Sayı 34|TEMMUZ 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

 

Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Yazar: Yasin Sarı

Bir Semazen

 

Yazar: Efe Elmas

Düşen Melek

 

Yazar: Fehmi Özçelik

Zıtlık

 

Yazar: Mehmet Yapıcı

Kayıp Rüyalar

 

 

 

 

 

Doruk Oğuz

Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye

Bil ki sevgi makamı çok şerefli bir makamdır.
Gene bil ki, sevgi varoluşun aslıdır...
~ İbn Arabi

Sizi tutulan güneşin elmas yüzüğünün ışığıyla ve bir’in sevgisiyle selamlıyorum. Baharın gelişiyle birlikte esas yeni yıl başladı. Takvim sistemimiz ne kadar da başına buyruk ve ayrıksı değil mi? Esas yeni yıl doğada 21 Mart’ta ekinoksla (veya güneşin zodyaktaki yeni turuna başlamasıyla) gelir. İnsan her ne kadar doğaya kısmen hükmedebildiğini düşünüp küstahlaşmış olsa da esasında doğanın sevgili döngüsüne çok derinden bağlıdır. Doğanın yeniden doğumu bahar mevsimiyledir. Elbette insanoğlununki de...

Modern insanlık kendine “bahar depresyonu” tarzı nitelemeler üretedursun; ben bu baharın gelişini binlerce kadim dost ile yurdumuzun bir cennet vadisinde kutladım. Hem de tarihte yer yer müthiş roller oynamış bir doğa olayına katılarak...

Tam güneş tutulması 29 Mart’ta öğlen saat 13:55 civarında gerçekleşti. Hava karardı, yıldızlar çıktı, hayvanlar sustu, bir ürperti dalgası hepimizin içinden geçti, gölgeler artı (+) şeklinde oluştu. Güneş tekrar gözüktüğünde horozlar öttü.

Ay tamamen Güneşi kapattığında, özel eklips gözlüklerimizle baktığımızda bir şey göremez olduk. Çıplak gözlerimizle baktığımızda ise Mevlana’nın asırlar önce methiyeler düzdüğü o elmas yüzük denen hare gözükür olmuştu. İçimdeki ezoterist ve okültist Doruk bunu çok büyük bir inisiyasyon olarak deneyimledi ve çeşitli yorumlar yapmamı sağladı. En çok hissettiğim de ilahi eril ve ilahi dişilin hizalanmasıydı. Ana tanrıça, baba tanrının ışığına kanallık etti sanki. Sanki 3 buçuk dakikalığına Güneşin ışığını Ay saçtı etrafa.

Okyanusya’dan, Kuzey ve Güney Amerika’dan, Asya ve Uzakdoğu’dan, Avrupa, Afrika ve Ortadoğu’dan, kısaca Dünya’nın heryerinden binlerce ve binlerce indigo bu muhteşem doğa olayını 7 gün ve 6 gece kutladı.

Benim için müthiş bir onaylamaydı bu parti. Çünkü gerçekten de yalnız olmadığımızı “gördüm”. Hepsinin varlığından haberdardım ama neler yaptıkları hakkında bir fikrim yoktu. Gördüm ki ben ne yapıyorsam onlar da onu yapıyorlar.

Elfler, periler, şamanlar, paganlar, şifacılar, vizyonerler, ateş dansçıları ve hipi ruhlu deliler... Yüksek bilinçlerin cesur demirleyicileri... Geleceğin parlak vizyonunu yeryüzünde tutmayı seçenler... Sistem yıkıcıları, ilahi mânânın ışıltılı koruyucuları, ışık işçileri...

İlginçtir ki çiftler çok azdı. Herkes kendi bireyliğinde ve bütüne hizmet eder vaziyetteydi. Sürekli bir göz teması, enerji deveranı vardı. Orada tanımlanması çok zor bir enerji üretildi ve çığ gibi çoğalarak tüm dünyaya yayıldı. Bunun vazifeli ülkemizin vazifeli topraklarında gerçekleşmesi bir tesadüf değildi. Tesadüf yoktur ey dostlar, sadece eşzamanlılık vardır. Tüm evren eşzamanlı olarak varolur. Bunu halen daha Newton mekaniğiyle eğitilmekte olan insanların kavraması zordur. Ancak paradigma ciddi bir şekilde değişiyor. Bölücü, içten pazarlıklı herşey ömrünün sonuna geldi.

Cehalet ızdırabının içine düşmüş sorgulamayı unutmuş; dogmalara ve kurallara boyun eğmiş herkes, karmaşa rüzgarına kapılmış ne huzura ne de hakikate dair hiç bir şey bilmiyor. Cennet’te yerlerinin kesin olduğunu sananlar hiç de o kadar emin olmasın. Cennetin anahtarı sakalda, cüppede, türbanda ve dogmada olmadığı gibi sonu gelmez inkarda da değil elbet. Her ay sıkılmadan söylediğim gibi kendini bilmek anahtar, kendini kabul “sürecin” başlangıcı ve evrenin mükemmel düzenine teslimiyet şükran ve sevgi pınarı haline gelmenin ta kendisi.

Ben kadim dostlarımın binlercesini gördüm ve onlar daha görmediğim niceleri olduğunu söylediler. Ben karışık Ortadoğu’nun cesur görevlilerini gördüm. Zihnim rahat. Çünkü onların en yüksek potansiyelin gerçekleşmesini sağlayacaklarını biliyorum.

“Öyle bir sistem kuracağız ki o sistemin dışına çıkabilenler deli olarak nitelendirilecekler.” demiş bir avuç karanlık hükmedici zeka. O halde ben size delirin diyorum. Çünkü çözüm o. Kuraldan çok kuralcı ve kraldan çok kralcı olmak mı sizce çözüm?

Bu ülkenin dünyaya iletmekte olduğu bir görevi var. Yoksa neden Atatürk gibi görevli bir varlık buraya geldi ve burayı kurtardı sanırsınız? Bu görev o kadar ilahi bir görevdir ki bunu ne irticai ne bölücü faaliyetler engelleyebilirler. Bizim rehberimiz Mustafa Kemal’dir. Ayrıca Bursa Nutku’nu da çok iyi biliriz.

Ancak savaşçı değiliz. Barışçıyız. Küresel barışın kalıcılığını sağlıyoruz. Bunu Dünya’ya öğretecek olan ülke Türkiye’dir. Her bir Türk vatandaşı kendi içsel barışına sahip çıkmaya karar verdiğinde, küresel barışın her gediği dolacaktır. Çünkü içeride barışı bulan bunu dışarıya da yansıtmaya başlar. Kendinizi sevin. Ne kadar kutsal bir memlekette, ne kadar aziz bir görev uğruna yaşadığınızı hatırlayın. Bütün medya, bütün hükümet sistemi ve bütün fitneciler sizin kafanızı bulandırsa da siz bütünlüğe ve birliğe sahip çıkın.

Atatürk sadece bu ülkeyi kurtarmadı. Bütün hükümetlerin arkasındaki gizli hükümetin planlarını da altüst etti. Sizce Anadolu bir sömürge devleti olsaydı şu an dünyanın düzeni nasıl olurdu? Bu cumhuriyetin kuruluşunda herşeyin bir anlamı ve yüksek bir amacı var dostlar. Bugün belki gizli hükümet içimize sızmış olabilir; din veya milliyetçilik kavramlarını çarpıtarak belli bir kesime hükmetmeyi başarmış olabilir. Sanılandan çok daha güçsüzler ve korkuyorlar. Çünkü büyük değişim zamanın gelip çattığından ciddi bir şekilde haberdarlar. Derin korkuları onları son kozlarını oynamaya itiyor. Neye destek verdiğinizi iyi belirleyin dostlar. Seçimlerinize dikkat edin ve onların sorumluluklarını alın.

Dünya üzerindeki sözde ayrılıkları tanımayan bir nesil bütün gücüyle burada diyorum size. Dünyanın her yerine dağılmış durumda ve paradigmanın değişmesinde çok somut bir rol oynuyor. Yeni enerjiyi ortak zihin alanına demirliyor.

Yeni enerjide ayrılık yok, hiçbir sır yok. Yargı yok. Olanı olduğu gibi görme ve kutlama var. Kutsama ve kutsanma var. Galaktikleşmek var. Kozmikleşmek var.

Hala seçim yapmamakta ısrar edenler varsa elbette kollarını bağlayıp izleyebilirler. İzleyip görebilirler. Ama zorlu süreç biraz daha uzar.

Güneş tutulması yeni bir hizalanmaydı, yeni bir sürecin başlangıcıydı. Ülkemiz için özellikle...

“Savaşa Hayır” gibi kısır bir kavramdan, Küresel Barış gibi kapsayıcı bir kavrama geçiyoruz biz. Bizimle misiniz?


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Doruk Oğuz 1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye başladı.

Detaylı bilgi için tıklayın


HABERLER

 

 

Sinop'ta Nükleer Santral?


Nükleer Enerji Kazaları


Çocukları Vurmayın!


Şiddet


Duygusal Vampirler Geliyor...


Kitap Okumak Onların da Hakkı


Kardeşini Seç


Ritalin Dosyası


Çocuklarınızın Geleceği Sizin Elinizde


Zamane İstanbul'u


Muson Mevsiminde Uttaranchal


Afrika'nın Altın Sesi: Salif Keita


Müzik Haberleri


Masajla, Rahatsızlıklara Son


Güneş Tutulması, Dünyadaki İndigolar, Küresel Barış ve Türkiye


İstanbul Tiyatro Festivali Başlıyor


Mayıs Nane'leri (astroloji)


Renkler

 

 

KÖŞE YAZARLARI

Burcu Özgeçen

Sevgi, Uyanış, Varlık


Günyüz Keskin

İntar


Funda Umut Pakkal

Gençler Nereye Koşuyor?


Uzay Gökerman

Ruh Üzerine


Haluk Tunç İlker

DeğiŞİM Şimdi.


Rüya Yüksel

Kaosu yaşamak


Didem Çivici

Yaşam Nefesi


Günyüz Keskin

Ertelenmiş Vakitler


Mahmut Şaylıkay

Güneşe Yolculuk


Uzay Gökerman

Belki üstümüzden bir Ay geçer...


Mukaddes Öztürk Odacı

Ruh Eşime

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  4 Temmuz 2008 TSİ 08:30