|
Yazar:
Doruk Oğuz
Evrim-Yaradılış Yanılsaması
Her ne kadar
kendimi konunun ehli gibi hissetmesem de, bölücü bir çaba sezdiğim bu
zoraki karşılaşmaya uzlaşmacı yaklaşımlar getirmek istiyorum. Günümüzde
fiziksel olduğu kadar, duygusal ve zihinsel savaşlar da had safhada. Din
savaşları ısıtılıp ısıtılıp piyasaya sürülürken, ideolojik savaşlar
bireyler arası anlaşmazlığı, katlayarak çoğaltıyor. Bu noktada günümüzde
iki yeni, nurtopu gibi olduğunu söyleyemeyeceğim, fanatik inanış ve
bunların gerginliği oluşuverdi: evrimcilik ve yaradılışçılık. Aslında
evrim teorisinin ortaya atılmasından beri süregelen bir akademik
tartışma olsa da, günümüzde bu kutuplaşma ciddi bir holiganizme sebep
oluyor. Şüpheci ve bilimsel olmakla övünen bir kısım insan evrime
“inanırken”, köktendincilerin çoğunlukta olduğu bir diğer kısım insan
ise kutsal kitaplarının
ağırlığı
altında eziliyor ve kitaplarındaki sembolleri layığıyla
değerlendirebiliyor mu bilinmez.
Evrim teorisi
aslında sanıldığı gibi insanın maymundan geldiğini değil; insan ve
maymunun ortak bir atadan geldiğini söyler. Deneye, gözleme ve ölçüme
dayanan incelemelerle canlıların ve hatta cansızların evrimleştiği
ispatlanmıştır. Evrimi yadsımak günümüzde aptallık ve cehalletten başka
birşey değildir. Ancak bir evrim fanatiği olup, dinlere ve tüm
ruhsallığa savaş açmak, sonu gelmez inkarcılıktır ve bu da kanser
gibidir. Evrime “inanan” azılı materyalistlerin büyük bir çoğunluğunda
gözlemlediğim belirgin bir huzursuzluk, tatminsizlik ve mutsuzluk
vardır. Köktendinci yobazların zihninde örümcek ağları varken; bilimsel
olduğunu iddia eden materyalistlerin de kalbi ağ bağlamıştır.
Kullanılmayan uzuv körelir. Yeni şartlara adapte olur. Zihnini unutan
hakikati bilemez, kalbini unutan hakikatı yaşayamaz.
Dolayısıyla
bu evrimci-yaradılışçı çatışması bilinçli olarak yaratılmış bir
çatışmadır. Maksat bölünme devam etsin; saftirik ve salak insanoğulları
bir takım güç sahiplerine, elit kesime kölelik yapmaya devam etsin. Bu
sırada gövde gösterileri alsın başını gitsin, birileri zevkü sefa içinde
yaşarken, geri kalan ezici çoğunluk sefil olsun... Gerçek bir hak aşığı,
zıtlıkların bütünün içinde nasıl uyumla eridiğini bilir; ve her zaman
sonsuzluğun, bir’in içindeki, uyumunu arar.
Bu
noktada ben büyük tepkiler çekmeyi göze alarak, evrimin de yaradılışın
da birlikte varolabileceğini söylüyorum. Özünde ikisi de birbirini
yalanlayamaz. O yalanlamalar bilginin aşırı uçlara sürüklenmesinden
oluşur. Yaradılışçılar; tüm canlıların aynı zamanda mükemmel olarak
yaratıldıklarını öne sürerler; ancak zaman içinde farklı koşullara
adapte olmuş veya mutasyona uğramış canlılar vardır. Evrimcilerin de
efsanevi bir “kayıp bağlantı”sı (missing link) vardır. Sanıyorum Homo
erectus’tan Homo sapiens’e geçiş sırasındaki aşamaya ait kemikler
bulunamamıştır ve bu olay insanın özel olarak yaratıldığı savını
destekler; pek çok primatolog ve antropolog adeta hazine ararcasına bu
“kayıp bağlantıyı” bulmaya çalışmışlardır. Ancak buradaki gizem kendini
hala koruyor.
Açıkçası ben
evrimi biraz araştırdım ve orada bir yaratıcının varlığını yalanlayacak
hiç bir veri bulamadım. Dinleri de biraz araştırdım ve orada da
gerçekten evrim karşıtı hiç bir veri yoktu. Neden yaratıcı kendisini
evrimle tezahür ettiriyor olmasın ki?
Ruhçu
perspektiften baktığımızda evrimin zaten yaşamın anlamı olduğunu
görüyoruz. Ama esas evrim bilincin evrimi, ruhun evrimi, görünmeyenin
evrimi. Çünkü ruhçuluğa göre görünmeyen yaratıcıdır, düşünce
yaratıcıdır. Bilinç evrimleştikçe onun tezahürü de evrimleşecektir. Ve
bütün yaratılmışlar kaynağa geri döneceklerdir. Zengin öykülerle
birlikte.
Ben belli bir
ideolojiye saplanıp kalmayı cahillik olarak görüyorum. Çünkü zaten
kolektif rezonans ile bütün diğer ideolojilere de bağlı iken, onları
nasıl reddedebilirim ki. Bu insanlık hepimizin ortak yaratımıdır ve
artık birleştirici fikirler öne çıkarken, ayrımcı-bölücü düşünceler
elenmektedir. Görkemli şafak yakındır. Kendini tanımak esastır. Ne mutlu
kendini bilenlere.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Doruk Oğuz
1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında
İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye
başladı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|