|
Doruk Oğuz
Ey
İnsan
Birey!
Senin şu
kararsızlığından çok sıkıldım artık. Senin şu kendini
bilmezliğin, senin şu arada kalmışlığın artık ciddi zararlara
sebep oluyor. Sen tehlikenin farkında mısınız diye soracak taraf
değil; evet tehlikenin zaten farkındaydık, şimdi terör boyutuna
ulaşmış olan tehlikeyi çözmeye çalışıyoruz diyebilecek taraf
olmalısın. Nasıl çözeceksin korkunç tehlikeyi?
Önce kendi
içindeki savaşı çözmen gerekiyor. Önce kendi içindeki bir o
tarafa, bir bu tarafa savrulan sen’i bulman, farketmen
gerekiyor. Yaşamıyorsun sen. Sadece bir takım ideolojilerin
altında ezilmiş yaşamadığını bile farketmiyorsun.
Yaşamak
istiyor musun? Zihnini değiştirmen gerekecek. Başka hiç bir yol
yok. Bildiğin bütün kalıpları bırakman gerekecek. Bütün
ideolojiler, bütün dinler, bütün politikalar yaşamın
karşısındadır. Onlar senin değersiz olduğunu düşünmeni isterler.
Onlar senin köle olduğunu düşünmeni isterler. Bazıları bunu net
bir şekilde söyler. Bazıları da öyle bir makyajla sunar ki;
gözün aldanır. Yanıltılırsın, kullanılırsın.
İşler
çoktan karıştı. Karmaşık şeyler oluyor deme sakın. Karmaşık
dalavereler çok uzun zaman önce başlamıştı. Sen uykunun en derin
noktasındayken. Ama şimdi ne oldu? Sen
uyanmaya
başladın. Binlerce yıllık uykundan esneye esneye uyanmaya
başladın. Hala “beş dakika daha” demek istiyor olabilirsin.
İstediğin kadar geciktirebilirsin. Ama ayağa kalkmanın zorunlu
olduğu bir an gelecektir. Emin ol, o “an” geliyor. Sen
dalaverelerin yeni başladığını düşünmeye devam et hala. Çözülme
başlamışken...
Sen
yaşıyorsun birey! Bir bedenin var, dünya denen suyu ve her türlü
zenginliği bol bir gezegende doğdun. Senin gibi varlıklardan çok
var burada. Senden çok önce başlattıkları bölünme, ayrılık ve
ikiyüzlülük oyununu tüm inançlarıyla sürdürüyorlar. Sözde
sınırlar, farklı diller, farklı inançlar ile birbirlerine olan
nefreti son ana dek yaşatmaya çalışıyorlar.
Ama artık
eskiden olmayan bir şey olmaya başladı. Tamamen yeni bir ışık
parlamaya başladı dünyanın üstünde. Onu farkedersen yaşamın
sonsuz bir kutlamaya dönüşebilir. Ama sen hala allah adına adam
öldürenlerden korkup, ölenler için allahtan rahmet diliyorsun.
İçindeki çelişkiyi görmüyor musun birey? Bilimin sana maymundan
evrildiğini söylüyor. Aklına yatıyor. Dini kitapların sana ilahi
bir biçimde yaratıldığını söylüyor. İnsani gururun maymundan
evrilmek yerine bunu kabul etmek istiyor. Bu kutuplulukta bir
kefeye çok ağırlık vermişsen zaten hastalanmaya başlamışsın
çoktan. Çünkü hastalık dengesizlikten doğar. Şifa ise dengeden.
Bedenin her zaman dengeyi arar ama senin hastalıklı zihnin
hiç
birşeyi kabul etmek istemiyor. Zihnin hırçınlaşmak istiyor.
Savaşmak istiyor. Cinselliğin bile bu şekilde. Özünde yaratıcı
bir enerji olan cinsel enerjiden bir an önce kurtulmak
istiyorsun. Sevişmelerin hep buna göre programlanmış. Kadının
senden daha çok zevk aldığını biliyorsun ve o yüzden ona o zevki
hiç tattırmıyorsun. Veya erkeğin cinselliğe delicesine
düşkünlüğünü bilip onu kullanıyorsun.
Ama
yaratıcı enerjiyi kullanmak diye bir şey yok. Onu vücudundan
atmak, ondan kurtulmak isteği var.
Sen
istediğin kadar aksini iddia et ama her gün daha çok intihar
ediyorsun. Her gün kendini yavaş yavaş öldürüyorsun. En son ne
zaman yaşama bir çocuk gibi dalıp ağaçlarla konuştun, kuşlarla
dansedip kelebekleri kovaladın? İçindeki çocuk sen daha
büyümeden unutulmadı mı? Sen daha çocukken büyük olmak istemedin
mi? Çocukken çocuk olamamışsan büyüdükten sonra içindeki çocuğı
nasıl bulacağını sanıyorsun?
Ah insan
ne zorlu bir gelişim yöntemi seçmişsin kendine. Ah insan sen
nasıl onurlandırılacağını bile farkedemeyecek kadar
umutsuzluğunun, yaşam karşıtı dini ve siyasi propagandalarının
altında kalmışsın. Ama uyanış artık başladı insan. Bunlar son
beş dakikalık kısımlar.
Sen insan
olmak istemiyorsun sanırım. Sen köle olmak istiyorsun. Kendini
değersiz hissetmek, depresiflik senin kendine biçtiğin masken
olmuş. Rahat hissettiğin nitelikler bunlar olmuş. Çünkü sen
rahatlığa dair ne biliyorsun ki? Sen özgürlüğe dair ne
biliyorsun ki? Hep anlatılanlar... Onların hiç biri sana ait
değil. Sen kendi özgürlük deneyimini bulmalısın. Sen kendi
rahatlığını yaratmalısın.
Sen
insansın. Zeki bir hayvansın. Yaratıcı bir hayvansın. Neden
zekisin hiç düşündün mü? Sen yaşamı gören ve kutlayan olmalısın.
Senin başka bir görevin yok. Ama sen saçma sapan günah-sevap
ilişkileri yaratıp kendini sınırlandırmış ve aptallaşmışsın
insan. Sen kendini uyutmuş ve unutmuşsun. Sen senden öncekilerin
öldüğünü görmüş ve bundan korkmuşsun. Sonra ölümden sonra daha
güzel bir yere gideceğini hayal edip oraya ulaşmanın koşullarını
yaratmışsın. Ama burayı kaçırmışsın. Şimdiyi hep ıskalamışsın be
insan. Şimdi ki içinde bütün gizemlerin anahtarına sahiptir. Sen
şimdiyi ıskaladıkça hep daha çok korku ve hep daha çok sınırlama
yaratmışsın. Görüyorsun yaratıcılığın bir şekilde devam ediyor.
Onu engelleyemezsin, o senin doğan. Ama en sevgi ve bilgi dolu
olanı yaratmaya muktedirken en korkuncunu da yaratabilen gene
sensin insan.
Sen en
düşük seviyeli hayvandan daha aşağı ve en yüksek tanrılardan
daha yukarı bir seviyedesin ve kendini bilmiyorsun. Bu müthiş
mirasını görmeyip, unutkanlık hastalığını kör ve cahil
sürdürmeye devam ediyorsun. Sen kendini sevmiyorsun insan.
Kendini
kabul etmiyorsun.
Bu
gezegenin koruyucusu olacakken sen gidip bu gezegeni 700 kez
öldürebilecek silahlar yarattın. Aferin sana. Sen her anını bir
şenliğe bir şiire dönüştürebilecekken gidip kardeşini öldürdün
ve bunu yapmakta hala hak iddia ediyorsun. Senin erkeğin kadının
yaratıcı doğasını kendine yediremeyip onun güzelliğini örttü ve
buna yaratıcının emri diye bir kulp takıp, örtülen kadının bile
beynini yıkadı. Gerçekten hem şeytani hem de tanrısal bir zekan
var senin insan.
Ah insan,
vah insan. Kendini göremeyen zengin insan. Sana diyorum ki benim
bedenimi bu söylediklerim yüzünden öldürebilirsin. Ama beni asla
öldüremezsin. Bu benim gibi niceleri için geçerlidir.
Çünkü ben
yaşamımı bir kutlamaya dönüştürüyorum. Çünkü ben kendimin
efendisiyim. Bütün evren benim içimde ve benim dostum. Çünkü ben
senin saçma sapan kalıplarına hep başkaldırdım. Bu sembolik ve
içi boş bir isyan değildi. Bu gerekliydi. Şimdi bu başkaldırının
meyvesini topluyorum. Bunun meyvesi özgürlük, kutlama, güven,
bilgi ve sevgidir.
Ben seni
gördüm insan. Senin yüceliğini söz veriyorum bütün evrene
anlatacağım. Ama en büyük dileğim kendi muhteşemliğini evrene
kendin anlatabilmendir. Bu da ancak gerçekten kim olduğunu
anladığında olabilecek.
Dileğim herkesin bu mirasa sahip olabilmesi yönündeydi. Ama
bazıları ısrarla gösteriyor ki bu mirasa herkes sahip değil.
Kimileri korkudan tir tir titriyor insan. Biliyor ki kurduğu bu
sözde düzen temelden sarsıldı ve tamamen değişiyor.
Düşünme
şeklini kökünden değiştirmen gerekiyor. Bu sistem sana yaramadı.
Ve öyle bir sistem kurmuşsun ki, sistemde kendinden başka
hiçbirşeyi de değiştiremiyorsun. Ama sistemin kendi kendini
değiştirebiliyor. Göreceksin insan. Bütün sorunlar geldi senin
bireyliğinde kilitlendi. Sen kendi yaşamını farkedip,
sorumluluğunu alıp, o yaşamın muhteşemliğine sahip çıktığında,
sonsuz zenginlik senin olacak. Her anın tadını yaşayacaksın.
İçindeki sessizlik, içindeki dinciyi, politikacıyı, teröristi
farkettiğinde, onlar da içindeki sessizliğin kudretini
gördüklerinde, büyük bir çözülüm yaşayacaksın. Sonrasında hala
birşeyler yapmak için çırpınıyor olacaksın. Çünkü özün bu senin.
Sen yaratıcısın. O noktaya bir gel bakalım. Ondan sonrası kolay.
Evrenin rehberliği sonsuzdur. Rehberlik istersen, istemediğin
kadar rehber verir sana.
Önemli
olan senin yaşamı farkındalıkla seçmen. Çünkü sen şimdiye kadar
hep ölümü seçtin. Hep korkuylaydın. Bana aşk hikayeleri sakın
anlatma. Çünkü kendini sevmeyen birey başka hiç bir şeyi
sevemez.
Ah cahil
ve yüce insan, ah şeytan ve melek insan. Sen nelere kadirsin.
Hadi artık içindeki barışa sahip çık da gezegenimizde de bir
barış yaratalım. Yoksa bunu yapabileceğimize inancın yok mu?
Yoksa hala o pis alaycılığınla herşeye şüphe ile mi
yaklaşıyorsun. Eğer hala öyleysen bildiğini okumaya devam et
insan. Bana zarar veremezsin ama sadece ve sadece kendini
çürütürsün. Sen çürüyüp gittikten sonra biz cenneti dünyaya
indiririz.
Şaşırmaya
hazır ol insan. Çünkü şu ana kadar bildiklerinin çok ötesinde
bir şey gerçekleşiyor burada. Sana tavsiyem şudur: Korkma.
Korkarsan değişimi kaçırırsın.
Değişim
zaten oluyor ve senin yapabileceğin tek şey kendini kabul edip
yaşamın tadını çıkarmaktır. Sen insansın ve yaşıyorsun...
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Doruk Oğuz
1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında
İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye
başladı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|