rüzgarına kapılmış ne
huzura ne de hakikate dair hiç bir şey bilmiyor. Cennet’te
yerlerinin kesin olduğunu sananlar hiç de o kadar emin olmasın.
Cennetin anahtarı sakalda, cüppede, türbanda ve dogmada olmadığı
gibi sonu gelmez inkarda da değil elbet. Her ay sıkılmadan
söylediğim gibi kendini bilmek anahtar, kendini kabul “sürecin”
başlangıcı ve evrenin mükemmel düzenine teslimiyet şükran ve
sevgi pınarı haline gelmenin ta kendisi.
Ben kadim dostlarımın binlercesini gördüm ve onlar
daha görmediğim niceleri olduğunu söylediler. Ben karışık
Ortadoğu’nun cesur görevlilerini gördüm. Zihnim rahat. Çünkü
onların en yüksek potansiyelin gerçekleşmesini sağlayacaklarını
biliyorum.
“Öyle bir
sistem kuracağız ki o sistemin dışına çıkabilenler deli olarak
nitelendirilecekler.” demiş bir avuç karanlık hükmedici zeka. O
halde ben size delirin diyorum. Çünkü çözüm o. Kuraldan çok
kuralcı ve kraldan çok kralcı olmak mı sizce çözüm?
Bu ülkenin
dünyaya iletmekte olduğu bir görevi var. Yoksa neden Atatürk
gibi görevli bir varlık buraya geldi ve burayı kurtardı
sanırsınız? Bu görev o kadar ilahi bir görevdir ki bunu ne
irticai ne bölücü faaliyetler engelleyebilirler. Bizim
rehberimiz Mustafa Kemal’dir. Ayrıca Bursa Nutku’nu da çok iyi
biliriz.
Ancak savaşçı değiliz. Barışçıyız. Küresel barışın
kalıcılığını sağlıyoruz. Bunu Dünya’ya öğretecek olan ülke
Türkiye’dir. Her bir Türk vatandaşı kendi içsel barışına sahip
çıkmaya karar verdiğinde, küresel barışın her gediği dolacaktır.
Çünkü içeride barışı bulan bunu dışarıya da yansıtmaya başlar.
Kendinizi sevin. Ne kadar kutsal bir memlekette, ne kadar aziz
bir görev uğruna yaşadığınızı hatırlayın. Bütün medya, bütün
hükümet sistemi ve bütün fitneciler sizin kafanızı bulandırsa da
siz bütünlüğe ve birliğe sahip çıkın.
Atatürk
sadece bu ülkeyi
kurtarmadı. Bütün hükümetlerin arkasındaki gizli hükümetin
planlarını da altüst etti. Sizce Anadolu bir sömürge devleti
olsaydı şu an dünyanın düzeni nasıl olurdu? Bu cumhuriyetin
kuruluşunda herşeyin bir anlamı ve yüksek bir amacı var dostlar.
Bugün belki gizli hükümet içimize sızmış olabilir; din veya
milliyetçilik kavramlarını çarpıtarak belli bir kesime
hükmetmeyi başarmış olabilir. Sanılandan çok daha güçsüzler ve
korkuyorlar. Çünkü büyük değişim zamanın gelip çattığından ciddi
bir şekilde haberdarlar. Derin korkuları onları son kozlarını
oynamaya itiyor. Neye destek verdiğinizi iyi belirleyin dostlar.
Seçimlerinize dikkat edin ve onların sorumluluklarını alın.
Dünya
üzerindeki sözde ayrılıkları tanımayan bir nesil bütün gücüyle
burada diyorum size. Dünyanın her yerine dağılmış durumda ve
paradigmanın değişmesinde çok somut bir rol oynuyor. Yeni
enerjiyi ortak zihin alanına demirliyor.
Yeni enerjide ayrılık yok, hiçbir sır yok. Yargı
yok. Olanı olduğu gibi görme ve kutlama var. Kutsama ve kutsanma
var. Galaktikleşmek var. Kozmikleşmek var.
Hala seçim
yapmamakta ısrar edenler varsa elbette kollarını bağlayıp
izleyebilirler. İzleyip görebilirler. Ama zorlu süreç biraz daha
uzar.
Güneş tutulması yeni bir hizalanmaydı, yeni bir
sürecin başlangıcıydı. Ülkemiz için özellikle...
“Savaşa Hayır” gibi kısır bir kavramdan,
“Küresel
Barış”
gibi kapsayıcı bir kavrama geçiyoruz biz. Bizimle misiniz?
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Doruk Oğuz
1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında
İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye
başladı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|