|
Haber: Dilhan S.Hız
Dünya Biyolojik Çeşitlilik Gününü Kutluyoruz!...
Üzerinde yaşadığımız dünyanın
değerini biliyor muyuz sizce? Cevap ne yazık ki “Hayır”! Hatta
Dünya hiç bu kadar kötü olmamıştı! Gün geçmiyor ki bu büyük mavi
kürenin üzerinde bir değişiklik olmasın. Doğal varlıklar günden
güne tükenirken artan nüfusun baskısıyla doğal kaynakların
yetersizliği de iyiden iyiye ortaya çıkıyor. Bizler, yani
insanoğlu sürekli tüketiyoruz. Aslında geleceğimizi ve
çocuklarımıza bırakacağımız yarınları tükettiğimizin farkında
bile değiliz. Sizce yorgun ve yaşlı gezegenimiz bu zulme daha ne
kadar dayanabilir?
Gelin 22 Mayıs Dünya
Biyolojik Çeşitlilik Gününde, elimizdeki hazineye kucak açalım
ve bu günü laf olsun diye değil de doğanın bir parçası,
insanoğlu olmanın bilinciyle kutlayalım...
Neler Oluyor Hayatta?...
·
Dünya Koruma Birliği’nin Tehlike Altındaki Türler Kırmızı
Listesi büyük ölçekli kayıplara doğru gidildiğini gösteriyor.
2000 yılında yapılan değerlendirme sonucunda görüldü ki 9.946
kuş türünün sekizde birinin, 4.673 memeli türünün dörtte birinin
ve 25.000 balık türünün üçte birinin yok olma tehlikesi altında!
·
Çevre kirliliği, Asya-Pasifik bölgesinde yılda yaklaşık bir
milyon kişinin ölümüne yol açıyor! Dünya Sağlık Örgütü [WHO]
tarafından hazırlanan rapora göre adı geçen bölgede yetersiz
hijyen, kirli su tüketimi ve katı yakıt kullanımın evlerde
yarattığı kirlilik nedeniyle her yıl yaklaşık 580 bin kişi
hayatını kaybediyor.
·
Erozyonun toprağın verimliliği üzerindeki etkisini analiz eden
düzinelerce ABD kökenli araştırma, bir inç üst kaybının
buğday ve mısır verimini yüzde 6 düşürdüğünü ortaya koyuyor.
Doğanın bir inç üst toprağı oluşturabilmesi için asırlarca
zamana gerek olduğuna göre, zaman dilimlerinin insan zaman
ölçeğiyle ölçülmesi durumunda mevcut kayıplar geri
getirilebilecek gibi görünmüyor.
·
Sürekli sözünü ettiğimiz “küresel ısınma” zararlı etkilerine her
gün bir yenisini ekliyor. Küresel ısınma sadece iklim
değişikliklerine yol açmıyor. İklim değişikliği ve küresel
ısınmanın yarattığı etkiler nedeniyle Alaska'da buz kütleleri
parçalanıyor ve inceliyor. Bölgedeki kutup ayıları bu buzullar
arasında boğuluyor, hayatta kalabilenler ise giderek zayıflıyor.
Kutup ayılarının boğulmaya başlaması haberlerini şaşkınlıkla
karşılayan uzmanlar, "bugüne kadar kutup ayılarının boğulduğuna
pek rastlanmadı" diyor.
·
Dünya çapında, her yıl 26 milyar ton madde kullanılıyor. Bunlar
arasında yol yapımında ve inşaatlarda kullanılan 20 milyar ton
taş, kum ve çakıl; çelik yapımında kullanılan 1 milyar ton demir
ve altın elde etmek için kullanılan 700 milyon ton altın madeni
var. Ormanlardan, yakıt olarak kullanılmak üzere 1,7 milyar ton
odun, tahta ürünler için 1 milyar ton ve kağıt üretmek içinse
300 milyon tonun üzerinde ürün alınmakta. Ekinlerimizin
topraktan aldığı besinin yerini almak üzere potasyum ve fosfor
üretmek amacıyla 139 milyon ton fosfat ve 26 milyon ton potas
çıkarılıyor.
·
Dünya üzerinde 1,1 milyar insan yetersiz beslenmekte ve çok
zayıf. Bu rakam Dünya Bankası’nın yoksulluk içinde yaşayan yani
günde 1$ ya da daha azıyla geçinen, insan sayısı tahmini olan
1,3 milyar rakamıyla uyumlu gözüküyor.
·
Dünya çapında ormanlar her yıl 9 milyon hektar azalıyor. Bu
oranın Portekiz’in yüzölçümüne eşit olduğunun farkında mısınız?
·
Ormansızlaşma her yeni gün acı sonuçlarını göz önüne seriyor.
1988 yazında Yangtze Nehri havzasındaki rekor sel 120 milyon
insanın evinden çıkmasına neden oldu. Başta “doğal afet” olarak
gösterilmesine rağmen, asıl neden, havzadaki doğal ağaç
örtüsünün yüzde 85’inin kaldırılması, geriye kalan bitki
örtüsünün ise şiddetli yağmurları tutamamasından
kaynaklanmaktaydı.
·
Zaman geçtikçe ne mi olacak? 2050’ye kadar dünya nüfusuna
eklenecek 3,2 milyar insan zaten su kıtlığı
yaşanan ülkelerde doğunca, durum daha da hassaslaşacak. Dünya
besin arzının yüzde 40’ının sulanan alanlardan elde edilmesi, su
kıtlığının
besin
güvenliğini doğrudan etkilediğinin bir göstergesi. Gelecekte su
kıtlığı ile birlikte besin kıtlığının da yaşanacağı çok net bir
gerçektir. İlk şehirler binlerce yıl önce oluşmuş olsa da, dünya
nüfusunun şehirleşmesi yoğun olarak son yarım yüzyılda
gerçekleşmiştir. 1950 yılında şehirlerde 750 milyon kişi
yaşıyordu. 2000 yılında, bu rakam dört kat artarak, 2,9 milyara
tırmandı. Birleşmiş Milletler, 2050’de üçte ikimizin şehirlerde
yaşayacağını öngörüyor.
·
Ve tabii ki Dünya nüfusu 1950 yılından beri iki misli arttı.
1950’den önce doğanlar hayatları boyunca tarihte ilk kez nüfusun
iki katına çıkışına tanık olma ayrıcalığına sahip oldular. Başka
bir deyişle, 1950’den bu yana daha önceki 4 milyon yıl boyunca
olandan daha fazla sayıda insan eklendi.

Yukarıda
sözünü ettiğimiz gerçekler giderek daha ciddi boyutlara
ulaşıyor. Yakında kutlayabileceğimiz bir “Dünya Biyolojik
Çeşitlilik Günü” olmayacak. Çünkü Dünya üzerinde biyolojik
çeşitlilik diye bir şey kalmayacak! Lütfen bu kez laf olsun diye
değil, gerçekten olması gerektiği için kutlayalım bu günü.
Çocuklarımız ve yarınları için...
EDİTÖR
HAKKINDA BİLGİ
Dilhan S.
Hız, 1978 İstanbul doğumlu. Marmara Üniversitesi
İletişim Fakültesi mezunu. Kendini, yazarak ifade etmeye ve
yazarak hayata karşı durmaya çabalıyor. Tiyatro ve sinemayla
ilgileniyor. Hobi olarak fotoğraf çekiyor.
Detaylı Bilgi
|