Sayı 36|EYLÜL 2008    Anasayfa | Blog | Kurumsal | Forum | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Doruk Oğuz

Ey İnsan Birey!

Senin şu kararsızlığından çok sıkıldım artık. Senin şu kendini bilmezliğin, senin şu arada kalmışlığın artık ciddi zararlara sebep oluyor. Sen tehlikenin farkında mısınız diye soracak taraf değil; evet tehlikenin zaten farkındaydık, şimdi terör boyutuna ulaşmış olan tehlikeyi çözmeye çalışıyoruz diyebilecek taraf olmalısın. Nasıl çözeceksin korkunç tehlikeyi?

Önce kendi içindeki savaşı çözmen gerekiyor. Önce kendi içindeki bir o tarafa, bir bu tarafa savrulan sen’i bulman, farketmen gerekiyor. Yaşamıyorsun sen. Sadece bir takım ideolojilerin altında ezilmiş yaşamadığını bile farketmiyorsun.

Yaşamak istiyor musun? Zihnini değiştirmen gerekecek. Başka hiç bir yol yok. Bildiğin bütün kalıpları bırakman gerekecek. Bütün ideolojiler, bütün dinler, bütün politikalar yaşamın karşısındadır. Onlar senin değersiz olduğunu düşünmeni isterler. Onlar senin köle olduğunu düşünmeni isterler. Bazıları bunu net bir şekilde söyler. Bazıları da öyle bir makyajla sunar ki; gözün aldanır. Yanıltılırsın, kullanılırsın.

İşler çoktan karıştı. Karmaşık şeyler oluyor deme sakın. Karmaşık dalavereler çok uzun zaman önce başlamıştı. Sen uykunun en derin noktasındayken. Ama şimdi ne oldu? Sen uyanmaya başladın. Binlerce yıllık uykundan esneye esneye uyanmaya başladın. Hala “beş dakika daha” demek istiyor olabilirsin. İstediğin kadar geciktirebilirsin. Ama ayağa kalkmanın zorunlu olduğu bir an gelecektir. Emin ol, o “an” geliyor. Sen dalaverelerin yeni başladığını düşünmeye devam et hala. Çözülme başlamışken...

Sen yaşıyorsun birey! Bir bedenin var, dünya denen suyu ve her türlü zenginliği bol bir gezegende doğdun. Senin gibi varlıklardan çok var burada. Senden çok önce başlattıkları bölünme, ayrılık ve ikiyüzlülük oyununu tüm inançlarıyla sürdürüyorlar. Sözde sınırlar, farklı diller, farklı inançlar ile birbirlerine olan nefreti son ana dek yaşatmaya çalışıyorlar.

Ama artık eskiden olmayan bir şey olmaya başladı. Tamamen yeni bir ışık parlamaya başladı dünyanın üstünde. Onu farkedersen yaşamın sonsuz bir kutlamaya dönüşebilir. Ama sen hala allah adına adam öldürenlerden korkup, ölenler için allahtan rahmet diliyorsun. İçindeki çelişkiyi görmüyor musun birey? Bilimin sana maymundan evrildiğini söylüyor. Aklına yatıyor. Dini kitapların sana ilahi bir biçimde yaratıldığını söylüyor. İnsani gururun maymundan evrilmek yerine bunu kabul etmek istiyor. Bu kutuplulukta bir kefeye çok ağırlık vermişsen zaten hastalanmaya başlamışsın çoktan. Çünkü hastalık dengesizlikten doğar. Şifa ise dengeden. Bedenin her zaman dengeyi arar ama senin hastalıklı zihnin hiç birşeyi kabul etmek istemiyor. Zihnin hırçınlaşmak istiyor. Savaşmak istiyor. Cinselliğin bile bu şekilde. Özünde yaratıcı bir enerji olan cinsel enerjiden bir an önce kurtulmak istiyorsun. Sevişmelerin hep buna göre programlanmış. Kadının senden daha çok zevk aldığını biliyorsun ve o yüzden ona o zevki hiç tattırmıyorsun. Veya erkeğin cinselliğe delicesine düşkünlüğünü bilip onu kullanıyorsun.

Ama yaratıcı enerjiyi kullanmak diye bir şey yok. Onu vücudundan atmak, ondan kurtulmak isteği var.

Sen istediğin kadar aksini iddia et ama her gün daha çok intihar ediyorsun. Her gün kendini yavaş yavaş öldürüyorsun. En son ne zaman yaşama bir çocuk gibi dalıp ağaçlarla konuştun, kuşlarla dansedip kelebekleri kovaladın? İçindeki çocuk sen daha büyümeden unutulmadı mı? Sen daha çocukken büyük olmak istemedin mi? Çocukken çocuk olamamışsan büyüdükten sonra içindeki çocuğı nasıl bulacağını sanıyorsun?

Ah insan ne zorlu bir gelişim yöntemi seçmişsin kendine. Ah insan sen nasıl onurlandırılacağını bile farkedemeyecek kadar umutsuzluğunun, yaşam karşıtı dini ve siyasi propagandalarının altında kalmışsın. Ama uyanış artık başladı insan. Bunlar son beş dakikalık kısımlar.

Sen insan olmak istemiyorsun sanırım. Sen köle olmak istiyorsun. Kendini değersiz hissetmek, depresiflik senin kendine biçtiğin masken olmuş. Rahat hissettiğin nitelikler bunlar olmuş. Çünkü sen rahatlığa dair ne biliyorsun ki? Sen özgürlüğe dair ne biliyorsun ki? Hep anlatılanlar... Onların hiç biri sana ait değil. Sen kendi özgürlük deneyimini bulmalısın. Sen kendi rahatlığını yaratmalısın.

Sen insansın. Zeki bir hayvansın. Yaratıcı bir hayvansın. Neden zekisin hiç düşündün mü? Sen yaşamı gören ve kutlayan olmalısın. Senin başka bir görevin yok. Ama sen saçma sapan günah-sevap ilişkileri yaratıp kendini sınırlandırmış ve aptallaşmışsın insan. Sen kendini uyutmuş ve unutmuşsun. Sen senden öncekilerin öldüğünü görmüş ve bundan korkmuşsun. Sonra ölümden sonra daha güzel bir yere gideceğini hayal edip oraya ulaşmanın koşullarını yaratmışsın. Ama burayı kaçırmışsın. Şimdiyi hep ıskalamışsın be insan. Şimdi ki içinde bütün gizemlerin anahtarına sahiptir. Sen şimdiyi ıskaladıkça hep daha çok korku ve hep daha çok sınırlama yaratmışsın. Görüyorsun yaratıcılığın bir şekilde devam ediyor. Onu engelleyemezsin, o senin doğan. Ama en sevgi ve bilgi dolu olanı yaratmaya muktedirken en korkuncunu da yaratabilen gene sensin insan.

Sen en düşük seviyeli hayvandan daha aşağı ve en yüksek tanrılardan daha yukarı bir seviyedesin ve kendini bilmiyorsun. Bu müthiş mirasını görmeyip, unutkanlık hastalığını kör ve cahil sürdürmeye devam ediyorsun. Sen kendini sevmiyorsun insan.

Kendini kabul etmiyorsun.

Bu gezegenin koruyucusu olacakken sen gidip bu gezegeni 700 kez öldürebilecek silahlar yarattın. Aferin sana. Sen her anını bir şenliğe bir şiire dönüştürebilecekken gidip kardeşini öldürdün ve bunu yapmakta hala hak iddia ediyorsun. Senin erkeğin kadının yaratıcı doğasını kendine yediremeyip onun güzelliğini örttü ve buna yaratıcının emri diye bir kulp takıp, örtülen kadının bile beynini yıkadı. Gerçekten hem şeytani hem de tanrısal bir zekan var senin insan.

Ah insan, vah insan. Kendini göremeyen zengin insan. Sana diyorum ki benim bedenimi bu söylediklerim yüzünden öldürebilirsin. Ama beni asla öldüremezsin. Bu benim gibi niceleri için geçerlidir.

Çünkü ben yaşamımı bir kutlamaya dönüştürüyorum. Çünkü ben kendimin efendisiyim. Bütün evren benim içimde ve benim dostum. Çünkü ben senin saçma sapan kalıplarına hep başkaldırdım. Bu sembolik ve içi boş bir isyan değildi. Bu gerekliydi. Şimdi bu başkaldırının meyvesini topluyorum. Bunun meyvesi özgürlük, kutlama, güven, bilgi ve sevgidir.

Ben seni gördüm insan. Senin yüceliğini söz veriyorum bütün evrene anlatacağım. Ama en büyük dileğim kendi muhteşemliğini evrene kendin anlatabilmendir. Bu da ancak gerçekten kim olduğunu anladığında olabilecek.

Dileğim herkesin bu mirasa sahip olabilmesi yönündeydi. Ama bazıları ısrarla gösteriyor ki bu mirasa herkes sahip değil. Kimileri korkudan tir tir titriyor insan. Biliyor ki kurduğu bu sözde düzen temelden sarsıldı ve tamamen değişiyor.

Düşünme şeklini kökünden değiştirmen gerekiyor. Bu sistem sana yaramadı. Ve öyle bir sistem kurmuşsun ki, sistemde kendinden başka hiçbirşeyi de değiştiremiyorsun. Ama sistemin kendi kendini değiştirebiliyor. Göreceksin insan. Bütün sorunlar geldi senin bireyliğinde kilitlendi. Sen kendi yaşamını farkedip, sorumluluğunu alıp, o yaşamın muhteşemliğine sahip çıktığında, sonsuz zenginlik senin olacak. Her anın tadını yaşayacaksın. İçindeki sessizlik, içindeki dinciyi, politikacıyı, teröristi farkettiğinde, onlar da içindeki sessizliğin kudretini gördüklerinde, büyük bir çözülüm yaşayacaksın. Sonrasında hala birşeyler yapmak için çırpınıyor olacaksın. Çünkü özün bu senin. Sen yaratıcısın. O noktaya bir gel bakalım. Ondan sonrası kolay. Evrenin rehberliği sonsuzdur. Rehberlik istersen, istemediğin kadar rehber verir sana.

Önemli olan senin yaşamı farkındalıkla seçmen. Çünkü sen şimdiye kadar hep ölümü seçtin. Hep korkuylaydın. Bana aşk hikayeleri sakın anlatma. Çünkü kendini sevmeyen birey başka hiç bir şeyi sevemez.

Ah cahil ve yüce insan, ah şeytan ve melek insan. Sen nelere kadirsin. Hadi artık içindeki barışa sahip çık da gezegenimizde de bir barış yaratalım. Yoksa bunu yapabileceğimize inancın yok mu? Yoksa hala o pis alaycılığınla herşeye şüphe ile mi yaklaşıyorsun. Eğer hala öyleysen bildiğini okumaya devam et insan. Bana zarar veremezsin ama sadece ve sadece kendini çürütürsün. Sen çürüyüp gittikten sonra biz cenneti dünyaya indiririz.

Şaşırmaya hazır ol insan. Çünkü şu ana kadar bildiklerinin çok ötesinde bir şey gerçekleşiyor burada. Sana tavsiyem şudur: Korkma. Korkarsan değişimi kaçırırsın.

Değişim zaten oluyor ve senin yapabileceğin tek şey kendini kabul edip yaşamın tadını çıkarmaktır. Sen insansın ve yaşıyorsun...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Doruk Oğuz 1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye başladı.

Detaylı bilgi için tıklayın


HABERLER

 

 

Yaşı Tarihle Eşit: Hasankeyf


Disleksi: Özel Öğrenme Güçlüğü


Arka Sokak Modacıları


Okullarda “Beyaz Bayrak” Yarışı 


Hayat Okumakla Güzel


Tuz Gölü Lağım Olmadan!


Yeryüzünün Yüzleri


Ada Vapuru’nun İçinde...


Makrobiyotik Beslenme


Besinler Neleri İçeriyor? Hangi Besin Neye Yarıyor?


ABD'deki Okullarda Gazlı ve Şekerli İçecekler Yasaklandı


Çizgi Filmler Çocukların Karakterlerini Etkiliyor


“Oyun” Filmi Ödüle Doymuyor!


Kadıköy'de Kısa Film Günleri


Sayılardan Renk, Seslerden Şekil olur


Kendini Koruma Sanatı


Muson Mevsiminde Uttaranchal (II.Bölüm)


Bir Popüler Kültür Ürünü Olarak Yoga 


Renklerle Karakter Analizi


Ateşli Beyaz Geceler (astroloji)


Sibirya'da Bütün Bir Mamut İskeleti Bulundu

 

KÖŞE YAZARLARI

Mahmut Şaylıkay

Baban Mı Var Derdin Var


Uzay Gökerman

Kıyamet Tarikatleri mi?


Didem Çivici

Ruhun Yolculuğu


Uzay Gökerman

İnanmak


Doruk Oğuz

Ey İnsan Birey!


Meltem Bingöl

Kuşlar


Rüya Yüksel

Dostluk üzerine


Burcu Özgeçen

İlişkiler üzerine... 


Burçin İvren

Bu Sana Üstat 


Çiğdem Aksoy

Her Yerde Kar Var


Burak Kaan Kızılkan

Özgürlük


Mukaddes Öztürk Odacı

Yaradan'a Yakarış


Mahmut Şaylıkay

Düşümdeki Anneme


SEÇİLMİŞ ŞİİRLER

Nebile Ayyüce KOTANCI

Yağmur KOTANCI

Seda ÖZKARAYURT

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Eylül 2008 TSİ 20:00