Sayı 37|EKİM 2008         Reklam | Anasayfa | Blog | Kurumsal | Gündem | Röportajlar | Dünya | İnsan |  Sağlık | Kültür Sanat | Çocuk | Eğitim | Çevre | Bilim

Share Facebook


Tamamen gönüllülük ilkesiyle yürütülen İndigo Dergisi’ne katkı sağlamak isterseniz reklamlarımıza tıklayabilirsiniz.

Okuyucularımıza teşekkür ederiz.

 

DUYURU!

Gazeteciliğe

hevesli misiniz?

İndigo Dergisi, muhabir ve editörler aramaktadır. Detaylı Bilgi

 

ANNOUNCEMENT!

International Edition of Indigo Magazine is looking for columnists and editors.

click for more information

 

Indigo Community

Facebook'ta faaliyet gosteren uluslararası bir indigo network grubudur.

Katılmak icin tıklayın

 

İndigo Dergisi’ni

Açılış sayfanız yapın

 

 


 

 

Sonbahar

Yazar: Yasin Sarı


Zamanla Dans

Yazar: Fehmi Özçelik


Ahh Sevgili Aşkın Çok Güzel

Yazar: Hale Karaarslan

 

 

 

 

 

Farkındalık Notları

Doruk Oğuz

Bilinçsiz evrim insanla sona erdi ve bilinçli evrim başladı" ~Osho

(Ve evrim bilinçlendiğinde bireyselleşti. İçsel devrim oldu.)

azmak. Teknoloji harikasının yapay beyaz ışığına bakarak, zihnin tüm karmaşından tek ve bütün bir yazı çıkarmak. Üstüne üstlük bu yazının insanlara farkındalık, umut ve mutluluk getirmesini istemek. Günlerce bu yazı üstüne düşünmek. Dağınık notları bir türlü derleyememek. Düşüncelerin sade bir şekilde bir türlü filizlenememesi.

Bunları size söylemem gerekiyordu. Hem başka türlü başlayamazdım; hem de hiç kimsenin birbirinden farklı halde olduğunu düşünmesini istemem. Herkes herkesin rolünü bir süreliğine de olsa oynamaktadır günümüzde. Kolektif bilinç denilen kavramın gerçekte bir kavram olmadığını anlamak lazım. Toplu bilincimiz her an olmaktadır. O, ruhbilimcilerinin yarattığı soyut bir kavram değil. Aksine somut bir titreşimler bütünü ve ben toplu bilincimizin halen ne kadar da düşük bir seviyede titreştiğini duymak ve gözlemlemekten sıkıldım. Zihnim çalkantılı. Edindiğim içgörüler düzensiz. Sanki zihnimin tutunmaya çalıştığı herşey elinde kalıveriyor. Köksüz, manasız gelmeye başlıyor düşüncelerim.

Sözcükler ve sözcükler... Zihin herşeyi sözcükleştirmek durumunda olduğundan, bir türlü sessizliği dinleyemiyorum. Zaten hiç tam anlamıyla dinleyemedim. İçsel dengemin en üst noktada olduğu zamanlarda bile dışarıdaki inşaat sesleri çok önemli görünmeyen pürüzler yarattı. Sorun hep bir ideal ve bir reel arasında kalmam. Hep olmak istediğim kişilikler var. (Hatta bu idealin zirvesinde aydınlanma arzusu var.) Hem fizik hem metafizik bir çok bilgiyle doldurulmuş ama halen daha hakikatin ne olduğunu kestirebilmekle, hayal etmekle meşgul asla içinde olamayan bir beynim var.

En basitinden sokakta yürürken, insanların yüzde 95’inin içlerindeki bütün çirkinlikle sizi baştan aşağı süzmeleri artık bazı şeylerin değişmesi gerektiğini işaret etmiyor mu? Kimse kendi negatif taraflarını sahiplenmeye niyetli değil. Herkes onu dışarıdaki kişilere, olaylara ve nesnelere yansıtmakla meşgul ediyor kendini. Böylece yükseltmemiz gereken yerde, toplu bilinci düşürüyoruz. Neredeyse hiç birimiz (bir Buda gibi) aydınlanmış değiliz. Hatta çoğumuz içgüdüsel eğilimlere kapılıp gitmeye ne kadar da yatkınız. Farkındalık ve bilinçlilik kelimeleri o kadar çok kullanılmış ki içi boşalmış. Hatta bazıları bu kelimeleri duydukları anda tepkiselleşiyorlar. (Esasında nüfusun büyük bir bölümü hiç duymamış olmalı bu kelimeleri.) Herkes kendi karanlık tarafını başkasına yansıtınca, hiç kimse hiçbirşeyden sorumlu olmuyor. Herkes topu başkasına atıyor. İnsanlar birbirlerini ve kendilerini tanımlamaya ve suçlamaya o kadar gömülmüşler ki; içgörünün, içgözlemin, farkındalığın ve bilincin gerçek anlamı silikleşmiş.

Kendi kendime hep sabırdan bahsediyorum. Ama ben de farkındalığın tamamen içinde değilim. Sadece anlık içgörülerim var o da bütün dikkatimi içime yönelttiğim zamanlarda. Hayallerim var. Ellerimi kalbime koyup düşüncelerimin yoğunluğunu azalttığım ve sevgilime sarılıp yatmışcasına huzurlu, şefkatli ve sevgi dolu olduğum uyku öncesi hallerim var. Anlık sinir olmalarım var. Bir yıl öncesine kadar basbayağı sinirli ve hatta kudurmuş hallerim olduğunu da çok net hatırlıyorum. Ama emin olduğum bazı içsel gerçeklerim de var. Sözde tatmin edici maddi ideallerin hırsla peşinden koşmanın bir yararı olmadığı gerçeği mesela. Diğer yandan dünyadan eli eteği çekip sadece ruhsal konularla ilgilenmenin hem sevgili evimiz toprak anamızı hem de yapılmış makinaların en güzeli bedenimizi ihmal etmekten başka bir şeye yaramadığı gerçeği. İhmalkarlık çok derin boyutlarda. Herkes herşeyden önce ve sürekli kendisini ihmal ediyor. Halbuki kalbiniz sizi hiç ihmal etmedi ki burada bu yazıyı okuyorsunuz. O sürekli atmakta.

Şaka maka koca bir seneyi devirmişiz. Bu güzel dergide rahatça içimi döktüm senenin bu son ayı. (Bu konuda sonsuz müteşekkirim.) Umarım 2006 hepimiz için uyandırıcı niteliği yüksek bir sene olur. Keskin içgörüler ve farkındalıklar dilerim.


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Doruk Oğuz 1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye başladı.

Detaylı bilgi için tıklayın


HABERLER

 

 

Ne Yapmalı?

Eşcinsellik Dosyası

Anjelika Akbar İle Bir Söyleşi

Müzik Terapi ve Türk Müziğiyle Tedavi

Gen Haritası Tamamlandı

Dubai'nin Kuleleri

Çocuklarımızdan beklentilerimiz onları zorluyor

Yeni Çocukların Bilimi: İkinci Bölüm

Kristallerle Gelen Şifa

Kuşbakışı: Ruh ve Cinsellik

Yoga Sınıfı'nda Bu Ay

Alternatif Eğitim Sempozyumu

Editörün Seçtikleri

Aralık ayı Astroloji Yorumları

Babam ve Oğlum: Ağlatan Film

Dönüşümün 7 Simyası

Aşka Göçebedir Sonbahar!

 

KÖŞE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Beklenti Fenomeni


Rüya Yüksel

Hayat Eğlenceli Bir Oyundur Aslında


Meltem Bingöl

Aşk Ölmez Biz Ölürüz


Haluk Tunç İlker

Kabul


Funda Umut Pakkal

Gün boyunca kaç gölgeniz var?


Gürhan Faik Yeğit

Hedeflerimize Ulaşmamız için İşleyen Çabasız Güç


Doruk Oğuz

Farkındalık Notları


Tuğba Kavas

Yargısız İnfaz


Deniz Onur 

O Bir Şey İçmez


Meriç Tuncer

Bizi Fütüristler Mi Kurtaracak? 


Burak Kaan Kızılkan   

Sağırlar, Kaçanlar ve Gerçek Rehber

Google
 
Web indigodergisi.com

f


Anasayfa   Blog    Kurumsal   Reklam   Arşiv   Arama   İstatistikler   Forum   Bağlantılar   Röportajlar

Gündem      Dünya   İnsan   Sağlık   Kültür Sanat   Çocuk   Eğitim   Çevre   Bilim   Astroloji   Duyurular    İndigo

 

2005-2008 © İndigo Dergisi

İndigo Dergisi, FSEK ve TCK uyarınca koruma altındadır.

Yazar adı ve yazı linkini kaynak göstermek suretiyle alıntı yapabilirsiniz.

Dergimiz en iyi 1280x800 pikselde görüntülenir.

İçerik Politikası | Kurumsal | Reklam

Son Güncelleme:  6 Ekim 2008 TSİ 07:25