Haber: Didem Çivici

Sağlık Haberleri, İstanbul

Hayatımıza "Katkıda Bulunan" Besinler 

Her gün yediğimiz yiyeceklerin içeriklerinden haberdar mıyız acaba?

Hayatımızda en çok değer verdiğimiz varlıkların, doğumlarından itibaren katkı maddeleri ile doldurulmuş besin maddeleriyle hayata merhaba demelerini istiyoruz. "Öz" yiyeceklerden uzak bir beslenme alışkanlığı kazandırmak ilk görevimizi oluşturuyor maalesef. Çoğu ebeveyn seçimini, çocuklarını "mutlu etmek" için hazır besinlerden ve paketli "kolay" yiyeceklerden yana yapıyor; lakin uzun vadede "mutsuzluklara" neden olabiliyor. Doğallıktan bir hayli uzak yaşadığımız bu dönemde, besinlerden aldığımız toksin, kimyasal ve "E"ler bedenimizi doldurmuş durumda. Yiyeceklerde kullanılması izin verilen 540'tan fazla kimyasal madde bulunmakta. Ancak bu maddelerin karışımları sonucu ortaya çıkan etkiler hakkında henüz fazla bir bilgiye sahip değiliz. Bir şey iyi biliniyor ki, çocuklar doğal olmayan katkı maddeleri, tatlandırıcılar ve renklendiricilerden çok fazla etkileniyorlar. Buzlu içecekler, şekerler, cipsler bu besinlerin başında geliyor; lakin hiç dikkat etmeden tüketilmeye ve tüketme teşfikine devam ediliyor. Uzak durulması tavsiye edilen katkılar ise şöyle sıralanıyor: 

Bağlayıcılar: Monosodium glutomate (E621); disodium 5-ribonucleotide (E635); Yapay tatlandırıcılar: Sodium benzoate (E211); Sulphur dioxide (E220); aspartame; acesulfame K. Renklendiriciler: Sarı(E104), Parlak Mavi (E113), Koyu Sarı/Turuncu (E110), carmoisine (E122), ponceau 4R (E124), kırmızı AC (E129) ve indigo mavisi(E132). 

Sodyum benzoate (E211) ve karmoisin (E122) doğrudan hiperaktiviteye neden olabiliyor ve egzama, astım, urticaria (deri dökülmesi) ya da burun iltihabına yol açabiliyor. Bu maddelerin bir çoğu Amerika, Danimarka ve İsveç'te yasaklandı, ancak UK'de hala güvenilir olarak geçiyor.  

Cipslerin hepsi birer kimyasal kokteyl. Her bir cips parçası 1 gram tuz içeriyor; ki bu 6 yaşında bir çocuk için önerilen miktarın yarısı; daha fazlası ise bir paketin üçte birinin saf yağ içermesi. İsviçre'deki araştırmacılar cipslerin "acrylamide" adı verilen ve hayvanlarda kansere yol açan bir madde keşfettiler. Cipsler, ayrıca ıÜümonosodium glutomate denilen ve ciddi sağlık problemlerine yol açan başka bir madde daha içermekte. ıÜüDisodium 5’-ribonucleotide olarak tanınan başka bir bağlayıcının da deri döküntülerine neden olduğu biliniyor ve bu nedenle Avustralya'da yasaklandı. Ayrıca bu katkı maddeleri çinko emilimini engellemekteler, ki çinko eksikliğinin hiperaktiviteliğe yol açtığı biliniyor. Çinko mineralinin aynı zamanda, konsantrasyonu geliştiren beyin kimyasalı depomin desteğini düzene soktuğuna inanılıyor.

Monosodyum Glutamat, Aspartam ve Hidrolize edilmiş bitkisel proteinlerin hepsi "Exciototoksin" olarak adlandırılıyorlar. Bu birleşimlerin beyindeki nöronlara zarar verici etkileri olduğu düşünülüyor. Kısa zamanda değil, ancak uzun vadede bedeni zayıf düşürücü etkileri bulunmakta. Bu bileşimler DNA hasarına da yol açıyorlar, hücresel proteinler ve mitokondri ençok zarar görenlerden.

Monosodyum Glutomat (E621) ve Disodyum 5'-ribonükleotid (E6335) üç yaşından küçük çocuklara yasaklanmış durunmda; lakin bu yasak onları bu besinleri yemekten alı koyamıyor. Aspartam'ın ise bir çok ülkedeki hazır yiyeceklerin çoğunluğunda kullanıldığı herkes tarafından biliniyor; ancak sanıyorum ölüme yol açtığı bu kadar da yaygın bilinen bir haber değil.

Her ne kadar Aspartam "doğal olmayan şeker" olarak bilinse de, bildiğimiz ve gündelik yaşamımızın vazgeçilmezi olan şeker de o kadar masum değil maalesef. Hiç bir yararlı besin kazandırmadığının artık lanse edilen bir gerçek olmasının yanında, vücuda bıraktığı hasarlar da göz ardı edilemeyecek boyutta. Tükettiğimiz şeker (un ve tuz da), çeşitli kimyasal işlemlerden geçirildikten sonra "rafine" edilmiş olarak sofralarımıza taşınmakta ve besinsel olarak taşıdığı değerler "ham" haleriyle kıyaslandığında sıfıra iniyor. Ayrıca kullandığımız şekerlerin hiperaktiviteye yol açtığı da bilimsel olarak kanıtlandı. Yale Üniversitesinde yapılan araştırmalara göre şeker yemeden önceki adrenalin oranıyla yedikten sonraki oran bir hayli farklı- yaklaşık 10 kat daha fazla.

Diğer bir katkı ise organik olmayan sebze, meyve ve yağlarda bulunan böcek ilaçları. En çok tüketilen besinlerin başında gelen et, böcek ilacı, hormon ve kimyasallar içeriyor. En basitinden biliniyor ki, bir hayvan kesilirken, öleceğini biliyor ve daha sonradan da etin yapısına yerleşen adrenalin salgılıyor. Bu etleri tüketen çocuklar agresif ve duygusal olarak stres altında oluyorlar. Bunun nedeni ise saldırganlığa yol açan "arachidonate" yağ asidi. Etin haricinde diğer bir tüketilen besin olan ekmek de böcek ilaçları içermekte. Yapılan bir araştırmaya göre süpermarketlerde satılan "tam" ekmeklerin (tam buğday ekmeği olarak satışa sunulan) %78'i bir tür böcek ilacı olan "chlormequat" ihtiva ediyor. "Tam" ekmekler, beyaz ekmeklerden daha çok yağ içeriyorlar ve bu yağlar vücut tarafından kolay tanınamayabiliyor. Lakin beyaz undan yapılan ekmek ise rafine tuz ve şeker gibi çalışıyor.

Her ne kadar organik besinler ve katkı maddelerinin yol açtığı hasarlar gündemi meşgul etse de, organik ürünlerin fiyat aralıkları maalesef henüz istenilen şekilde değil. Lakin zamanla (ve elbette ki kısa zaman içerisinde) tarıma verilecek olan destekle "öz"e dönüşün gerçekleşeceğine inanıyorum  Organik ürünlere erişemesek bile dikkat edebileceğimiz bazı noktalar mevcut: Örneğin en başta ilke edilinebilecek madde meyve ve sebzeleri mevsimlik şekilde tüketmek. Daha az böcek ilacının kullanıldığı besinleri ise şöyle sıralayabilirim: patlıcan, biberler, donmuş tohumlar(bezelye gibi), kabak, sarımsak, pırasa, turp, sakız kabağı, şalgam ve tatlı mısır. Sebze ve meyveleri iyi bir şekilde yıkamak da bu etkiyi azaltacaktır. Özellikle yeşil yapraklı sebzelerde dikkat edilmesi gerekiyor.

Eklenmesi gereken son bir şey daha var: Şunun fakına varmamız gerekiyor ki her ne yiyorsak bedenimizin her hücresinde etkilerini her an taşıyoruz. DNA'mızı da etkiliyor ve dönüşümlü olarak da "biz"i!! Artık yediklerimizin de farkında olmamızın zamanı diye düşünüyorum...


YAZAR HAKKINDA BİLGİ

Didem Çivici, 1985 İstanbul doğumlu. 10-12 yaşlarından beri Spiritoloji ve Şifa çalışmalarıyla ilgileniyor. 2 yıldır Yoga, Doğa sporları ve latin dansları yapıyor. Ayrıca çevirmenlik te yapıyor.

Detaylı Bilgi


HABERLER

 

 

Foton Kuşağı Etkisi


Ne Zaman Bitecek Bu Öykü


Çekin Ellerinizi Bu Topraklardan 


Şu Barış Dedikleri


Özel Askerlerin Savaşları


Üçüncü Dünya’dan Gelen “Kafa Vuruşu”


Mardin, Tarih Kokan Memleket


Zamane İstanbulu


Geçmiş Yaşamlara Yolculuk


Troid Rahatsızlıklarına Dikkat!


Hayatımıza "Katkıda Bulunan" Besinler


Sessizlik


Retreat


Bir Daha Asla


Evrim-Yaradılış Yanılsaması


Tatilden Anladığımız Ne?

 

KOSE YAZARLARI

Uzay Gökerman

Hayatımı Nasıl Yaşanılır Hale Getireceğim?


Rüya Yüksel

Anın Farkındalığındaki Mucizelerinize Tanık Olmak


Arbil Çelen

Biz, Mutluluk Seyyahları...


Can Duman

Değişimin Değiştiremedikleri


Burcu Özgeçen

Karanlık-Aydınlık, Sevgi-Nefret, Işık-Gölge


Burak Kaan Kızılkan

Aşk, Aşk, Evet Aşk. 


Çiğdem Aksoy

Yaşamak İçin Azalmak


Asu Sanem Kaya

Arayışlar, Yollar Üzerine


Mahmut Şaylıkay

Ey Hayat!