|
Farkındalık Notları
Doruk Oğuz
“Bilinçsiz evrim insanla sona
erdi ve bilinçli evrim başladı"
~Osho
(Ve evrim bilinçlendiğinde
bireyselleşti. İçsel devrim oldu.)
azmak.
Teknoloji harikasının yapay beyaz ışığına bakarak, zihnin tüm
karmaşından tek ve bütün bir yazı çıkarmak. Üstüne üstlük bu yazının
insanlara farkındalık, umut ve mutluluk getirmesini istemek.
Günlerce bu yazı üstüne düşünmek. Dağınık notları bir türlü
derleyememek. Düşüncelerin sade bir şekilde bir türlü
filizlenememesi.
Bunları size söylemem
gerekiyordu. Hem başka türlü başlayamazdım; hem de hiç kimsenin
birbirinden farklı halde olduğunu düşünmesini istemem. Herkes
herkesin rolünü bir süreliğine de olsa oynamaktadır günümüzde.
Kolektif bilinç denilen kavramın gerçekte bir kavram olmadığını
anlamak lazım. Toplu bilincimiz her an olmaktadır. O,
ruhbilimcilerinin yarattığı soyut bir kavram değil. Aksine somut bir
titreşimler bütünü ve ben toplu bilincimizin halen ne kadar da düşük
bir seviyede titreştiğini duymak ve gözlemlemekten sıkıldım. Zihnim
çalkantılı. Edindiğim içgörüler düzensiz. Sanki zihnimin tutunmaya
çalıştığı herşey elinde kalıveriyor. Köksüz, manasız gelmeye
başlıyor düşüncelerim.
Sözcükler ve sözcükler... Zihin
herşeyi sözcükleştirmek durumunda olduğundan, bir türlü sessizliği
dinleyemiyorum. Zaten hiç tam anlamıyla dinleyemedim. İçsel dengemin
en üst noktada olduğu zamanlarda bile dışarıdaki inşaat sesleri çok
önemli görünmeyen pürüzler yarattı. Sorun hep bir ideal ve bir reel
arasında kalmam. Hep olmak istediğim kişilikler var. (Hatta bu
idealin zirvesinde aydınlanma arzusu var.) Hem fizik hem metafizik
bir çok bilgiyle doldurulmuş ama halen daha hakikatin ne olduğunu
kestirebilmekle, hayal etmekle meşgul asla içinde olamayan bir
beynim var.
En basitinden sokakta yürürken,
insanların yüzde 95’inin içlerindeki bütün çirkinlikle sizi baştan
aşağı süzmeleri artık bazı şeylerin değişmesi gerektiğini işaret
etmiyor mu? Kimse kendi negatif taraflarını sahiplenmeye niyetli
değil. Herkes onu dışarıdaki kişilere, olaylara ve nesnelere
yansıtmakla meşgul ediyor kendini. Böylece yükseltmemiz gereken
yerde, toplu bilinci düşürüyoruz. Neredeyse hiç birimiz (bir Buda
gibi) aydınlanmış değiliz. Hatta çoğumuz içgüdüsel eğilimlere
kapılıp gitmeye ne kadar da yatkınız. Farkındalık ve bilinçlilik
kelimeleri o kadar çok kullanılmış ki içi boşalmış. Hatta bazıları
bu kelimeleri duydukları anda tepkiselleşiyorlar. (Esasında nüfusun
büyük bir bölümü hiç duymamış olmalı bu kelimeleri.) Herkes kendi
karanlık tarafını başkasına yansıtınca, hiç kimse hiçbirşeyden
sorumlu olmuyor. Herkes topu başkasına atıyor. İnsanlar birbirlerini
ve kendilerini tanımlamaya ve suçlamaya o kadar gömülmüşler ki;
içgörünün, içgözlemin, farkındalığın ve bilincin gerçek anlamı
silikleşmiş.

Kendi kendime hep sabırdan
bahsediyorum. Ama ben de farkındalığın tamamen içinde değilim.
Sadece anlık içgörülerim var o da bütün dikkatimi içime yönelttiğim
zamanlarda. Hayallerim var. Ellerimi kalbime koyup düşüncelerimin
yoğunluğunu azalttığım ve sevgilime sarılıp yatmışcasına huzurlu,
şefkatli ve sevgi dolu olduğum uyku öncesi hallerim var. Anlık sinir
olmalarım var. Bir yıl öncesine kadar basbayağı sinirli ve hatta
kudurmuş hallerim olduğunu da çok net hatırlıyorum. Ama emin olduğum
bazı içsel gerçeklerim de var. Sözde tatmin edici maddi ideallerin
hırsla peşinden koşmanın bir yararı olmadığı gerçeği mesela. Diğer
yandan dünyadan eli eteği çekip sadece ruhsal konularla ilgilenmenin
hem sevgili evimiz toprak anamızı hem de yapılmış makinaların en
güzeli bedenimizi ihmal etmekten başka bir şeye yaramadığı gerçeği.
İhmalkarlık çok derin boyutlarda. Herkes herşeyden önce ve sürekli
kendisini ihmal ediyor. Halbuki kalbiniz sizi hiç ihmal etmedi ki
burada bu yazıyı okuyorsunuz. O sürekli atmakta.
Şaka maka koca bir seneyi
devirmişiz. Bu güzel dergide rahatça içimi döktüm senenin bu son
ayı. (Bu konuda sonsuz müteşekkirim.) Umarım 2006 hepimiz için
uyandırıcı niteliği yüksek bir sene olur. Keskin içgörüler ve
farkındalıklar dilerim.
YAZAR HAKKINDA BİLGİ
Doruk Oğuz
1986, İstanbul doğumlu. Saint Joseph Lisesi mezunu. 2005 yılında
İstanbul Üniversitesi Antropoloji bölümünde eğitim görmeye
başladı.
Detaylı bilgi için tıklayın
|